Diyarbakır

Sur Belediyesinin özrü kabahatinden büyük!

Sur Belediyesinin, talihsiz bir kaza sonucu bir köpeğin telef olması üzerine apar topar yaptığı açıklama ve inceleme başlatması, "özrü kabahatinden büyük" yorumlarını beraberinde getirdi.

Abone Ol

Son üç ayda yaşanan yoğun yağışların ardından Sur'da ortaya çıkan tablo, basit bir "doğal afet" açıklamasıyla geçiştirilemeyecek kadar ağır. Kazalar meydana geldi, insanlar yaralandı, ciddi maddi kayıplar yaşandı. Esnaf iş yerlerine ulaşamaz hale geldi; kimi dükkânların önü metrelerce karla kaplandı, kimi ise yağmur sularına teslim oldu. Bu manzara, açık bir ihmalin ve yönetim zafiyetinin sonucudur.

Yetersiz hizmetin bedelini yine vatandaş ödedi. Yollar çukurlarla doldu, araçlar hasar gördü. Aileler çocuklarını okula gönderemedi, hastalar randevularına ulaşamadı, esnaf kepenk açamadı. Ara sokaklardan ana arterlere kadar araçlar günlerce mahsur kaldı. Tüm bunlara rağmen Sur Belediyesinden hâlâ samimi ve açık bir özür gelmedi.

Oysa meteorolojik veriler günler öncesinden uyarıyordu. Peki neden önlem alınmadı? Neden bu kadar öngörülebilir bir süreçte halkın mağduriyetine göz yumuldu? Yaşanan onlarca kazadan, yaralanmadan hangisi için "üzgünüz" denildi?

Daha da dikkat çekici olan ise belediyenin öncelik algısı. Bir hayvanın ölümü üzerinden hızla "üzgünüz, inceleme başlatıyoruz" açıklaması yapılırken, aynı hassasiyetin vatandaşların yaşam koşulları için gösterilmemesi ciddi bir çifte standardı gözler önüne serdi. Elbette her canlının yaşam hakkı vardır; ancak insan hayatı ve yaşam kalitesi söz konusu olduğunda sergilenen bu kayıtsızlık kabul edilemez.

Son üç ayda hangi somut çalışmalar yapıldı? Bu çalışmalar neden kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmadı? Esnafa kürek verip kendi iş yerlerinin önünü temizletmek nasıl bir belediyecilik anlayışıdır? Bu sorumluluk kime aittir?

Bugün Sur'da yollar adeta köstebek yuvasına dönmüş durumda. Araç sahipleri sanayi sitelerinin yolunu tutarken, trafik sorunu günün her saatine yayılan bir çileye dönüşmüş halde. Buna rağmen şehir içi ulaşım konusunda hâlâ somut bir çözüm ortaya konmuş değil.

Halkın yaşadığı bunca zorluğu görmezden gelmek, sorumluluktan kaçmakla eşdeğerdir. Sessizlik, çözüm değil; aksine krizi derinleştiren bir tutumdur. Yaşanan maddi ve manevi kayıplar için kamuoyuna açık, net ve sorumluluk alan bir açıklama yapılması artık bir zorunluluktur.

Basın olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu sürecin takipçisi olacağız. Nerede bir ihmal, nerede bir haksızlık varsa kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz. Biz görevimizi yapıyoruz. Sur Belediyesi de görevini yapmalı; yapamıyorsa, o makamları bu işi layıkıyla yürütecek kişilere bırakmalıdır.

Öte yandan Amed'deki siyasi partilerin ve mülki amirlerin de bu tablo karşısındaki sessizliği dikkat çekicidir. Denetim mekanizmalarının etkin çalışması ve kamu hizmetlerinin aksamasının önlenmesi onların da sorumluluğundadır.

Unutulmamalıdır ki bu halk sahipsiz değildir. Yaşananların hesabı er ya da geç sorulacaktır. Ve bunun en net cevabı, zamanı geldiğinde sandıkta verilecektir.