SORUN YAĞIŞ DEĞİL YÖNETEMEYENLERDİR!

Abone Ol

Yağışlar, insan hayatının sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir nimettir. Geçmiş yıllarda kuraklık tehlikesi baş gösterdiğinde devlet, hükümet, vatandaş ve özellikle çiftçiler bir araya gelerek imamları ve Camii cemaatlerini yanlarına alarak yağmur dualarına çıkmış, bereket için eller semaya açılmıştı.

Bugün gelinen noktada ise o duaların karşılık bulduğu açıkça görülmektedir. Yağışlar beklenenin de üzerinde gerçekleşmekte, toprak suya doymaktadır.

Bu durum özellikle çiftçiler için sevindirici olsa da, ne yazık ki aynı sevinci şehir hayatı için söylemek mümkün değildir. Çünkü yağışlar bir bereket olmaktan çıkıp adeta bir çileye dönüşmektedir. Bunun temel sebebi ise yerel yönetimlerin yetersizliği ve hazırlıksızlığıdır.

Kadim Şehir Diyarbakırımıza baktığımızda ise her kar yağışında yollar kapanmakta, vatandaş evinden çıkamaz hale gelmekte, esnaf kepenk açamaz duruma düşmektedir. Her yağmurda ise sokaklar göle dönmekte, insanlar yürüyemez, araçlar ilerleyemez hale gelmektedir.

Bu tablo artık istisna değil, alışılmış bir manzara haline gelmiştir. Ve bu durum açıkça bir yönetim zafiyetidir.

Oysa meteorolojik veriler günler öncesinden yağışın ne zaman, hangi saatlerde, ne yoğunlukta olacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bilimin bu kadar ilerlediği bir çağda hâlâ “hazırlıksız yakalandık” bahanesinin arkasına sığınmak, sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bu konuda ne yazık ki sınıfta kalmaktadır. Vatandaşın hayatını kolaylaştırmak yerine zorlaştıran bir yönetim anlayışı kabul edilemez.

Dünyanın her yerinde, Türkiye’nin birçok şehrinde yağışlar oluyor ancak gelişmiş şehirlerde hayat bu denli felç olmuyor. Demek ki sorun yağmurda, karda değil…!

Sorunun adı ihmaldir, plansızlıktır, yetersizliktir.

Seçim dönemlerinde “hizmet” vaat edenlerin, iş icraata geldiğinde ortada olmaması halkın sabrını zorlamaktadır.

Yağış, hayatın devamı için bir gerekliliktir, fakat ihmalkâr yönetim anlayışı bu gerekliliği vatandaş için eziyete dönüştürmektedir.

Oysa örnek alınabilecek, yağış anlarında dahi vatandaşını mağdur etmeyen pek çok belediye vardır.

Bilimsel verilerle planlama yapan, altyapısını güçlendiren, sahada aktif çalışan yönetimler bu sorunu çoktan çözmüştür. Ancak Diyarbakır’da aynı ciddiyeti görmek ne yazık ki mümkün değildir.

Öyle bir noktaya gelinmiştir ki, geçmişte “yağmur yağsın” diye dua eden insanlar, bugün “yağmur yağmasın” diye endişe eder hale gelmiştir. Bu, bir şehrin yönetimi açısından utanç verici bir tablodur. Sorunun kaynağı yağış değil, yağışa karşı hazırlıksız olan yönetim anlayışıdır.

Söylemleri ile eylemleri örtüşmeyen yöneticiler, bunun karşılığını er ya da geç seçimde görecektir. Çünkü vatandaş yaşadığı mağduriyeti unutmaz ve günü geldiğinde gereken cevabı sandıkta verir.

Diyarbakır Büyükşehir belediyesi varlık sebebini hatırlamak zorundadır. Hizmet etmek, vatandaşın yaşam standartlarını yükseltmek ve sorunları büyümeden çözmek onların asli görevidir.

Altyapı acilen gözden geçirilmeli, eksikler tespit edilip giderilmeli ve gerekli tüm önlemler gecikmeden hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde bu tablo değişmeyecek, bedelini ise her zaman olduğu gibi yine vatandaş ödeyecektir.

Diyarbakır halkı bu mağduriyeti hak etmiyor. Kadim bir şehre bu görüntüler kesinlikle yakışmıyor.