SİYONİST CANAVARI DURDURMA VAKTİ

Abone Ol

Ümmetin imtihanı kanayan yaramız Gazze!

Gazze'de her gün çocuklar katledilmekte kalleşçe, haince, korkakça, alçakça!

Gazze'de nice kahramanlar toprağın bağrına verildi. Nice liderler şehid oldu, Şeyh Ahmet Yasin, Dr. Abduaziz Rantisi gibi. Ümmet sadece aziz kahramanları ezgilerle anmaya yetindi. Seminer ve paneller düzenleyerek hatırlamaya hatırlatmaya çalıştı. Tabi bunlar da olmalı, olması da gerekiyor. Ancak ümmet bu yaşanan mezalime karşı devletlerini ve siyasi aktörlerini harekete geçirecek hiçbir yol ve yöneteme başvurmadı. Bunun neticesinde hiçbir devlet, güç, uluslararası irade siyonitlerden hesap sorma yoluna gitmedi. Durum ve vaziyet bu olunca Siyonistler kendilerini adeta sorgulanmaz ve hesap vermez bir vaziyete gördü, görüyor.

Terör şebekesi ABD, terörist Netenyahu'yu alkışlayarak; Gazze'de işlenen soykırımı kutladı. Bunun akabinde HAMAS'ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye İran'ın başkenti Tahran'da şehid oldu!

Ümmet suskun olmasaydı, bir avuç siyonist bu kadar zulmü hiç yapabilir miydi? Ümmetin suskunluğu kanayan yaramıza neşter vurmakta.

Bireysel, toplumsal ve devletler düzeyinde bir çöküş vaziyeti bu! Ümmet hiçbir zaman bu kadar kötü durumda olmamıştı! Dünya kamuoyu hiçbir zaman bu kadar üç maymunları oynamamıştı. Bireyler, devletler ve toplumlar bir avuç siyonistin barbarlığına seyirci kalması ne kadar acı bir tablo!

Ümmet olarak bu çöküş vaziyetinden ne zaman kurtulacağız. Ne zaman dirilişe ve direnişe geçeceğiz. Daha ne zamana kadar Gazze'de yaşanan soykırıma seyirci kalacağız. Biz seyirci kaldıkça, sorumluluklarımız artmakta!

Peki ya mesuliyetlerimizi yerine getirmemenin hesabını hiç yaptık mı? Vicdanımıza hesaplaştık mı? İnsanlığımızla hesaplaştık mı? Ahirete Rabbimize vereceğimiz hesaba hazır mıyız? Hiç sanmıyorum.

Gazze'nin kahraman evlatları, 7 Ekim'den bu yana siyonist nazi soykırımına karşı dik durarak ümmetin yüz akı oldular! Peki ya biz ne durumdayız! Ümmet ve devletler ne durumda? Bir hiç! Hem de koskoca bir hiç! 2 milyarlık Müslüman bir nüfusun hiçliği! Ne kadar zor bir durum!

Bir avuç kahraman Gazze'de dünya istikbarına korku salarken, Müslümanlar, devletler, idareciler, ümmet sus pus! Seyirci kalmakla yetinmeleri ne kadar kahredici bir vaziyet! Bu vaziyete zillet demek, zillete hakaret olur. Zilletten daha aşağı bir vaziyet bu.

Bizler ümmet olarak dünyaya daldık. Birinci öncelliğimiz dünyalık elde etmek olunca, ahiret endişemiz ikinci, üçüncü Allah muhafaza dördüncü sıralara kadar geriledi. Ahirette ne hesap vereceğiz, düşünen oldu mu? Düşünüp te elinde gelen her türlü çabayı gösterenler istisna. Vurdum duymaz davrananlara seslenmek, haykırmak istiyorum. Sahi siz ne ara insanlığınızı yitirdiniz. Avrupa'nın felsefesini okurken mi insanlığınızı yitirdiniz. Avrupa hayranlığından mı? O da sorgulanmalı!

Ümmet yaşanan mezalime seyirci ne yazık ki! Bunca zulme ve vahşete seyirci kalmak, insanlığını yetirmektir. İnsani ve vicdani sorumluğunu üstelenip yetirmeyenler zaten ellerinden geleni esirgememekte. Ya seyirci kalanlara ne demeli! Medeni gözüken vahşilere ne demeli? Barış derken savaşı kasteden barbarlara ne demeli! İhanet çemberinde buluşanlara ne demeli! Siyonist severler türemeye başladı!

Gün yok ki siyonist işgal rejimi tarafından Gazze'de çocuk, kadın, yaşlı ve sivil insanlar katledilmesin! Bu katliam ve soykırım devam ederken, bizler buna alışmamalıyız. Buna tepki göstermeli, normalleştirmemeliyiz.

Bu vahşi siyonist canavar, hiçbir uluslararası normu, mahkeme kararlarını dinlememektedir. Şımarık siyonistlerin yayılmacı politikalara dönüştürdüğü son Tahran'daki suikast saldırısı diğer ülkeler içinde tehlike çanlarını çalmakta!

Şehid İsmail Heniyye'nin şehadeti bunun açık bir göstergesi değil mi?

Siyonist işgal rejiminin bu saldırgan tutumu bölgesel bir tehdit olarak ateş çemberini genişletmekte!

İran'dan sonra Türkiye'de güvende değil. Hatta hiçbir İslam ülkesi güvende değil! Müslüman ülkelerin bu vahşi canavara karşı güçlerini birleştirmenin zamanı çoktan gelip geçmedi mi?

Artık bu siyonist canavarı durdurmanın vakti gelmedi mi? Anlayacağı dilden, anlayacağı yöntemlerle müdahale etme zamanı gelmedi mi?