SAĞLIK, TIBB-I NEBEVÎ VE RUH SAĞLIĞI

Abone Ol

Sağlığın beden sağlığı dışında kalan en büyük sağlığı ruh sağlığıdır. Günümüz insanın en büyük sorunu şu olsa gerek: Beden hiç olmadığı kadar konfor içinde, ruh ise hiç olmadığı kadar çelişki içinde.

Günümüzde hastanelere, ilaçlara ve tetkiklere ulaşmak eski zamanlara göre imkanlar çok artmış ancak, imkânlar arttıkça; stres, kaygı bozukluğu, depresyon ve tükenmişlik de aynı hızla artmıştır. Beden sağlığını iyileştirme için muazzam yatırımlar yapılmışken ruh sağlığı için yeterli çalışmalar yapılmamıştır. Bu durum sağlığın tam iyilik hali olma durumumuzu bozmuştur. Çünkü sağlık, yalnızca kan tahliliyle ölçülen bir değer değildir. Sağlık; beden, ruh ve aklın birlikte dengede olmasıdır.

Günümüzde hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğumuz Tıbb-ı Nebevî, çağlar üstü bir rehber olarak karşımıza çıkar.

İnancın, imanın, Allah'a kul olmanın, ibadetin , duanın ve tevekkül etmenin ruh sağlığı üzerindeki etkisini tüm bilimin kabul ettiği bir hakikat kabul edilmektedir. Ruh sağlığı neredeyse iman ve inançla paralel bir çizgide seyrettiği artık herkesin gizlemediği bir bilimsel gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Bugün bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; sürekli kaygı ve umutsuzluk, bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Yani ruh hasta olunca beden de hastalanıyor. Peygamber Efendimiz’in (sav) “Hüzün ve kederden Allah’a sığınırım” duaları, adeta ruh sağlığı reçetesidir. Tıbb-ı Nebevî’de ruhun ağır hastalığı olarak görülen ümitsizliğe karşı “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin” çağrısı, sadece dini bir vecibe değil; insan ruh sağlığını ayakta tutan güçlü bir destektir. Çünkü umut, insanın iç direncidir. Kalplerin ancak Allah'ı zikrederek tatmin olacağı, meta ve dünya hayatının geçiciliği, İslam inancının tüm kural ve kaideleri adeta kişinin ruh sağlığını dengede tutan birer reçetedir.

Ruh sağlığı için dua, yakarış, Yaradana sığınma, ibadet, zikir, sabır, şükür vs. tüm dini kavramların ruh sağlığımızı etkileyen faktörler olduğunu kim inkar edebilir.

Sağlıkla kalın, sağlıcakla kalın.