RAHMİ KOÇ VE ZİHNİYETİN İFLASI

Abone Ol

Bir insanın serveti büyüyebilir.

Şirketleri kıtaları aşabilir.

Adı sanayi tarihine yazılabilir.

Fakat bütün bunlar, insanı otomatik olarak olgun, zarif, adil ve hikmet sahibi yapmaz.

Çünkü para, karakterin yerine geçmez.

Makam, ahlak üretmez.

Servet de insana insanlık satın alamaz.

Rahmi Koç'un kamuoyuna yansıyan ve tepkilere neden olan "Kürt kadın hasta" uydurulmuş sözde fıkrası tam da bu gerçeği yeniden hatırlatmıştır.

Mesele burada ahlak dışı bir fıkra meselesi değildir.

Mesele, kadim bir halkın, şanlı şerefli bir kimliğin ve kutsal bir kadının aşağılayıcı bir anlatının içine yerleştirilmesidir.

Daha da vahimi, bunun yılların tecrübesine sahip, toplum önünde sözde ağırlığı bulunan bir isim tarafından yapılmış olmasıdır.

Çünkü söz bazen sahibini ele verir.

İnsan bazen bir cümlede, yıllarca sakladığı çürük, kokuşmuş zihniyetini açığa çıkarır.

Türkiye'nin en büyük sermaye sahiplerinden biri olmak ile Türkiye'nin bütün renklerine saygı duymak aynı şey değildir.

Biri banka hesabıyla ilgilidir.

Diğeri vicdanla...

Biri servetle ilgilidir.

Diğeri medeniyetle...

Bir insan milyarlarca paraya hükmedebilir ama gönül dünyası hâlâ dar bir koridora sıkışıp kalabilir.

İşte asıl fakirlik ve zelillik budur. İzzetten zerre pay almamış olmak budur. Zillet içinde bocalamak budur.

Bugün Kürtler bu ülkenin asli unsurlarından biridir.

Bu ülkenin vergisini veren, askerlik yapan, fabrikalarını kuran, üniversitelerinde okuyan, şehit veren ve geleceğine emek veren milyonlarca insanıdır.

Kürt kadınları ise bu toplumun en ağır yükünü taşıyan kesimlerden biridir.

Yıllarca yoksullukla mücadele etmişlerdir.

Evlatlarını büyütmüşlerdir.

Terörün, göçün, çatışmaların ve ekonomik sıkıntıların yükünü omuzlamışlardır.

Böylesine ağır bedeller ödemiş insanların kimliğini bir mizah malzemesine dönüştürmek zekâ değil; düşüncesizliktir.

İncelik değil; kabalıktır.

Mizah değil; seviyesizliktir.

Bazı insanlar hâlâ ayrımcılığı espri zannetmektedir.

Oysa aşağılamanın komik olduğu çağlar çoktan kapanmıştır.

Bir halkın diliyle, kimliğiyle, aksanıyla veya kadınlarıyla alay etmek ne mizahın ne de medeniyetin konusu olabilir.

Dil bariyeri bu ülkede yıllarca insanların sağlık hizmetlerine erişiminde gerçek bir sorun olarak yaşanmıştır.

Bunun konuşulması gerekirken, bu mağduriyetin fıkraya dönüştürülmesi başlı başına bir zihniyet problemidir.

Bir yarayı anlamaya çalışmak yerine onunla eğlenmek, çözüm üretmek değil, aksine yarayı derinleştirmektir.

Daha da dikkat çekici olan ise şudur ki,

Türkiye'de sıradan bir vatandaş aynı ifadeleri kullansaydı muhtemelen günlerce ekranlarda tartışılırdı.

Fakat sözün sahibi büyük bir sermaye grubunun temsilcisi olunca bazı çevreler uzun süre sessiz kalmayı tercih edecektir.

İşte bu da başka bir çifte standarttır.

Aşağılama ya yanlıştır ya değildir.

Kim söylediğine göre değişmez.

Servetin büyüklüğü, söylenen sözün ağırlığını hafifletmez.

Tam tersine büyütür.

Çünkü toplum önündeki insanların sorumluluğu da büyüktür.

Rahmi Koç'un sonrasında özür dilemesi elbette doğru bir adımdır. Yanlışın kabul edilmesi önemlidir.

Fakat bazı özürler, söylenen sözün açtığı yarayı tamamen kapatmaya yetmez.

Çünkü insanlar bazen özrün kendisinden çok, o sözü kuran zihniyeti sorgular.

Asıl tartışılması gereken de budur.

Bu olay bize bir kez daha göstermiştir ki,

Asıl zenginlik banka kasalarında değildir.

Asıl zenginlik insanın kişiliğindedir.

Bir insanın fabrikaları olabilir.

Holdingleri olabilir.

Milyarları olabilir.

Ama eğer bir halkı küçümseyen bir dile sahipse, aslında yoksuldur.

Çünkü karakter bakımından fakir olanın serveti, yalnızca rakamlardan ibarettir.

Medeniyet, güçlü olanın zayıfı küçümsemesi değildir.

Medeniyet; farklı olana saygı duyabilmektir.

Asalet, insanları kimlikleri üzerinden sınıflandırmak değildir.

Asalet; herkese insan olduğu için değer verebilmektir.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha büyük holdingler değil, daha büyük vicdanlardır, daha büyük kişiliklerdir.

Daha yüksek binalar değil, daha yüksek ahlaktır. Daha çok para değil, daha çok insanlıktır.