Bilim & Teknoloji

Pişkin: Yapay zekâ meslekleri yeniden şekillendiriyor

Dr. Öğretim Üyesi Pişkin, yapay zekâ ve robotların meslekleri ortadan kaldırmak yerine dönüştürdüğünü belirtti.

Abone Ol

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin hızla gelişmesi, bazı mesleklerin ortadan kalkacağı yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre ise asıl mesele mesleklerin yok olması değil, iş yapma biçimlerinin değişmesi. Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri dönüştürdüğünü ve bu sürecin doğru yönetilmesi halinde yeni kariyer fırsatları doğurabileceğini söyledi.

Dönüşüm kaçınılmaz

Gelişen teknolojiyle birlikte yapay zekâ uygulamalarının hayatın her alanında daha fazla yer aldığını belirten Pişkin, beyaz yakalı işler başta olmak üzere birçok mesleğin bu dönüşümden etkileneceğini ifade etti. Pişkin, "Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakın gelecekte kartvizitlerde ‘Robot Etkileşim Tasarımcısı’, ‘Dijital İkiz Mühendisi’ veya ‘Yapay Zekâ Etik Denetçisi’ gibi unvanları daha sık göreceğiz" dedi.

Üretim ve lojistik ilk sırada

Yapay zekâ ve robotların hangi alanları daha çok etkileyeceğine değinen Pişkin, "‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih, teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Otomasyon ve yapay zekâ, tekrara dayalı ve kesin kuralları olan işleri önceleyecektir. Bu kapsamda seri üretim hatları, paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk aşamada daha fazla etkilenecektir" diye konuştu. Standart raporlama, veri girişi, belirli kurallar çerçevesindeki muhasebe işlemleri ile müşteri hizmetlerinin tekrarlı bölümlerinin de bu süreçten payını alacağını belirten Pişkin, sık sorulan soruların otomatik yanıtlanmasının buna örnek olduğunu kaydetti.

İnsani beceriler önemini koruyor

Teknolojik dönüşümün istihdam alanında bazı sorunları beraberinde getirebileceğini belirten Pişkin, "Beceri uyumsuzluğu, sektörel ve bölgesel eşitsizlikler ile kısa vadeli iş kayıpları temel sorunlar arasında yer alabilir. Ancak empati, liderlik, kriz yönetimi ve esnek problem çözme gibi insani beceriler gelecekte daha da değer kazanacaktır" dedi. Karmaşık klinik kararlar, hasta-doktor iletişimi ve etik değerlendirmelerin hâlâ insan uzmanlığı gerektirdiğini vurgulayan Pişkin, "Robotlar birçok alanda yüksek kapasiteye ulaşsa da güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararlar insanın sorumluluğunda olacaktır" ifadelerini kullandı.

İşsizlik korkusu ve riskler

Otomasyonun toplumda oluşturduğu işsizlik kaygısına da değinen Pişkin, bu korkunun tamamen yersiz olmadığını ancak tek başına gerçeği yansıtmadığını söyledi. Pişkin, "Tarihsel olarak her büyük teknolojik dönüşüm, net iş kaybından çok işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. Ancak geçiş süreci iyi yönetilmezse kısa ve orta vadede yapısal işsizlik, gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik artabilir" dedi. Doğru politikalar ve yeniden eğitim programlarının bu riskleri azaltabileceğini belirten Pişkin, aksi durumda toplumun bir kesiminin ekonomik ve sosyal olarak dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.

Yeni meslekler ortaya çıkacak

Teknolojik dönüşümle birlikte yeni mesleklerin de ortaya çıkacağını dile getiren Pişkin, robotik ve yapay zekâ etik uzmanlığı, artırılmış gerçeklik deneyimi tasarımcılığı, insan-robot takım yöneticiliği ve veri mahremiyeti alanlarının öne çıkacağını söyledi. Pişkin, bu sürecin doğru eğitim politikalarıyla desteklenmesi halinde işsizlikten çok yeni kariyer alanları oluşturabileceğini kaydetti.

Türkiye için hem risk hem fırsat

Türkiye açısından sürecin nasıl yönetileceğinin belirleyici olacağını ifade eden Pişkin, "İmalat sanayisi otomasyonla küresel rekabette güçlenebilir. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini üstlenerek kaliteyi artırabilir. Nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında ciddi bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır" dedi. Genç nüfusun bu alanlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çeken Pişkin, doğru eğitim ve Ar-Ge politikalarıyla teknolojik dönüşümün bir tehdide değil, fırsata dönüştürülebileceğini vurguladı.