ONLARIN SÖZÜ DEĞİL, SEVİYELERİ KONUŞTU

Abone Ol

Normalde yaşını başını almış bir insanın sarf ettiği seviyesiz sözleri ciddiye alıp cevap vermeye değmez. Çünkü insan bazen konuşmalarıyla değil, konuşmalarının seviyesiyle kendini ele verir. Bu nedenle, Kürt kadınlarını hedef alan çirkin ifadeleri kullanan kişinin sözleri üzerinde durmak istemezdim. Zira bir insanın bir kavmin kadınlarını alaya alacak kadar basitleşmesi, aslında en büyük cevabı kendi sözleriyle vermiş olması demektir.

Ancak bu olayda asıl dikkat çeken husus, sözlerin kendisinden ziyade o sözlerin karşılandığı ortamdır. Bir milletin kadınlarının iffeti, hayası ve onuru hakkında yakışıksız ifadeler kullanılırken, etrafta bulunan insanların buna kahkahalarla gülmesi; meselenin sadece bir kişinin seviyesizliği olmadığını göstermektedir. Özellikle aralarında bulunan bir kadının da bu sözlere gülmesi, insanı ayrıca hayrete düşürmektedir. Çünkü kadınların en iyi anlaması gereken şeylerden biri, kadınlık onurunun ve haysiyetinin ne kadar kıymetli olduğudur.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Acaba aynı ifadeler kendi anneleri, eşleri veya kızları hakkında kullanılmış olsaydı yine aynı şekilde gülebilecekler miydi? Bir milletin kadınları söz konusu olunca mizah sayılan şey, kendi yakınları söz konusu olduğunda da mizah olarak görülecek miydi? Eğer cevap hayır ise, burada açık bir çifte standart ve saygısızlık vardır.

Kürt kadını, tarih boyunca iffet, haya ve vakar ile tanınmıştır. Kürt toplumunda kadın sadece bir birey değil; ailenin, neslin ve toplumun şerefini temsil eden bir değerdir. Bizim annelerimiz ve bacılarımız, asırlardır edebi ve mahremiyeti hayatlarının merkezinde tutmuşlardır. Nice Kürt kadını vardır ki yokluk içinde yaşamış, ağır imtihanlardan geçmiş, evlat acısı tatmış; fakat yine de izzetinden, şahsiyetinden ve hayasından taviz vermemiştir.

Biz, ölüm döşeğinde bile örtüsünü düzeltmeye çalışan annelerin evlatlarıyız. Biz, yabancı bir erkeğin yanında ses tonuna dikkat etmeyi edep sayan kadınların çocuklarıyız. Biz, tesettürü sadece bir kıyafet değil, bir şahsiyet ve kulluk bilinci olarak gören kadınların yetiştirdiği nesilleriz. Böyle bir toplumun kadınlarını alaya almak, aslında onların temsil ettiği bütün değerlere saldırmaktır.

Bu nedenle burada yapılan şey ne mizah ne de ifade özgürlüğüdür. Mizahın da bir ahlakı, bir sınırı vardır. İnsanları güldürmenin yolu bir milletin kadınlarını küçümsemekten geçmez. Bir kavmin kadınlarının haya ve iffeti üzerinden yapılan sözde şakalar, zekânın değil seviyesizliğin ürünüdür. Çünkü mizah insanları güldürürken düşündürür; hakaret ise yalnızca sahibinin karakterini ortaya koyar.

Bir insanın dili, onun aynasıdır. Kullandığı kelimeler ahlakını, bakış açısını ve seviyesini yansıtır. Kürt kadınlarını hedef alan bu ifadeler de en çok, bunları söyleyenlerin ve bunlara kahkahayla eşlik edenlerin seviyesini göstermiştir. Zira edepli insanlar kadınların onurunu eğlence konusu yapmaz, şahsiyet sahibi insanlar ise toplumların kutsal gördüğü değerlere dil uzatmaz.

Kürt kadınları dün olduğu gibi bugün de iffetleri, hayaları, fedakârlıkları ve vakarlı duruşlarıyla anılmaktadır. Onları küçültmeye çalışan sözler, Kürt kadınlarının değerini düşürmez; aksine o sözleri sarf edenlerin ve alkışlayanların seviyesini gözler önüne serer.

Kürt kadınlarının hayası ve iffeti üzerinden yapılan sözde şakalar, Kürt kadınlarının değerini değil; o sözleri söyleyenlerin ve kahkahalarla alkışlayanların seviyesini ortaya koymuştur. Çünkü bir milletin kadınlarını küçümseyerek yükseldiğini zannedenler, gerçekte ne kadar küçüldüklerini göstermiş olurlar.