MÜSLÜMAN ZENGİN OLMAK ZORUNDADIR...

Abone Ol

Müslüman zengin olmak zorundadır. Çünkü yoksulluk, erdem değildir. Sefalet, kader hiç değildir. Fakirlik, kutsal bir rütbe hiç olmamıştır.

Müslüman adam zengin olmalıdır. Çünkü fakirliğin dili kısık, eli bağlı, sözü yetimdir. Cebi boş olanın iradesi çabuk esir alınır. Aç olanın ahlâkı değil, dayanma gücü sınanır.

Bakın tarihe, zengin peygamberler vardı.

Hazreti İbrahim… servetiyle değil, servetine hükmedişiyle örnek.

Hazreti Süleyman… gücü vardı, mülkü vardı ama kalbi secdede idi.

Hazreti Davud… hem hükümdar hem sanatkâr; demiri avucunda yoğuran bir usta.

Sahabelerden, Abdurrahman bin Avf… ticaretin ahlâkını yazmış adam.

Osman bin Affan… servetiyle ordular donatan, kuyular açan, ümmetin yükünü sırtlanan bir zengin.

Bunlar fakirlik methiyesi yazmadılar; servetin terbiyesini öğrettiler.

Bugün dünyaya bakın:

Servet, birkaç küresel güç odağının elinde toplanmış.

Silahı da onlar üretiyor, savaşı da onlar kışkırtıyor.

Parayı ellerinde tutanlar, haritaları kanla çiziyor.

Zulüm; tanktan önce bankadan çıkıyor.

Bugün Filistin'de, Afrika'da, Asya'da, Doğu Türkistan'da dökülen kanın arkasında ahlâksız zenginlik var. Paralarının gücü ile halkı Müslüman olan ülkelerin liderlerini parmaklarında oynatıyorlar.

Evimize giren suya kadar müdahale gücüne sahiptirler. Yediğimiz içtiğimiz her şeyde müdahaleleri vardır.

Bir devletin ya da bir grubun değil, gücü denetimsiz bırakılmış servetin vahşeti bu.

Şunu açıkça söyleyelim, eğer Müslümanlar güçlü ve zengin olsaydı, bu zulmün bir kısmı ya olmazdı ya da durdurulurdu. Çünkü mazlumu korumak için dua yetmez; imkân gerekir.

Adalet sadece vicdanla değil, güçle de ayakta durur. Ama Müslüman ne yapıyor? Tembelliğini tevekkül sanıyor. Cehaletini kader diye süslüyor. Beceriksizliğini "dünya fanidir" diyerek örtüyor. Sonra da güçlülerin sofrasında artık bekliyor.

Hayır!

Müslüman adam çok çalışkan olmak zorundadır. Çünkü çalışmak ibadetin kardeşidir. Müslüman adam sanatkâr olmalıdır. Usta olmalıdır. Elinin değdiği yerde kalite, sözünün değdiği yerde güven olmalıdır.

Her Müslüman en az iki dalda usta olmalıdır. Bir meslekle geçinmek, bir meslekle güçlenmek. Bilgisiz Müslüman, başkasının icadına muhtaç yaşar.

Muhtaç olan, özgür olamaz. Medeniyet, nasihatle kurulmaz. Medeniyet; atölyede, tezgâhta, laboratuvarda, tarlada, masada kurulur.

Biz ibadeti camiye, çalışmayı başkasına bıraktık.

Sonra da dünyayı kaybettik. "İdrakimize giydirilmiş deli gömleğiyle" dolaşıyoruz. Zenginlikten korkan, gücü şeytanlaştıran bir zihniyetle ne adalet kurulur ne de merhamet korunur.

Müslüman adam zengin olmalıdır. Ama kibir için değil, adalet için. Saltanat için değil, emanet için.

Zevk için değil, zulmü durdurmak ve Dünyaya adalet ile hükmetmedi için.

Fakirlik bir erdem değil ve ahlâksız zenginlik bir felakettir.

Bizim ihtiyacımız olan şey, ahlâklı zengin, çalışkan Müslüman, usta insan.

Aksi hâlde başkalarının zulmüne bakar, sadece dua eder ve tarih önünde suskun kalırız.