Çiçek, Ramazan ayının müminler için tevbe, arınma ve ibadet bilincini güçlendiren önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Çiçek, yaptığı değerlendirmede özellikle Kadir Gecesi ve itikâf ibadetinin önemine dikkat çekti.
Çiçek, tevbe nedir? Ramazan ayında tevbe etmenin önemi nedir? Kimlerin tevbesi kabul olunur ve Kadir Gecesi ile itikâf nasıl anlaşılmalıdır? sorulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ramazan ayının yalnızca oruç ibadetinden ibaret olmadığını, aynı zamanda tevbe, ibadet ve kulluk bilincinin güçlendiği bir dönem olduğunu belirten Çiçek, Ramazan ayının manevi iklimine dikkat çekerek bu ayın müminler için büyük bir fırsat sunduğunu söyledi.
“Tevbe müminin günlük hayatının bir parçasıdır”
Dünyevi hayata kapılınca temel ibadetlerde zaafa düşüldüğünü dile getiren Çiçek, “Tevbe mevzusu kirlenen ruhumuzun Rabbimizle olan kırılan bağımızı düzeltmek için bir müminin gündelik hayatında sürekli yapması gereken bir durumdur. Bunun Resulullah (sav) diliyle gündelik hayatına yansıyan adı istiğfardır. Yani bırakın orucu veya Ramazan ayını veya belirli bir dönemi, bir müminin gündelik hayatının bir parçasıdır. Aslında tevbe bugün bizim memleketimiz Müslümanına ve bu modern dünyanın insanlarına baktığımızda, kendimizi gündelik hayatın içerisinde çok kaptırınca bazen Rabbimize karşı olan temel ibadetlerimizde zaafa düştüğümüz gibi bugün namazımızda problem oluşmuş, orucumuzda problem oluşmuş, diğer ibadet ve taatımızda problem oluşmuş. Böyle olunca hâliyle tevbe ve istiğfarda da geri durmuşuz. Hâlbuki Resulullah’ın hayatındaki ibadet ve taatın diğer dönemlere çok ciddi bir farkı yok. Bir gündelik orucu, gece ibadeti olarak da kıyamül leyl diye geçen ve bizim kültürde de teravih diye geçen bir ibadeti var. Sadece Resulullah (sav) o dönemde fazlaca cömert olurmuş. Fazlaca da hayır hasenatta bir çaba içine girermiş. Aslında Ramazan bir müminin gündelik hayat rutinine ilave olarak orucu katıyor. Yaşamın tümü bu şekilde gidecek. Bir mümin sadece Ramazanda günahtan uzak durmaz. Bir mümin hayatının her alanında helal nedir? Haram nedir? Bilecek. Allah’ın emri nedir? Yasakları nelerdir? Hepsini bilecek. Gününü ona göre dizayn edip programlayacak. Yılın bütün aylarında günlük rutininde hem ibadet hem haramdan kaçınma olacak. Resulullah istiğfar ile ilgili 'Ben günde 70 kere tevbe ederim.' buyurmuştur. Bazı kaynaklarda ise 100 kere tevbe ettiğini bildirmiştir. Resulullah bizi Rabbimize karşı sürekli bir acziyet içinde olmaya ve bunu sürekli dile getirmemizi istiyor. Hatalı olsa da veyahut olabilme ihtimaline karşı istiğfarda bulunmamız lazım.” şeklinde konuştu.
“İstiğfar kulluğun bir göstergesidir”
Ramazan ayında edilen tevbenin önemine değinen Çiçek, “Peygamberimiz gelmiş ve geçmiş bütün günahları affolunmasına rağmen Cenab-ı Hakk’a karşı bırakın günah işlemeyi, hata bile diyebileceğimiz bazı fıkıh kitaplarımızda zelle diye tabir ettiğimiz en ufak kusuruna karşı acziyetini Rabbine karşı dile getirme biçimidir istiğfar. Yoksa günah üzere bina edilen bir şey değildir istiğfar. Haşa, Resulullah aleyhissalâtü vesselam bir günahkârdı, günahından tevbe ederdi şeklinde bir tevbe istiğfar değildi. Bir müminin günlük rutini olan tevbe de bir ibadettir. Tevbe birkaç şekilde bulunur. Tevbe ileyhi; biri günahtan tevbe etmektir. Bu biz kullar içindir. Diğeri de tevbe anhü; tevbe ile Rabbine yönelme olan tevbedir. Resulullah aleyhissalâtü vesselam ayakları şişene kadar kıyamda durunca Hazreti Aişe’nin dikkatini çeker ve 'Ey Allah’ın Resulü! Sen neden kendini bu kadar yıpratıyorsun? Senin gelmiş ve geçmiş bütün günahların affolunmasına rağmen.' der. Peygamberimiz de ona cevaben 'Ben Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?' diye cevap verir. Tevbe geri dönüştür, yönelmedir. Biz tevbeyi sadece günah bağlamında düşünüyoruz. Oysa tevbe bir kişinin gönderildiği hayatta Rabbine yönelmesi, O’na dönmesi, Rabbi ile olan bağını güçlü tutmasıdır.” ifadelerini kullandı.
“Ramazan mümin için büyük bir fırsattır”
Ramazan ayındaki fırsatları kullanmayıp dünya işlerine daldığında sadece açlık çekmiş olunacağını belirten Çiçek, “Şeytanlar bağlanılır, rahmet kapıları açılır ve Allah-u Teâlâ bir mümin için fırsatların tümünü değerli kılar. Mümin lehine olacak şekilde bütün fırsatları mümine sunduğunu düşünün. Mümin için Ramazan orucu vardır, kıyamül leyl vardır. Yani bütün vaktini, gündüzünü gecesini ibadetle geçirme fırsatı varken, buna rağmen gafletle geçirmişse, Ramazan orucunun niyetini hâlis bir şekilde tutmamışsa, bir ay boyunca Allah-u Teâlâ’nın mağfiretini hak edecek bir amelde bulunmamışsa bu kişinin vay hâline. Ramazan fırsatlar dünyasıdır, fırsat zamanıdır. Allah-u Teâlâ senden şeytanı bile engelliyor. Normal zamanlarda günahın ağır bastığı bir süreçten geçerken Ramazanda bu olay tam tersine döner. Rahmetin daha çok olduğu, daha kapsayıcı olduğu, muvaffak olduğu bir aydır. Bütün güzellikler müminin lehinedir. Bu süreçte iyilikler için melekler seni zorluyor, teravihler seni zorluyor, sela seni zorluyor, ezan seni zorluyor. Bu süreçte tamamen rahmet yönü hâkim olur. Bu kadar fırsat ve imkân varken insan hâlâ Allah’ın rahmetine kavuşup kendini affettirmemişse o zaman Resulullah aleyhissalâtü vesselamın dediği gibi kişinin orucu o geçirdiği Ramazanda ona sadece açlık vermiştir. Diğer zamanda hayır ve şerrin eşit bir dönemde mücadele verirken ya da şer tarafı insanı günaha iten sebepler çok olurken Ramazan’da hayır ağır basar. Mümin bazen zaafa uğrayıp yenilebilir. Bir hadisle Peygamber aleyhissalâtü vesselam 'Bir mümin Allah’a yürürse Allah ona koşar, Allah’a bir adım atarsa Allah ona iki adım atar.' diye buyuruyor. Bu normal zamanda geçerli bir durumdur ama Ramazan ayında Allah’ın rahmetinin gazabından daha çok olduğu bir dönemdir.” diye konuştu.
“Kadir gecesi ve itikâfın hikmeti”
Ramazan ayının gelmesiyle bilinç ve şuurun yükseldiğini söyleyen Çiçek, “Ramazanın diğer bir güzelliği de Kadir Gecesi’dir. Bu gece diğer tüm gecelere göre daha çok mana ve değer yüklemiştir. Nasıl yaşamımızda fırsat ve kampanya zamanı olursa Kadir Gecesi de bu şekilde bir fırsat kampanyasıdır. Allah-u Teâlâ bin aydan daha hayırlı bir gecede seni kapısına çağırıyor. Bizler de bugünü diğer bir gün gibi geçirirsek, bizim için bir anlam ifade etmezse, hadisin tabiriyle kınayacak tek kişi kendi nefsidir. Normal zamanlarda ibadet toplum içinde zayıflamışken Ramazan ayında toplumsal bilinç ve şuur yükseliyor. Muzip günahkârlar dahi Ramazan ayında kendine geliyor. Biraz da kendine dikkat ederek namaz kılmaya yöneliyor. Birçok insan zekâtını bile bu Ramazan döneminde veriyor. Ramazanda toplumsal bir dilin şuuru yüksek olduğu hâlde Ramazan’dan uzak durmak, Allah’a yönelmek ve yaptığı günahlardan uzak durmak daha da elverişli hâle geliyor. Bir kişi bu zaman diliminde bile her şey onun lehine olduğu hâlde kendisini affettirmemesi büyük bir talihsizliktir. Normal zamanlarda kişiyi tevbe edeyim dediği zaman insanlar onu kınayabiliyor. Özellikle Ramazanın içinde Kadir Gecesi’nin bulunması büyük bir hikmettir. Yirmi gün boyunca sanki antrenman yapılıyor sonra gidip itikâfa giriliyor. Ve itikâf ibadeti de ihmal edilmemesi gereken bir ibadettir. Resulullah Ramazanın son on gününde geceleri hanımlarıyla değil mescitte ibadetle geçirirdi. Ramazanda yaptığımız sahur, iftar, Kur’an okuma ve fazladan ibadet etme aslında insana bir niyet ve bilinç veriyor. Özellikle son günlerde resmen Allah’ın huzuruna çıkıyoruz. Kişi Rabbinden dolayı gün içinde şehvetten, yemeden içmeden Allah için vazgeçerek imsak gibi bir vakitte dahi Allah ile buluşma fırsatı elde ediyoruz. İtikâfın günlerinde daha temiz daha arınmış olmanın final gecesi de Kadir Gecesi’dir.” ifadelerine yer verdi.
“Tevbe kapısı her zaman açıktır”
Gençlerin daha gençsin tevbe kapısı açıktır, hayatını yaşa algısından kopması gerektiğini ifade eden Çiçek, “Allah-u Teâlâ Kadir Gecesi’nde mağfiret kapılarını açıyor. Belki herhangi bir günahımız olmasa dahi kişi Kadir Gecesi’nde bir taraftan arınırken bir taraftan tevbe ederek kendine yeniden bir yön belirliyor. Kadir Gecesi bazı rivayetlerde Ramazanın tümünde arayın, bazı rivayetlerde son on gününde arayın, bazı rivayetlerde ise tekli gecelerde arayın diye belirtiliyor. Nisa Suresi’nde Allah-u Teâlâ tevbenin hangi bilinçle ve nasıl yapılacağını bize bildiriyor. Günümüzde insanlarımızın düştüğü en büyük hatalardan birisi de 'Sen daha gençsin hayatını yaşa nasıl olsa tevbe kapısı açıktır.' yanılgısıdır. Günahın serbestiyetini yapan bir kişi hitamını tevbe ile yapmıyor. Sebebi kişi kendine günah işleyebilme fırsatı vermesidir. Ayet-i kerimede günahlarını biriktirip ne zaman ki can kıkırdak kemiğine dayandığı zaman tevbe ederim diyenlerin tevbesini kabul etmeyeceğini belirtiyor. Peki kimlere tevbe vardır? Bir müminin günlük hayatında Allah-u Teâlâ’ya karşı bir kusur eksiklik hissettiği anda Cenab-ı Hakk’a yönelme duygusudur. Kişi bir cahillikle nefsine yenilerek, arkadaşlarına yenilmesi, kaza olarak herhangi bir günaha girmişse hemen ardından tevbe ederse, pişman olursa bu kişinin tevbesi kabul edilir. Bir mümin günah işlediği zaman Allah-u Teâlâ meleklere hemen yazmamasını, akşama kadar beklemesini veyahut uyuyana kadar beklemesini ister. Veyahut geceleyin herhangi bir günah işlemiş ise meleğe hemen yazma, belki sabah tevbe eder diye mühlet veriyor. Tevbe sadece Ramazanla alakalı bir durum değildir. Ramazan ekstradan fırsat zamanıdır. Bir müminin Ramazan ayında tevbesiz çıkması onun için bir çöküştür. Ramazan ayı müminlerin hesabını Allah ile toparlama ayıdır. Bugüne kadar hesabını kiminle yaptın, niçin yaptın, niçin ibadet ettiğini bilerek bir hesap verme zamanıdır. Ve bütün bu amellerimizin hangi niyet üzerinde inşa edildiğini Allah’a sunma ayıdır. Ben bugüne kadar orucumu hangi amaçla tuttum? Kilo vermek için mi, ekonomi tasarrufu için mi, millet bana laf etmesin diye toplum içinde olduğum için mi oruç tuttum? Niyetlerimizin hâlis olması şuuruna varmamızdır. Tevbenin ana çerçevelerinden bir tanesi kişi kendi niyetinin sorgulamasıdır. Ve son güne kadar 'Allah’ım kendi kusurlarımı, ayıplarımla senin için bu amelleri yaptım.' diyerek hesabını senden umarak bütün amellerimize yaymaktır.” dedi.