Filistin

Mescid-i Aksa'da Bab er-Rahme'ye baskın: İşgalcilerin yeni düzen arayışı

Siyonist işgalcilerin Mescid-i Aksa'daki Bab er-Rahme Musallası'na cuma namazı sırasında düzenlediği baskın, Kudüs uzmanı Ziyad Ebu Hayıs tarafından Aksa'nın askerileştirilmesi ve ibadet alanlarının mekânsal olarak bölünmesine yönelik sürecin parçası olarak değerlendirildi. Ebu Hayıs, silahlı devriyelerin namaz kılanların yanlarında dolaştırılmasının 2024'ten bu yana oluşturulmaya çalışılan yeni bir uygulamaya dönüştüğünü belirtti.

Abone Ol

Siyonist işgalcilerin cuma namazı sırasında Bab er-Rahme Musallası'na girmesi, Mescid-i Aksa'da son dönemde uygulanan güvenlik ve giriş kısıtlamalarını yeniden gündeme getirdi.

Kudüs uzmanı Ziyad Ebu Hayıs, işgal polisinin müdahalesini, Mescid-i Aksa'nın kontrolüne yönelik daha geniş kapsamlı uygulamaların bir parçası olarak değerlendirdi. Ebu Hayıs'a göre süreç iki ayrı yönde ilerliyor: Aksa'nın işgal güçleriyle kuşatılması ve Bab er-Rahme'nin ibadet alanı içindeki konumunun değiştirilmesi.

Aksa'da 'askerileştirme' uygulaması

Ebu Hayıs, Mescid-i Aksa'da silahlı polislerin namaz kılanların başlarının üzerinde devriye gezmesini 'işgalin sözde egemenliğini' yerleştirmeye yönelik uygulamalardan biri olarak nitelendirdi.

Araştırmacıya göre bu uygulama 13 Mart 2024'ten önce Aksa'da mevcut değildi. Gazze'deki savaşın başlamasının ardından güvenlik uygulamalarının yoğunlaştırılmasıyla birlikte silahlı devriyelerin ibadet sırasında Aksa'nın içinde dolaştırılması yeni bir görüntü haline geldi.

Bu durum, Aksa'nın yalnızca giriş ve çıkış noktalarında değil, ibadet alanlarının içinde de yoğun güvenlik denetimine tabi tutulduğu bir düzenin oluştuğu yönündeki değerlendirmeleri beraberinde getiriyor.

Bab er-Rahme için farklı bir statü oluşturulmak isteniyor

Ebu Hayıs'ın dikkat çektiği ikinci başlık ise Bab er-Rahme Musallası.

Araştırmacı, işgal polisinin musallayı 'yeni bir mescit' şeklinde tanımlamayı reddettiğini ve bölgeyi farklı bir statüye tabi tutmaya çalıştığını belirtti.

Bab er-Rahme'de düzenli şekilde ibadet eden ve nöbet tutan Filistinlilerin bölgeden uzaklaştırılması, cuma günlerinde ise cemaatin ikindi veya akşam namazından sonra musalladan çıkarılması da bu sürecin parçaları arasında gösteriliyor.

Ebu Hayıs'a göre bu uygulamalar, Bab er-Rahme'nin Aksa içerisindeki konumunun değiştirilmesi ve mekansal bölünmeye zemin hazırlanması amacı taşıyor.

2019'da başlayan süreç yeniden gündemde

Bab er-Rahme, Mescid-i Aksa'nın doğu tarafında yer alan ve uzun süre kapalı tutulduktan sonra 2019'da Filistinlilerin yoğun girişimiyle yeniden ibadete açılan alanlardan biri.

O dönemde musallanın yeniden açılması, Kudüs'te Aksa'nın statüsü ve Filistinlilerin ibadet özgürlüğü konusunda önemli bir gelişme olarak değerlendirilmişti.

Bugünkü müdahaleler ise bu alanın yeniden boşaltılması ve kullanımının sınırlandırılması tartışmasını gündeme getiriyor.

Ebu Hayıs, mevcut uygulamaların kalıcı hale gelmesinin, Aksa'nın zamansal ve mekansal olarak bölünmesine yönelik adımların önünü açabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

'Yeni gerçeklik' tartışması

Mescid-i Aksa'nın statüsü konusunda son yıllarda en fazla tartışılan başlıklardan biri, ibadet düzeninin fiilen değiştirilip değiştirilmeyeceği.

İşgal güçlerinin belirli dönemlerde Müslümanların girişini sınırlandırması, bazı bölgeleri kapatması ve işgal güçlerinin ibadet sırasında Aksa içerisinde görünür şekilde konuşlandırılması, Filistin tarafında mevcut statükonun aşındırıldığı yönündeki tepkilere neden oluyor.

Bab er-Rahme'ye yönelik son baskın da bu çerçevede değerlendiriliyor. Ebu Hayıs, işgal polisinin musallaya ayakkabılarla girmesini ve burada ibadet edenlerin uzaklaştırılmasını, Aksa'da yeni bir fiili durum oluşturma çabasının göstergeleri arasında sayıyor.

Kudüslülerden 'fiili durumu kabullenmeme' çağrısı

Ebu Hayıs, mevcut uygulamaların kaçınılmaz veya kalıcı bir gerçeklik olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, Bab er-Rahme'de ve çevresinde nöbet tutulmasının sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Araştırmacı, Aksa'nın silahlı devriyelerle askerileştirilmesine ve ibadet edenlerin üzerinde dolaştırılan silahlı işgal güçlerine karşı tepkinin devam etmesi gerektiğini belirtti.

Bab er-Rahme'ye yönelik son baskın böylece yalnızca bir cuma günü yaşanan saldırı olarak değil, Mescid-i Aksa'da güvenlik uygulamalarının kalıcılaştırılması ve ibadet alanlarının kullanımının yeniden düzenlenmesi tartışmasının yeni halkası olarak gündeme geldi.