Mescid-i Aksa'nın kapalı kalmasıyla birlikte, yüz binlerce Filistinli, Ramazan Bayramı namazını onun avlusunda kılma imkanından mahrum kaldı; bu durum, benzeri görülmemiş bir adım olarak nitelendiriliyor.
Bu yokluk sıradan bir durum değildi, aksine binlerce Müslümanın iki kıbleden birincisinin avlusunda bayram namazı kılmasını engelleyen sıkı engellerin bir sonucuydu.
Bu durum, Filistinliler üzerinde derin bir etki bıraktı; ibadetin en önemli günlerinde Mescid-i Aksa'nın kapatılmasını, dini ve insan haklarının özüne dokunan ve Kudüs'teki durumun geleceği hakkında önemli soruları gündeme getiren bir tırmanma olarak gördüler.
Sürekli karantina ve kapsamlı yasak
Kudüs kaynaklarına göre, işgal yetkilileri Ramazan ayı boyunca, son on gün de dahil olmak üzere, Mescid-i Aksa'yı birçok gün kapalı tuttu ve daha sonra da avlusunda Ramazan Bayramı namazlarının kılınmasını engelledi.
Bu önlem, binlerce Filistinlinin en kutsal zamanlarda dini ritüellerini yerine getirmesinden mahrum kalmasına neden oldu.
28 Şubat'ta başlayan kapatma, bölgesel gelişmelerle bağlantılı olarak ilan edilen olağanüstü hal bahanesiyle Mescid-i Aksa ve Eski Şehir'i de kapsadı; Kudüslüler bunu sahada yeni bir gerçeklik kurmak için bir gerekçe olarak gördüler.
Kapı önünde dua… ve kısıtlamalara rağmen azim
Kapanmaya rağmen Filistinliler ibadetlerinden vazgeçmediler; dolaşan görüntülerde, özellikle Bab el-Esbat bölgesinde, cami kapılarının yakınında Yatsı ve Teravih namazlarını kılan Müslümanlar görülüyordu. Bu durum, kısıtlamalar ne kadar şiddetli olursa olsun, Filistinlilerin Mescid-i Aksa'ya olan bağlılıklarının açık bir ifadesiydi.
En yakın noktada ezan okunması
Mescid-i Aksa'da bayram namazının kılınmasına izin verilmemesi üzerine, caminin vaizi Kudüs halkına, Filistin iç kesimlerine ve Batı Şeria halkına seslenerek, mescidin yakınlarına doğru yönelmelerini ve namazı en yakın noktada kılmalarını, böylece mekanla olan bağlarının devam ettiğini teyit etmelerini ve kapanmaya boyun eğmemelerini istedi.
Bayram namazlarının yasaklanması kararı, sosyal medya platformlarında büyük bir öfke dalgasına yol açtı; aktivistler yaşananları İslam'ın kutsal mekanlarını hedef alan ve ibadet özgürlüğünü etkileyen tehlikeli bir tırmanış olarak değerlendirdi.
Müslümanlar ayrıca, özellikle Mescid-i Aksa avlusunun ibadet edenlerden boş olmasıyla birlikte, bunun yaşadıkları "en zor Ramazan ve bayram" olduğunu söyleyerek duygularını dile getirdiler; bu alışılmadık manzara derin bir psikolojik ve manevi etki bıraktı.
Bunun aksine, birçok kişi etkili uluslararası eylemin eksikliğini sorgulayarak, yalnızca kınama açıklamaları yayınlamanın sahada hiçbir şeyi değiştirmediğini ve hatta daha sert önlemlere kapı açabileceğini savundu.
Yaşananlar önemsiz bir mesele değil
Kudüs meseleleri konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı olan Fahri Ebu Diyab ise, Mescid-i Aksa'nın kapatılmasının ve bayram namazlarının engellenmesinin geçici bir adım veya sadece güvenlik durumuyla ilgili bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine sahada yeni gerçeklikler dayatmayı amaçlayan birikimli bir politikanın parçası olduğunu düşünüyor.
Filistin Enformasyon Merkezi'ne yaptığı açıklamada Ebu Diyab, özellikle hassas dini dönemlerde uzun süre kapalı kalmasının, cami içindeki Filistinli varlığını azaltma ve halkın camiyle olan bağını kademeli olarak zayıflatma girişiminin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
Ebu Diyab, bu önlemlerin en tehlikeli yönünün hem halk hem de resmi düzeyde tepkileri test etmek olduğunu belirterek, bu politikaları durdurmak için pratik adımların atılmamasının gelecekte bunların tekrarlanmasını teşvik edebileceğini kaydetti.