Diyarbakır

Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Tekdemir: Kölelik araştırmalarının adresi önce Avrupa olmalı

Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, Diyarbakır’da yapılması planlanan kölelik araştırmasına tepki gösterdi.

Abone Ol

Almanya’dan gelen bir heyetin Diyarbakır’da kölelik üzerine araştırma yapacağı yönündeki haberler gündemdeki yerini korurken, Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir çalışmaya tepki gösterdi.

Tekdemir, kölelik tartışmalarının Avrupa’nın tarihsel sorumluluğu ve sömürgecilik geçmişi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kölelik tartışmalarında Avrupa’nın tarihsel sorumluluğuna dikkat çeken Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir, Diyarbakır’da yapılması planlanan kölelik araştırmasına tepki gösterdi. Çalışmanın tarihsel karşılığının bulunmadığını savunan Tekdemir, Almanya’nın geçmişi ve Gazze konusundaki tutumunu da eleştirerek, bölgedeki benzer araştırma ve organizasyonların dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

"Eğer bir yerde bir kölelik varsa bunu sistemleştiren Avrupa ve Amerika'ya bakmak lazım"

"Avrupa'nın ve dünyanın kölelik tarihini görmezden gelerek Diyarbakır gibi bir yerde kölelik incelemesi yapmanın hedef saptırmanın yanında, akademik bir çalışma ise akademik körlük, entelektüel bir ikiyüzlülük ve ağır bir hafıza suçudur." diyen Tekdemir "Eğer bir yerde bir kölelik varsa ve bunu sistemleştiren, Avrupa'dan milyonlarca insanı taşınabilir mülk olarak dünyanın endüstriyel bölgelerine götürerek onların kanından, gözyaşından bugünkü refahı ve sanayi altyapısını ortaya koyan bir yapı söz konusuysa, Avrupa'ya ve Amerika'ya bakmak lazım. Bugüne kadar Avrupa, Amerika ve emperyal devletlerin tamamı, oluşturdukları düzen içerisinde siyahileri bir emtia olarak değerlendirmiştir. Bir insan olarak da görmemiştir." ifadelerini kullandı.

Avrupa'nın kölelik tarihinin modern dünyanın tanıklık ettiği en vahşi, barbar ve zalimce düzenlerden biri olduğunu vurgulayan Tekdemir "Bu düzen içerisinde milyonlarca insanın gerek pamuk tarlalarında gerekse de farklı işçilik sahalarında, kırbaç ve işkence altında öldürüldüğü bir geçmiş yatar. Bu kadar hikâyenin hakikat boyutu böyleyken, Diyarbakır'da tarihsel bir veriye ulaşılamayacak, tarihsel gerçekliğe oturmayacak bir kölelik incelemesi yapmak, herhalde Batı'nın modern imajını koruma çabası ve üzerine atılı-yazılı bulunan suçu coğrafi olarak uzaklaştırma çabasıdır." şeklinde konuştu.

"Avrupa'da ırksal bir temele dayanan kölelik anlayışı, modern dönemde de devam ediyor"

Tekdemir "Bununla birlikte bugün Avrupa'nın övündüğü tüm bu refah düzeni, tüm bu sanayi altyapısı, milyonlarca insanın çok büyük eziyetlerle karşı karşıya kaldığı vahşi bir sömürü düzeninin sonrasında ortaya çıkmıştır. Avrupa merkezli bir tarih yazımı da kendi suçlu psikolojisini dağıtmak için suçu başka coğrafyalara taşımayı gerekli görmüştür. Bununla birlikte, evet, tarihteki bütün kölelik pratikleri lanetlenmelidir. Ama şu gerçek asla ıskalanmamalıdır: Avrupa'nın milyonlarca insanı fabrikasyon bir düzenle, kıtalar arası taşıyarak kurduğu bu kast sistemi hâlâ gerçekliğini koruyor. Irksal bir temele dayanan bu kölelik anlayışı, modern dönemde de devam ediyor. Bunu bir kere görmek lazım." dedi.

İnsan hakları yönünden Fransa'nın sömürgeci tutumunu hatırlatan Tekdemir "Yine keza, daha yeni yeni Fransa kendi sömürgecilik tarihiyle yüzleşerek, bir utanç vesikası olarak duran yasal metinlerden birini, yani siyahileri insan olarak değil, taşınabilir mülk olarak gören o yasal metni kaldırmayı daha bugün gündemine almış, kirli geçmişiyle ve utanç vesikasıyla ancak bugün yüzleşebilmiştir. Ki o kara kanun, 28 Mayıs 2026'da Fransa Ulusal Meclisi tarafından oy birliğiyle kaldırılmıştır. Bu böyleyken, Diyarbakır'da ister akademik bir kaygıyla isterse başka bir amaçla buradan bir literatür çalışması yapmak, bir saha çalışması yapmak; altında başka hedeflerin, başka niyetlerin gizli olduğu bir çalışmayı aslında akla getiriyor." ifadelerine yer verdi.

"Bu tür yapıların çalışmaları, bağlantıları ve organizasyonları dikkatle takip edilmeli"

Araştırma yapanların yanı sıra onların bağlantı kurduğu yapıların da yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Tekdemir, konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Bu tür yapıların çalışmaları, bağlantıları ve organizasyonları tamamen yakından takip edilmelidir. Bunlara alan açan ister parti düzeyinde, ister belediye düzeyinde, ister farklı bir kurum düzeyinde olsun, yapıların da dikkatle takibinin yapılması gerekir. Çünkü bunlar bazen burada bir mühendislik çalışması ortaya koyabiliyorlar. Bu heyetin Almanya'dan geldiği söyleniyor. Almanya'nın geçmişi zaten tamamen katliamla, insanları öfkesiyle teslim almaya çalışan bir geçmişle iç içedir. Hele hele israilin Gazze'de yaptığı katliamlar karşısında sürekli İsrail'i destekleyen bir pozisyonda olması, siyasi bir tutum izlemesi, Almanya'nın nasıl bir insan hakları düzleminde yer tuttuğunu gösteriyor."

Eğer gerçekten kölelik, kölecilik ve insan haklarıyla bağlantılı bir çalışma yapılmak isteniyorsa bunun en verimli ve mühim çalışma sahasının Almanya olduğunu; Almanya'nın Gazze katliamında işgal rejimine neden destek verdiği yönünde eleştirilmesi ve köle düzenine en fazla hizmet eden Almanya'ya karşı itirazların yükseldiği bir çalışma ortaya koyulması gerektiğini söyledi.

"Diyarbakır'da böyle bir çalışma yapmak karşılığı olmayacak boş bir çabadır"

Tekdemir "Diyarbakır'da böyle bir çalışma yapmak, hiçbir tarihsel gerçekliği olmayacak, karşılığı olmayacak boş bir çabadır. Bunun gerçekten nasıl bir problem oluşturacağıyla, neleri amaçladığıyla ve hangi niyetlerle böyle bir mühendislik çalışmasına niyetlenildiğiyle ilgili tüm bağlantıların mutlaka ortaya çıkarılması gerekir. Ben burada iyi bir niyet görmüyorum. Bu nedenle bu tür çalışmalara izin verilmemesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Bu tür araştırmalarda Diyarbakır'ın adres seçilmesinin iyi niyetler barındırmadığına dikkat çeken Tekdemir "Diyarbakır'ı merkez kabul ederek Orta Doğu'yu belirli kötü amaçları olan devletlere coğrafi olarak peşkeş çekmeye çalışan yapıların bir arka akılla hareket ettiği, arka planda bir aklın çalıştığı görülüyor. Burayı, burası üzerinden bölgeyi karıştırmak ve bölge üzerinden de israilin, emperyal yapıların hedeflerine uyumlu bir zemin oluşturmak; siyasi olarak böyle bir zemine alan açmak, toplumsal olarak da sosyolojiyi böyle bir amaca hazırlamak gibi niyetler görülüyor." dedi.

"Bugüne kadar bu tür heyetler ne zaman bölgeye gelmişse, arkasından bir toplumsal kargaşa çıkmıştır"

Yereldeki endişelerini paylaşan Tekdemir "Bu tür bir çalışmanın özellikle buradan kurgulanmaya çalışılması, yerelden de birtakım destekler aldığını açıkça gösteriyor. Bu nedenle yerelde ev sahipliği yapan ya da davetçi konumunda bulunan, bu tür yapıları ve heyetleri ağırlayan parti ya da kurum-kuruluş düzeyindeki çalışanların da burada iyi niyetli olmadığı sonucu ortaya çıkıyor." diye belirtti.

Bu tür alakasız çalışmaların bölgeye kaostan başka bir şey getirmediğinin altını çizen Tekdemir "Bunların niçin bu tür çalışmalar yaptığıyla ilgili üzerinde çok analiz edilmesi gereken, detaylı şekilde çalışılması gereken bir konu olduğu açıktır. Bugüne kadar bu tür heyetler ne zaman bölgeye gelmişse, arkasından bir toplumsal kargaşa çıkmıştır. Ya terör olayları artmıştır ya da toplumda infial yaratan birtakım olayların fitili ateşlenmiştir." ifadelerini kullandı.

Bu tür yapıların kirli emellerine karşı önlem alınmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Tekdemir "Bu nedenle bu tür yapıların yaptığı görüşmeler ve çalışmalar, hakikaten tüm bağlantılarıyla birlikte ele alınmalı ve yakın takibe alınmalıdır. Bunlar, buralarda yaptıkları çalışmalarda bugüne kadar hiç hayra vesile olmamışlardır. Hemen arkasından çok farklı, olumsuz toplumsal, siyasi olaylar meydana gelmiştir. Ortamın teorize edildiği, insanların olumsuz etkilendiği birtakım sonuçlar oluşturmuşlardır. Gerçekten kaynağı olmayan, gerçekle bağdaşmayan çalışma konularına ilişkin devletin önlem alması, engel olması lazım." şeklinde konuştu.