MAAŞINI ZAMANINDA ÖDEYEMEYEN ŞİRKETLERİN BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞMİŞTİR

Abone Ol

Alın Teri Kurumadan...

Bir şirketin gerçek sağlığını anlamak için bilançosuna bakmak yeterli değildir. Bazen rakamlar iyi görünür, satışlar devam eder, depolar doludur, araçlar çalışıyordur. Fakat bütün bunların arkasında görünmeyen bir kırılma başlamıştır.

Bu kırılmanın en önemli işaretlerinden biri çalışan maaşlarının zamanında ödenmemesidir.

Lakin maaş, yalnızca bir ücret değildir. Maaş, çalışan ile kurum arasındaki güven sözleşmesidir. Bu sözleşme bozulduğunda yalnızca ödeme gecikmez. Güven gecikir, sadakat gecikir, motivasyon gecikir ve nihayetinde verimlilik gecikir.

Doğu'nun köklü işletme anlayışında şirketler yalnızca para üreten mekanizmalar olarak görülmez. Bir kurumun ömrünün, çalışanlarının kuruma duyduğu güvenle doğrudan ilişkili olduğu kabul edilir. Bu nedenle çalışanın emeğinin karşılığını zamanında alması, işletme kültürünün en temel prensiplerinden biri sayılır. "Alın teri kurumadan..." şiarı.

Birçok yönetici maaş gecikmesini yalnızca finansal bir sorun olarak görür.

Oysa mesele muhasebe meselesi değildir.

Mesele psikolojidir.

Mesele sosyolojidir.

Mesele yönetimdir.

Maaşı geciken bir çalışan, ertesi gün iş yerine yalnızca bedeniyle gelir.

Zihni ise evde bıraktığı sorunlarla meşguldür.

Kirasını düşünür.

Çocuklarının ihtiyaçlarını düşünür.

Ödeyemediği borçları düşünür.

Ailesine karşı mahcubiyetini düşünür.

Bu şartlar altında o kişiden yüksek performans beklemek gerçekçi değildir.

En büyük yanılgılarından biri,

"Bir ay gecikirse ne olur?"

Aslında çok şey olur.

Çalışan önce güvenini kaybeder.

Sonra aidiyetini kaybeder.

Ardından heyecanını kaybeder.

En sonunda da fırsat bulduğu ilk anda şirketi terk eder. Birkaç sene önce tezimizde yazdığımız SESSİZ İSTİFA gerçekleşmiş oluyor aslında.

Kurum ise çoğu zaman bunu geç fark eder.

Bir işletmenin makinesi bozulduğunda hemen tamir edilir. Aracı arızalandığında servise gönderilir.

Bilgisayar sistemi çöktüğünde uzman çağrılır.

Fakat çalışanın morali çöktüğünde çoğu yönetici bunu önemsemez.

Oysa işletmelerin asıl motoru insan kaynağıdır.

Motor durduğunda araç ilerlemez.

İnsan motivasyonu çöktüğünde de şirket ilerlemez.

Maaş gecikmeleri yalnızca çalışanı etkilemez.

Departmanlar arasında huzursuzluk başlar.

Dedikodular artar.

Şirket hakkındaki olumsuz konuşmalar yayılır.

Yetenekli çalışanlar alternatif aramaya başlar.

Müşteri memnuniyeti düşer.

Tedarikçiler endişelenir.

Ve kurumun itibarı yavaş yavaş aşınır.

Dikkat edilirse birçok şirket bir günde batmaz.

Çöküş sessiz başlar.

Önce maaşlar birkaç gün gecikir.

Sonra birkaç hafta.

Ardından tedarikçi ödemeleri aksar.

Sonra çekler ertelenir.

Daha sonra müşteriler kaybedilir.

Sonunda herkes yıllardır süren çözülmenin sonucunu görür.

Kurumların ömrünü uzatan şey yalnızca satış yapmak değildir. Güven üretmektir. Güvenin ilk şartı ise verilen sözün tutulmasıdır.

Bir çalışana ay sonunda ödeme yapılacağı söylenmişse, o ödeme ay sonunda yapılmalıdır.

Çünkü yönetim, yalnızca talimat verme sanatı değildir; verilen sözlerin arkasında durabilme sorumluluğudur.

Tarih boyunca kalıcı kurumların ortak özelliği büyük binalara sahip olmaları değildir. İnsanlarına güven vermeleridir. İnsanlar güvendikleri kurumlar için fedakârlık yaparlar. Güvenmedikleri kurumlarda ise yalnızca mecbur oldukları kadar çalışırlar.

Bir şirketin kasasında para azalabilir.

Satışları düşebilir. Piyasada daralma yaşanabilir.

Bunların hepsi yönetilebilir sorunlardır. Fakat çalışanların güvenini kaybetmek çok daha ağır bir kayıptır. Çünkü para yeniden kazanılır. Müşteri yeniden bulunur. Pazar yeniden büyür. Fakat kırılan güveni yeniden inşa etmek yıllar alır.

Bu nedenle maaşların zamanında ödenmesi, muhasebe departmanının görevi olmaktan çok yönetimin ahlaki sorumluluğudur.

Bir şirket çalışanının alın terini zamanında teslim edemiyorsa, orada yalnızca nakit akışı sorunu yoktur, yönetim anlayışında da ciddi bir problem vardır.

Bu yüzden maaş gecikmelerine küçük bir aksaklık gözüyle bakılmamalıdır.

Çünkü çoğu zaman bir şirketin iflası mahkeme kararlarıyla değil, çalışanların kalbinde başlayan güven kaybıyla başlar.

Personel maaşlarının zamanında ödenmemesi, bir şirketin batışının sessiz ilanıdır. Sessizdir; ama sonuçları son derece gürültülüdür.

"Maaşını vaktinde alan çalışan, işine yalnız eliyle değil, gönlüyle de gelir. Hakkı geciken çalışan ise önce hevesini, sonra aidiyetini, nihayetinde işverene olan güvenini kaybeder."