KALKINMA TÜM BÖLGELERDE OLMALI

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde AMEDHABER’de yayımlanan “Diyarbakır ve bölge şehirleri Mega Endüstri Bölgeleri projesine dahil edilmeli” başlıklı açıklamalarımda dikkat çektiğim husus, kısa süre içinde hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme taşındı hem de Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı tarafından ele alınarak kamuoyuyla paylaşıldı.

Hükümetin geçtiğimiz aylarda açıkladığı ve Samsun’dan Mersin’e uzanan 13 ili kapsayan sanayi üretim koridoru projesi, Türkiye’nin sanayi politikasında yeni bir eşik olarak değerlendirilmektedir. Sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması, lojistik altyapıyla desteklenmesi, istihdam alanlarının genişletilmesi ve üretim merkezlerinin daha planlı biçimde kurulması bakımından bu proje son derece kıymetlidir.

Üstelik planlanan mega endüstri bölgeleri yalnızca fabrika alanlarından ibaret değildir. Demiryolları ve limanlarla entegre lojistik hatlar, çalışanlar için lojmanlar, aileler için sosyal yaşam alanları, mesleki eğitim kurumları ve sanayiye dönük yeni bir ekosistem hedeflenmektedir.

Bu yönüyle proje, yalnızca ekonomik değil sosyal ve yapısal bir kalkınma modeli niteliği taşımaktadır.

Ancak bütün bu olumlu tabloya rağmen dikkat çeken ciddi bir eksiklik vardır. Böylesine büyük ve iddialı bir sanayi hamlesinin içinde bölge illerinin yer almaması.

Oysa Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip bölgelerinden biridir. Bu genç nüfus doğru yatırımlarla, güçlü teşviklerle ve uzun vadeli sanayi planlamasıyla ülkenin en dinamik üretim gücüne dönüşebilir.

Bugün bölgenin en temel sorunları arasında işsizlik, nitelikli istihdam eksikliği ve gençlerin büyük şehirlere göç etmek zorunda kalması bulunmaktadır.

Sanayi yatırımlarının bölgeye yönelmesi, yalnızca ekonomik göstergeleri iyileştirmekle kalmaz aynı zamanda sosyal yapıyı güçlendirir, Gençler kendi şehirlerinde iş bulabilecek, ailelerinden ve kültürel çevrelerinden kopmadan üretime katılabileceklerdir.

Daha açık bir ifadeyle eğer Türkiye dengeli kalkınma istiyorsa, genç nüfusun en yoğun olduğu bölgeleri üretim planlamasının dışında bırakamaz.

Üstelik bölge şehirleri yalnızca işgücü potansiyeliyle değil, coğrafi konumlarıyla da önemli avantajlar taşımaktadır. Ortadoğu pazarlarına yakınlık, sınır ticaretine elverişli yapı, bölgesel lojistik hatlara bağlanma potansiyeli ve mevcut organize sanayi bölgelerinin geliştirilme imkânı, bu şehirleri üretim ve ihracat açısından güçlü adaylar hâline getirmektedir.

Burada göz ardı edilmemesi gereken bir başka risk daha vardır. Eğer yeni mega sanayi projeleri sadece belirli koridorlarda yoğunlaşır ve bölge illeri dışarıda bırakılırsa, halihazırda bölgede faaliyet gösteren bazı yatırımcılar daha avantajlı teşvikler ve altyapı imkanları nedeniyle yatırımlarını başka şehirlere kaydırabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca “bölgeye de yatırım gelsin” çağrısı değildir. Mesele, mevcut yatırımın korunması, yeni yatırımın çekilmesi ve bölgesel kalkınma farklarının daha da derinleşmesinin önlenmesidir.

Bu noktada en büyük sorumluluk bölgenin tüm yerel aktörlerine düşmektedir. Yerel yönetimler, ticaret ve sanayi odaları, organize sanayi bölgesi yönetimleri, milletvekilleri, iş insanları ve mülki idareciler ortak bir irade ortaya koymalıdır.

Ankara nezdinde güçlü bir girişim başlatılmalı bölgenin üretim kapasitesi, genç işgücü, teşvik avantajları ve jeostratejik konumu somut verilerle anlatılmalıdır.

Çünkü kalkınma, yalnızca belirli şehirlerin büyümesi değildir. Gerçek kalkınma ülkenin tüm bölgelerinin üretime katılması, refahtan pay alması ve geleceğe ortak şekilde yürümesidir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun dışında bırakıldığı bir kalkınma modeli eksik kalır. Bölge şehirleri bu büyük vizyonun parçası olmalıdır.

Çünkü kalkınma, ancak bütün şehirler birlikte büyüdüğünde gerçek anlamına kavuşur.

Not: Yazıyı hazırlarken edindiğim bilgilere göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sn. Cevdet Yılmaz’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mehmet Fatih Kacır’a ve 6. Bölge’de yer alan 16 ilin 79 milletvekiline konu hakkında raporlar sunulmuş.

Ayrıca TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kuzeyden güneye uzanan ikinci faz bir endüstri bölgesi kurulacağı” yönünde açıklaması olmuş.

Hadi hayırlısı bakalım…!