Herkes İran'daki toplumsal olayların sebeplerini ve olası sonuçlarını merak ediyor.
Toplumsal olaylar hem toplum hem de içinde bulunduğu devlet açısından ciddi sorunların varlığına işaret eder. İran’da toplumun her kesimini etkileyen ekonomik sıkıntıların olduğu bir gerçektir.
İran ekonomisinin giderek zayıfladığı, halkın alım gücünün düştüğü ve İran parasının dünya ekonomisi karşısında hızla değer kaybettiği açıkça görülmektedir.
Bu ekonomik daralma, doğal olarak toplumsal tepkiyi de beraberinde getirmektedir. Çünkü ekonomik adaletin sağlanamadığı, sosyal adalet duygusunun toplumun tüm kesimlerine yerleşmediği durumlarda, tepkilerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.
İran İslam Cumhuriyeti’nin uyguladığı bazı politikaların halka olumsuz yansımaları olduğu ve bu konuda halkın şikâyetlerinin arttığı da göz ardı edilemez.
İran, çok köklü bir devlet geleneğine sahiptir ve bugün birçok farklı ulusu tek çatı altında barındıran ender ülkelerden biridir. Belki de bu tarihsel sorumluluk bilinciyle hareket ederek yaptığı askeri harcamalar ve Gazze, Lübnan ile Yemen’e verdiği destekler, İran ekonomisinin daha da zorlanmasına neden olmuştur.
Ancak burada en önemli nokta, İran’daki toplumsal olayların yalnızca iç dinamiklerle değil, ekonomik ve siyasi baskıların bütüncül bir sonucu olarak değerlendirilmesidir.
Yaklaşık yarım yüzyıldır İran İslam Cumhuriyeti, Amerika ve Batı’nın uyguladığı ambargolarla adeta bir savaş vermektedir. Özellikle son yıllarda Amerika’nın ekonomik, siyasi ve askeri baskılarını dünyada arttırdığını hepimiz görmekteyiz.
İran’ın bugün içinde bulunduğu zor şartların temel nedenlerinden biri, Amerika ve Batı’nın uyguladığı bu sistematik baskılardır. Amerika ve müttefikleri, kendilerine itaat etmeyen ve özellikle siyonist işgal rejimine karşı dik duran İran İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatmak, parçalamak ve kendi eksenlerinde şekillenecek bir yönetim oluşturmak istemektedir.
Nitekim birçok Arap ülkesinde yaşananlar bu politikanın somut örnekleridir.
Amerika ve siyonist işgal rejimi, İran’ın kendilerine boyun eğmesini istemekte İran bu noktada direndikçe ekonomik ambargolar başta olmak üzere siyasi ve askeri seçenekleri devreye sokmaktadır.
İran halkının yaşadığı sıkıntılar, bu güçlerin umurunda değildir. Gazze’deki halk buna en iyi örnektir.
Onların önceliği, Amerika ve siyonist işgal rejimine karşı durabilecek ülkeleri zayıflatmak ve etkisiz hâle getirmektir.
Burada asıl sorumluluğun, “büyük şeytan” olarak nitelendirilen Amerika ve siyonist işgal rejiminin de olduğu açıktır. Halkları, devletleri ve liderleri zayıflatmak, onların ilk hedefidir.
İran halkından beklentileri ise mevcut yönetimi devirmeleri, ülkeyi parçalamaları ve İran’ı Amerika–siyonist işgal rejimi kontrolünde küçük devletçiklere dönüştürmeleridir.
Emperyalist Amerika’nın ve siyonist işgal rejiminin umut, barış ve özgürlük (!) vadettiği Irak, Suriye… gibi ülkelere neler yaptığını unutmamalıyız
Ancak İran halkı, İranlıdır, Amerikancı değildir! Kendi özgür iradesiyle hareket edeceğine inanıyorum. Aynı şekilde İran devlet yetkililerinin de yaşanan olayları dikkatle değerlendirdiğine ve çözüm yolları üzerinde çalıştığını düşünüyorum.
Tarih boyunca dış müdahalelere karşı güçlü bir duruş sergileyen İran toplumu, bugün de bu bilince sahiptir.
Amerika ve siyonist işgal rejimi Emperyalist ve Siyonist boş beklentilere kapılmamalıdır.
İran halkı, kendi ülkesinin değerlerine bağlı kalarak, İran İslam Cumhuriyeti çatısı altında yaşamaya devam edip, emperyalizmin oyunlarına gelmemelidir.