Gaziantep Tarihi Almacı Pazarı esnaflarından Ökkeş Özsabuncuoğlu, 50 yıla yaklaşan meslek hayatında deri işçiliğinin geçirdiği değişimi, yetiştirdiği çırakları ve zanaatkârlığın karşı karşıya kaldığı sorunları anlattı.
Askerden döndükten sonra kendi iş yerini açtı
Özsabuncuoğlu, mesleğe nasıl başladığını anlatarak, "1954'de doğdum. 1977'de askerden geldik, burayı açtık. O seneden beri burada imalatçılığa devam ediyoruz. Deri işleriydi, zamanında kemerdi, imalattı. İş büyüdü, büyüdü, büyüdü. Birkaç kere sıkıntımız olunca geri küçülmek mecburiyetinde kaldık. Şimdi kendi elimizle, kemerlerden artan derileri değerlendirmek ve millete hizmet etmesi için bıçak kılıfı, ceket kılıfı, elektrikli alet kılıfı gibi ürünler yapıyoruz. Bu yaptığımız işin de kazancını Allah yüz bin bereket versin, durumumuz bu." dedi.
"Onlarca çırak yetişti, biz aynı dükkanda kaldık"
Mesleğin geçmişte daha fazla ilgi gördüğünü söyleyen Özsabuncuoğlu, yetiştirdiği çırakların bugün farklı hayatlar kurduğunu dile getirdi.
Özsabuncuoğlu, iş yerinde deri artıklarının değerlendirilerek farklı ürünlere dönüştürüldüğünü belirterek, "Eskiden çırak gelirdi. 'Eti senin, yemeği benim.' derlerdi. Onlardan 3, 5, 10'a yakın kişi yetişti. Ama şimdi kaç kişi var, kaç kişi yok, hesaplamak zor. Yazın gelir, okul olur; kış gelir, başka bir şey olur. Kimi usta oldu, kimi dede oldu, kimi torun sahibi oldu. Biz ise burada, iki metrekarelik dükkanda kaldık." ifadelerini kullandı.
"Alın teriyle kazanılan ekmek daha değerlidir"
Emek verilmeden elde edilen kazancın insanı tatmin etmediğini vurgulayan Özsabuncuoğlu, "Şimdi emeksiz para kazanmanın tek yolu var. Bankaya gidip faize yatırmak. O da zaten ne karnını doyurur ne de yüzünü güldürür. Ama çalışıp da akşam olup terini silerek eline ekmeğini alıp gittiğin zaman onun zevki başkadır. Şimdi eski derinin işleticisi yok. Eskiden deriyi kazırdık, kesilen yerimize yapıştırırdık; adeta tedavi ederdi. Şimdi deriyi işliyoruz ama her şey yapay olduğu için deriler bile sertleşiyor. Onun için suni deri ne demek? Plastik demek, işin şekli değişiyor." şeklinde konuştu.
"Meslekte çırak bulmak gittikçe zorlaşıyor"
Mesleğin ağır şartlar gerektirdiğini ifade eden Özsabuncuoğlu, gençlerin daha güvenceli işlere yöneldiğini dile getirerek, "Bu işe çırak kolay kolay gelmez. Çünkü bu şartlarda, düşük ücretle çalışan bir adam bile haklı olarak başka işlere yöneliyor. Adam burada çalışacağına gider bankada çalışır; sigortasını alır, imkanlarını elde eder. Bizim iş kuyumculuktan daha ağırdır. Bir imalata girmen için haftada yüz binlerce liralık sermaye lazım. O da bizi aşar. Altı ay, 5 ay borçla dönüyoruz. Türkiye'nin her yerine kemer gidiyor hala. Şimdi bizim meslekte her şey mevcut. Niye? Çünkü her model yapılır, her şekil yapılır. Ama fiyatlar yükseldiği için millet naylona dönmek mecburiyetinde kaldı. Deri pahalıdır." dedi.
Deri üretimindeki gerileme ve geçim sıkıntısı
Deri sektöründe yaşanan değişimlerin üretimi olumsuz etkilediğini belirten Özsabuncuoğlu, ekonomik şartların da esnafı zorladığını söyleyerek, "Derinin kıymetsizi olmasının sebebi şu. Derinin çeşitleri vardır. Keçi derisinden kaliteli ayakkabı ve çanta olur. Koyun derisinden ceket yapılırdı. Dana derisinden mont olur. Sığır derisinden kemer ve ayakkabı yapılır. Bu süreçte işçilik pahalı olduğundan deri ceketlerin üretimi azaldı. Üretim azalınca Avrupa bize daha ucuz ürün göndermeye başladı. O zaman ne oluyor? Deri artık bir nimet olmaktan çıkıyor. Geçen gün bir milletvekili geldi, soruyor: 'Arkandan gelen var mı?' Ben de dedim ki: 'Gelen olmaz.' Çünkü aldığımız paralarla bir şey göremiyoruz." ifadelerini kullandı.
Ekonomik zorlukların insanlar arasında da muhabbetlerin gerilemesine neden olduğunu vurgulayan Özsabuncuoğlu "Şurada, kahvenin yanında bir yer vardı, oraya giderdik. Beyran içerdik. Çıkınca da iki kişinin hesabını rahatlıkla ödeyebilirdik. Şimdi ise kaç senedir oraya gidemiyorum. Çünkü karnımızı mı doyuralım, yoksa gezip dolaşalım mı?" şeklinde konuştu.