"And olsun ki onlara (niçin alay ettiklerini) sorsan elbette: 'Biz ancak (lâfa) dalıp şakalaşıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberiyle mi alay ediyordunuz?'" (Tevbe Suresi 65)
Deniz Göktaş isimli bir şaklaban, 1 Haziran Pazartesi günü Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen stand-up etkinliğinde, Allah'ın kitabı Kur'an-ı Azimuşşan'a hakaretler etmiş ve bunu da 'sanat yapıyorum' diyerek yapmış!
Sonrasında bu şahıs İstanbul Havalimanında gözaltına alınarak "Cumhurbaşkanına Hakaret" ve "Dini Değerleri Aşağılama" suçlamalarıyla 3 Temmuz Cuma günü sevk edildiği İstanbul Adalet Sarayı'nca tutuklanmış.
Şaklaban, savcılık ifadesinde "Bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yapmış olduğum bir gösteriye aittir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiç birisinden bu kısma dair incindiklerine dair bir şikayet gelmemiştir." demiştir.
Şahsın savunması gerçekten ürkütücü...
Söz konusu şaklabanın elfaz-ı küfür olduğu sabit olan cümlelerle Kur'an-ı Azimuşşan'ı hedef alması ve yaptığı savunma gerçekten ibretlik durumumuzu ortaya koymuştur.
Şahıs, savcılık ifadesinde yüz bin insanın bu hakaretlerini izlediğini, defaaten tekrarlandığını ve hiç kimsenin itiraz etmediğini söylemiş.
Eyvah!
Yüz bine yakın Müslüman evladı Kur'an-ı Azimuşşan'a hakaretler yapılınca sadece gülmüş ve hiçbiri rahatsız biler olmamış...
Rahatsız olanlar olmuşsa da bu rahatsızlık itiraza veya şikayete dönüşmemiş...
Ceddi, Kur'an-ı Azimuşşan'ın bir harfi bir hükmü için küffara karşı cihad etmiş, canını vermiş, bedeller ödemiş olan bu milletin evlatları, Kur'an'a yapılan hakarete tepki vermiyorsa...
Kur'an-ı Azimuşşan'ın eğlence şaka konusu yapılmasından rahatsız bile olmuyorsa...
Allah'ım! Sen bize merhamet et...
Bu nesil nasıl bu hale geldi?
***
Kutsallarımıza hakaret etmeyi fikir özgürlüğü diye bize pazarlamaya çalışanların cemaziyülevvellerinde ölmüş insanları dahi mezardan çıkarıp idam ettiklerini unutmayacağız!
Söz konusu kendi dinlerinin kutsalları olunca en ufak bir eleştiriye bile tahammül edemeyenlerin ifade özgürlüğü kavramının arkasına sığınıp söz konusu şaklabanla aynı zihniyete sahip olduklarını unutmayacağız!
Söyleyebilseler daha fenasını söyleyebileceklerinden şüpheniz olmasın!
Konuyla ilgili duygularımıza tercüman olması için HÜDA PAR Milletvekili Sayın Şahzade Demir'in şu paylaşımını aynen aktarıyorum:
"Kutsallarımıza hakaret eden bir şaklabanı savunmak için sıraya girenler, aynı hassasiyeti 5816 mağduru binlerce insan için niye göstermiyor?
Kemalistlerin bu meselede ahlak öğretmenliğine soyunması hiç tutarlı durmuyor. İfade özgürlüğü çifte standartla savunulamaz. Hiç kimsenin kutsallarımızı
'mizah' kılıfıyla aşağılamaya hakkı yoktur. Bugün 'sanat' diye alkışladığınız şey, yarın başka bir kesimin kutsalına yönelse aynı sessizliği mi tercih edeceksiniz?"
Allah'ın kitabıyla dalga geçilmesine destek veren siyasi partileri de unutmayacak ve unutturmayacağız...
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, malum şaklabana destek vermek amacıyla Çağlayan Adliyesine gitti. Ancak şaklabandan tokat yiyip geri döndü.
Yine CHP'nin diğer bir başkanı Özgür Özel de şaklabanı tutuklu bulunduğu Tekirdağ Karatepe Cezaevinde ziyaret ederek destek verdi.
CHP din düşmanlarına sahip çıkacak da yavrusu öyle yerinde mi oturacak?
Aslında ben DEM'in mevcut yürütülmeye çalışılan süreç dolayısıyla sessiz kalacağını düşündüm bir an, fakat yanıldım.
İslam düşmanlığı o kadar içlerine işlemiş ki Allah düşmanlarına destek vermeden yerinde duramıyorlar.
Bu, belki de bir refleks, belki istençdışı bir atak ama engel olamıyorlar işte...
DEM Parti Eşbaşkanı Tülay, sosyal medya hesabından "Deniz Göktaş şahsında ortaya çıkan mesele ifade özgürlüğünün askıya alınması, demokratik ve hukuki güvencelerin hiçe sayılmasıdır." açıklaması yaparak Kur'an-ı Azimüşşan'a hakaret etmeyi ifade özgürlüğü olarak değerlendirdi.
Diğer Eşbaşkan Tuncer ise "Söz söylemeyi ve düşünce ifade etmeyi sağlayacak hukuki ve demokratik güvenceleri savunmaya devam edeceğiz." paylaşımı yaparak aynı yolun yolcusu olduğunu bir kez daha teyit etti.
Öte taraftan ne kadar gereksiz sol-seküler parti marti varsa hepsi şaklabana destek açıklamasında bulundular.
Hepimiz biliyoruz ki bunların derdi tanınmayan bir şaklabanı savunmak değildir.
Bunların tek derdi bu olay üzerinden İslam'a ve Kur'an'a olan kinlerini kusmaktır.
Biz de Kur'an-ı Azimuşşan'ın şu Ayet-i Celile'siyle onlara cevap verelim:
"Mutu biğayzikum..."
Bir daha ki yazımızda görüşmek üzere...