Hz. Peygamber 'in (sallallahu aleyhi ve sellem) nübüvvet vazifesi, insanlara yalnızca ilâhî hükümleri tebliğ etmekten ibaret olmayıp aynı zamanda onları terbiye etmek, nefislerini tezkiye etmek ve ahlâkî kemâle ulaştırmak gayesini de taşımaktadır. Kur 'an-ı Kerîm 'de onun görevleri arasında insanları tezkiye etmesi ve onlara kitabı-hikmeti öğretmesi zikredilmiş; böylece risalet ile terbiye faaliyeti arasında güçlü bir bağ kurulmuştur. Hz. Peygamber, yirmi üç yıllık risalet hayatı boyunca sahâbe-i kirâmı iman, ibadet, ahlâk ve muamelât alanlarında yetiştirmiş; kendisinden sonra İslâm 'ın mesajını taşıyacak örnek bir nesil meydana getirmiştir. Bu çalışmada Hz. Peygamber 'in terbiye usulü; tedrîc, üsve-i hasene, muhatabın durumunu gözetme, soru-cevap yöntemi ve uygulamalı öğretim esasları çerçevesinde ele alınmaktadır.
İnsanlık tarihinde iz bırakan büyük şahsiyetlerin en önemli özelliklerinden biri, yetiştirdikleri insanlarla ortaya koydukları tesirdir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ise yalnızca bir davetçi değil, aynı zamanda insan yetiştiren eşsiz bir muallimdir. O, cahiliye anlayışı içerisinde bulunan bir toplumu iman, ahlâk ve fazilet esasları üzere yeniden inşa etmiştir. Bu büyük dönüşüm, onun tebliğde olduğu kadar terbiye ve irşadda da takip ettiği hikmetli metodun bir neticesidir.
Kur 'ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber 'in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu yönünü şu şekilde ifade etmektedir:
﴿كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ﴾
“Size kendi içinizden, ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve hikmeti öğreten ve bilmediklerinizi size öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara 2/151)
Bu ayette yer alan “tezkiye” ve “talim” kavramları, Hz. Peygamber 'in terbiye anlayışının iki temel yönünü ortaya koymaktadır. Buna göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir taraftan insanların nefislerini ve kalplerini şirkten, kötü ahlâktan ve yanlış alışkanlıklardan arındırmış; diğer taraftan onlara doğru bilgiyi, hikmeti ve ilâhî hükümleri öğretmiştir.
Hz. Peygamber 'in terbiye usulünün temel esaslarından biri tedrîc yani aşamalı eğitimdir. O, insanların alışkanlıklarını, bilgi seviyelerini ve içinde bulundukları şartları dikkate alarak hareket etmiştir. Öncelikle iman esaslarını yerleştirmiş, ardından ibadet ve muamelata dair hükümleri öğretmiştir. Bu yöntem, muhatapların hakikati benimsemelerini kolaylaştırmış ve öğrenilen bilgilerin hayata aktarılmasını sağlamıştır.
Resûlullah 'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) terbiyesinde dikkat çeken hususlardan biri de yaşayarak öğretmesidir. O, insanlara anlattığı hakikatleri kendi hayatında göstermiştir. Kur 'ân-ı Kerîm 'in ifadesiyle o, müminler için “üsve-i hasene” yani en güzel örnektir (Ahzâb 33/21). Sahâbe-i kirâm, ibadetlerden günlük hayatın edeplerine kadar pek çok hususu onun yaşayışını takip ederek öğrenmiştir.
Hz. Peygamber, muhataplarının durumunu gözeten bir terbiye anlayışına sahipti. Herkese aynı şekilde hitap etmemiş, kişinin yaşını, bilgisini ve ihtiyacını dikkate almıştır. Abdullah b. Abbas 'a yaptığı tavsiyeler ve Muâz b. Cebel 'i ilim ve davet göreviyle görevlendirmesi bunun güzel örneklerindendir.
Bunun yanında Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), soru-cevap yöntemini de etkili bir şekilde kullanmıştır. Sahâbenin sorularını sadece cevaplamakla kalmamış, onları daha geniş bir öğretim vesilesi hâline getirmiştir. Cebrâil hadisi, onun soru-cevap yoluyla öğretim metodunun en güzel örneklerinden biridir.
Hz. Peygamber 'in terbiyesinde merhamet ve güzel muamele de önemli bir yere sahiptir. O, hata yapan kimseleri rencide etmeden düzeltmiş, insanların gönüllerini kazanmayı esas almıştır. Böylece kalplerin hikmet, şefkat ve güzel muamele ile kazanılacağını göstermiştir.
Netice olarak Hz. Peygamber 'in terbiye usulü, insanın zâhirî ve bâtınî yönlerini birlikte ele alan kapsamlı bir anlayıştır. Tedrîc, örneklik, hikmetli anlatım, muhatabı gözetme ve merhametli yaklaşım onun eğitim faaliyetlerinin temel unsurlarını oluşturmuştur. Siyer-i Nebevî incelendiğinde Resûlullah 'ın yalnızca bir muallim değil, aynı zamanda gönülleri inşa eden bir mürebbi olduğu görülmektedir. Bu sebeple onun terbiye anlayışı, İslâmî ilimlerle meşgul olanlar için yalnızca tarihî bir bilgi değil; her devirde müracaat edilmesi gereken bir sünnet rehberidir.