Batman'ın tarihi ve kültürel hafızasının en önemli yapı taşlarından biri olan Hasankeyf Ulu Camii, yıllardır süren bakımsızlık nedeniyle harabeye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
Bölgenin en eski İslami eserlerinden biri olarak kabul edilen ve yüzyıllar boyunca Müslümanlara hizmet veren camide çatlaklar oluşurken, yapının bazı bölümleri kaderine terk edilmiş görüntüsü veriyor.
Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Hasankeyf Kalesi'nde bulunan tarihi caminin ibadete kapalı olması ve gerekli bakım çalışmalarının yapılmaması tepki çekiyor.
Tarihi camide çatlaklar oluştu, yapı kuşların barınağına dönüştü
Aradan geçen yıllar içerisinde gerekli bakım ve restorasyon çalışmalarının yapılmaması nedeniyle tarihi yapının çeşitli bölümlerinde ciddi yıpranmalar meydana gelmiş durumda. Yüzyılların izlerini taşıyan duvarlarda çatlaklar oluşurken, caminin bazı bölümlerinin kargaların ve diğer kuşların barınağı hâline geldiği görülüyor.
Bölgedeki birçok tarihî yapı için restorasyon çalışmaları yürütülürken, Hasankeyf'in en önemli İslami miraslarından biri olan Ulu Camii'nin ihmal edilmesi vatandaşlar tarafından da üzüntüyle karşılanıyor.
Ulu Camii'nin restore edilerek yeniden ibadete açılmasının Hasankeyf'e olan ilgiyi artıracağı belirtiliyor.
Tarihi mabedin yeniden hayat bulmasıyla bölgenin manevi kimliğinin güçleneceğini ifade eden ziyaretçiler, bunun hem yerli ve yabancı turist sayısına hem de Hasankeyf'teki ziyaret sürelerine olumlu katkı sağlayacağını dile getiriyor.
Tarihçi Mehmet Nuri Çelik, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, caminin tarihî önemine dikkat çekerek bir an önce restore edilip yeniden ibadete açılması gerektiğini söyledi.
"Hasankeyf Ulu Camii'nin inşasına 1101 yılında başlanmıştır"
Hasankeyf Ulu Camii'nin köklü geçmişine değinen Çelik, caminin bölgenin en önemli tarihî eserlerinden biri olduğunu belirtti.
Çelik "Hasankeyf Ulu Camii'nin inşasına, 12'nci yüzyılda Artukluların bölgeye hâkim olduğu dönemde, bin 101 yılında başlanmıştır. Daha sonra bin 325'te Eyyubiler tarafından onarılarak bugünkü hâlini almıştır. İlerleyen dönemlerde ise Mervaniler, Hamdaniler, Akkoyunlular ve Osmanlılar çeşitli tadilat ve tamiratlar yaparak caminin günümüze kadar ulaşmasını sağlamışlardır." dedi.
Tarihçi Mehmet Nuri Çelik
"1970'lerden sonra cami bakımsız ve onarımsız şekilde kendi kaderine terk edilmiştir"
Caminin uzun yıllar boyunca aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çelik "Bu cami, Hasankeyf Kalesi'nin yerleşim alanı olduğu yüzyıllar boyunca, 1970'li yıllara kadar ibadete açık kalmış ve fiilen cemaatle namaz kılınan merkezi bir ibadethane olmuştur. Fakat 1970'lerden sonra, mağaralarda yaşayan insanların eski Hasankeyf şehir yerleşkesine taşınmasıyla birlikte bölgedeki nüfus azalmış ve cami ibadet edilemez duruma gelmiştir. Nihayetinde, bakımsız ve onarımsız bir şekilde kendi kaderine terk edilmiştir." ifadelerini kullandı.
"Böyle tarihi bir caminin ibadete açık olmaması büyük bir eksikliktir"
Hasankeyf Kalesi'nin son yıllarda önemli bir turizm merkezi hâline geldiğini belirten Çelik "Son yıllarda Batman Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Özel İdare'nin yaptığı çalışmalarla Hasankeyf Kalesi önemli bir gezi alanı hâline gelmiştir. Her yıl binlerce ziyaretçi buraları gezmektedir; fakat böyle tarihi bir caminin ibadete açık olmaması, gelen ziyaretçiler açısından büyük bir eksiklik ve mağduriyet oluşturmaktadır." diye konuştu.
"İsteğimiz; caminin bir an önce onarılarak yeniden ibadete açılmasıdır"
Tarihi yapının yeniden işlevsel hâle getirilmesinin bölge turizmine de katkı sağlayacağını vurgulayan Çelik "İsteğimiz; bu caminin bir an önce onarılması, bakım ve temizliğinin yapılarak yeniden ibadete açılması ve namaz kılınacak şekilde düzenlenmesidir. Bu sağlandığı takdirde, buraya gelen insanlar alanda daha fazla vakit geçirebilecek ve bölgeye yapılan gezilerin sayısı da artacaktır." dedi.
"Bu camiler, bu toprakların İslam yurdu olduğunun sembolleridir"
Tarihi camilerin yalnızca mimari eserler olmadığını belirten Çelik, şöyle devam etti:
"Ecdadımız, tıpkı karşıda dalgalanan bayrak gibi, bu toprakların İslam yurdu olduğunu göstermek için bu camileri birer sembol olarak buralara inşa etmişlerdir. Biz Müslümanların, imanımızın bir gereği olarak bu tür mekânlara sahip çıkmamız ve camilerin kıyamete kadar yaşatılması için çaba göstermemiz gerekmektedir. Yılda binlerce insanın ziyaret ettiği bir alanda, böylesi bir caminin bu şekilde terk edilmiş olması bizler için büyük bir eksikliktir. Yetkililerden, yöneticilerden ve bölgenin Müslüman halkından beklentimiz; bir an önce bu caminin ihyası ve açılışı için gayret göstermeleridir."
"Gerekli restorasyon çalışmalarının bir an önce başlatılması gerekmektedir"
Caminin mevcut durumunun üzüntü verici olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Yüzyıllarca Müslümanlara önemli bir ibadet mekânı olarak hizmet veren bu caminin son zamanlarda kendi hâline bırakılması; yıkılmaya yüz tutması, yapısında çatlakların oluşması, bakımsız, onarımsız ve kirli kalması büyük bir üzüntü kaynağıdır. Bu sıkıntıların bir an önce giderilmesi ve gerekli restorasyon çalışmalarının başlatılması gerekmektedir."