Güncel

HAKSİAD Başkan Yardımcısı Güneş: Ekonomide alarm zilleri çalıyor

Artan yakıt fiyatları, doğalgaz ve elektrik zamları, yükselen kiralar, pazar fiyatlarındaki artış ve vatandaşın alım gücündeki ciddi düşüş, ekonomik daralmanın günlük hayattaki etkilerini her geçen gün daha görünür hale getiriyor.

Abone Ol

Esnafın yaşadığı sıkışma, emekli ve asgari ücretlilerin geçim mücadelesi ile gençlerin artan gelecek kaygısı da bu tablonun önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Tüm bu gelişmeleri ve çözüm önerilerini, HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş ile konuştuk.

Soru 1: Türkiye'de yaşanan ekonomik sıkıntıyı ve bunun günlük hayata yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Ekonomik sıkıntı artık hissedilen bir durum değil, doğrudan yaşanan bir gerçektir. Yakıt fiyatları dengesiz ve sürekli artış eğiliminde. Vatandaş kontağı çevirmeden önce iki kez düşünmek zorunda kalıyor. Çünkü her kilometre artık ciddi bir maliyet demek. Bu tablo, sadece bir ulaşım sorunu değil, hayatın her alanına sirayet eden bir krizin açık göstergesidir.

Soru 2: Enerji zamları ve temel ihtiyaçlar üzerinden vatandaşın yaşadığı zorlukları nasıl yorumluyorsunuz?

Cevap: Doğalgaz ve elektriğe yapılacak zamlar, vatandaşın belini büken en ağır kalemlerden biri haline gelecek. Isınma artık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp lüks haline dönüşmektedir. Bu şartlar altında yaşam mücadelesi veren insanların ayakta kalabilmesi için ciddi ve kalıcı sübvansiyon politikalarının devreye alınması şarttır. Aksi halde vatandaş, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanacak; karanlıkta ve soğukta bırakılacaktır.

Emeklilerin ve asgari ücretlilerin durumu ise vicdanları sızlatacak boyuttadır. Açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi veren milyonlar, her geçen gün daha da derin bir çıkmaza sürüklenmektedir. Emekliler artık dinlenmesi gereken bir dönemde değil, hayatta kalmak için ikinci iş arayan bir konumdadır. “Et girmeyen yere dert girer” sözü bugün sadece bir atasözü değil, gerçeğin ta kendisidir. Tencerelerde yemek değil, geçim derdi kaynamaktadır.

Soru 3: Pazar fiyatları, esnaf ve kiralar üzerinden ekonominin genel gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Cevap: Pazar ve market fiyatları, ekonomik çöküşün en somut göstergelerindendir. Bir zamanlar filelerle yapılan alışverişler artık yarım kilolarla, hatta adet hesabıyla yapılmaktadır. Diyarbakır gibi karpuzuyla meşhur bir şehirde bile vatandaş karpuzu bütün alamıyor, dilimle almak zorunda kalıyorsa bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Bu, ekonomik sıkıntının değil, ekonomik daralmanın açık göstergesidir.

Esnaf cephesinde durum farklı değildir. Artan yakıt fiyatları nakliye maliyetlerini yükseltmiş, bu da doğrudan ürün fiyatlarına yansımıştır. Esnaf ya zam yapmak ya da zarar etmek arasında sıkışmıştır. Bu kısır döngü hem işletmeyi hem de vatandaşı boğmaktadır. Çarklar dönüyor gibi görünse de aslında sistem ağır ağır kilitlenmektedir.

Kiralar ise başlı başına bir kriz alanına dönüşmüştür. Bir asgari ücretin, hatta çoğu zaman bir emekli maaşının tamamına denk gelen kiralar, vatandaşın yaşam kalitesini yerle bir etmektedir. İnsanlar çalıştıkları halde barınma sorununu çözemiyorsa burada ciddi bir sistem sorunu var demektir.

Soru 4: Vatandaşın altın ve dövize yönelmesi ile gençlerin yaşadığı belirsizlik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Altın ve döviz gibi yatırım araçlarına yönelim de güvensizliğin açık göstergesidir. Vatandaş elindeki üç beş kuruşu koruyabilmek için spekülasyonlara bel bağlamak zorunda kalmaktadır. Bu durum ekonomiye olan güvenin ne kadar zayıfladığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Gençler ise belirsizliğin tam ortasında bırakılmıştır. Gelecek planı yapamayan, umut kuramayan bir nesil yetişmektedir. Kaygı artık geçici bir duygu değil, kalıcı bir ruh haline dönüşmüştür. İnsanlar yarın ne olacağını bilmeden yaşamaya çalışmaktadır. Bu, bir toplum için en tehlikeli eşiktir.

Soru 5: Siyasi iradenin bu süreçteki rolünü ve küresel gelişmelerin etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Peki siyasi irade nerede? Sorunun özü tam da buradadır. Vatandaş bu kadar ağır bir tabloyla mücadele ederken, seçilmiş temsilcilerin ne yaptığı ciddi bir soru işaretidir. Özellikle bölge milletvekilleri bu sorunları ne kadar dile getirmektedir? Kaç soru önergesi verilmiş, kaç somut adım atılmıştır? Seçim dönemlerinde meydanlarda görülenler, geçim döneminde neden ortada yoklar?

Bu sessizlik kabul edilebilir olmamalı.

Öte yandan, bölgesel ve küresel gelişmeler de maliyetleri artırmaktadır. Özellikle İran'a yönelik saldırıların devam etmesi, enerji ve ticaret hatlarını etkileyerek ekonomik baskıyı daha da artıracaktır. Ancak dış etkenleri gerekçe göstermek, içerdeki yapısal sorunları görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.

Soru 6: Bu sorunların çözümü için nasıl bir yol haritası öneriyorsunuz?

Cevap: Tabi ki bu sorunlar sadece belirli bir bölgenin değil, tüm Türkiye'nin sorunudur. Vatandaş onurlu bir yaşam sürmek istiyor. Bu bir lütuf değil, en temel haktır. Hükümetin ve irade sahibi milletvekillerinin artık somut, uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Seçim meydanlarında verilen sözlerin, geçim döneminde hayata geçirilmesini uygulamalıdırlar.