GÖNÜLLERİN SEVDASI

Abone Ol

Bu yılki programın teması "Vahdet ve Kurtuluş Önderimiz Hz. Muhammed" olarak belirlenmiş. Tam da günümüz jeopolitik şartlarına uygun bir başlık olmuş.

Teşvik edici hayırlar, farklı şehirlerden gelen gönüllerin bir araya gelip hasret gidermesiyle anlam kazanıyor. Peygamber Efendimizin doğumuyla yaşanan o derin sevinç ve huzur, kalplerde canlılığını ve sürekliliğini her daim koruyor.

Dillere pelesenk olan salavatlar, semaya yükselen dualar insanın ruhuna dokunan, gönülleri yumuşatan bir iklim oluşturuyor.

Ailelerimizde bir çocuğun dünyaya gelişi nasıl ki tarifsiz bir mutluluğa vesile oluyorsa, onun doğum gününde yaşanan sevinç nasıl ki hayatımıza renk katıyorsa Peygamber Efendimizin doğumunu anmak da bizler için bundan çok daha derin bir anlam taşımalı. Çünkü O’nun gelişi yalnız bir ailenin değil, tüm insanlığın karanlıktan aydınlığa yürüyüşünün başlangıcıdır.

O’nun dünyaya teşrifini sevinçle karşılamak, bu sevinci coşkuya dönüştürmek ve kalplerimizde diri tutmak çok kıymetlidir.

Günler öncesinden başlayan hazırlıklar, şehrin dört bir yanında yapılan çalışmalar, hizmet edip görünmeyen kahramanların! sessiz ama büyük gayretlerinin bir yansımasıdır. Yurt içinden ve yurt dışından gelen âlimler, ulema ve Peygamber sevdalıları halk, O’nu daha iyi anlamak ve anlatmak için aynı çatı altında buluşur.

Yediden yetmişe halkın büyük bir özlemle beklediği bu programlar, özellikle çocukların ve gençlerin gözlerindeki ışıltıyla daha da anlam kazanır.

Onların sevinci, coşkusu ve içtenliği aslında bu mirasın gelecek nesillere ne kadar güçlü bir şekilde taşındığını gösterir.

Binlerce salavatın aynı anda yükseldiği o anlarda insan, kalbinin derinliklerinde tarifsiz bir huzur hisseder.

Aileler yanlarına küçük azıklarını alarak, sevdikleriyle birlikte bu manevi buluşmaya doğru yola çıkar. Adeta bir bayram gününü andıran bu tablo paylaşmanın, birlik olmanın ve aynı duyguda buluşmanın en güzel örneklerinden biridir.

Kalabalıklar içinde bile insan kendini yalnız hissetmez çünkü herkes aynı sevginin, aynı özlemin etrafında kenetlenmiştir.

Programlarda yapılan konuşmalar, okunan ilahiler, marşlar ve söylenen ezgiler O’nun hayatını, merhametini, adaletini ve insanlığa sunduğu eşsiz örnekliği gençlerin coşkusu ile daha bi hatırlatır.

Bu bilincin gelecek nesillere aktarılması için verilen emek, aslında bir neslin kalbine umut ekmektir. Bu yüzden bu tür organizasyonlara destek olmak, sadece bir katılım değil aynı zamanda bir vefa göstergesidir.

Diyarbakır dışından gelen misafirler için yapılan hazırlıklar, kurulan kermesler ve sağlanan kolaylıklar yüzlerce gönüllünün fedakârca çalışmasıyla mümkün olur.

Program boyunca misafirlerin rahat etmesi için gösterilen çaba, bu sevdanın ne kadar samimi olduğunu açıkça ortaya koyar.

Aslında bu organizasyonların özü çok nettir: Peygamber Efendimizin doğumunu sevinçle karşılamak, O’nun hayatını öğrenmek, anlamak ve kendi hayatımıza yansıtmak…

Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk hatta bebekler ve engelli bireyler bile bu hayırdan nasiplenmek için adeta yarışır. Çünkü bu buluşma, “kalplerin aynı sevgi etrafında birleştiği bir rahmet iklimidir.”

Bu tür programlar bize sadece bir günü değil, bir hayatı hatırlatır. Peygamber Efendimizin ahlakını, merhametini, adaletini ve insanlığa kattığı değeri düşünmeye davet eder.

Bu manevi organizasyonlar son derece kıymetlidir. Toplumumuzun inanç ve değer dünyasını besleyen, birlik ve beraberliği güçlendiren bu etkinliklerin devam etmesi büyük önem taşır.

Gelecek nesillerin de bu bilinçle yetişmesi, bu sevdayı kalplerinde taşıması ve yaşatması bizlerin en büyük temennisi olmalıdır.

Haydi Kutlu Sevdaya…

Haydi Kutlu Doğuma…