GÖLGE YANIMIZ

Abone Ol

Hayatınızda tahammül etmekte en çok zorlandığınız insan tipini bir düşünün. Aşırı bencil olanlar mı, sürekli ilgi odağı olmaya çalışanlar mı, yoksa sınır tanımadan her şeye karışanlar mı? Şimdi size psikoloji dünyasının en sarsıcı gerçeğini fısıldamak istiyorum: O insanlarda en çok nefret ettiğiniz, sizi en çok çileden çıkaran o özellik, aslında kendi içinizde bastırdığınız ve kabul etmekten korktuğunuz bir parçanız olabilir.

Ünlü bir Psikiyatrist, bu durumu "Gölge" (Shadow) kavramıyla açıklar. Gölge; toplum tarafından onaylanmayacağını düşündüğümüz için zihnimizin karanlık bodrum katına kilitlediğimiz tüm o ilkel arzularımız, kıskançlıklarımız, öfkelerimiz ve "kötü" ilan ettiğimiz yanlarımızdır.

Aynadaki Yabancı: Yansıtma Mekanizması

Bizler büyürken "iyi bir insan" olabilmek için bazı yönlerimizi bastırırız. Örneğin, çocukken ne zaman öfkelensek cezalandırıldıysak, öfkeyi gölgemize fırlatırız. Artık biz "asla öfkelenmeyen, hep uyumlu" biriyizdir. Ancak o gölge yok olmaz. Biz kendi öfkemizi bastırdıkça, dışarıda öfkesini rahatça yaşayan insanlara karşı muazzam bir tahammülsüzlük beslemeye başlarız.

Psikolojide buna yansıtma (projection) diyoruz. Zihnimiz, içeride kabul edemediği o "karanlık" yükü, dışarıdaki birinin sırtına yükleyerek rahatlamaya çalışır. Yani birine duyduğumuz aşırı ve mantıksız öfke, aslında kendi aynamıza fırlattığımız bir taştır.

Bir Danışan Örneği: Danışanım ve ‘’ Bencil ‘’ İnsanlar

Danışanım, iş yerindeki bir iş arkadaşının "aşırı bencil ve rahat" tavırlarından o kadar bunalmıştı ki, bu durum artık uykularını kaçırıyordu. Danışanım, hayatı boyunca ailesi ve çevresi için saçını süpürge etmiş, kendi isteklerini hep en son sıraya koymuş bir "fedakârdı.

Seanslarımızda derinleştikçe Danışanımın aslında o iş arkadaşına değil, arkadaşının sahip olduğu "kendi sınırlarını koruma ve bencil olabilme" özgürlüğüne öfkelendiğini fark ettik. Danışanım, çocukluğundan beri bencil olmanın kötü bir davranış olduğuna inanmış ve bu ihtiyacını gölgeye itmişti. Dışarıda bunu fütursuzca yapan birini gördüğünde ise içindeki bastırılmış çocuk isyan ediyordu.

Ne zaman ki Danışanım kendi gölgesiyle tanıştı, "Bir parça bencil olmak beni kötü biri yapmaz, sadece sınırlarımı korur" diyebildi; işte o an iş arkadaşına olan o yıkıcı öfkesi de kendiliğinden sönümlendi.

Gölgemizle Barışmak Bizi Neden Özgürleştirir?

"İnsan ışık figürleri hayal ederek değil, karanlığın farkına vararak aydınlanır" der. Ünlü Psikiyatrist Gölgemiz sadece kötücül duygulardan ibaret değildir; o aynı zamanda yaratıcılığımızın, potansiyelimizin ve bastırılmış yaşam enerjimizin de kaynağıdır.

İçimizdeki gölgeyi tanımak ve onu dönüştürmek için şu adımları atabiliriz:

  1. Tetiklendiğin Anı Yakala: Birinin bir davranışı sizde orantısız bir öfke yaratıyorsa durun ve sorun: "Bu davranış bana kendi içimde neyi hatırlatıyor?"
  2. Yargılamadan İzle: İçinizdeki kıskançlığı, hırsı veya öfkeyi fark ettiğinizde kendinizi suçlamayın. İnsani olan hiçbir duygu size yabancı olmamalı. Ancak doğru sınırları bilerek
  3. Bütünleştir: O duygunun altındaki yapıcı ihtiyacı bulun. (Örneğin; kıskançlık duygunuz, aslında hayatta neyi başarmak istediğinizin pusulasıdır).

Unutmayın: İçimizdeki karanlıktan kaçtıkça, onun bizi arkamızdan yönetmesine izin veririz. Gölgemizle el sıkıştığımızda ise, artık bizi yöneten bir düşmanımız değil, bize rehberlik eden bir dostumuz olur.

Kendinizi tam anlamıyla sevebilmek için, sadece ışıl ışıl parlayan yanlarınızı değil; o karanlıkta kalan, incinmiş ve saklanmış gölgenizi de kucaklamaya hazır mısınız?

Haftaya, ruhumuzun bir başka gizli odasının kapısını aralamak dileğiyle...