Dünya Su Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayan Gıda Mühendisleri Odası Diyarbakır İl Temsilcisi Nevzat Bayram, Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğunu hatırlatarak, nüfusun 2030 yılında 100 milyonu aşmasının beklendiğini ve kişi başına düşen su miktarının 1.120 metreküp/yıl seviyesine gerileyerek "su sıkıntısı" eşiğine ulaşacağını vurguladı. İklim değişikliği projeksiyonlarının ise bu tabloyu daha da ağırlaştıracağına dikkat çekti.
Bayram, açıklamasında "Kullanılabilir su potansiyelimiz 112 milyar metreküp düzeyindedir. Nüfusun 2030'da 100 milyonu aşmasıyla kişi başına düşen su miktarı 1.120 metreküp/yıl'a gerileyecek; bu değer uluslararası sınıflamada 'su sıkıntısı' eşiğine karşılık gelmektedir. İklim projeksiyonları ise tablonun önümüzdeki yıllarda daha da ağırlaşacağını ortaya koymaktadır. DSİ verilerine göre kullandığımız suyun yüzde 74'u tarım sektörüne ayrılmakta; ne var ki açık kanal sulama yöntemleri nedeniyle sulama randımanı yalnızca yüzde 50'de kalmaktadır. Şehir şebekelerimizde ise dağıtıma verilen her üç birim suyun biri evlere ulaşamadan kaybolmaktadır." ifadelerine yer verdi.
"Su kıtlığının gıda arz güvenliğine ve fiyatlara etkisi artık rakamlarla görülmektedir"
"Su azaldıkça tarla küçülür, arz düşer, fiyatlar yükselir. Sofradaki zamların arkasında bu krizin izleri vardır." diye belirten Bayram, "Su kıtlığının gıda arz güvenliğine ve fiyatlara etkisi artık rakamlarla görülmektedir. Su kısıtı ve kuraklık koşullarında hububat, sebze ve meyvelerde yüzde 20 ile 50 arasında verim kayıpları yaşanabilmektedir. TÜİK 2025 verilerine göre meyve üretimi yüzde 30,9, buğday üretimi yüzde 13,7, arpa üretimi ise yüzde 25,9 oranında gerilemiştir. Üretimdeki bu daralma doğrudan gıda arzını kısıtlamakta ve fiyatları hızla yukarı itmektedir. Araştırmalar ülkemizdeki su stresinin tarımsal verimi halihazırda yüzde 10-15 düşürdüğünü ve gıda ticaret dengemizi bozduğunu ortaya koymaktadır." dedi.
"Gıda fiyatlarını düşürmenin en kalıcı yolu su kaynaklarını korumaktır"
Su kaynaklarını koruma mücadelesi ile gıda israfını önleme mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağının altını çizen Bayram, "Bu noktada gıda israfının da tabloya kattığı ağırlık göz ardı edilemez. FAO verilerine göre dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri, yani her yıl 1,3 milyar ton gıda israf edilmektedir. Türkiye'de ise yılda ortalama 26 milyon ton gıda çöpe gitmekte; bu rakam kişi başına 93 kilogram gıda israfı anlamına gelmektedir. İsraf edilen her gıda, aynı zamanda o gıdayı üretmek için harcanan suyun da boşa gitmesi demektir Su kaynaklarını koruma mücadelesi ile gıda israfını önleme mücadelesi birbirinden ayrılamaz; biri olmadan diğeri yarım kalır." diye belirtti.
Gıda fiyatlarını düşürmenin en kalıcı yolunun su kaynaklarını korumak olduğunu ifade eden Bayram, "Yükselen gıda maliyetleri en ağır yükü dar gelirli ve savunmasız hanelerin taşımasına yol açmaktadır. Öte yandan sulama suyu azaldığında ya da kalitesi bozulduğunda çiftçiler yetersiz kaynaklara yönelmek zorunda kalmaktadır. Ürün çeşitliliğinin azalması ise toplumun beslenme dengesini doğrudan bozmaktadır. Gıda fiyatlarını düşürmenin en kalıcı yolu su kaynaklarını korumak ve akılcı yönetmekten geçmektedir." dedi.
"Su kaynaklarımızı korumak; gıda arz güvencemizi, üreticimizi ve tüketicimizi korumak demektir"
Yetkililere bir dizi çağrıda bulunan Bayram, son olarak şunları kaydetti:
"TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Diyarbakır İl Temsilciliği olarak kamuoyunu bu konuda acil biçimde uyarıyor ve yetkili kurumların aşağıdaki önlemleri gecikmeksizin hayata geçirmesini talep ediyoruz: Tarımda açık kanal sulama uygulamaları terk edilmeli; damla ve yağmurlama sulama sistemlerine geçiş hızlandırılmalı, çiftçilere somut ve yeterli teşvikler sağlanmalıdır. Bitki deseni ve ekim takvimleri su mevcudiyetine göre yeniden planlanmalı; kuraklığa dayanıklı ürün çeşitleri yaygınlaştırılmalıdır. Kentsel su dağıtım altyapısı modernize edilmeli, akıllı izleme sistemleriyle kayıp ve kaçaklar tespit edilerek derhal giderilmeli; su israfında caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Arıtılmış kentsel atık sular ve yağmur suları tarımsal amaçlı kullanılabilecek şekilde değerlendirilmeli; bu altyapı yatırımları ivedilikle artırılmalıdır. Su kaynakları havza planları temelinde sektörler arası adil biçimde dağıtılmalı; ormanlar ve meralar su tutucu işlevleriyle korunup güçlendirilmelidir. Su verimliliği ve tasarrufu eğitim kurumlarından günlük yaşama kadar her alanda yaygınlaştırılmalı; sanayi ve enerji sektöründe su verimliliği teknolojilerinin kullanımı zorunlu hale getirilmelidir.
Her damla su, gelecek nesillerin sağlıklı beslenmesidir. Su kaynaklarımızı korumak; gıda arz güvencemizi, üreticimizi ve tüketicimizi korumak demektir. Kamuoyunu ve tüm yetkilileri bu konuda duyarlı, kararlı ve ivedi davranmaya davet ediyoruz."