Bu yazıda acil başvuru gerektiren solunum sistemi şikayetlerinden bahsetmeye çalışacağım. Öncelikle acil serviste başımıza gelen bir olayı anlatarak başlamak istiyorum. Acile gelen hastaların büyük çoğunluğu üst solunum yolu enfeksiyonu (üsye) hastalarıdır. Bu hastaların birçoğu gereksiz yere acil servisi meşgul etmektedir. Yine bir nöbette gece vaktinde üsye semptomları ile bir hasta geldi, hastanın talebi ise serum veya iğne tedavisi almaktı. Aslında ideal tıbbi yaklaşımda hastanın kliniği kötü değilse öncelik ağızdan alınan ilaçları reçete etmektir. Fakat birçok hasta gibi bu hasta da tedavi sürecini kendisi belirleyerek acile gelmişti. Detaylı bilgi vermemize rağmen hasta çok ağrısı olduğunu belirterek iğne tedavisinde ısrarcı oldu. İstemeyerek de olsa hastaya talep ettiği tedaviyi verdik ve hastada yapılan ilaçlara karşı ciddi alerjik durum gerçekleşti. Hastaya yapılan acil müdahale sonrası yoğun bakım yatışı oldu. Neyse ki hasta birkaç gün sonra kliniğe alındı ve taburcu oldu. Durumu trajik hale getiren ise hasta ve yakınlarının acilde talep ettikleri tedaviyi yazan hekim arkadaşa tehditler savurmaları idi. Alerjik reaksiyondan da yine hekimleri sorumlu tuttular…
Benzeri olayların yaşanmaması duasıyla beraber gerçek acil başvurusu gerektiren solunum sistemi şikayetlerini sıralayacak olursak:
Nefes darlığı: Bu konuda çok hassas olunmalı, direkt acile başvurulmalı. Bu durum ciddi hastalıkların başlangıcı veya alevlenme gösteren kronik birçok hastalığın habercisi olabilmekte. Özellikle ani başlayan ve göğüs ağrısının eşlik ettiği, boğulma hissi konuşamama durumlarında hemen 112 aranmalıdır.
Özellikle çocuk ve yenidoğan yaş grubunda hırıltılı solunumun varlığı ve şiddetlenmesi, boğazdan ıslık sesine benzer bir zorlu solunum varlığı, karından soluma, kaburgalarda içe çekilme durumunun olması, boyun kaslarının belirgin çalışması, burun kanatlarından destek alarak soluma durumlarında acil başvurusu gerekir.
Solunum sıklığında azalma veya artış da zorlu solunuma işaret edip aynı şekilde acil başvurusu gerektirmektedir.
Morarma: Vücuda yeterli oksijen gitmediğine işaret olan bu durumda hemen 112 aranmalıdır. Hastaya çevresindekilerin ilk müdahalesi çok önemli olmakla birlikte solunum yolunda herhangi bir yabancı cisim şüphesi varsa heimlich gibi manevralar denenmelidir. Çocuk popülasyonda el rastgele ağıza konulmamalı ve bunun kliniği daha da kötüleştirebileceği unutulmamalıdır.
Kan tükürme: Özellikle öksürük ile beraber kan gelmesi durumunda acilen hastaneye başvurulmalıdır. Morarma ve nefes darlığı eşlik eden durumlarda 112 aranmalıdır.
Uzun süren veya kötüleşen öksürük: Morarma ve nefes darlığı eşlik ediyorsa 112 aranmalı. Ateş ve gece uykudan uyandıran öksürük varlığı da acil başvurusu gerektirmekte.
Bilinç değişikliği: Solunumsal şikayetlere eşlik eden uykuya eğilim, sersemlik, cevaplarda yavaşlama ve baygınlık durumları da acil başvurusu gerektirmektedir.
Yüksek ateş: İlaç ile kontrol altına alınamayan ve özellikle çocuk yaş grubu hastaları mutlaka acil servise yönlendirilmelidir.
Beslenememe ve sürekli huzursuzluk hali: Özellikle çocuk yaş grubunda bu şikayetlerin varlığında acil başvurusu gerekir.
Solunum sistemi acillerinde bazen saniyeler çok önemlidir. Olası bir oksijensizlik ciddi hayati tehlike yaratır. Tedavi sonrası bile hastada kalıcı hasarlar bırakabilir. Kronik hastalığı olanların ekstra allert olması gerekir. Bebekler ve çocuklar için ailelerin önlem alması çok önemlidir, bu bağlamda; Küçük oyuncaklardan kaçınılmalı, yemek yerken koşturulmamalı, ağzında gıda varken güldürülmemeli, çocuk yalnız bırakılmamalı ve aşı takvimine mutlaka uyulmalıdır. Astım hastaları ilaç kullanımını doğru yaptığına emin olmalıdır. Ayrıca gereksiz antibiyotik ve ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.
Sağlık ve selamette kalmanız duasıyla….