GEREKSİZ ACİL BAŞVURULARI - 1

Abone Ol

Acil servisler, aslında isminden anlaşıldığı üzere "acil" durumlar için vardır. Ancak son yıllarda ülkemizde acil polikliniklerinin yoğunluğu kronik bir soruna dönüşmüş durumda. Artan gereksiz başvurular yalnızca sayısal bir artış anlamına gelmiyor; aynı zamanda gerçek acil hastaların zamanında ve yeterli şekilde değerlendirilmesinin önüne geçiyor.

Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu, birkaç gündür devam eden bel ağrısı ya da ertesi gün de başvurulabilecek şikâyetler için gece yarısı acil servise gidildiğinde, aslında görünmeyen bir risk oluşuyor. Çünkü o sırada hayati tehlike taşıyan bir hasta da aynı sistem içinde hizmet almaya çalışıyor.

Gerçek acil; gecikildiğinde organ kaybına, kalıcı hasara ya da ölüme yol açabilecek durumlardır (Bir sonraki yazıda bu konuda daha detaylı bilgi vereceğiz).

Sağlık sisteminde basamaklandırma sorunu:

Sağlık hizmeti bir zincirdir. Aile hekimliği birinci basamak, devlet ve özel hastaneler ikinci basamak, üniversite ve eğitim ve araştırma hastaneleri ise üçüncü basamaktır.

Acil servisler ise bu zincirin kriz noktasıdır.

Ancak biz çoğu zaman ilk basamağı atlayarak doğrudan en üst noktaya başvuruyoruz. Randevu bulamama kaygısı, hızlı sonuç alma isteği ve "nasıl olsa bakarlar" düşüncesi acil servisleri alternatif poliklinik haline getiriyor.

Bu durum hem maliyetleri artırıyor hem de sistemin dengesini bozuyor.

Hastalar Neden Acile Gidiyor?

Burada suçu yalnızca hastaya yüklemek adil olmaz. Sistemsel aksaklıklar da bazen hastaları bu duruma sevk edebiliyor;

• Poliklinik randevularına ulaşım zorluğu

• Çalışma saatleri nedeniyle gündüz başvuramama

• Tetkiklerin hızlı sonuçlanması beklentisi

• "Acilde her şeye hemen bakılır" algısı

• Sağlık okuryazarlığının yetersizliği

Toplumda "tedbiri elden bırakmama" refleksi de güçlü. İnsanlar en kötü ihtimali düşünerek hareket ediyor. Ancak her ihtimal acil değildir.

Acil serviste çalışırken başımdan geçen bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Gece saat 01.00…

Sedyede ateşli silah yaralanması olan hasta kalbi durmuş, hastanede güvenlik önlemleri alınmış ve yeşil alan kapatılmış durumda. Temel hayat müdahalesi devam ederken aynı zamanda yeşil alan kapatıldığı için bağırıp çağıran hastaların sesi yükseliyor. Sırayla biz hekimler müdahaleye devam ederken iğnesini yaptırmaya gelen bir hastanın kaba bir üslup ile güvenlik görevlisine "E bizim de işimiz acildir." dediğini işittik. Aynı zamanda bu hasta sürekli huzursuzluk çıkardı. Bu durum hekimler olarak bizlerin sağlık sistemimize dair çalışma hevesimizi sürekli azaltmakta. Aynı zamanda hata yapma ihtimalimizi arttırmakta.

Acil hekimi için herkes değerlidir. Ancak öncelik sıralaması hayati bir karardır. Gereksiz yoğunluk arttıkça gerçek acile ayrılan dikkat süresi azalır. Bu yalnızca iş yükü değil; aynı zamanda zihinsel bir baskıdır.

Sağlık çalışanlarındaki tükenmişliğin görünmeyen nedenlerinden biri de budur.

Çözüm ne olabilir?

Bu sorun yalnızca eleştiriyle çözülmez.

• Toplumda "gerçek acil" bilincinin artırılması

• Aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi

• Mesai sonrası poliklinik alternatiflerinin yaygınlaştırılması

• Sağlık okuryazarlığının eğitim müfredatına dahil edilmesi

• Gereksiz başvuruları caydıracak düzenlemelerin tartışılması

Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti sınırsız değildir. Kaynak doğru yerde kullanıldığında hayat kurtarır…