Bir dükkânın kepengi sabahın ilk ışıklarıyla açılıyorsa, orada yalnızca ticaret başlamaz. Bir evin rızık kapısı, bir mahallenin hareketi, bir gencin hayatla kurduğu bağ da yeniden açılır.
Sabahın bereketi, sadece bir söz değildir. Erken kalkan insanın zihni daha berraktır. Günün ilk saatlerini değerlendiren esnaf işine daha erken koyulur, genç önündeki imkânları daha iyi görür, toplum üretmenin ve gayret etmenin ne demek olduğunu yeniden hatırlar.
Bugün gençlere belki de en çok şunu söylememiz gerekiyor: Gecenizi anlamlı, sabahınızı bereketli kılın.
Geceyi sadece ekran başında tüketmeyin. Gecenin bir bölümünü dua ile, ibadet ile, tefekkür ile geçirin.
Sonra sabah olduğunda yatağın ağırlığına teslim olmayın.
Kalkın. İşinizin, okulunuzun, dükkânınızın, ailenizin ve davanızın başına geçin.
Çünkü inanç, hayattan kopmak değildir. Tam tersine hayatı anlamlandırıp daha güçlü bir şekilde omuzlamaktır.
Gençler, erken kalkın!
Bir ülkenin ekonomik gücü yalnızca fabrikalarda, bankalarda veya büyük şirketlerde oluşmaz.
Sabahın erken saatinde kepenk açan küçük esnafın emeğinde de oluşur. Dükkânını açan genç, müşterisine hizmet ederken ekonomiye katkı sunar. Üreten genç, ailesinin yükünü hafifletir. İş kuran genç, başkasına da ekmek kapısı açar.
İşte davetçi gençlerin de yükü burada başlıyor.
Davet sadece söz söylemek değildir. İnsanlara iyiliği anlatan genç, aynı zamanda kendi hayatında çalışkanlığı, dürüstlüğü, merhameti ve sorumluluğu göstermelidir.
Davetçinin sözü kadar sabahı da konuşmalıdır.
Gece ibadet eden, sabah çalışmaktan kaçmamalıdır. Maneviyatını güçlendiren genç, ekonominin dışında kalmamalıdır. Aksine kendi emeğiyle, alın teriyle, mesleğiyle, girişimiyle toplumun yükünü hafifletmelidir.
Çünkü bugün gençlerin omzunda ağır bir yük var.
Geçim derdi var. Gelecek kaygısı var. Ailelerinin beklentileri var. Ülkenin ekonomik meseleleri var. Dijital dünyanın dikkat dağıtan cazibesi var. İnançlarını ve değerlerini koruma mücadelesi var.
Yükünüz ağır olabilir. Ama direnişiniz de güçlü olmalı.
Direniş, sadece meydanlarda gösterilen bir tavır değildir.
Sabah alarm çaldığında yataktan kalkabilmektir. Haram kazanç karşısında “hayır” diyebilmektir. Zorluk karşısında işini bırakmamaktır.
Başarısız olduğunda yeniden denemektir.
Ve belki de en önemlisi, gece Rabbine yönelip sabah insanlara faydalı olabilmektir.
Bugünün gençleri hem secdeyi hem emeği bilmeli.
Hem duayı hem üretmeyi bilmeli.
Hem daveti hem dükkânı bilmeli.
Çünkü güçlü toplumlar sadece konuşanlarla değil, inanan, çalışan, üreten ve sorumluluk alan gençlerle yükselir.
Öyleyse yarın sabah bir dükkânın kepengini erken açan genç, sadece kendi rızkının peşinde değildir.
O aynı zamanda “Ben bu ülkenin yükünü taşımaya hazırım” demektedir.
Sabahı kaçırmayın.
Bereketi ertelemeyin.
Gençler, gecenizi ihya edin; sabahınızı inşa edin.
Çünkü yükünüz ağırsa, direnişiniz de güçlü olmak zorunda.