ESNAFIN AYAKTA KALMA MÜCADELESİ: EKONOMİDE YENİ DÖNEMİN GERÇEK TESTİ

Abone Ol

Türkiye ekonomisi yeni bir dengeleme sürecinden geçerken, bu sürecin en net hissedildiği alan hiç şüphesiz iş dünyası ve esnaf kesimi oluyor.

Makro göstergelerde atılan adımlar, mali disiplin ve enflasyonla mücadele açısından doğru bir zemine işaret ediyor. Ancak sahaya indiğimizde, dükkânını açık tutmaya çalışan esnafın, üretimini sürdürmeye gayret eden işletmelerin ciddi bir sınav verdiği görülüyor.

Bugün esnaf için mesele sadece ciro yapmak değil; ayakta kalmak, nakit akışını çevirebilmek ve önünü görebilmektir.

Artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan daralma ve vergi ile SGK yükümlülükleri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde baskıyı artırıyor. Ekonomide atılan yapısal adımların sahadaki karşılığı güçlenmediği sürece, rakamlar ne kadar iyileşirse iyileşsin piyasanın nefesi daralmaya devam eder.

Devletin mali disiplinden taviz vermemesi elbette önemlidir. Ancak bu disiplinin, üretimi ve ticareti zayıflatmadan uygulanması da en az bunun kadar kritiktir. Esnafın en çok zorlandığı alan, çoğu zaman verginin miktarı değil, belirsizliktir. Önünü göremeyen işletme yatırım yapmaz, istihdam artırmaz, risk almaktan kaçınır. Oysa piyasanın ihtiyacı olan şey, netlik ve öngörülebilirliktir.

Vergi politikalarında son dönemde öne çıkan temel yaklaşım, yükü tabana yaymak ve kayıt dışılığı azaltmaktır. Bu doğru bir hedeftir. Ancak sahada, vergisini düzenli ödeyen esnafın kendisini sistemin en görünür ve en kolay denetlenebilir unsuru olarak hissetmesi, adalet algısını zedelemektedir. Gerçek vergi adaleti, sadece tahsilatla değil; üretimi, istihdamı ve ticareti koruyan bir dengeyle mümkündür.

Esnaf korunmadan ekonominin güçlenmesi mümkün değildir.

SGK boyutu ise iş dünyası açısından ayrı bir denge alanıdır. İstihdam oluşturmak isteyen işletmeler için prim yükleri hâlâ önemli bir maliyet kalemi olmayı sürdürüyor. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği tartışmasız bir gerekliliktir; ancak bu sürdürülebilirlik, kayıtlı istihdamı zorlaştırarak değil, teşvik ederek sağlanmalıdır. Esnafı kayıt dışına iten değil, kayıtlı kalmasını ödüllendiren bir sistem, orta ve uzun vadede SGK’nın mali yapısını da güçlendirecektir.

Finansman cephesinde ise iş dünyasının en çok dile getirdiği konu, krediye erişimin niteliğidir. Bugün mesele ucuz para arayışı değil; emeği, üretimi ve ticareti esas alan adil bir finansman yapısına ulaşabilmektir. Tam da bu noktada, İslami iktisadi sistemin sunduğu yaklaşım yeniden hatırlanmalıdır. Faizi merkeze alan, borcu borçla büyüten modeller yerine; riski paylaşan, üretime ortak olan ve kazancı meşru ticaretten doğuran bir finansman anlayışı, esnafın ve reel sektörün gerçek ihtiyacına karşılık vermektedir.

Kredi kanallarının tamamen kapalı olduğu ya da sadece güçlü teminat sunabilenlerin erişebildiği bir sistemde ticaret yavaşlar, çarklar zor döner. Oysa katılım finansının özünde yer alan murabaha, mudaraba ve müşareke gibi modeller, sağlam projeye sahip, üretim potansiyeli olan ancak faiz yükünü taşıyamayan işletmeler için önemli bir imkân sunmaktadır. Bu yaklaşımda finansman, sadece borç verenle borç alan arasındaki bir ilişki değil; üretime ve değere ortaklık temelinde şekillenmektedir.

Sağlam projeye, temiz bilançoya ve iş yapma iradesine sahip işletmelerin; faize mahkûm edilmeden, riskin paylaşıldığı adil mekanizmalarla desteklenmesi, ekonomide kalıcı güçlenmenin anahtarıdır. İslami iktisadi sistemin sunduğu bu çerçeve, hem piyasanın ahlakını korur hem de esnafın geleceğe güvenle bakmasını sağlar.

Türkiye ekonomisi zor ama gerekli bir süreçten geçiyor. Bu sürecin başarıya ulaşması, masa başındaki dengeler kadar, sahadaki esnafın ayakta kalmasına bağlıdır. Esnaf ayakta kalırsa piyasa canlı kalır, piyasa canlı kalırsa ekonomi güçlenir.

Bugün atılan adımların gerçek karşılığı; kepenklerin kapatılmadığı, işletmelerin yatırım yapabildiği ve istihdamın korunabildiği bir ekonomik iklimle ölçülecektir.

Ekonominin asıl sınavı tam da buradadır.

Adil finansmanla ayakta kalan esnaf, güçlü ekonominin en sahici göstergesidir.