EBEVEYNLİKTE "YETERİNCE İYİ" OLMAK: MÜKEMMELLİK TUZAĞINDAN KURTULUN

Abone Ol

Bu haftaki yazımız bir önceki yazımızın farklı bir yönü olan günümüz ebeveynleri, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük bir bilgi bombardımanı ve "mükemmellik" baskısı altında. Sosyal medyada hep gülen çocuklar, her öğünü organik olan mutfaklar ve asla sabrını taşmayan, her daim pedagojik cümleler kuran "süper ebeveynler" görüyoruz.

Bu parlatılmış tabloların gölgesinde ise kendi gerçekliğimiz duruyor: Yorulduğumuz, bazen sesimizi yükselttiğimiz, ekran süresini kaçırdığımız veya kendimize vakit ayırmak istediğimiz anlar... Ve hemen ardından gelen o devasa, ezici duygu: Ebeveynlik suçluluğu.

Mükemmel Ebeveyn Yoktur, Gerekli de Değildir

İngiliz pediatrist ve psikanalist Donald Winnicott, yıllar önce ebeveynlik literatürünü değiştiren o önemli kavramı ortaya attı: "Yeterince İyi Ebeveyn" (Good Enough Parent). Winnicott’a göre çocukların her ihtiyacı anında karşılayan, hatasız ve kusursuz "süper kahramanlara" ihtiyacı yoktur. Hatta tam tersine; her şeyi mükemmel yapan bir ebeveyn, çocuğun gelişimi için engelleyici olabilir. Çünkü hayat mükemmel değildir ve çocuk, dış dünyadaki hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi ebeveyninin "küçük ve güvenli" hataları sayesinde öğrenir.

Neden mükemmeliyetçilik zararlıdır?

Eğer bir ebeveyn çocuğun her istediğini anında yapar ve onu her türlü rahatsızlıktan korursa, çocuk şu hayati becerileri kazanamaz:

  • Bekleme becerisi: "Annem şu an meşgul, biraz beklemeliyim" diyebilmek.
  • Esneklik: Planlar bozulduğunda yıkılmamak.
  • Başa çıkma: Küçük hayal kırıklıklarıyla (Örn: İstediği oyuncağın o an alınmaması) baş etme yönünü geliştirmek.
  • Hata Geliştiricidir: Çocukların kusursuz bir modele değil, hatalarını telafi edebilen, özür dileyebilen ve öğrenen "gerçek" bir modele ihtiyacı vardır.
  • Bağ Kusursuzluktan Güçlüdür: Ebeveynlik bir performans sanatı değil, bir bağ kurma yolculuğudur; bu bağın harcı ise hatasızlık değil, şefkattir.

Onarımın gücü

Ebeveynlikte en önemli şey hata yapmamak değil, hatayı onarmaktır. Hepimiz insanız; bazen öfkemizi kontrol edemeyebiliriz. Ancak önemli olan, o andan sonra çocuğun yanına gidip göz hizasına inmek ve şunları söyleyebilmektir: "Az önce sana bağırdım çünkü çok yorgundum ve kendimi kontrol edemedim. Bu senin hatan değildi, üzgünüm."

Bu basit açıklama, çocuğa mükemmel olmanın değil, sorumluluk almanın ve telafi etmenin önemini öğretir. Bu, dünyanın en iyi pedagoji kitabından çok daha kıymetli bir derstir

Sonuç olarak

Kendinizi hırpalamayı bırakın. Çocuğunuzun bir süper kahramana değil; gülen, bazen ağlayan, bazen yorulan ama her zaman orada olan "gerçek" bir anneye/babaya ihtiyacı var. Mükemmel olmaya çalışırken "anda kalmayı" kaçırmayın.

Siz, tüm eksiklerinizle ve çabanızla çocuğunuz için zaten yeterince iyisiniz.