Dünyanın farklı bölgelerinde kısa aralıklarla meydana gelen orta ve yüksek büyüklükteki depremler, sarsıntıların birbirleriyle bağlantılı olup olmadığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Ancak mevcut bilimsel verilere göre küresel sismik faaliyetlerde olağan dışı bir artış yaşandığına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Uzmanlara göre son dönemde depremlerin daha sık meydana geldiği yönündeki algıda, gelişen deprem gözlem ağlarının yanı sıra sosyal medya ve dijital haberleşme kanalları üzerinden sarsıntılara ilişkin bilgilerin çok daha hızlı yayılması da etkili oluyor.
Her yıl binlerce deprem meydana geliyor
Dünya genelinde her yıl çok sayıda deprem kaydediliyor.
Normal koşullarda 4 ile 4,9 büyüklüğündeki depremlerin sayısı yılda yaklaşık 12 bin ila 14 bin arasında değişiyor. 5 ile 5,9 büyüklüğündeki depremler yılda yaklaşık 1000 ila 1500 kez meydana gelirken, 6 ve üzeri büyüklükteki depremlerin sayısı yaklaşık 100 ila 150 arasında bulunuyor.
Bu nedenle birkaç haftalık dönem içerisinde dünyanın farklı bölgelerinde birden fazla orta veya yüksek büyüklükte deprem meydana gelmesinin, olağan istatistiksel dağılım içerisinde gerçekleşebileceği belirtiliyor.
Uzak bölgelerdeki depremler birbirini tetikliyor mu?
Bilimsel değerlendirmelere göre, coğrafi olarak birbirinden binlerce kilometre uzakta meydana gelen depremler arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu gösteren genel bir kanıt bulunmuyor.
Depremlerin temel nedeni olan tektonik levha hareketleri, büyük ölçüde yerel ve bölgesel jeolojik dinamikler tarafından belirleniyor.
Büyük bir deprem sırasında ortaya çıkan sismik dalgalar ise dünyanın farklı noktalarına ulaşabiliyor ve çok uzaklardaki istasyonlar tarafından kaydedilebiliyor. Ancak bu enerjinin, uzaktaki bağımsız bir fayda yeni bir deprem başlatması genel bir mekanizma olarak kabul edilmiyor.
Bununla birlikte, kırılmaya çok yakın ve kritik bir durumda bulunan bir fayın küçük dış etkilerden etkilenmesi ihtimali tamamen dışlanmıyor. Ancak bu durum, dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen depremlerin sistematik olarak birbirini tetiklediği anlamına gelmiyor.
“Peş peşe deprem” algısı neden oluşuyor?
Kısa zaman aralıklarında farklı ülkelerde meydana gelen depremler, sosyal medya sayesinde saniyeler içinde dünya genelinde görünür hale geliyor.
Bu durum, birbirinden bağımsız sismik olayların tek bir zincirin parçaları olduğu algısını güçlendirebiliyor.
Ancak uzun yıllara yayılan deprem kayıtları incelendiğinde, farklı coğrafyalardaki sarsıntıların büyük bölümünün birbirinden bağımsız gerçekleştiği görülüyor.
Dolayısıyla farklı ülkelerde art arda deprem yaşanması tek başına “dünyanın tamamında deprem aktivitesi artıyor” veya “depremler birbirini tetikliyor” sonucunu ortaya koymuyor.