Özellikle kitap ve yazma eser koleksiyonculuğuyla öne çıkan Ali Emîrî Efendi, bugün kendi adını taşıyan Millet Kütüphanesi'nin kuruluşunda da önemli bir rol üstlenmiştir. Bunun yanında şairlik, araştırmacılık, tarihçilik ve bibliyofillik alanlarında çalışmalar yapmış, ömrü boyunca çok sayıda değerli eserin bir araya getirilmesine katkıda bulunmuştur.
Ali Emîrî Efendi'nin Hayatı ve Eğitimi
Ali Emîrî Efendi, Diyarbakır'da dünyaya geldi. Şair Sâim Seyyid Mehmed Emîrî Çelebi'nin torunlarından Seyyid Mehmed Şerif Efendi'nin oğludur. İlk eğitimini Diyarbakır'daki Sülûkiyye Medresesi'nde aldı. Farsça öğreniminde ise amcası Fethullah Feyzi Efendi'den yararlandı.
Bir süre sonra dayılarının görev yaptığı Mardin'e giden Ali Emîrî Efendi, burada farklı hocalardan dersler aldı. Yaklaşık üç yıl süren bu eğitim döneminde özellikle Arapça ve Farsça bilgisini geliştirdi. Klasik edebiyata olan ilgisi de bu yıllarda güçlendi ve eski şiir geleneğinin etkisiyle manzumeler kaleme almaya başladı.
1875 yılında telgrafçılık eğitimi alarak bu alanda görev yapmaya başladı. Bir yıl sonra V. Murad'ın tahta çıkışı dolayısıyla bir cülûsiyye yazdı. 1878'de ise Diyarbakır'a gelen Hey'et-i Islâhiyye içerisinde yer alan Âbidin Paşa'nın yanında müsevvid olarak çalıştı. Bu görev vesilesiyle Harput, Sivas ve Selânik gibi farklı şehirlerde bulundu.
Devlet Hizmetindeki Görevleri
Ali Emîrî Efendi'nin çalışma hayatı yalnızca kültür ve edebiyatla sınırlı kalmadı. Osmanlı maliye teşkilatında çeşitli görevler üstlendi. Öncelikle Sîs (bugünkü Kozan) sancağında âşâr müdürlüğü, ardından Adana Âşâr Nezâreti'nde başkâtiplik yaptı.
İlerleyen yıllarda Leskovik, Kırşehir ve Trablusşam'da muhasebecilik görevlerinde bulundu. Daha sonra Ma'mûretülazîz (Elazığ) ve Erzurum defterdarlıklarında çalıştı. Yanya ve İşkodra'da maliye müfettişliği yaptıktan sonra Halep defterdarlığı ve Yemen maliye müfettişliği görevlerini yürüttü.
Başarılı hizmetleri nedeniyle “rütbe-i ûlâ sınıf-ı sânîsi” nişanıyla ödüllendirildi. II. Meşrutiyet'in ilanından kısa süre sonra, 1908 yılında kendi isteğiyle devlet hizmetinden emekliye ayrıldı.
Emeklilik Sonrası Çalışmaları
Ali Emîrî Efendi'nin kültür ve tarih alanındaki faaliyetleri özellikle emekliliğinden sonra yoğunlaştı. Millî Tetebbûlar Encümeni ile Tasnîf-i Vesâik-i Târîhiyye Encümeni'nin başkanlığını yaptı; aynı zamanda Târîh-i Osmânî Encümeni'nde görev aldı.
Osmanlı arşiv belgelerinin düzenlenmesi ve sınıflandırılması çalışmalarında da önemli sorumluluklar üstlendi. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tasnif Komisyonu'nun başında bulunduğu dönemde hazırlanan ve bugün “Ali Emîrî Tasnifi” adıyla bilinen arşiv koleksiyonu onun bu alandaki çalışmalarının önemli sonuçlarından biridir.
Eski eserlerin korunması konusunda da oldukça duyarlıydı. Vakıflar Nezâreti'ne gönderdiği uzun yazılarla tarihî yapıların ve kültür varlıklarının ihmal edilmesine karşı çıkıyor, bunların korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğunu savunuyordu.
23 Ocak 1924 tarihinde hayatını kaybeden Ali Emîrî Efendi, Fatih Camii hazîresine defnedildi.
Kitap Koleksiyonculuğu ve Millet Kütüphanesi
Ali Emîrî Efendi'yi döneminin diğer aydınlarından ayıran en önemli özelliklerden biri, kitap ve yazma eserlere duyduğu büyük ilgiydi. Görev yaptığı şehirlerin yanı sıra seyahatleri sırasında da çeşitli kitap, belge ve tarihî eserleri toplamaya devam etti.
Bir dönem eski Oğuz şehirlerinden Cend'e kadar giderek çok sayıda değerli eser ve belge elde etti. Kırşehir'de muhasebecilik yaptığı sırada ise Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı'nın onarılmasına destek verdi. Onarım masraflarını kendisi karşılarken işçilik konusunda dergâha bağlı dervişlerden yararlanıldı.
Ancak onun kültür tarihindeki en kalıcı hizmetlerinden biri, yıllar boyunca oluşturduğu kitap koleksiyonunu halka ve araştırmacılara sunması oldu. Fatih'te bulunan Feyzullah Efendi Medresesi'nde Millet Kütüphanesi'ni kurdu ve sahip olduğu çok değerli eserleri bu kuruma bağışladı.
Kütüphaneye çoğu nadir veya tek nüsha niteliğinde yaklaşık 16.000 cilt eser vakfetti. Ali Emîrî Efendi, hayatının sonuna kadar kurduğu kütüphanenin yönetimiyle ilgilenmeye devam etti.
Dîvânü Lugāti't-Türk'ün Bulunması
Ali Emîrî Efendi'nin Türk kültür ve dil tarihi açısından en önemli hizmetlerinden biri, Kâşgarlı Mahmud'un Dîvânü Lugāti't-Türk adlı eserinin bir nüshasını bulmasıdır.
Türk dilinin en önemli tarihî kaynaklarından biri kabul edilen bu eserin ortaya çıkarılması, Türkoloji araştırmaları açısından büyük önem taşıdı. Ali Emîrî Efendi, eline geçen eserin değerini fark ederek onu bilim dünyasının dikkatine sundu ve eserin günümüze ulaşmasında önemli bir rol oynadı.
Ali Emîrî Efendi'nin Eserleri
Ali Emîrî Efendi yalnızca kitap toplayan bir araştırmacı değildi. Aynı zamanda tarih, edebiyat ve biyografi alanlarında çok sayıda eser kaleme aldı. Bazı çalışmalarını yayımlama fırsatı bulurken, önemli bir bölümü yazma hâlinde kaldı veya zaman içinde kayboldu.
Başlıca telif çalışmaları arasında şunlar yer alır:
· Levâmiu'l-Hamîdiyye
· Cevâhirü'l-mülûk
· Tezkire-i Şuarâ-yı Âmid
· Mardin Mülûk-i Artukıyye Târihi
· Ezhâr-ı Hakîkat
· Osmanlı Vilâyât-ı Şarkıyyesi
· İşkodra Şâirleri
· Yanya Şâirleri
· Diyarbekirli Bâzı Zevâtın Terceme-i Halleri
· Yemen Hâtırâtı
· Osmanlı Şairleri
· Mir'âtü'l-fevâid
Bunların yanında Ali Emîrî Efendi'nin yazma hâlinde bulunan bir divanı da vardır.
Yayımladığı Eski Eserler
Ali Emîrî Efendi, kendi çalışmalarının yanı sıra geçmiş dönemlere ait bazı önemli eserlerin yayımlanmasına da katkı sağladı. Hazırlayıp yayımladığı çalışmalar arasında Lütfi Paşa'nın Âsafnâme adlı eseri, Bayâtî Hasan b. Mahmûd'un Câm-ı Cem-âyîni ve Gıyâseddin Nakkaş'ın Acâibü'l-letâif adlı eseri bulunmaktadır.
Ayrıca bazı eski metinleri “Nevâdir-i Eslâf” adı altında notlar ve açıklamalarla yeniden yayımladı.
Çıkardığı Dergiler
Ali Emîrî Efendi'nin faaliyetleri kitap ve arşiv çalışmalarıyla sınırlı değildi. Dönemin kültür ve edebiyat hayatına dergicilik yoluyla da katkıda bulundu.
Osmanlı Târih ve Edebiyat Mecmuası ile Âmid-i Sevdâ onun yayımladığı başlıca süreli yayınlar arasında yer alır. Bu dergilerde tarih, edebiyat ve biyografi konularında çeşitli yazılar yayımladı. Başka süreli yayınlarda da araştırma ve incelemeleri yer aldı.
Ali Emîrî Efendi'nin Kültür Tarihindeki Yeri
Ali Emîrî Efendi'nin en önemli özelliği, geçmişten kalan kitapları, yazmaları ve belgeleri yalnızca kişisel bir koleksiyon oluşturmak amacıyla toplamamış olmasıdır. Biriktirdiği kültürel mirası gelecek nesillere aktarmayı amaçladı.
Özellikle Millet Kütüphanesi'ne kazandırdığı binlerce eser ve Dîvânü Lugāti't-Türk nüshasının bilim dünyasına sunulmasındaki rolü, onun Türk kültür tarihindeki yerini son derece önemli hâle getirmiştir.
Şairlik ve tarihçilik alanlarında da eserler veren Ali Emîrî Efendi, arşiv belgelerinin düzenlenmesi, eski eserlerin korunması ve tarihî kaynakların araştırmacılara ulaştırılması konularında kalıcı çalışmalar yaptı. Bu yönleriyle Osmanlı'nın son döneminde kültürel mirasın korunmasına önemli katkılar sağlayan isimlerden biri olarak kabul edilir.