DİYARBAKIR'DA OKUL VAR, EĞİTİM YOK, BETON VAR, NİTELİK YOK

Abone Ol

Diyarbakır'da eğitim meselesini konuşurken içimiz hep daralıyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim kurumlarında içselleştirilerek uygulanmıyor. Çünkü mevcut bazı okulların altyapısı ve fiziki donanımı buna cevap verebilecek potansiyele sahip değildir. Artık süslü cümleleri bırakmak gerekiyor. Çünkü ortada bir "altyapı başarı hikâyesi" yoktur. Rakamlar bile bu gerçeği gizleyemiyor. Okul sayısı artmış olabilir ama eğitim ortamı hâlâ ciddi biçimde yetersiz.

Kâğıt üstü ile sahanın dili aynı değil

Resmî verilere göre Diyarbakır'da 77 bin 237 öğrenci, 16 bin 188 derslik var. Basit bir bölmeyle derslik başına yaklaşık 29-30 öğrenci düşüyor. Yetkililer "ortalama 22-23" diyebilir. Ama bu ortalama bir illüzyondur. Çünkü merkez okullarda sınıflar 35-40 kişiye kadar çıkıyor. Kırsalda ise derslik yokluğu nedeniyle birleştirilmiş sınıflar hâlâ faal. Yani ortalama düşüyor çünkü bazı okullar boş, bazıları patlıyor.

Okul var ama nitelikli alan yok

Toplam 2 bin 251 okul var. Ama bu sayı kaliteyi göstermiyor. Neden? Çünkü:

  • Laboratuvar yok ya da kilitli.
  • Kütüphane var ama kitap yok.
  • Spor salonu ya hiç yok ya da depo gibi kullanılıyor.

Kırsal bölgelerde ise durum daha da vahim. Fiziki koşullar "eğitim ortamı" değil, sadece "barınma alanı" seviyesinde.

En kalabalık ilçe Bağlar. Bu tabloyu anlatmaya yeter: 94 bin 771 öğrenci, 2 bin 139 derslik; derslik başına yaklaşık 44 öğrenci. Bu artık eğitim değil, yığma sistemi. Bu şartlarda öğretmen bireysel ilgi gösteremez; disiplin değil, gürültü yönetilir; öğrenme değil, "idare etme" yapılır.

Hijyen krizi de almış başını gidiyor

Velilerin şikâyetlerine bakıldığında:

  • Tuvaletler temiz değil.
  • Sınıflar hijyenik değil.
  • Okullar düzenli temizlenmiyor.

Bir ülkede çocuklar mikrop riskiyle eğitim görüyorsa, burada altyapıdan söz etmek bile lüks.

Teknolojik altyapı ayrı bir sorun:

  • Akıllı tahta var ama internet yok, kullanım yok, bakım yok.
  • Kırsalda ise dijital altyapı neredeyse sıfır seviyesinde; yani teknoloji yatırımı yapılmış, lâkin işlevsiz.

Yetkililer sürekli şunu söylüyor: "Derslik sayısını artırdık." İyi de gerçekten bu dersliklerde eğitim yapılabiliyor mu?

Cevap kocaman bir hayır!

Yani beton dökerek eğitim düzelmez. Sınıfa 40 öğrenci koyup "altyapı tamam" diyemezsiniz. Bu tabloyu görmezden gelmek, bir nesli kaybetmeyi kabul etmektir.

Fiziki yetersizliğin yoğun görüldüğü eski ve merkezi devlet okulları şunlardır: Yenişehir İlkokulu, Gazi İlkokulu, Faik Ali İlkokulu, Arif Eminoğlu İlkokulu.

Bu okulların ortak sorunları:

  • Sınıflar aşırı kalabalık.
  • Eski bina ve yetersiz bakım.
  • Bahçe ve sosyal alan eksikliği.
  • Tuvalet ve temizlik problemleri.

Bu okullar genelde şehir merkezinde ama yoğun nüfusun ortasında sıkışmış durumda. Kapasite 500 ise 1000 öğrenci var.

Bağlar ve yoğun göç alan mahalle okullarında ise, örneğin Yolaltı İlkokulu'nda, durum daha da içler acısı.

  • Sınıf mevcutları 40+.
  • İkili eğitim yaygın.
  • Derslik sayısı yetersiz.

Kırsal okullarda ise kriz daha büyük

  • Birleştirilmiş sınıf ortamları.
  • Laboratuvar desen yok.
  • Kütüphane yok.
  • Spor alanı yok.

Bazı yerlerde okul dediğin şey, 2-3 derslikli küçük bir bina; eğitim değil, "temel okuma yazma uygulama alanı".

Yine merkezdeki Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinin ayrı sorunları var.

  • Atölye ekipmanları yetersiz.
  • Laboratuvarlar eski.
  • Öğrenci sayısı kapasitenin üstünde.
  • Meslek liselerinde özellikle uygulama alanı yoksa eğitim kâğıt üstünde kalıyor.

"Fiziki yapı hangi okullarda kötü?" sorusunun açık cevabı: Devlet okullarının büyük çoğunluğunda, özellikle Bağlar, Yenişehir'in eski mahalleleri ve kırsalda, fiziki yetersizlik ciddi düzeyde.

Bunun temel nedeni:

  • Sistematik yoğunluk.
  • Plansız şehirleşme.
  • Aşırı nüfus artışı.

Diyarbakır'da iyi fiziki koşul istisna, kötü fiziki koşul ise norm.