Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesi kırsal Büyükkadı Mahallesi'nde yaklaşık 4 ay önce 3 yaşındaki N.K. isimli çocuk bir kedi tarafından ısırıldı. Çocuk, 10 Ağustos'ta rahatsızlanarak hastaneye götürüldü. Kedinin ısırdığı bilgisinin paylaşılması üzerine yapılan incelemelerde hastadan alınan numunelerin 13 Ağustos'ta kuduz testinin pozitif olduğu belirlendi.
Bunun üzerine Valilik koordinasyonunda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Sur İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından çalışma başlatıldı. Entübe edilen çocuğun tedavisinin sürdüğü bildirildi.
Her kedi kuduz değil
Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan İçen, kedi, köpek ve diğer etçil hayvanların kuduz bulaştırabileceğini belirtti.
Her kedinin kuduz olmadığını vurgulayan İçen, bir kedinin kuduz bulaştırabilmesi için öncelikle kendisinin kuduz olması ve kuduz bir hayvan tarafından ısırılması gerektiğini ifade etti.
İçen, "Tırmalayan ve ısıran her hayvan kuduz değildir. Dolayısıyla panik yapmaya gerek yok" dedi.
Kedilerin köpeklere göre daha az kuduz taşıdığını belirten İçen, kuduz olan kedilerde saldırganlık, korku, komutlara tepki vermeme, ortamdan uzaklaşma, karanlığa yönelme ve sudan korkma gibi belirtilerin görülebileceğini söyledi.
Şüpheli temas sonrası yara temizlenmeli
Kuduzun ihmal edilmemesi gereken bir hastalık olduğunu belirten İçen, tanımadıkları veya bilinmeyen bir hayvan tarafından ısırılan ya da tırmalanan kişilerin öncelikle yara bölgesini bol sabunlu suyla temizlemesi gerektiğini söyledi.
Yaranın ardından tentürdiyotla temizlenmesini, yara bölgesinin kapatılmamasını ve 24-48 saat içerisinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurularak gerekli aşı uygulamalarının başlatılmasını önerdi.
İçen, ısırılan bölgenin kafaya yakın olması halinde hastalık belirtilerinin daha kısa sürede ortaya çıkabileceğini ve bu nedenle bazı durumlarda bölgeye antikor uygulanabildiğini belirtti.
Kuduz ve tetanos riski
Isırılan veya tırmalanan hayvanın takip edilmesinin önemine dikkat çeken İçen, kedi veya köpeğin belirlenen gözlem süresi içerisinde ölmesi halinde kesin tanı için laboratuvar incelemesi yapılması gerektiğini ifade etti.
İçen, bilinmeyen bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma durumunda insanlar açısından özellikle kuduz ve tetanosun önem taşıdığını, kedilerden ayrıca tırmık hastalığının da bulaşabileceğini söyledi.
Hayvanlarla çalışan meslek grupları ve hayvan barınaklarında görev yapanların düzenli kuduz aşılarını yaptırmalarını öneren İçen, korunmanın önemine dikkat çekti.
Belirtiler başladıktan sonra risk büyüyor
Kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasının ardından hastalığın son derece ağır seyrettiğini belirten İçen, ısırığın vücudun hangi bölgesinde meydana geldiğinin de önem taşıdığını söyledi.
İçen, ayaktan gerçekleşen ısırıklarda belirtilerin ortaya çıkmasının daha uzun sürebileceğini, kafaya yakın bölgelerden gerçekleşen ısırıklarda ise sürenin daha kısa olabileceğini ifade etti.
"Literatürde ayak parmağından ısırılıp, 11 yıl sonra kuduran bir vaka bildirilmiştir" diyen İçen, bununla birlikte daha uzun süreli vakaların son derece nadir olduğunu, 2-3 yıl sonra ortaya çıkan vakaların da literatürde bulunduğunu belirtti.
Sahipsiz hayvanlarda aşılama önemli
Sahipli ve düzenli aşıları yapılan kediler konusunda gereksiz korkuya kapılmamak gerektiğini belirten İçen, ancak hayvanın başka bir kuduz hayvanıyla temas edip etmediğinin bilinmesinin önemli olduğunu söyledi.
Kuduzun hayvanda kendiliğinden oluşmadığını vurgulayan İçen, kedinin başka bir kuduz hayvan tarafından ısırılması sonucunda hastalığın bulaşabileceğini ifade etti. Bu bulaşmanın tilki, kurt veya diğer etçil yabani hayvanlardan kaynaklanabileceğine dikkat çekti.
İçen, sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ve aşılarının yaptırılmasının hem hayvanların hem de insanların korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kuduz aşılamasının düzenli şekilde yapılması gerektiğini söyledi.