Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1949 yılında dünyaya gelen Molla Mustafa Durgun, hayatının önemli bir bölümünü Kur’an eğitimi ve İslami hizmetlere adadı.
1980’li yıllardan itibaren bölgede İslami çalışmalar içerisinde yer alan Durgun, dönemin zorlu şartlarında gözaltı, işkence, sürgün ve cezaevi gibi ağır süreçlerle karşı karşıya kaldı. Ancak yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen inandığı değerlerden taviz vermedi.
28 Şubat sürecinde de cezaevine girdi. Yaklaşık 5 yıl kaldığı cezaevinde sağlık sorunları yaşayan Durgun'un böbrekleri zarar gördü ve ilerleyen yıllarda çeşitli sağlık problemleriyle mücadele etti. İslami kimliği nedeniyle Kastamonu'ya sürgün edilen Durgun, daha sonra imamlık yaptı. Malulen emekli olduktan sonra ise medreselerde ders vermeye devam etti.
Zorluklara rağmen eğitimden vazgeçmedi
Molla Mustafa Durgun'un hayatını geçmiş yıllarda İLKHA'ya anlatan dava arkadaşları ve talebeleri, onun en belirgin özelliklerinden birinin sahip olduğu bütün imkânları gençlerin yetişmesine ayırması olduğunu aktardı.
İTTİHADUL ULEMA Genel Sekreteri Molla Muhammed Özer, Durgun'un özellikle ömrünün son 15-20 yılında ilerlemiş yaşına rağmen medresede eğitim gören küçük çocuklara büyük zaman ayırdığını belirtti.
Durgun'un çocuklara sabır, merhamet ve şefkatle yaklaştığını aktaran Özer, onun yetiştirdiği öğrencilerin cenazesinde hazır bulunmasının, yıllarca verdiği emeğin en somut göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Talebeleri de Durgun'un hastalığına ve ilerleyen yaşına rağmen derslerini aksatmadığını anlattı. Öğrencilerinden Muhammed Mustafa Çakar, gözlerinin rahatsız olduğu dönemde dahi ders vermeye devam ettiğini, "Gerekirse siz okuyun ben size çeviririm" diyerek eğitimden vazgeçmediğini aktardı.
"Bir nesil yetiştirdi"
Durgun'un öğrencileri, onun yalnızca ders veren bir hoca olmadığını, talebelerinin ahlakı ve davaya bakışında da etkili olduğunu belirtti.
Öğrencilerinden Muhammed Nesihi, Durgun'un en önemli özelliklerinden birinin Kur'an'a olan sevgisi olduğunu ifade ederek, kendisinin öğrendiği ayetleri çevresindekilere aktarmaya büyük önem verdiğini söyledi.
Nesihi, Durgun'un öğrencilerinden yalnızca imam olmalarını değil, İslami sorumluluk taşıyan ve insanlara faydalı bireyler olmalarını istediğini belirtti.
Dava arkadaşlarından Molla Abdulkuddus Yalçın da Durgun'un konuşmalarının insanları etkilemesinde samimiyetinin önemli bir rol oynadığını dile getirdi. Yalçın, onun inandığı konularda taviz vermeyen, Kur'an ve İslam söz konusu olduğunda geri adım atmayan bir yapıya sahip olduğunu aktardı.
"Kur'an'la yaşayan bir insandı"
Molla Mustafa Durgun'u yakından tanıyan aile yakınları da onun hayatındaki Kur'an merkezli yaşantıya dikkat çekti.
Damatlarından Fesih Yasak, Durgun'un gece namazlarına büyük önem verdiğini, sürekli Kur'an okuduğunu ve siyer ile İslam tarihi alanında kendisini geliştirdiğini anlattı.
Yasak, Durgun'un meseleleri Kur'an ve sünnet çerçevesinde değerlendirdiğini, Müslümanların kimlikçi, mezhepçi ve bölgeci yaklaşımlardan uzak durarak ümmet bilinciyle hareket etmesini istediğini belirtti.
Damatlarından Molla Şakir Arı ise Durgun'un ilerleyen yaşına rağmen genç bir Müslümandaki heyecanı taşıdığını ifade etti. Arı, onun samimiyet, ihlas ve Allah'ın davasını her şeyin üzerinde tutmasıyla kendisini etkilediğini söyledi.
Dünya malına tamah etmedi
Molla Mustafa Durgun'u tanıyanların aktardığı hatıralarda onun dünya malına karşı mesafeli tavrı da öne çıktı.
Bozek Mahallesi sakinlerinden Tevfik Şanlı, Durgun'un kendisine teklif edilen zekâtları kabul etmediğini, "Ben zekât adamı değilim, rızkımı Allah veriyor" diyerek ihtiyaç sahiplerine verilmesini istediğini anlattı.
Şanlı, Durgun'un mahalleye geldiğinde çocuklara şeker dağıttığını ve özellikle çocuklarla yakından ilgilendiğini belirtti.
Dava arkadaşları, Durgun'un hayatının büyük bölümünü maddi imkânlardan uzak, eğitim ve tebliğ faaliyetleri içerisinde geçirdiğini ifade etti.
Ardında yetiştirdiği bir nesil bıraktı
Molla Mustafa Durgun, hayatının son döneminde de medresedeki eğitim faaliyetlerini sürdürdü. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen öğrencileriyle ilgilenmeye, Kur'an ve dini ilimler üzerine dersler vermeye devam etti.
Durgun'un 1980'li yıllarda başlayan İslami hizmet hayatı; gözaltı, işkence, cezaevi, sürgün, hastalık ve maddi sıkıntılarla geçen dönemlere rağmen kesintiye uğramadı. Ömrünün son döneminde de aynı çizgide gençlerin eğitimine devam eden Durgun, geride kendisinden ders alan ve onun nasihatleriyle yetişen bir nesil bıraktı.
Molla Mustafa Durgun, vefatının 3'üncü yılında Kur'an'a bağlılığı, gençlerin eğitimine verdiği önem, mütevazı kişiliği ve yaşadığı zorluklara rağmen sürdürdüğü İslami mücadelesiyle onu tanıyanların hafızasındaki yerini koruyor.