Meteoroloji günler öncesinden uyardı. Kar yağışının etkili olacağı, ulaşımda aksamalar yaşanabileceği açıkça bildirildi. Ancak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bu uyarıları yine ciddiye almadı. Sonuç: Kentte hayat durma noktasına geldi.
Kar yağışının başlamasıyla birlikte ana arterler dahi kilitlendi. Ara sokaklar tamamen kapandı. Ambulanslar ilerlemekte güçlük çekti, hastane yolları karla kapandı. Vatandaşlar saatlerce yollarda mahsur kaldı. Bir büyükşehre yakışmayacak görüntüler ortaya çıktı.
Asıl soru şu: Bu tablo sürpriz mi? Elbette hayır. Çünkü meteorolojinin ısrarlı uyarıları ortadaydı. Buna rağmen ne etkili bir hazırlık yapıldı ne de sahada organize bir mücadele görüldü. Tuzlama ve kar küreme araçlarının yetersizliği, olanların da yollarda mahsur kalması, yönetim zaafının açık göstergesi oldu.
Bugün Büyükşehir Belediye Başkanı olan Serra Bucak, 5 yıl önce benzer bir tablo üzerinden dönemin yönetimini sert şekilde eleştirmişti. Aradan geçen zamana rağmen Diyarbakır halkının yaşadığı sorun değişmemiştir.
Serra Bucak o dönem yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı: "Diyarbakır Kayapınar 50 Mt. Yol buz pistine dönmüş arabalar kaymakta.. Büyükşehir belediyesi uyuyor mu? @diyarbakirbld @KayapinarBeled1"
Dün eleştirilen tabloyla bugün yaşananlar arasındaki benzerlik, yönetimde söylem ile icraat arasındaki çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Dün "uyuyor mu?" diye sorulan belediyenin, bugün aynı sorunlara çözüm üretememesi dikkat çekicidir.
Daha da düşündürücü olan ise belediye yönetiminin önceliklerini sorgulatan tablo. Kentin temel sorunları ortadayken, altyapı, ulaşım ve kriz yönetimi gibi asli belediyecilik görevleri aksarken; belediye yöneticileri, ayinlere katılması, ilçe ilçe gezip LGBT ve sapkın fikirleri yayarak öne çıkmaları tepkileri artırıyor.
Diyarbakır halkı hizmet beklerken, yönetimin enerjisini asli sorumluluklar dışındaki alanlara harcadığı yönündeki eleştiriler her geçen gün güçleniyor.
Bir belediyenin görevi, olağanüstü hava koşullarında şehri ayakta tutmaktır. Yol açmak, ulaşımı sağlamak, sağlık hizmetlerinin kesintisiz işlemesini temin etmek, kriz anlarında sahada olmak temel sorumluluktur. Bu görevler ihmal edildiğinde bunun adı sadece "aksaklık" değil, açık bir yönetim başarısızlığıdır.
Bugün Diyarbakır'da yaşanan tablo, plansızlığın ve ihmalkârlığın fotoğrafıdır. Kar yağışı değil, hazırlıksızlık hayatı durdurmuştur. Vatandaşın vergileriyle yönetilen bir belediyeden beklenen; mazeret değil, çözüm üretmesidir.
Diyarbakır sahipsiz değildir. Bu şehir, ideolojik tartışmaların değil; çalışkan, sorumluluk sahibi ve krizlere hazırlıklı bir yönetimin elini beklemektedir.