Diyarbakır

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kaldırım işgalleri karşısında çaresiz mi?

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, basın açıklamalarında kaldırımları yayaların kullanımına açtığını, işgallere karşı mücadele ettiğini ve denetim çalışmalarını sürdürdüğünü ifade ediyor. Ancak Sur ilçesinde yaşayan vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı manzara, bu açıklamaların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini açıkça ortaya koyuyor.

Abone Ol

Bugün Sur ilçesinde sadece kaldırımlar değil, bazı noktalarda caddeler bile işgal edilmiş durumda. Yayaların kullanması gereken alanlar masa, sandalye, tezgâh ve çeşitli ticari faaliyetlerle kapatılmış, vatandaşlar yürümek için araç trafiğinin içine girmek zorunda bırakılmıştır. Bu tablo, belediyenin görevini yeterince yerine getiremediğinin somut göstergesidir.

Bir belediye düşünün ki kendi vatandaşının güvenli ve rahat şekilde yürümesini dahi sağlayamıyor. Daha da vahimi, kaldırımlardaki işgalleri önleyemediği gibi caddelerin işgal edilmesine de sessiz kalıyor. O halde vatandaş şu soruyu sormakta haklıdır, Belediyenin denetim mekanizması nerede ve neden çalışmıyor?

Sur ilçesinin temizliğinden, bakımından ve düzeninden sorumlu olan kurumlar, vatandaşların kaldırımlarda ve yaya geçitlerinde rahat hareket etmesini sağlamakla da yükümlüdür. Bu sorumluluğun yerine getirilmediği her gün, kamu hizmetindeki eksiklik daha görünür hale gelmektedir.

Sürekli olarak "esnafla görüştük", "uyarılarımızı yaptık", "rızalarını aldık" şeklindeki açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıkmak artık ikna edici değildir. Çünkü sonuç ortadadır. Eğer yapılan görüşmeler ve uyarılar etkili olsaydı, bugün Sur’un kaldırımları ve caddeleri hâlâ işgal altında olmazdı.

Diğer taraftan, vergisini düzenli ödeyen, kira veren, işçi çalıştıran ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren esnaflar büyük ekonomik zorluklarla mücadele ederken, kayıt dışı faaliyet gösteren ve kamu alanlarını işgal ederek haksız kazanç elde eden kişilere göz yumulması adalet duygusunu zedelemektedir. Bu durum, kurallara uyan esnafın cezalandırılması, kuralları ihlal edenlerin ise ödüllendirilmesi anlamına gelmektedir.

Kaldırım işgalleri sadece bir görüntü kirliliği meselesi değildir. Aynı zamanda kayıt dışı ekonomi, çevre kirliliği, hijyen sorunları, yaya güvenliği ve kent düzeni problemidir. Bu nedenle konu yalnızca belediyenin değil, mülki idare amirlerinin, vergi denetim birimlerinin ve ilgili tüm kurumların ortak sorumluluğundadır.

Esnafın işyerinin önüne sarı çizgi ile alan tahsis eden belediye yönetimi bilmelidir ki bu sorun geçici sınır çizgileriyle çözülemez. Kararlı bir yönetim anlayışı ve net 'kırmızı çizgiler' (kesin kurallar) belirlenmediği sürece bu kronik sorunun çözülmesi mümkün değildir.

Diyarbakır’a gelen yerli ve yabancı turistlerin, Sur’un tarihi ve kültürel mirasını rahatça gezebilmesi gerekirken, işgal edilmiş kaldırımlar, hatta caddeler, düzensiz görüntüler ve çevre kirliliği ile karşılaşmaları şehrin imajına ciddi zarar vermektedir. Kadim bir medeniyet merkezi olan Sur, bu görüntüleri hak etmemektedir.

Ne yazık ki birkaç haftada bir düzenlenen basın toplantılarında anlatılan başarı hikâyeleri, sahadaki gerçekleri değiştirmemektedir. Kaldırımlar ve caddeler hâlâ işgal altındadır. Çevre kirliliği devam etmektedir. Hijyen sorunları sürmektedir. Vatandaşların şikâyetleri ise her geçen gün artmaktadır.

Kamu yöneticiliği makamda oturup sorunlardan şikâyet etmek değil, sorunları çözmektir.! Diyarbakır masa başından yönetilebilecek bir şehir değildir. Sahaya çıkmadan, vatandaşın yaşadığı sorunları yerinde görmeden ve kararlı adımlar atmadan bu problemlerin çözülmesi mümkün değildir.

Bu nedenle vatandaşlar artık şu soruyu sormaktadır

Yetkililer bu tabloyu gerçekten görmüyor mu, yoksa görmezden mi geliyor?

Sur’da yaşanan bu düzensizlikten haberdar değiller mi, yoksa çözüm üretme iradesi mi gösteremiyorlar?

Unutulmamalıdır ki belediyeler şikâyet eden değil, şikâyet edilen kurumlardır. Görevleri mazeret üretmek değil, çözüm üretmektir. Vatandaşların taleplerini dinlemek kadar, o taleplere somut karşılık vermek de sorumluluklarının bir parçasıdır.

Diyarbakır hiçbir dönemde böylesine yaygın kaldırım ve cadde işgallerini görmemiştir. Hiçbir dönem çevre düzeni ve kent estetiği konusunda bu kadar zayıf bir görüntü vermemiştir. Bu nedenle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilgili tüm kurumları görevlerini eksiksiz yerine getirmeye davet ediyoruz.

Her zaman söylediğimiz gibi

"Başka bir Diyarbakır yok."

Bu şehre hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Ancak öncelikle yetki ve sorumluluk sahibi makamların görevlerini yerine getirmesi gerekir. Halk çözüm bekliyor, mazeret değil. Sur’un kaldırımlarını ve caddelerini işgalden kurtarmak, kent düzenini sağlamak ve vatandaşın mağduriyetini gidermek Belediyelerin görevidir.

Diyarbakırlı vatandaşlar Artık açıklama değil, sonuç görmek istiyor.