Diyarbakır, büyük uygarlıkların doğduğu şehir!
Üzerine şiirler, ağıtlar, marşlar, türküler yakılan şehir!
Tarihin birçok olayına yön vermiş, şahitlik etmiş, büyük medeniyetlere beşiklik etmiş, birçok olaya tanık olmuş, şehir!
Diyarbakır sen ne mübarek bir şehirsin! Peygamberlere ve sahabeler yurt, maneviyat erbabına yuva, manevi ve ruhani liderlere dergah olmuşsun!
Buram buram maneviyat tüten havanla yetiyorsun insana!
Mimari yapın; kadim kültürümüzü, inancımızı, değerlerimizi ve maneviyatımızı yansıtmakta ve bu güç bizleri ayakta tutmakta! Dünya genelinde kültür ve inanç turizmi açısından parmakla sayılabilecek birkaç şehirden birisin!
Sana bakanların aklına Kudüs gelir! Çünkü sen Kudüs'ü özgürlüğüne kavuşturan Selahaddin-i Eyyubi'yi hatırlatırsın bizlere!
İlim dergahlarında Üstat Bediüzzamanı, cihat meydanlarında Şeyh Said'i, Hüseyinleri ve Selahaddinlerin hatıralarını taşırsın, bizlere miras bırakarak!
Camileriyle, medreseleriyle kültürümüzün resmini çizersin!
Güzel, nazenin şehrim, bugün ceddinin ayak izlerini bırakarak, sapkınlıklara dalanlar var!
Marks'ın Lenin'in Mao'nun Zerdüş'tün izinde giden hadsizler, zaman zaman kendini bilmez mazdeklerin ateşgahının hayasız akınına maruz kalmaktasın!
Ama merak etme kadim şehir! Selahaddinlerin, Şeyh Saidlerin torunları, senin manevi mirasını korumaya ant içmişler!
Tıpkı iki gün önce yaşanan hayasız ve pervasız fuhuş gösterisine gösterilen tepki gibi!
Bu kadim şehrimize zaman zaman ifsat projeleriyle müdahaleler yapılarak, manevi dokusu zedelenmek istenmekte. Ancak gayretkeş Diyarbakır halkımız bu tür hayasız akınlara hiçbir zaman prim vermemiş, atamız Selahaddin-i Eyyubi'yi mahcup etmemiştir.
Geçen gün, hayasız azgın bir güruh, müstehcenlikte hayvanlara rahmet okutacak şekilde, ifsat çalışmaları kapsamında, Brezilya başta olmak üzere batı ülkelerinin karnavallarını aratmayacak, terbiyesizlikte haddini aşacak bir vaziyete, sözde dans adı altında teşhircilik ve tangoculuk yaptı.
Hem de Diyarbakır merkezdeki Tema Park'ta! "swingamed dans etkinliği" adı altında, fuhuşa teşvik provokasyonu düzenlendi.
Yarı çıplak ve cinsellik içeren dans etkinliği sırasında aileler ve çevredeki duyarlı gençler, gruba tepki gösterdi.
Grup Lut kavmini aratmayacak vaziyette sapkınlıklarına devam etmeye inat edince, Diyarbakır'ımızın gayretli ve inançlı insanları bunu kabul etmedi ve etmeyecek, bu böyle biline!
Tango dansı denilen teşhircilik ve fuhuşa teşvik; peygamberlerin, sahabelerin, şehidlerin, sıdıkların, alimlerin, maneviyat erbaplarının alınlarını secdeye bıraktığı bu mübarek topraklarda yaşandı.
Emin ve müsterih olun, şimdi ceddimiz Selahaddin-i Eyyubi aramızda olsaydı, Kudüs'ün fethinden önce, bu azgın güruhla mücadele edecekti. Aynı şekilde Şeyh Said'i Kürdi, Üstat Bediüzzaman Said'i Kürdi bunların bu hadsizliğini ve had bilmezliğini af etmeyecekti. Bizde af etmeyecek müsamaha göstermeyeceğiz.
Diyarbakır’ımızda sözde sanat adı altında yapılan teşhircilik ceza hukukunda, toplumda genellikle kabul görmeyen ve ahlaki değerlere aykırı olan davranışlar suç olarak tanımlanır. Bu suçlardan biri de teşhircilik suçudur. Teşhircilik suçu, Ceza Kanunu'nun 225. maddesinde düzenlenen seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle gerçekleşir.
Sapkınlıkların parklara kadar götürülmesine müsaade edilmemelidir. Parklar kamusal ve toplumsal alan içinde olup, ailelerin çocuklarıyla vakit geçirdiği alanlardır. Bu alanları pavyona, gazinoya çevirmek kimsenin haddi değildir. Kanunlar da yasalar da halkımızın inancı da bunu kaldırmaz ve müsaade etmez.
Ailelerin olduğu bir ortamda çocukların olumsuz etkileneceği şekilde teşhircilik yapıp ahlaksızlığı yayacak davranışları sergilemek başlı başına bir suçtur. Bu suçu işleyenler cezalarını çekmeli, bu tür provokasyonlara mahal verilmemelidir.
Kanuni ve yasal olarak suç teşkil eden teşhirciliğe karşı adli ve idari makamlar, halkın hassasiyetlerine saldıran bu azgın ve sapkınlara göz yummamalı ve hukuki prosedürü fiili olarak başlatmalıdır.
Ahlaksız, hayasız ve bir o kadar da hayvani duygularına esir olmuş, provokasyonların peşinde koşan bu sapkınlara karşı, parklara ahlak polisi yerleştirilmeli, ahlaksız davranışlara mahal verilmemelidir.
Medeniyetin ve maneviyatın beşiği olan bu topraklarda; 100 yıl boyunca Kemalizm, 50 yıl boyunca da sosyalizmle bozmak isteyen karanlık yapıların, hücrelerine kadar inilmelidir.
100 yıldır mazlum Kürd halkını, sosyalizm, komünizm ve kemalizm akımlarıyla, kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş bu coğrafyamızda toplumu ahlaksızlaştırma ve değerlerinden koparma girişimleri sonuçsuz kalacaktır.
İflas etmiş çöpe atılmış ideolojilerin peşine takılanlar, Lut kavminin lanete uğramış fiillerini açıktan yapmaya çalışmaları ve sapkınlığı ideoloji haline getirmelerini bu aziz milletimiz kabul etmedi ve etmeyecektir. Diyarbakır bu gayretsizliği kabul etmez bu böyle biline!