Güncel

DİRENEN GAZZE YORGUN!

Amed Haber Yazarlarından Selahattin Güneş'in, "Direnen Gazze yorgun!" başlıklı makalesi.

Abone Ol

Geçtiğimiz haftaki yazımızda sivil yardım kuruluşlarının Gazze'ye ulaştırdığı yardımları ele almıştık. Onlar ellerinden geleni yapıyor. Gerçekten çabalıyorlar.

Ama asıl sorulması gereken soru şu:

Devletler ne yapıyor?

Bugün dünyada tek bir ülke bile Gazze için gerçek, somut ve caydırıcı bir adım atmış değil. Yapıldığı söylenen yardımların büyük bölümü zaten sivil kuruluşların omuzlarında.

Devletler ise sorumluluk almak yerine izlemekle yetiniyor. Daha açık yazarsak devletler korkuyor. israile karşı gerçek bir baskı kuramıyorlar. Çünkü çıkarları, vicdanlarının önüne geçmiş durumda.

Orta Doğu'ya bakalım. İran hariç neredeyse tüm ülkelerde Amerika'nın askeri ve istihbari üsleri var. Bu üsler sadece savunma için değil, siyonist israili korumak, bölgeyi kontrol etmek, güç dengelerini belirlemek ve gerektiğinde müdahale etmek için kullanılıyor.

Türkiye'deki NATO ve Amerikan üslerine baktığımızda,

Adana'daki İncirlik hava üssü, Malatya'daki Kürecik radar üssü, İzmir'de hava üssü ve bunların yanı sıra Ankara, İstanbul ve Konya gibi çeşitli illerde ABD ve NATO personeli tarafından kullanılan iletişim, lojistik destek ve dinleme tesisleri mevcuttur.

Bu üsler aktif bir şekilde faaliyet gösteriyorlar.

Bu üslerin bölgesel operasyonlarda kullanıldığına dair iddialar ise hâlâ gündemde. Resmi inkârlar yapılsa da bu yapılar bölgenin kaderinde rol oynuyor.

Peki Gazze için ne yapılıyor?

Hiçbir şey.

Siyonist israil ateşkese rağmen havadan bombalamalara devam ediyor. Bir halk yok edilirken, dünya seyrediyor.

Soykırımın ötesi var mı? Daha ne olmasını bekliyorlar?

"İnsan hakları" ve "demokrasi" nutukları atan Batılı güçler, Gazze söz konusu olduğunda maymunlaşıp suskunluğa gömülüyor. Yerli Batı seviciler de onları alkışlıyor… Başka coğrafyalarda "savaş suçu" diye ayağa kalkanlar, burada "meşru müdafaa" bahanesine sığınıyor. Daha da ötesi Almanya israilin Demir Kubbesinin parçalarını üretmek için kamuoyuna açıklama yapıyor… Bu, çifte standart değil düpedüz ikiyüzlülük.

Silah satışları sürüyor. Ekonomik yaptırımlar uygulanmıyor. Abluka kırılmıyor, hukuk işlemiyor. Sonra da kimse sorumluluk almıyor. Oysa gerçek şu: Ellerinde yaptırım ve etki gücü olduğu halde yapmayanlar ve sessiz kalan tüm liderler bu suça ortaktır.

Gazze artık sadece bir şehir değil, insanlığın çöküşünün sembolüdür. Uluslararası hukuk kâğıt üzerinde kalmış, vicdanlar susmuş, çıkarlar her şeyin önüne geçmiştir. İnsanlar açlıktan ölürken "Lojistik sorun", "Maslahat" deniyor. Yardımlar kapılarda çürürken "Diplomasi" deniyor. Bu kelimeler gerçeği gizleyemez.

Gerçek şu, iradesini gösterip konsensüs oluşturan birkaç ülke ortak baskıya geçerse ve istenirse o kapılar açılır. İstenirse o abluka biter. Ama istenmiyor.

Dünyanın birçok ülkesinden aktivistler Sumud filoları-tekneler- ile Gazze ablukasını kırmaya çalışırlarken, ülke liderleri de en pasif bir eylem olarak, karadan yardım tırları ile Gazze kuşatmasını kaldırmaya çalışmaları gerektiğini bilmiyorlar mı?

Artık kimse boş sözlerle, sloganik cümlelerle kendini aklamaya çalışmasın. Eğer Gazze'deki bu vahşet durdurulacaksa, yapılması gerekenler bellidir!

israil ile tüm ekonomik ilişkiler kesilmeli. Silah akışı derhal durdurulmalı. Sorumlular uluslararası mahkemelerde yargılanmalı. israile karşı askeri seçenekler öne çıkarılmalıdır.

Bunlar yapılmadığı sürece atılan her adım, yapılan her açıklama sadece bir oyalamadır. Gazze'de sadece insanlar ölmedi… Adalet, vicdan ve insanlık da enkazın altında kaldı.

Ey devlet liderleri!

Yetki ve etkinizi kullanıp harekete geçin. Halklar sizleri bekliyor!