ÇOCUĞUN ÇANTASINDAN KESEN DEVLET, GELECEKTEN KESER!

Abone Ol

Zenginin çocuğuyla fakirin çocuğu aynı sırada oturuyor ama aynı imkâna sahip değil!

Okullar açılıyor. Evlerde aynı telaş var: Çanta, ayakkabı, forma, defter, kalem, beslenme…

Fakat Türkiye'nin her yerinde bu telaşın yükü aynı değil.

Büyükşehirde üç çocuğunu okutan asgari ücretli bir baba için okul masrafı ağırdır. Doğu ve Güneydoğu'da ise kalabalık aileler, düşük gelir, kırsal ulaşım ve mevsimlik işçilik gibi sorunlar bu yükü daha da büyütmektedir.

Şimdi soralım:

Çocuğun eğitim hakkı, babasının cebindeki paraya göre mi belirlenecek?

Bir çocuk yeni ayakkabısı olmadığı için arkadaşlarından utanıyorsa, beslenme çantasına koyacak yiyecek bulamıyorsa, gerekli kırtasiye malzemelerini alamıyorsa burada sadece aileyi suçlamak kolaycılıktır.

Devletin de sorumluluğu vardır.

Üstelik dünya bunu yıllardır görüyor.

Finlandiya'da temel eğitim ücretsiz olduğu gibi öğrencilere ücretsiz okul yemeği veriliyor. Helsinki'de bu uygulama 80 yılı aşkın süredir devam ediyor. OECD, ücretsiz okul yemeğinin çocukların beslenmesini, öğrenme koşullarını ve eğitimde fırsat eşitliğini desteklediğini belirtiyor.

İsveç ve Estonya'da da tüm öğrencilere ücretsiz okul yemeği uygulanıyor. Fransa, İtalya ve Portekiz ise aile gelirine göre yemek desteği sağlıyor.

Peki Türkiye'de neden hâlâ “Çocuğun beslenmesini nasıl karşılayacağız?” sorusunu milyonlarca aile kendi başına çözmeye çalışıyor?

Bu soru artık Meclis'in sorusudur.

Hele Doğu ve Güneydoğu gibi ekonomik imkânların ülkenin batısındaki bazı bölgelerle aynı olmadığı yerlerde tek tip eğitim politikası yeterli değildir. Aynı miktarda yardım yapmak her zaman adalet değildir.

Adalet, ihtiyacı olana ihtiyacı kadar destek vermektir.

Devlet artık kalıcı bir "Eğitim Sosyal Destek Sistemi" kurmalıdır.

Dar gelirli ailelerin çocuklarına otomatik kırtasiye desteği verilmeli; devlet okullarında ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği başlatılmalı; kırsalda ulaşım sorunu yaşayan öğrencilerin servis giderleri karşılanmalı; okul kıyafeti ve temel eğitim materyalleri ihtiyaç sahibi çocuklara ücretsiz ulaştırılmalıdır.

Üstelik bu destekler aileyi kapı kapı dolaştırmamalıdır. Çocuğu "yardım alan" diye damgalamamalıdır. OECD de evrensel okul yemeği uygulamalarının bu damgalamayı azaltabildiğine dikkat çekiyor.

Ve açık konuşalım:

Çocuğun çantasından tasarruf ederek ülke kalkınmaz.

Bir devletin gücü, zengin çocuğuna sunduğu imkânla değil; yoksul çocuğuna verdiği fırsatla ölçülür.

İslam'ın adalet anlayışı da bunu gerektirir. Çocuğun hakkını korumak lütuf değil, sorumluluktur.

Bugün bir çocuğun çantasından defter eksilirse belki kimse fark etmez.

Ama o eksiklik yarın eğitimde, istihdamda ve toplumda karşımıza çıkar.

Artık çocukların çantasını değil, eğitimdeki adaletsizliği sorgulayalım.

Çünkü fakirin çocuğundan tasarruf ederek zengin bir gelecek kurulamaz.

"Çocuğun çantasından tasarruf edilmez. Çocuğun geleceğinden hiç edilmez."