Diyarbakır’da dünden bu yana etkili olan kar yağışı ve soğuk hava, bir kış manzarasından çok daha fazlasını ortaya koydu. Şehir genelindeki ana arterler, kavşaklar ve ara sokaklar adeta birer buz pistine dönüştü. Ancak asıl sorun karın yağması değil; kar yağdığı anda devreye girmesi gerekenlerin ortada olmamasıdır.
Günlerdir Diyarbakır’da ulaşım neredeyse durma noktasında. Araçlar yollarda kayıyor, sürücüler direksiyon başında çaresiz kalıyor. Yayalar evlerinden çıkamıyor, çıkanlar ise düşme korkusuyla adım atamıyor. Hastası olan, işe gitmek zorunda kalan vatandaş için şehir yaşanmaz hale gelmiş durumda.
En temel ihtiyaçları karşılamak bile büyük bir mücadeleye dönüştü. Market, eczane, fırın… Hepsi birkaç adım ötede ama ulaşılması neredeyse imkânsız. Çünkü yollar buzla kaplı, kaldırımlar temizlenmemiş, önlem alınmamış. Kazalar kaçınılmaz hale geliyor. Maddi hasarlar bir yana, can güvenliği ciddi şekilde tehdit altında.
Peki bu şehir sahipsiz mi?
Ne yazık ki bu tabloyu izlerken Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin önceliklerinin bambaşka olduğu görülüyor. Halk karla, buzla, mağduriyetle boğuşurken belediyenin gündemi yılbaşı kutlamaları. Eğlenceler, organizasyonlar, süslemeler… Oysa şehir adeta alarm veriyor.
Bir belediyenin asli görevi nedir? Elbette halka hizmet etmek. Hele ki olağanüstü hava koşullarında. Kar yağışı bir sürpriz değildir. Meteoroloji günler öncesinden uyarı yapmıştır. Tuzlama, kar küreme, yol açma çalışmaları planlanabilir, ekipler hazır bekletilebilirdi. Ama yapılmadı.
Bu ihmalkârlığın bedelini kim ödüyor?
Elbette vatandaş.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Diyarbakır Karayolları Müdürlüğü, bu süreçte gerekli tedbirleri zamanında ve yeterli şekilde almamıştır. Ana yollar buz içinde, ara sokaklar tamamen kaderine terk edilmiş. Karayollarının sorumluluğundaki güzergâhlar da farklı değil. Koordinasyonsuzluk, plansızlık ve vurdumduymazlık şehrin tamamına yayılmış durumda.
Bu halk neden bu kadar mağdur ediliyor?
Halkın oylarıyla yönetime gelenler, halka karşı sorumludur. Yetki, hizmet içindir; keyif sürmek için değil. Vatandaş evinde mahsur kalmışken, ambulanslar zor ilerlerken “kutlama” görüntüleri ister istemez öfke yaratıyor. Çünkü halk eğlence değil, çözüm bekliyor.
Bu bir siyasi mesele değil, bu bir vicdan meselesidir.
Kar yağışı elbette doğaldır. Ama hazırlıksız yakalanmak kabul edilemez. Bir şehir yönetimi, kış şartlarına karşı önlem almak zorundadır. Tuzlama yapılmayan yollar, temizlenmeyen kaldırımlar, çalışmayan ekipler bir tercih değil, bir ihmaldir.
Ve bu ihmaller zinciri her geçen saat daha büyük mağduriyetlere yol açmaktadır.
Diyarbakır sahipsiz değildir, olmamalıdır. Bu şehirde yaşayan milyonlarca insanın güvenliği, konforu ve yaşam hakkı vardır. Belediyeler vitrin çalışmalarıyla değil, kriz anlarında gösterdikleri refleksle ölçülür.
Bugün Diyarbakır’da ölçü sınıfta kalmıştır.
Yetkililerden beklenen çok nettir: Bahane değil çözüm. Açıklama değil sahada çalışma. Kutlama değil hizmet.
Çünkü bu halk artık kaygan yollarda değil, sağlam adımlarla yürümek istiyor.