BOYKOT BİR TERCİH DEĞİL AHLAKİ DURUŞTUR

Abone Ol

Siyonist Yahudilerin barbarlıkları dünya genelinde insanlarda büyük bir huzursuzluğa neden oluyor. Başta Filistin olmak üzere insanların başlarına bela olan siyonistler, özelikle Gazze'de masum insanları, kadın ve çocukları katlediyor. Bu vahşi saldırılar karşısında insanlık vicdanı her gün yeni bir imtihanla karşı karşıya kalıyor. Böylesi dönemlerde kişiler çoğu zaman "Ben ne yapabilirim?" sorusunu sorar. İşte bu sorunun en güçlü cevaplarından biri boykottur.

Boykot, ekonomik ve vicdani bir duruştur. Ahlaki duruştur. İnsanların, değerleriyle bağdaşmadığını düşündükleri şirketlerin ürünlerini almaması, tercih etmemesidir. Tarih boyunca boykotlar, yalnızca ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda ahlaki bir mesaj olmuştur.

Bugün birçok Müslüman, siyonist işgal rejiminin Gazze'deki saldırıları karşısında vicdani bir sorumluluk hissetmekte ve israile destek veren şirketlerin ürünlerini almamaktadır. Devletlerin diplomatik adımları zaman zaman toplumların beklentilerini karşılamayabilir. Böyle dönemlerde halklar tepkilerini ortaya koyabilmeli ve en doğal hakkı olan boykottu yapmalıdır.

Boykotun en önemli yönü, ekonomik tercihlerimizin aslında birer mesaj taşıdığını hatırlatmasıdır. Her alışveriş, yalnızca bir ürün satın almak değildir; aynı zamanda hangi üretim anlayışını, hangi ticari ilişkiyi ve hangi değerleri desteklediğimizin de bir göstergesidir. Bu nedenle bilinçli tüketici olmak, sadece cebimizi değil vicdanımızı da ilgilendirir.

Boykotun etkisi yalnızca ekonomik değildir. Toplumsal farkındalık oluşturur, insanların yaşanan gelişmeleri unutmamasını sağlar ve kamuoyunun dikkatini canlı tutar. Gündem değişebilir, haberler eskiyebilir; ancak vicdanın sesi susmamalıdır. Boykot, tam da bu nedenle gündemden düşmemelidir. Çünkü unutulan acılar, yeni acıların önünü açabilir.

Elbette boykotun başarılı olabilmesi için bilinçli, tutarlı ve ilkeli olması gerekir. Bilgi kirliliğine kapılmadan, doğrulanmış bilgilerle hareket etmek; öfkeyle değil, sorumluluk duygusuyla davranmak önemlidir. Boykotun amacı Müslümanlara, mazlum kadın ve çocuklara acımasızca saldıran, katleden işgalci siyonistlere ders vermek olmalıdır.

Sonuç olarak boykot, sadece bir alışveriş tercihi değil; vicdanın, ahlakın ve sorumluluk bilincinin dışa vurumudur. İnandığı değerler uğruna fedakârlık yapabilen toplumlar, tarihte her zaman iz bırakmıştır. Bugün de her birey, kendi imkânı ölçüsünde bir duruş sergileyebilir.

Müslümanlar, zulme karşı sessiz kalmamayı, mazlumun yanında yer almayı ve haksızlığa karşı imkânları ölçüsünde mücadeleyi sorumluluk olarak görür. Elbette bu mücadele; günlük hayatımızdaki tercihlerimizin de inandığımız değerlere uygun olması gerekir.

Bugün Müslüman coğrafyasında yaşanan acılar karşısında elimizden geleni yapmak, en azından zulmü desteklediği düşünülen yapılara ekonomik katkı sağlamamaya özen göstermek, vicdanın ve sorumluluğun bir gereğidir. Boykot, tek başına bütün sorunları çözecek bir yöntem olmayabilir; ancak haksızlığa rıza göstermediğini gösteren güçlü bir vicdani tavırdır. Unutulmamalıdır ki, küçük görülen bilinçli tercihler milyonlarca insan tarafından benimsendiğinde büyük bir etkiye dönüşebilir.

Bu nedenle boykot bir tercih meselesi değil, herkes için ahlaki bir duruşun ve vicdani sorumluluğun ifadesidir.

Rabbimizden niyazımız odur ki; bize zulme ortak olanlara karşı boykot etme direnci, sabrı ve asaleti nasip etmesidir.

Kalın sağlıcakla…