Gündem

Bosh ve BBC.. Batı'ya bebek, Türkiye'ye ''köpek''

Bosch’un Avrupa’da ‘kalabalık aile’, Türkiye’de ise ‘köpek anneliği’ vurgulayan reklamları büyük tepki topladı.

Abone Ol

Türkiye’nin doğurganlık hızı tarihin en düşük seviyelerine gerilerken, küresel markaların ve medya kuruluşlarının yerel stratejileri arasındaki derin uçurum "demografik mühendislik" tartışmalarını alevlendirdi. Batı ülkelerinde aileyi ve çocuk sahibi olmayı kutsayan yapılar, Türkiye’de annelik kavramını köpekle eşleştiriyor, çocuk sahibi olmayı ise bir "pişmanlık" olarak pazarlıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de doğurganlık hızı, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in çok altına düşerek 1,51 seviyesine geriledi. Nüfusun yaşlanması ve aile yapısının sarsılması milli güvenlik boyutuyla tartışılırken, beyaz eşya devi Bosch ve İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin son dönemdeki içerikleri, Batı ile Doğu arasındaki çelişkili ajandayı gözler önüne serdi.

Bosch’un "coğrafi" aile anlayışı: Çocuklar nereye gitti?

Beyaz eşya devi Bosch’un küresel reklam kampanyaları incelendiğinde, ülkelere göre değişen "ideal aile" tanımı dikkat çekici bir boyuta ulaşıyor. Markanın İngiltere, ABD, Almanya ve Hırvatistan pazarları için hazırladığı video ve görsellerde; anne, baba, çocuklar ve hatta büyükanne-büyükbabanın bir arada olduğu, neşeli ve kalabalık sofralar başrolü oynuyor. Batı toplumları için hazırlanan içeriklerde teknoloji, aileyi bir arada tutan ve hayatı kolaylaştıran bir araç olarak sunuluyor.

Ancak aynı markanın Türkiye ve Medina Turgul DDB reklam ajansı iş birliğiyle hazırladığı kampanyada bambaşka bir tablo karşımıza çıkıyor. Reklamda annelik duygusu ve fedakarlığı üzerine lirik bir anlatım yapılırken, izleyici "anne" olarak tanımlanan kadının aslında bir köpeğe baktığını görüyor. Annelik gibi kutsal ve biyolojik bir kavramın, evcil hayvan sahipliği ile yer değiştirmesi, Türkiye’deki "çocuksuz yaşam" eğilimini tetikleyen bir yönlendirme olarak yorumlanıyor. Reklamın yayınlanmasının ardından sosyal medya kullanıcıları markaya; "Kendi ülkenizde çocuklu aileleri özendirirken, Türkiye’de neden anneliği hayvan sahipliğine indirgiyorsunuz?" sorusunu yöneltti.

BBC’nin "annelik tuzağı" operasyonu
Bu kültürel dayatmanın medya ayağında ise İngiliz devlet kuruluşu BBC başı çekiyor. BBC, Birleşik Krallık’ta düşen doğum oranlarının ekonomiye vereceği zararları bilimsel verilerle işleyip, İngiliz hükümetinin çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikalarını destekleyen haberler yayımlarken; BBC Türkçe servisi tam zıttı bir yayın çizgisi izliyor.

Geçtiğimiz Mart ayında yayımlanan "Anne olmaktan pişmanlık duyan kadınlar anlatıyor: Kaçamayacağınız bir tuzak gibi" başlıklı haber, bu stratejinin en somut örneği oldu. Haberde annelik; özgürlüğü kısıtlayan, ekonomik yük getiren ve bireysel kimliği yok eden bir "tuzak" olarak tasvir edildi. İngiltere’de nüfusu artırmak için çırpınan bir kurumun, Türkiye’de anneliği "pişmanlık" üzerinden travmatize etmesi, sistematik bir algı operasyonu olarak değerlendiriliyor.

Medya ve markalar aracılığıyla yürütülen bu "aile karşıtı" söylemlerin, Türkiye’nin gelecekteki üretim gücünden savunma kapasitesine kadar geniş bir alanda demografik bir kırılmaya yol açması amacıyla yapıldığı ifade ediliyor.