BİR DELİ DÜNYAYI YÖNETİYOR, AKILLAR SESSİZLİĞİNİN BEDELİNİ ÖDÜYOR

Abone Ol

Bugün esnafın sırtındaki en büyük yüklerden biri artık sadece yüksek maliyetler, ağır vergiler ya da daralan piyasa değildir. Bir başka gerçek daha vardır: Esnaf adına kurulan bazı yapılar, zamanla esnafın omzunda ayrı bir yük haline dönüşmüştür.

Esnaf odaları yıllarca dayanışmanın, ortak aklın ve mesleki birlikteliğin merkezi olarak anlatıldı. Ancak gelinen noktada birçok esnaf şu soruyu soruyor: “Bu odalar gerçekten esnaf için mi var, yoksa esnafın sırtından mı geçiniyor?”

Aidatlar, belge ücretleri, kayıt masrafları derken küçük esnaf zaten ayakta kalma savaşı verirken bir de bürokratik yüklerin altında eziliyor. Toplanan milyonlarca liranın nereye harcandığı konusunda şeffaflık eksikliği ise güven sorununu büyütüyor.

Daha da çarpıcı olanı, esnaf adına verilen destek ve kredilerin bile çoğu zaman yeni bir borç zincirine dönüşmesidir. İpotek, kefil, dosya masrafı ve faiz yüküyle verilen krediler, nefes aldırmak yerine esnafı daha fazla borca mahkûm ediyor. Üstelik bazı çevrelere öncelik tanındığı yönündeki iddialar, sistemin adaletine olan inancı zedeliyor.

Çağ değişiyor. Ekonomi değişiyor. Ticaretin dili değişiyor. Ama bazı kurumların yönetim anlayışı hâlâ eski düzenin gölgesinde kalıyor. Particilik, siyasi yakınlık ve koltuk hesapları; çözüm üretmesi gereken kurumları hantallaştırıyor.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; aidat toplayan değil çözüm üreten, bürokrasi büyüten değil esnafı büyüten bir sistemdir.

Dijital dönüşümü bilen, finansmana erişimi kolaylaştıran, genç girişimciyi destekleyen, şeffaf çalışan ve hesap verebilen yeni nesil esnaf yapıları kurulmadan bu sorunların çözülmesi zor görünüyor.

Çünkü artık mesele sadece ekonomi değildir.

Mesele; aklın sustuğu yerde yükün hep üreticinin omzuna binmesidir.

Ve unutulmamalıdır:

Bir deli dünyayı yönetebilir…

Ama akıllar sustuğunda bedeli bütün toplum öder.