Göreve yeni başlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı bir televizyon programında “Alo, Adalet” hattını kuracaklarını söyledi. Peki Adalet Bakanının bahsettiği bu uygulama Türkiye’de gerekli midir, uygulanabilir midir?
“Alo, Adalet” Hattı Gerekli midir?
Adalet Bakanı katıldığı televizyon programında “Alo, Adalet” hattıyla vatandaşların uzayan yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılması için bu hat üzerinden bildirimde bulunabileceklerinden bahsetti. Adalet Bakanının açıklamalarından bu uygulamanın temel gayesinin yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmasının olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’de çoğu yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı bilinen bir gerçektir. Mesela yakın tarihte Amed Haber’de paylaşılan bir haberde 35 yıllık davanın sosyal medya vesilesiyle sona erdiği anlatılmaktadır. Burada üstünde durulması gereken bir davanın 35 yıl sürmesidir. Bu ve benzeri birçok dosyada yargılama farklı gerekçelerle çok uzun sürebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında vatandaşların kendi dosyalarında yaşadıkları veya yaşayabilecekleri mağduriyetlerini dile getirebilecekleri bir mekanizmanın olması bir nebze olsa da faydalıdır ve gereklidir.
Türkiye’de Uygulanabilir midir?
Bir yargılamanın makul süre içerisinde sonuçlanıp sonuçlanmadığı her dosya özelinde ayrıca incelenmelidir. Ancak genel olarak bir yargılamanın makul süre içerisinde sonuçlandığını söyleyebilmemiz için uygulamada genellikle 5 yıl içerisinde sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakarız. Bu sadece genel bir kanaat olup belirttiğimiz gibi makul sürede yargılamanın her dosya özelinde ayrıca incelenmesi gerektiğine dair hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hem de Anayasa Mahkemesinin kararları mevcuttur. Peki Türkiye’de mevcut durumda kaç dosyada makul sürede yargılama süresi aşılmıştır? UYAP istatistiklerine göre 19.03.2026 tarihi itibariyle 2.263.958 tane ceza mahkemesi, 3.116.625 tane hukuk mahkemesi, 317.727 tane idari yargı olmak üzere toplam 5.698.310 tane derdest dosya mevcuttur. (Soruşturma ve icra dosyaları mevcut hesaplamaya dâhil edilmemiştir.) Söz konusu dosyaların sadece %1’inin bile 5 yıldan fazla sürdüğünü kabul ettiğimizde 56.983 dosyanın makul sürede sonuçlanmadığı sonucuna ulaşıyoruz. Kaldı ki bu sayının daha fazla olma ihtimali daha yüksektir. Buna göre böyle bir hat kurulduğunda en az 50.000 insanla muhatap olunması gerekecektir. Mevcut şartlarda böyle bir talebin karşılanması ise imkânsızdır. Bundan dolayı Adalet Bakanının bahsettiği hattın işlevsel olması başka bir deyişle Türkiye’de uygulanabilir olması düşük bir ihtimal olmakla beraber yeni bir tıkanma noktası oluşturma riski de taşımaktadır.
Söz konusu uygulamanın faydalı olduğunu söylemekle beraber kanaatimizce yargılamaların uzamasına sebep olan hukuki sorunların çözülmesi daha yerinde olacaktır. Mesela yukarıda bahsettiğimiz 35 yıllık dosyanın bu kadar uzamasına sebep olan olay sadece bir davalıya tebligatın çıkartılamamasıydı. Bu meseleyi ele aldığımızda görüyoruz ki Tebligat Kanunu 19.02.1959 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun yürürlüğe girdikten sonra birçok değişikliğe uğramasına rağmen bu değişikliklerin günümüz dünyasının hızına yetişemediğini ve günümüz ihtiyaçlarını karşılayamadığını müşahede etmekteyiz. Sadece bu meselede bile güncel ve günümüz teknolojisine uygun yeni bir Tebligat Kanununa ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. Sonuç olarak, “Alo, Adalet” hattı iyi niyetli bir girişim olmakla birlikte, tek başına etkili bir çözüm olma potansiyelinden uzaktır. Gerçek çözüm, geçici ve yüzeysel önlemlerde değil yargı sisteminin işleyişini hızlandıracak, usul süreçlerini sadeleştirecek ve mevzuatı günümüz ihtiyaçlarına uygun hâle getirecek köklü reformlardadır. Aksi takdirde, vatandaşın adalete ulaşmak için bu kez de bir telefon hattında beklemek zorunda kaldığı yeni bir dönemin kapısı aralanmış olacaktır.