Hasat mevsimi, çiftçimizin bir yıllık emeğinin karşılığını aldığı, bereketin tarlalardan sofralara ulaştığı önemli bir dönemdir. Buğday ve arpa hasadının ardından ne yazık ki bazı bölgelerde hâlâ devam eden en büyük yanlışlardan biri anız yakma alışkanlığıdır. Birkaç saatlik kolaylık uğruna yakılan anızlar; toprağa, çevreye, canlılara ve geleceğimize telafisi güç zararlar veriyor.
Yüce Rabbimiz, insanı yeryüzünün emanetçisi kılmış ve yeryüzünde bozgunculuk yapılmasını yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Düzene konulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." (A'râf Suresi, 56. Ayet)
Bir başka ayette ise: "İnsanlardan öylesi vardır ki, iş başına geçtiğinde yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez." (Bakara Suresi, 205. Ayet)
Anız yangınları sadece kuru sapları yakmaz. Toprak üzerinde yaşayan milyonlarca faydalı canlıyı da yok eder. Toprağın birkaç santimetrelik üst tabakası, gözle görülmeyen bir hayat âlemidir. Organik maddeleri ayrıştıran bakteriler, mantarlar, solucanlar ve pek çok mikroorganizma toprağın verimliliğini sağlayan doğal bir fabrikadır. Anız yangını sırasında oluşan yüksek sıcaklık, bu canlıların büyük bölümünün ölümüne neden olur; toprağın organik madde miktarı azalır, yapısı bozulur ve zamanla verimi düşer.
Bazı bilimsel araştırmalar, anız yangınlarında toprağın yüzey sıcaklığının yüzlerce dereceye ulaşabildiğini, bu sıcaklığın özellikle toprağın ilk birkaç santimetresindeki canlı yaşamını ve biyolojik faaliyetleri ciddi şekilde olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Toprak, sadece bir toz yığını değil; nefes alan, canlı bir ekosistemdir. Ona verilen zarar, gelecek yılların mahsulünden eksilmek demektir.
İslam, bütün canlılara merhametle yaklaşmayı emretmiştir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vessellem) canlıların ateşle cezalandırılmasını yasaklamıştır. Bir hadis-i şerifte:
"Ateşle azap etmek ancak ateşin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Ebû Dâvûd, Cihâd, 112) buyurmuştur.
Yine Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vessellem), karınca yuvasının yakıldığını gördüğünde bunu uygun bulmamış ve canlıların ateşle yakılmasına karşı çıkmıştır. Bu durum, İslam'ın en küçük canlıya dahi merhamet nazarıyla baktığını göstermektedir.
Anız yakıldığında sadece böcekler değil; kuşların yuvaları, yavruları, toprağın altında yaşayan sayısız canlı da yok olmaktadır. Bir çiftçi, tarlasını işlerken yalnızca bugünkü ürünü değil, yarınki bereketi de düşünmek zorundadır.
Kıymetli çiftçi kardeşlerimiz; unutmayalım ki toprak bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir. Anızı yakmak yerine toprağa karıştırmak, organik madde olarak değerlendirmek, uygun sürüm ve modern tarım yöntemlerini tercih etmek hem ekonomik hem de çevresel açıdan daha faydalıdır.
Bir anlık kolaylık için toprağın canlılığını, havanın temizliğini ve Allah'ın yarattığı canları yok etmeye hakkımız yoktur. Gerçek çiftçilik sadece toprağı ekip biçmek değil, aynı zamanda onu korumaktır.
Bereket, toprağı yakmakta değil; ona merhamet göstermektedir.