AHLAKSIZ KOVBOY

Abone Ol

ABD, tarihinde ilk kez egemen bir başka ülkenin liderini ve eşini kaçırdığını açıkça ilan ederek, bu hukuksuzluğun gerekçesini de o ülkenin yeraltı kaynaklarıyla ilişkilendirmiştir. Bu, yalnızca bir suç itirafı değil, aynı zamanda küresel zorbalığın alenen ilanıdır.

Eğer Rusya Ukrayna liderini kaçırsaydı, Çin Tayvan liderini zorla alıkoysaydı ya da Kuzey Kore Güney Kore liderini kaçırmış olsaydı, dünya ayağa kalkardı. Ancak söz konusu ABD olunca hukuk susmakta, insan hakları görmezden gelinmektedir.

ABD Venezuela'da "uyuşturucu" bahanesini öne sürmektedir. Oysa Afganistan'da uyuşturucu üretimini teşvik eden, bu bataklığı büyüten ve binlerce Afganlıyı bağımlı hâle getiren kimdi?

Irak'ta "kimyasal silah" yalanıyla bir ülkeyi yerle bir eden ABD değil miydi? Peki bugün İsrail'in elindeki kimyasal ve yasaklı silahlar neden hiç gündeme gelmemektedir?

Bu çifte standart, adalet değil, apaçık bir zulüm düzenidir.

Kendini sekiz savaşı durdurmuş gibi pazarlayıp Nobel Barış Ödülü hayali kuran bir ülke, aynı anda Grönland'dan Panama'ya, Meksika'dan Kanada'ya, İran'dan Suriye'ye, Lübnan'dan Yemen'e ve Filistin'e kadar dünyanın dört bir yanında baskı, tehdit ve yıkım üretmektedir.

Liste uzadıkça zulmün boyutu daha da netleşmektedir. Ahlaklı hiçbir insan, bu hoyratlığa ve hukuksuzluğa sessiz kalamaz.

Bu düzeni destekleyenler, açıkça Amerikan mandacılığını kabul edenlerdir.

Kuruluşundan bu yana yerli halk olan Kızılderililere soykırım uygulayan ABD, bugün de aynı zihniyetle milletlere, ülkelere ve liderlere bela olmaya devam etmektedir. "Dünyanın jandarmasıyım" diyerek hukuku ayaklar altına alan bu kovboy zihniyeti, yeraltı kaynaklarını bahane ederek ülkeleri kendine köle etmeye çalışmaktadır.

Seçilmiş bir liderin başka bir ülke tarafından kaçırılması, yalnızca o ülkeye değil, tüm dünya liderlerine verilmiş bir gözdağıdır: "Emrimden çıkarsan sonun bu olur." demek istiyor.

Bu kaçırma olayıyla ABD, yalnızca Venezuela'ya değil, Çin'e, Rusya'ya ve İran'a da mesaj vermiş, Latin Amerika'da da dünyanın diğer bölgelerinde de kendisinden başka hiçbir güce alan bırakmayacağını ilan etmiştir.

Vergilerle boğan, ticareti engelleyen, siyasi baskı uygulayan, bombalayan ve tehdit eden bu sistemin nerede duracağı belirsizdir.

Gazze'de yaşanan ve yüzyılın soykırımı olarak kayda geçen zulümde, Siyonistlerle omuz omuza duran ABD'nin gerçek yüzünü tüm dünya görmekte fakat bu gerçeği durduracak bir irade henüz ortaya konamamaktadır.

ABD bugün açıkça şunu söylemektedir: "Dünyanın kralı benim, en büyük kovboy benim."

Ancak bilinmelidir ki hiçbir zorbalık sonsuza kadar sürmez. Hukuku hiçe sayan, insanlığı çıkarlarına kurban eden bu küresel tehdit, yalnızca mazlum halkların değil, tüm insanlığın ortak meselesidir.

Sessizlik suça ortaklıktır, adalet ise ancak zulme karşı cesaretle konuşulduğunda anlam kazanır.

ABD küresel bir yaşantıya tehdittir.