Haziran ayında Ankara Kızılcahamam’da HAKSİAD üyelerimize yaptığım sunumda Ahilik teşkilatı kültüründen de kısaca bahsetmiştim.
Bu kültürün iş dünyası ve ticaret yapan tüm insanlar için çok önemli ve gerekli olduğuna inandığımdan, Ahilik teşkilatı ve Ahilik kültürü üzerine hazırladığım yazımı sizlerle paylaşmak istedim.
Anadolu’nun toplumsal, ekonomik ve ahlaki yapısını şekillendiren en köklü kurumlarından biri Ahilik teşkilatıdır.
"Ahi ", "kardeşim" anlamına gelmektedir. Bu doğrultuda Ahilik, İslam inancının ahlaki öğretilerini iktisadi hayata uyarlayan toplumsal bir kardeşlik ve dayanışma hareketidir.
Ahilik teşkilatının temel amacı ise "helal kazanan, tutumlu olan, ölçülü davranan, haksız rekabetten kaçınan ve topluma en üst kalitede yararlı ürünler sunan erdemli bireyler yetiştirmektir. "
Teşkilatın tarihsel sürecine baktığımızda ise Anadolu’da ticaret ve zanaat büyük oranda gayrimüslimlerin kontrolündeydi. Ahilik, esnaflar arasında güçlü bir dayanışma bağı kurarak onların ticari hayatta söz ve güç sahibi olmasını sağlamış, yerli ekonomiyi inşa etmiştir.
Genç nesillerle yakından ilgilenip, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutarak, fıtratlarına ve yeteneklerine uygun meslek sahibi yapmayı hedeflemişlerdi.
Ahilik teşkilatına üye olmak, günümüz ticaret odalarına veya iş dünyası derneklerine üye olmaktan çok daha sıkı ahlaki ve insani kriterlere bağlıydı.
Teşkilata girmek isteyen bir aday, mutlaka toplumda güvenilirliği olan bir üyenin referansıyla kabul edilir, Adayın mesleki becerisinin yanında ahlaki değerlerle sosyal hayatta ve özel yaşamında da güvenli ve iyi insan olması istenirdi.
Özellikle Falcılar, dedikoducular, kutsal değerlere hakaret edenler, hırsızlar, karaborsacılar, sahtekârlar ve tefeciler kesinlikle Ahilik teşkilatına kabul edilmezlerdi.
"Ahilik, dürüstlüğü ve güzel ahlakı yaymayı ana hedef belirlediği için bünyesinde hiçbir ahlaki zafiyete yer vermezdi. "
"Böylelikle toplumun huzuru ve ticari güveni korunurdu."
Ahilik teşkilatı, serbest piyasanın getirdiği acımasız ve denetimsiz rekabet koşullarına karşı tüketiciyi ve üreticiyi aynı anda koruyan bir denetim üst kuruluydu.
Esnafın "mesleki ahlaka" uygun davranıp davranmadığı sürekli denetlenir, kurallara aykırı hareket edenlere cezai müeyyideler uygulanırdı.
Örneğin; bir ayakkabıcının ürettiği ayakkabıda imalat hatası veya kalitesiz malzeme tespit edilirse, bugünün tüketici hakları mahkemesi gibi çalışan "Ahi Kurulu " esnafı çağırır. Ürünün hatası yüzüne söylenir, müşteriden alınan ücret eksiksiz iade edilirdi. Kusurlu üretilen o ayakkabı ise ibret olsun diye dükkânın damına atılırdı. Günümüzde de kullandığımız "pabucu dama atmak " deyimi bu denetimin sonucudur.
Modern yönetim şirketlerinde "İnsan Kaynakları Yönetimi " ve "Kariyer Planlaması " gibi çalışmalar Ahilikte yüzyıllar önce kusursuz bir şekilde yapılırdı.
Ahilik, kişiyi sadece teknik bir usta değil, aynı zamanda ruhsal ve ahlaki açıdan olgunlaşmış bir "İyi insan " yapmayı hedeflerdi.
Çalışacak Genç, ilk etapta mesleğini ve dükkân ortamını tanımak üzere deneme sürecine alınır, boğaz tokluğuna çalıştırılarak sadakati ve isteği ölçülürdü.
Kabiliyeti onaylanan genç çıraklığa terfi ederdi. Burada tam 1001 gün hem mesleğin inceliklerini öğrenir hem de akşamları Ahi derneklerinde ahlak, din, edebiyat ve adap eğitimi alırdı.
Çıraklık dönemini başarıyla tamamlayanlar, en az 3 yıl boyunca kalfa olarak usta gözetiminde hizmet eder ve sorumluluk almayı öğrenirdi.
Sürecin sonunda kurulun önünde sınavı geçen kişi usta olduğunda diploma verilir ve törenle beline kuşak bağlanırdı.
Ustalığa terfi eden ve yeni dükkân açarak ekonomiye katılacak olan genç girişimcilere, teşkilat bünyesinde oluşturulan "Esnaf Sandığı " (Karzı Hasen) aracılığıyla faizsiz nakdi yardımla sermaye desteği sağlanırdı.
Ahiliği günümüze uyarlarsak Geçmişte yüzyıllar boyunca toplumsal barışı ve ekonomik istikrarı sağlayan bu model, bugünün modern dünyasına entegre edilmelidir.
Bugün sanayi sektörlerinde yaşanan "kalifiyeli eleman " eksikliğinin ve iş dünyasındaki "ahlak/güven " krizinin reçetesi Ahilik ruhunda vardır.
Ahilik sisteminin eğitim modeli Mesleki ve Teknik liselere doğrudan uyarlanmalıdır. Mevcut staj ve çıraklık sistemleri sadece teorik ve pratik bilgi aktarımı ile sağlanıyor oysa bu okullarda gençlere teknik eğitimin yanında "iş ahlakı ", "müşteri hakları " ve "meslek etiği " dersleri Ahilik vizyonuyla verilmelidir.
Ahilik tecrübesini mesleki eğitim sistemimize entegre ettiğimizde, sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek ahlaklı ve donanımlı "iyi insan/ahlaklı esnaf " yetiştirebiliriz.
Günümüz e-ticaret dünyasındaki sahte yorumlar, yanıltıcı ürün görselleri ve fahiş fiyat dalgalanmaları için adil, şeffaf ve dürüst satış yapan dijital platformlara tescilli bir "Dijital Ahlaklı Etiket " verilmelidir.
Yazılım, siber güvenlik ve yapay zekâ gibi geleceğin mesleklerinde usta-çırak ilişkisi yeniden canlandırılmalıdır. "Genç yazılımcılar (çıraklar), kıdemli uzmanların (ustaların) gözetiminde sadece kod yazmayı değil, veri mahremiyeti, siber ahlak ve yapay zekâ etiği gibi kritik sorumlulukları da öğrenmelidir. "
Kullanıcı verilerini suiistimal eden, yanıltıcı reklam yapan veya fahiş fiyat uygulayan dijital firmaların, tarafsız dijital kurullar tarafından şeffafça ifşa edilmesi ve puanlarının düşürülmesi, Ahilikteki denetim mekanizmasının siber dünyadaki yansıması olmalıdır.
Ahiliğin Esnaf Sandığı modeli, yeni nesil teknoloji girişimleri için dijital kitle fonlaması ve şeffaf yardımlaşma havuzları (Karzı Hasen) şeklinde yeniden planlanarak sermayesi olmayan yetenekli gençlere destek için kullanılmalıdır.
Ahilik anlayışını günümüze entegre etmek, radikal ve Cesur adımlar atacak siyasi liderlerin, iş dünyasının ve eğitim sektörünün kararlılığı ile hayata geçirilebilecektir.
Günümüz şartlarında esnaftan-iş adamlarına kadar tüm ticaret ehlinin, Ahilik kültürü ile çalışması gereklidir. Ticaret ehli güvenilir ve dürüst olduğunda toplumlar sosyolojik olarak daha ahlaklı bir yapıya kavuşacaktır.
Not: 1205 yılında kurulan ve 600 yıl boyunca adaletle yaşatılıp Anadolu’ya yayılan bu yapının kurucusu Ahi Evran, deri ustası, dönemin tıp ve kimya alanlarında uzmanlığa sahip, yazar, mutasavvıf ve bilim insanıdır. Hayatını esnafın ve halkın ahlaki gelişimine adayan Ahi Evran, 1261 yılında Moğol saldırıları sırasında 90 yaşında şehit olmuştur.