Röportaj

28 Şubat mağduru Bedir: Karanlık zihniyet hep vardı ve hep var olacak

28 Şubat postmodern darbe sürecinde başörtüsü yasağı nedeniyle ağır travmalara maruz kalan Dr. Deniz Işıker Bedir, Türkiye'nin o dönemde hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal olarak ciddi kayıplar verdiğini aktardı.

Abone Ol

Karanlık çağ olarak nitelendirilen 1997 yılında Türkiye’de, İslam dininin bireysel ve toplumsal hayatta yaşanmasını engellemeye yönelik gerçekleştirilen 28 Şubat postmodern darbe sürecinin üzerinden 29 yıl geçti.

O süreçte birçok öğrenci ve kamu çalışanı çeşitli baskı ve zulümlere maruz kalırken, özellikle başörtülü kadınlar eğitim ve çalışma haklarından mahrum bırakılarak ciddi mağduriyetler yaşadı.

28 Şubat postmodern darbe mağdurlarından Mardin Artuklu Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Psikolog Deniz Işıker Bedir, İLKHA mikrofonuna o karanlık dönemle ilgili duygularını yeniden paylaştı.

Dr. Bedir, karanlık dönemin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen o süreci hala atlatamadığını belirterek, tarihe not düşmek açısından o günlerin yeniden hatırlanması ve hatırlatılması gerektiğini ifade etti. Darbenin toplumsal zararları açısından çok büyük kayıplara da yol açtığını belirten Bedir, Türkiye'nin hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal olarak uzun yıllar ciddi kayıplar verdiğini söyledi.

"28 Şubat'ın diğer darbelerden farklı olarak her yere sirayet eden bir tarafı vardı"

28 Şubat'ın ülkeyi geriye götüren ve her anlamda çatışmaya neden olan bir süreç olduğunu vurgulayan Bedir, şunları kaydetti:

"Süreçten 29 yıl geçtiğine inanamıyorum açıkçası. Çok uzun bir zaman gibi geliyor ama yaşananlar hâlâ zihnimizde taze maalesef. Şu anda hayatımızda çok ciddi değişiklikler var. O günleri pek de hatırlamak istemiyoruz ama bir yönüyle tarihe not düşmek açısından hatırlanması ve hatırlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Zor günlerdi, herkes için zor günlerdi. Türkiye'de bu süreci yaşayan ya da yaşamayan, yani bizzat ona dokunan ya da dokunmayan herkes için karanlık bir çağ olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü ülkeyi geriye götüren, her anlamda çatışmaya neden olan bir süreçti. 28 Şubat'ın diğer darbelerden farklı olarak, postmodern bir darbe olması nedeniyle çok daha her yere sirayet eden bir tarafı vardı."

"Bunu öğrencilerimize, genç nesillere de aşılamamız gerekiyor"

Genç nesillere ve eğitim camiasına mesaj veren Bedir, "Bir yandan insan üzülüyor; o kayıp yıllara, yaşadıklarına üzülüyor ama şu an geldiğimiz duruma baktığımız zaman aslında çok mutlu oluyorum. Çünkü artık o çatışmaların, o gerilimlerin azaldığı, neredeyse yok olduğu günler yaşıyoruz. Bu anlamda her iki dönemi de yaşayan bir insan olarak elbette mutluluk duyuyorum. Hiç kimsenin ayrışmaya, ötekileştirmeye sürüklenmemesi gerekiyor ve bunu öğrencilerimize, genç nesillere de aşılamamız gerekiyor. Özellikle dinsel inancından, fikrinden, ideolojisinden ya da etnik kökeninden dolayı kimseyi ayrıştırmamak gerektiğini aşılarsak, bundan sonra bu tür süreçlerin daha zor gerçekleşeceğini düşünüyorum. O dönemde ortaya konan kitlesel tepki bunun bir göstergesiydi."

"Türkiye ciddi kayıplar verdi"

Bedir, darbe sürecinde ülkenin her yönüyle ciddi kayıplar verdiğini aktararak, "Darbenin toplumsal zararları açısından çok büyük kayıplar yaşandı. Toplumsal olarak insanlar çatıştırıldı, hatta kendi aralarında bile çatışmalar yaşandı. Öğrenciler, hocalar, mahalledeki insanlar arasında ciddi bir gerilim ortamı oluşturuldu. Ailesiyle çatışan insanlar, kendi aralarında fikir ayrılığına düşenler oldu; dolayısıyla toplum olarak hep kayıp verildi. Türkiye hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal olarak uzun yıllar ciddi kayıplar yaşadı. Ancak yavaş yavaş normalleşme süreçleriyle birlikte iyiye gittiğimizi söyleyebilirim." ifadelerini belirtti.

"Karanlık çağa dönmeyi isteyen bir kesim her zaman olacaktır"

İslam'a düşman olan zihniyetin yapacakları emellerine karşı sağduyulu anlayışın mutlaka kazanacağını ifade eden Bedir, şu ifadeleri kullandı:

"Karanlık çağa dönmeyi isteyen bir kesim her zaman olacaktır. Özellikle farklı söylemlerle bunu yapmak isteyenler çıkacaktır. 'Daha çocuk' diyenler olacak, 'türban' diyenler olacak, bunun siyasi amaç taşıdığını söyleyenler olacaktır ki 28 Şubat'ta söylenenler de bunlardı. Fakat bu söylemlere takılmadan, bu zihniyetin yanlış olduğunu anlatarak ilerlemek doğru olacaktır. Bu zihniyet elbette hep vardı ve hep var olacak; ancak bazı şeylerin değiştiğini düşünüyorum. Malum, 28 Şubat bir direniş süreciydi. Hem Müslümanlar hem de özgürlük isteyen, her fikre saygı duyan insanlar bir araya geldi. Zaten Müslümanlığın temelinde de ötekileştirmemek vardır. Dolayısıyla bu sağduyulu anlayışın kazanacağına inanıyor ve kazanmasını temenni ediyoruz."