19 NİSAN 2026 TARİHLİ ŞEYTAN’IN MANİFESTOSU

Abone Ol

Yapay zeka, otonom sistemler, robotlar, otomasyonlar… bu sistemler sadece insanların hayatını kolaylaştırmak için kullanılmıyor. Çok da gündem edilmeden, arka planda devletlerin ve şirketlerin insanlar üzerindeki tahakkümünü arttırmak için de kullanılıyor. Ayrıca bundan 50 yıl öncesinden farklı olarak sadece istihbarat örgütleri tarafından değil özel şirketler tarafından bu amaçlarla kullanılıyorlar.

Palantir isimli bir şirketi duymuş muydunuz? Aslında insanların hayatına Instagram’dan daha fazla dokunan(!) bir şirkettir. Öyle ki hayatları karartır, insanları öldürür ancak kendini namluların arkasına gizler. Faaliyetleri ile ilgili birkaç örnek verelim:

- ABD’nin son İran saldırısında ilk 1 ayda hedef alınan 13.000 noktanın belirlenmesinde önemli etkisi olan yazılımı geliştirdiler. Maven Smart System(MSS). Aslında bu sadece bir örnek, birçok savaşta kullanılan ana sistem.

- ABD’nin göçmenleri fişlemek için kullandığı yazılım olan ImmigrationOS ürününü geliştirdiler. Haberlerde sıkça duyduğunuz ICE ajanlarının kullandığı temel yazılım.

- İsrail’in başta Gazze olmak üzere tüm Filistin’de sivillere tehdit puanı atayıp zalimce katletmesine yol açan Lavender isimli yazılıma veri altyapısı sağladı.

İşte ellerinde böylesine karanlık bir güç tutan bu şirket 19 Nisan’da X üzerinden bir paylaşım yaptı. Daha önce yazılan bir kitabın özeti mahiyetinde 22 maddelik bir manifesto yayınladı. Bu manifesto tamamen yaptıkları zulümleri meşrulaştırma amacıyla yazılmıştı. Özetle şunu söyledi: “Biz, üstün Batı medeniyetinin kurucularıyız. Biz bu medeniyeti insan hakları ve özgürlük gibi içi boş söylemlerle değil güçle kurduk. Teknolojiyi güç kazanmak ve insanlık üzerindeki tahakkümümüze devam etmek için sınırsızca geliştirmeliyiz. Bizim ahlakımız güçtür.”

Tabi çok fazla tepki çekti. Tepki verenler Müslümanlar veya solcular değildi. Tepki verenlerin çok büyük bir kısmı dünyada demokrasi ve insan hakları diye bilinen şeylerin var olduğuna inanan, post modernizmi yaşadığımızı zanneden, barışın kitaplarda yazılan güzel fikirlerle geleceğinden şüphe duymayan “iyi niyetli” batılılardı. Batı, bizi yani Müslümanları uyuşturmak için insan hakları ve demokrasi gibi kavramları üretti. Bu kavramlara kendilerinden gördükleri insanlar o kadar inanmış ki Trump’ın yaptıkları bile bunları uyandıramamış. Şimdi tüm askeri kötülüklerin arkasında faaliyet yürüten bir şirketin yöneticisi de gerçeği itiraf etmiş durumda. Ancak bir kısım Müslümanların da Batı medeniyetine mensup insanın da rüyadan uyanmaya niyeti yok gibi. Asıl olanın insan hakları ve demokrasi, tali olanın ise Alex Karp gibilerin söyledikleri olduğunu zannediyorlar. Ancak Avrupa ülkelerinin liderleri de dahil birçok etkili kişi aslının ne olduğunu çok iyi biliyor. Sadece son 40 yıldır üzerini çok iyi kapatmışlardı. Şimdi ise Trump, Hegseth, Alex Karp gibilerin dilleri ve eylemleriyle bu hakikat açıkça dile getiriliyor. Bizim de kendimizi kandırmamıza gerek yok. Dünyada zalimler ile mustazaflar arasında çatışma olmaksızın, mustazafların cesareti ve iradesi olmaksızın zulüm bitmez. Bizim de bu manifestodan alacağımız ders budur.

Yazımızın kapanışında merak edenler için paylaşılan manifestonun birkaç maddesine değinmek uygun olur:

Madde 1:

Özet: Teknolojiyi savaş için kullanmalıyız.

Orijinal Metnin Çevirisi: “Silikon Vadisi, yükselişini mümkün kılan ülkeye karşı ahlaki bir borç içindedir. Silikon Vadisi'nin mühendislik eliti, ulusun savunmasına katılmak gibi olumlu bir yükümlülüğe sahiptir.”

Madde 4:

Özet: İnsanları güçle kendimize boyun eğdirebiliriz, gücü de yazılımla elde ederiz.

Orijinal Metnin Çevirisi: “Etkileyici retoriğin ve yumuşak gücün sınırları açığa çıkmıştır. Özgür ve demokratik toplumların ayakta kalabilmesi için sadece ahlaki çağrılara değil, sert güce ihtiyacı vardır; ve bu yüzyılın sert gücü yazılım üzerine inşa edilecektir.”

Madde 7:

Özet: Silahların doğru kullanılıp kullanılmadığı önemli değil, önemli olan en güçlü silahı üretmek.

Orijinal Metnin Çevirisi: “Eğer bir ABD Deniz Piyadesi daha iyi bir tüfek isterse, onu üretmeliyiz; aynı şey yazılım için de geçerli. Bir ülke olarak, yurtdışında askeri müdahalenin uygunluğu hakkındaki tartışmayı sürdürürken, tehlikeye atılmalarını istediğimiz kişilere olan bağlılığımızda da sarsılmaz kalabilmeliyiz.”

Madde 22:

Özet: Çoğunluğun ne dediği önemli değil. Toplumda elit bir kitle oluşturup her şeyi biz belirlemeliyiz.

Orijinal Metnin Çevirisi: “Boş ve anlamsız bir çoğulculuğun sığ cazibesine karşı koymalıyız. Biz, Amerika'da ve daha geniş anlamda Batı'da, son yarım yüzyıldır kapsayıcılık (inclusivity) adına ulusal kültürleri tanımlamaktan kaçındık. Ancak sormalıyız: Neye dahil oluyoruz?”