<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/saglik-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 17:51:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/saglik-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hepatit hastaları dikkat: Yemek borusu varisi riski]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hepatit-hastalari-dikkat-yemek-borusu-varisi-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hepatit-hastalari-dikkat-yemek-borusu-varisi-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplardamarların genişlemesi ve kalınlaşması olarak bilinen varisler yalnızca bacaklarda değil, vücudun farklı bölgelerinde de görülebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemek borusunun özellikle alt bölümünde ortaya çıkabilen özofagus varisleri, başta siroz olmak üzere uzun süreli karaciğer hastalıkları bulunan kişiler için ciddi risk oluşturuyor.</p>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, karaciğer hastalıkları ile yemek borusu varisleri arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, kronik hepatit B ve hepatit C hastalarının da risk grubunda bulunduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Belirti vermeden ilerleyebiliyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ergün, sağlıklı karaciğere sahip kişilerde yemek borusu varislerinin görülmesinin beklenmediğini belirterek, özellikle siroz hastalarının dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Karaciğerin çeşitli nedenlerle uzun süreli hastalanması sonucunda toplardamarlarda basınç artışı meydana gelebildiğini ifade eden Ergün, bu durumun damarların genişleyerek varis oluşmasına neden olabildiğini aktardı.</p>

<p>Özofagus varislerinin çoğu zaman herhangi bir belirti vermediğini belirten Ergün, varislerin ancak kanama meydana geldiğinde fark edilebildiğini, tanının ise endoskopik yöntemle konulabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Varis kanaması hayati tehlike oluşturabiliyor</strong></p>

<p>Özofagus varislerinin kanaması durumunda ağızdan kanlı kusma görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ergün, şiddetli kanamaların hayati tehlikeye yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Ergün, hekimlerin öncelikli amacının varisleri kanama gerçekleşmeden tespit ederek gerekli önlemleri almak olduğunu ifade etti. Kanama meydana geldiğinde ise hastanın hayatını tehdit eden durumun önüne geçmek için hızlı şekilde endoskopik tedavi uygulanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Siroz hastalarının belirli aralıklarla endoskopik olarak takip edilmesi gerektiğini söyleyen Ergün, varis tespit edilen hastalarda büyümeyi ve kanama riskini azaltmaya yönelik ilaç tedavisinin uygulanabildiğini kaydetti. Daha önce kanama yaşamış hastalarda ise varislerin endoskopik olarak bantlanması veya damarların tıkayıcı yöntemlerle kapatılması gibi tedavilerin gündeme geldiğini aktardı.</p>

<p><strong>Tanıda altın standart endoskopi</strong></p>

<p>Özofagus varislerinin tanısında endoskopinin altın standart olduğunu belirten Ergün, özellikle siroz hastalarında kanlı kusma görülmesi halinde özofagus varisinin önemli bir ihtimal olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sorunun yemek borusuyla sınırlı olması nedeniyle farklı sindirim sistemi hastalıklarıyla karıştırılmasının sık görülmediğini ifade eden Ergün, tanı ve tedavide endoskopik yöntemlerin önemli yer tuttuğunu belirtti.</p>

<p><strong>Kansere yol açmıyor ancak kanaması tehlikeli</strong></p>

<p>Özofagus varislerinin kansere yol açmadığını ancak meydana gelebilecek şiddetli kanamanın tek başına ciddi bir tehlike oluşturabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ergün, siroz hastalarının beslenme ve tedavi süreçlerine de dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Siroz hastalarında karında sıvı birikmesi olarak bilinen asit gelişebildiğini belirten Ergün, bu nedenle tuz tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade etti. Hepatit hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının önemine de dikkat çekti.</p>

<p>Varisi bulunan hastalarda damar içindeki basıncı azaltmak amacıyla beta bloker grubu ilaçların kullanılabildiğini belirten Ergün, siroza bağlı varis kanaması veya asit gibi komplikasyonların gelişmesi halinde hastaların karaciğer nakli açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ergün, karaciğer nakli yapılabilen bir merkezde hastanın kaydının bulunmasının ve uygun hastalarda nakil listesinde yer almasının önemine dikkat çekerek, uygun verici bulunduğunda karaciğer naklinin kesin tedavi seçeneği olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hepatit-hastalari-dikkat-yemek-borusu-varisi-riski</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/hepatit-hastalari-dikkat-yemek-borusu-varisi-riski.JPG" type="image/jpeg" length="22834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Loş ışıkta görmekte zorlanıyorsanız dikkat! Tavuk karası olabilir]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/los-isikta-gormekte-zorlaniyorsaniz-dikkat-tavuk-karasi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/los-isikta-gormekte-zorlaniyorsaniz-dikkat-tavuk-karasi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında tavuk karası olarak bilinen gece körlüğü, özellikle karanlık ve loş ortamlarda görme güçlüğüne neden olan, ilerleyen dönemlerde görme alanının daralmasına ve ciddi görme kaybına yol açabilen bir göz hastalığıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genetik kaynaklı göz hastalıkları arasında yer alan tavuk karası, tıbbi adıyla retinitis pigmentosa, çoğunlukla kalıtsal olarak ortaya çıkan ve nadir görülen bir hastalıktır.</p>

<p>Hastalık, gözün iç bölümünü kaplayan retina tabakasındaki görme hücrelerinin zamanla işlevlerini kaybetmesiyle gelişir.</p>

<p>Retinada bulunan rod adı verilen hücreler, özellikle karanlıkta ve düşük ışıkta görmeyi sağlar. Bu hücrelerin zarar görmesi, hastaların gece veya loş ortamlarda çevrelerini görmekte zorlanmasına neden olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gece görme güçlüğü ilk belirti</strong></p>

<p>Tavuk karasının en belirgin belirtilerinden biri, karanlıkta veya az ışıklı ortamlarda görme güçlüğü yaşanmasıdır. Hastalar özellikle gece hareket etmekte, çevrelerini algılamakta ve araç kullanmakta zorlanabilir.</p>

<p>Hastalık ilerledikçe görme alanında daralma, renkleri ayırt etmede güçlük ve ışığa uyum sağlama konusunda sorunlar ortaya çıkabilir. Gece görme problemi yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurması önem taşıyor.</p>

<p>Tavuk karasının ortaya çıkmasında kalıtsal faktörlerin yanı sıra bazı göz ve sistemik hastalıklar da etkili olabiliyor.</p>

<p><strong>Tavuk karasının nedenleri</strong></p>

<p>Retinadaki düşük ışıkta görmeyi sağlayan hücrelerin bozulması, gece körlüğünün temel nedenleri arasında yer alıyor. Hastalığın nedenleri kişiden kişiye değişebilir.</p>

<p>Tavuk karasıyla ilişkilendirilen başlıca nedenler şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Miyopluk</p>
 </li>
 <li>
 <p>Glokom</p>
 </li>
 <li>
 <p>Glokom tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Katarakt</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diyabet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Retinitis pigmentosa</p>
 </li>
 <li>
 <p>A vitamini eksikliği</p>
 </li>
</ul>

<p>Özellikle A vitamini eksikliği, düşük ışıkta görme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. A vitamini, gözün düşük ışığa uyum sağlamasında önemli rol oynayan rodopsin maddesinin üretiminde görev alır.</p>

<p><strong>Tedavide erken teşhis önemli</strong></p>

<p>Retinitis pigmentosanın günümüzde hastalığı tamamen ortadan kaldıran standart bir tedavisi bulunmuyor. Ancak hastalıkla birlikte ortaya çıkabilen katarakt ve glokom gibi göz sorunlarının düzenli muayeneler sayesinde erken dönemde tespit edilmesi ve tedavi edilmesi mümkün.</p>

<p>Retinitis pigmentosa nedeniyle oluşan görme kaybının derecesi her hastada aynı olmayabiliyor. Bazı hastalar erken yaşlarda görme kaybı yaşarken, bazı kişiler hayatları boyunca günlük yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde görme yetisini koruyabiliyor.</p>

<p>Görme azlığı yaşayan hastalarda LVA olarak adlandırılan özel büyüteçli gözlüklerden ve diğer yardımcı görme araçlarından yararlanılabiliyor.</p>

<p><strong>Dengeli beslenmeye dikkat</strong></p>

<p>Doğumsal veya genetik nedenlerle ortaya çıkan gece körlüğünü tamamen önlemek her zaman mümkün değil. Ancak dengeli beslenmek ve bazı hastalıkları kontrol altında tutmak göz sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>A vitamini açısından zengin balık, süt ve süt ürünleri, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerin dengeli beslenme içerisinde tüketilmesi öneriliyor. Diyabet hastalarının kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutması da önem taşıyor.</p>

<p>Bununla birlikte, A vitamini takviyesi gibi ürünlerin doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerekiyor. Gece görmede belirgin bir sorun yaşayan kişilerin, nedenin belirlenmesi ve uygun tedavinin planlanması için göz hastalıkları uzmanına başvurması önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/los-isikta-gormekte-zorlaniyorsaniz-dikkat-tavuk-karasi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/08/los-isikta-gormekte-zorlaniyorsaniz-dikkat-tavuk-karasi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="33604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı bir ömür için en önemli minerali biliyor muydunuz?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/saglikli-bir-omur-icin-en-onemli-minerali-biliyor-muydunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/saglikli-bir-omur-icin-en-onemli-minerali-biliyor-muydunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman kardiyolog, paylaştığı videoda uzun ve sağlıklı yaşamı etkileyen faktörlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü kardiyolog, YouTube'da paylaştığı videoda yaşam süresini etkileyen etmenleri anlattı. Gıdadaki gizli tehlikelere ve vücuda enjekte edilen toksinlere değinerek, yiyeceklerin taklit ve kimyasal dolu olduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>“Senelerdir konuşuyoruz. Yiyecekler çok önemli. Sağlıklı tohum olmayınca sağlıklı hayat olmuyor. Yiyeceklerimiz sahtekarlıkla, kimyasallarla dolu. Aklınıza ne gelirse… Tüm bunlar hücrelerimizi, genlerimizi bozuyor. O yüzden 'uzun yaşamak' diye hikayelere inanmayacağız. Vücudun ihtiyacı olan malzemeler yeterince sağlanmıyor. Onun dışında ne kadar toksik kimyasal varsa, <strong>botoks, kırışıkların alınması, burun estetiği... Bu bir furya haline geldi.</strong> Yiyeceklerle veya vücuda giren zehirli maddelerle bunların düzelmesine imkan yok”  </em>ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>"Yaşam tarzı değişmeli"</strong></p>

<p>Uzun yaşamın tek bir yöntemle mümkün olmadığını ifade eden uzman, sağlıklı bir ömür için yaşam tarzının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Toksik maddeler içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durulmasının önemine dikkat çekerek, bunların vücutta oksidatif strese neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>İyot vurgusu yaptı</strong></p>

<p>Sağlıklı ve uzun bir yaşam için en önemli mineralin iyot olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Vücuttaki tüm hücrelerin iyoda ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, iyotun güçlü bir antioksidan olduğunu ve bazı ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılmasına katkı sağlayabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Tiroid sağlığının ötesinde, iyotun tüm vücut için önemli olduğunu savunarak, iyot eksikliğinin uzun ve sağlıklı yaşam üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/saglikli-bir-omur-icin-en-onemli-minerali-biliyor-muydunuz</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/saglikli-bir-omur-icin-en-onemli-minerali-biliyor-muydunuz-1.png" type="image/jpeg" length="55907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilimsel araştırma: Bu ağrı kesici ölüm riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bilimsel-arastirma-bu-agri-kesici-olum-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bilimsel-arastirma-bu-agri-kesici-olum-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manchester Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, opioid grubu ağrı kesiciler arasında yer alan fentanilin, diğer opioidlere kıyasla ölümcül solunum komplikasyonlarıyla daha güçlü ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, özellikle yüksek doz kullanımında ve birden fazla opioid ilacın birlikte alınması durumunda riskin belirgin şekilde arttığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>32 binden fazla hasta incelendi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma kapsamında İngiltere'nin kuzeybatısındaki hastanelerde tedavi gören 32 bin 909 yetişkin hastanın elektronik sağlık kayıtları analiz edildi. BMC Medical Journal'da yayımlanan çalışmada, özellikle kanser dışı ağrıların tedavisinde kullanılan opioid ilaçların yaşamı tehdit eden solunum komplikasyonlarıyla ilişkisi değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar; hastaların solunum hızı, kandaki oksijen seviyesi, nalokson kullanım ihtiyacı ve ilaçların uygulanma zamanlarını inceleyerek farklı opioidlerin oluşturduğu riskleri karşılaştırdı.</p>

<p><strong>Fentanil en yüksek riskle ilişkilendirildi</strong></p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına göre fentanil kullanan hastalarda, kodein kullananlara göre solunum problemleri görülme riski yaklaşık 3 kat daha yüksek bulundu. Morfin kullanan hastalarla karşılaştırıldığında ise solunum baskılanması riskinin yüzde 85 daha fazla olduğu tespit edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, fentanilin çok güçlü bir opioid olması ve beyne çok hızlı ulaşarak solunumu ani şekilde baskılamasının bu yüksek riskte etkili olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>Birden fazla opioid kullanımı tehlikeyi büyütüyor</strong></p>

<p>Çalışmada aynı anda birden fazla opioid ağrı kesici kullanan hastalarda ölümcül komplikasyon riskinin yaklaşık 3 kat arttığı görüldü. Ayrıca bu kişilerde solunum problemleri yaşanma riskinin, yalnızca morfin kullananlara göre yaklaşık yüzde 50 daha yüksek olduğu saptandı.</p>

<p>Bunun yanı sıra oksikodon ve morfin kullanan hastalarda da kodeine kıyasla daha yüksek risk belirlendi.</p>

<p><strong>KOAH hastalarında risk daha yüksek</strong></p>

<p>Araştırma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan kişilerin opioidlerin solunum üzerindeki etkilerine karşı daha hassas olduğunu da ortaya koydu. KOAH hastalarında fentanil kullanımının, kodeine göre solunum problemleri riskini yaklaşık 4 kat artırdığı bildirildi.</p>

<p>Bilim insanları, kronik akciğer hastalığı bulunan kişilere opioid reçete edilirken daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Doz arttıkça komplikasyon riski yükseliyor</strong></p>

<p>Çalışmanın başyazarı, Manchester Üniversitesi Kıdemli Klinik Öğretim Üyesi Dr. Meghna Jani, opioidlerin akut ve şiddetli ağrı tedavisinde hâlâ önemli bir yere sahip olduğunu ancak risk düzeyinin kullanılan ilaca ve doza göre değiştiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmada ayrıca günlük morfin eşdeğeri doz yükseldikçe komplikasyon riskinin arttığı, gabapentin ve pregabalin gibi ilaçlarla birlikte kullanımın ise ciddi solunum komplikasyonu riskini daha da artırabileceği ifade edildi.</p>

<p><strong>Uzmanlardan uyarı</strong></p>

<p>Uzmanlar, bu bulguların hastaların doktor önerisi olmadan opioid tedavilerini bırakmaları gerektiği anlamına gelmediğini belirterek, bu ilaçların yalnızca hekim kontrolünde ve önerilen dozlarda kullanılması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Özellikle yüksek doz kullananlar, birden fazla opioid kullananlar ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin tedavi süreçlerinin yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DOĞRUHABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bilimsel-arastirma-bu-agri-kesici-olum-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/bilimsel-arastirma-bu-agri-kesici-olum-riskini-artiriyor.JPG" type="image/jpeg" length="99590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek yetmezliği hakkında bunları biliyor muydunuz?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bobrek-yetmezligi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bobrek-yetmezligi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek yetmezliği, böbreklerin kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı yeterince süzememesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunudur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle kronik böbrek yetmezliği, yıllar içinde yavaş ilerlediği için erken dönemde belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe ise yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<p><strong>Böbrek yetmezliği nedir?</strong></p>

<p>Böbrekler, kandaki zararlı maddeleri süzerek idrar yoluyla vücuttan uzaklaştıran, sıvı ve mineral dengesini sağlayan hayati organlardır. Kronik böbrek yetmezliği ise böbreklerin bu görevlerini zamanla yerine getirememesi sonucu gelişen kalıcı bir hastalıktır.</p>

<p>Hastalık genellikle uzun yıllar boyunca sessiz ilerler. Erken teşhis edilmediğinde böbrek fonksiyonları giderek azalabilir ve ileri evrelerde diyaliz ya da böbrek nakli gerekebilir.</p>

<p><strong>Böbrek yetmezliğinin belirtileri nelerdir?</strong></p>

<p>Kronik böbrek yetmezliğinin en sık görülen belirtileri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sürekli yorgunluk ve halsizlik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mide bulantısı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>İştahsızlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Konsantrasyon bozukluğu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayak, ayak bileği ve göz çevresinde şişlik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gece sık idrara çıkma</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdrar miktarında değişiklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kas krampları ve kas seğirmeleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ciltte kuruluk ve kaşıntı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nefes darlığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göğüs ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüksek tansiyon</p>
 </li>
 <li>
 <p>Baş ağrısı</p>
 </li>
</ul>

<p>Belirtiler hastadan hastaya farklılık gösterebilir ve birçok başka hastalıkla karıştırılabilir.</p>

<p><strong>Böbrek yetmezliğinin nedenleri</strong></p>

<p>Uzmanlara göre kronik böbrek yetmezliğinin en yaygın nedenleri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Diyabet (şeker hastalığı)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hipertansiyon (yüksek tansiyon)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Glomerülonefrit</p>
 </li>
 <li>
 <p>İnterstisyel nefrit</p>
 </li>
 <li>
 <p>Polikistik böbrek hastalığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Böbrek taşları ve idrar yolu tıkanıklıkları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Prostat hastalıkları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kalp ve damar hastalıkları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Otoimmün hastalıklar (Lupus gibi)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağır metal ve toksinlere maruz kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bazı kanserler ve kemoterapi ilaçları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bilinçsiz ilaç kullanımı</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Böbrek yetmezliği nasıl teşhis edilir?</strong></p>

<p>Böbrek yetmezliğinin tanısı nefroloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirme ve çeşitli testlerle konulur.</p>

<p>Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kan testleri (Kreatinin, üre ve GFR ölçümü)</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdrar tahlili</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdrar miktarının değerlendirilmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Böbrek ultrasonu ve diğer görüntüleme yöntemleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gerekli durumlarda böbrek biyopsisi</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu testler sayesinde böbrek fonksiyonlarının ne düzeyde etkilendiği belirlenebilir.</p>

<p><strong>Böbrek yetmezliği nasıl tedavi edilir?</strong></p>

<p>Kronik böbrek hastalığında oluşan böbrek hasarı çoğu zaman geri döndürülemez. Ancak erken teşhis ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.</p>

<p>Tedavide şu yöntemler uygulanabilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Tansiyonun kontrol altına alınması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diyabet tedavisinin düzenlenmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kolesterolün düşürülmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kansızlık (anemi) tedavisi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vücutta sıvı birikimini önleyici ilaçlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Böbrekleri korumaya yönelik düşük proteinli beslenme</p>
 </li>
</ul>

<p>İleri evre böbrek yetmezliğinde ise iki temel tedavi yöntemi uygulanmaktadır.</p>

<p><strong>Diyaliz tedavisi</strong></p>

<p>Böbreklerin görevini yerine getiremediği durumlarda kanın temizlenmesi diyaliz cihazı yardımıyla sağlanır. Hemodiyaliz ve periton diyalizi olmak üzere iki farklı yöntem uygulanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Böbrek nakli</strong></p>

<p>Son dönem böbrek yetmezliğinde en etkili tedavi seçeneklerinden biri böbrek naklidir. Uygun verici bulunduğunda gerçekleştirilen nakil sayesinde hastalar diyalize ihtiyaç duymadan yaşamlarını sürdürebilir.</p>

<p><strong>Erken teşhis hayati önem taşıyor</strong></p>

<p>Uzmanlar, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının düzenli böbrek kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve ciddi komplikasyonların önüne geçilebilir. Düzenli sağlık kontrolleri, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bobrek-yetmezligi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/bobrek-yetmezligi-hakkinda-bunlari-biliyor-muydunuz-3.JPG" type="image/jpeg" length="65187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karpuzun yanında peynir tüketmek doğru bir tercih mi?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/karpuzun-yaninda-peynir-tuketmek-dogru-bir-tercih-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/karpuzun-yaninda-peynir-tuketmek-dogru-bir-tercih-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte sağlıklı beslenme ve yeterli sıvı tüketimi daha da önem kazanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, sıcak havalarda vücudun sıvı ve mineral dengesinin korunması için gün boyunca susamayı beklemeden düzenli olarak su içilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Yüksek sıcaklıklarda aşırı yağlı, kızartılmış ve ağır yemekler yerine zeytinyağlı, hafif ve dengeli öğünlerin tercih edilmesi öneriliyor. Açıkta satılan ya da uygun koşullarda muhafaza edilmeyen gıdaların tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekilirken, sokakta dilimlenerek satılan meyvelerin de gıda güvenliği açısından risk oluşturabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Yazın sık tüketilen dondurmanın tamamen yasak olmadığı, ancak porsiyon kontrolünün önemli olduğu vurgulanıyor. Özellikle pikniklerde ve açık büfelerde uzun süre dışarıda bekleyen etler, mayonezli salatalar ve kremalı tatlıların gıda zehirlenmesi riskini artırabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre çocukların yaz aylarında en önemli içeceği su olmalı. Asitli içecekler, hazır meyve suları ile şekerli ve kremalı soğuk kahvelerin ise fark edilmeden yüksek miktarda kalori alımına neden olabileceği, sıvı kalorilerin de kilo artışına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Yaz sofralarının vazgeçilmezlerinden karpuz ve peynir ikilisinin ise dengeli bir tercih olduğu belirtiliyor. Meyvenin yanında protein tüketmenin tokluk hissini uzatabildiği ve kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olabileceği kaydediliyor.</p>

<p>Sıcak havalarda iştahın azalmasının doğal olduğu, ancak bunun öğün atlamak için bir gerekçe olmadığına dikkat çekiliyor. Düzenli ve dengeli beslenmenin sürdürülmesi, şerbetli tatlılar yerine porsiyon kontrollü sütlü tatlıların tercih edilmesi, yağlı etler yerine daha az yağlı seçeneklerin tüketilmesi ve hayvansal yağların sınırlandırılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Ayrıca terlemenin yağ yakımı anlamına gelmediği, bunun yalnızca sıvı ve mineral kaybına neden olduğu hatırlatılıyor. Bu nedenle kaybedilen sıvı ve minerallerin gün içinde yerine konulması gerektiği, tartıda görülen kısa süreli kilo kayıplarının çoğu zaman sıvı kaybından kaynaklanabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Fiziksel aktivite yapmak isteyenlerin ise yürüyüş ve benzeri egzersizleri günün en sıcak saatleri yerine sabah erken ya da akşam serinliğinde yaklaşık 45 dakika süreyle gerçekleştirmesi öneriliyor. Yerel ve geleneksel yemeklerin tüketiminde ise lezzetten ödün vermeden porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Musa Azak</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/karpuzun-yaninda-peynir-tuketmek-dogru-bir-tercih-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/karpuz-peynir.jpg" type="image/jpeg" length="71691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan egzama uyarısı: Belirtileri ihmal etmeyin]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-egzama-uyarisi-belirtileri-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-egzama-uyarisi-belirtileri-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cildiye Uzmanı Dr. Eda Haşal "Egzama en sık çocukluk döneminde başlasa da her yaşta görülebiliyor. Ailede alerji, astım, saman nezlesi veya dermatit öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksek." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white">Ciltte kuruluk, yoğun kaşıntı ve kızarıklıkla kendini gösteren egzama, her yaş grubunda görülebilen ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen yaygın bir cilt hastalığı olarak dikkat çekiyor. Bulaşıcı olmayan ancak zaman zaman alevlenerek günlük yaşamı zorlaştırabilen egzamanın, doğru tedavi ve uygun cilt bakımıyla kontrol altına alınabileceği belirtiliyor.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Cildiye Uzmanı Dr. Eda Haşal, egzamanın cildin koruyucu bariyerini zayıflatan kronik bir dermatit türü olduğunu belirterek, özellikle uzun süren kaşıntı ve kuruluğun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Haşal "Egzama yalnızca cilt kuruluğu değildir. Kaşıntı nedeniyle kişinin uyku düzenini bozabilir, günlük yaşamını etkileyebilir ve bazı dönemlerde ciddi alevlenmelerle yaşam kalitesini düşürebilir. Erken dönemde doğru bakım ve tedaviyle belirtileri kontrol altına almak mümkündür." dedi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzamanın çocukluk döneminde daha sık başladığını ancak her yaş grubunda ortaya çıkabileceğini belirten Haşal, ailede alerji, astım, saman nezlesi veya dermatit öyküsü bulunan kişilerde riskin daha yüksek olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzamanın farklı türleri bulunduğunu kaydeden Haşal, atopik dermatit, kontakt dermatit, seboreik dermatit ve dishidrotik egzama gibi farklı tiplerin değişen belirtiler ve tetikleyicilerle görülebildiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong>Kaşıntı, kızarıklık ve pullanma en sık belirtiler arasında</strong></span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzamanın kişiden kişiye farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini ifade eden Haşal, ciltte kuruluk, yoğun kaşıntı, kızarıklık, döküntü, kabuklanma, pullanma ve şişliğin en yaygın belirtiler arasında yer aldığını söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Bazı hastalarda ciltte kalınlaşma ve kösele görünümü gelişebildiğini belirten Dr. Eda Haşal, belirtilerin çoğunlukla eller, dirsekler, dizler, boyun, ayak bilekleri, yüz ve kulak çevresinde görüldüğünü ifade etti.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Haşal "Kaşıntı nedeniyle cildin sürekli tahriş edilmesi, yaralara ve enfeksiyonlara zemin hazırlayabiliyor. Özellikle gece artan kaşıntılar uyku kalitesini ciddi şekilde bozabiliyor." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong>Egzama nedenleri</strong></span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzamanın ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını belirten Haşal, çevresel etkenlerin de hastalığı tetikleyebildiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Duman, hava kirliliği, sert sabunlar, deterjanlar, bazı kozmetik ürünler ve yün gibi tahriş edici kumaşların egzama belirtilerini artırabildiğini kaydeden Haşal, kuru havanın cildi daha fazla kuruttuğunu, aşırı sıcak ve terlemenin de kaşıntıyı artırabileceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Stres ve kaygının da egzama alevlenmelerini tetikleyebileceğini ifade eden Haşal, ruhsal durumun cilt sağlığı üzerinde düşünüldüğünden daha fazla etkisi olduğunu dile getirdi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="background-color:white">Haşal "Bazı kişilerde belirli yiyecekler egzama belirtilerini artırabiliyor. Özellikle yer fıstığı, süt ürünleri veya yumurta gibi gıdalara karşı alerjisi olan bireylerde dikkatli olunmalıdır. Ancak her egzama hastasında besin kaynaklı bir tetikleyici bulunmaz." ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong>Egzama bulaşıcı değil</strong></span></p>

<p><span style="background-color:white">Toplumda egzamanın bulaşıcı olduğuna dair yanlış bir inanış bulunduğunu belirten Haşal, bu durumun kişiden kişiye temasla geçmediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzamanın bağışıklık sisteminin çevresel tetikleyicilere verdiği aşırı yanıt sonucu ortaya çıktığını belirten Haşal, bu nedenle hastaların sosyal yaşamda kendilerini izole etmelerine gerek olmadığını söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzama tedavisinin kişiye özel planlandığını ifade eden Haşal, düzenli nemlendirici kullanımının tedavinin en önemli basamaklarından biri olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Kokusuz, hassas ciltlere uygun ve cilt bariyerini destekleyen ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Haşal, bazı durumlarda topikal kremler, antihistaminik ilaçlar veya dermatoloji uzmanı tarafından önerilen farklı tedavilerin uygulanabileceğini söyledi.</span></p>

<p><span style="background-color:white">Haşal "Egzama tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir ancak doğru cilt bakımı ve tetikleyicilerden kaçınma ile uzun süre kontrol altında tutulabilir. Özellikle belirtiler sık tekrarlıyorsa mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır." dedi.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong>Basit önlemler alevlenmeleri azaltabiliyor</strong></span></p>

<p><span style="background-color:white">Egzama alevlenmelerini azaltmak için günlük yaşamda bazı alışkanlıkların değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Haşal, sıcak su yerine ılık duş alınmasını, cildin duş sonrası hemen nemlendirilmesini, bol ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini ve sert deterjanlardan uzak durulmasını önerirken, ciltte sarı akıntı, şiddetli ağrı, ateş veya belirgin şişlik gibi enfeksiyon belirtileri gelişmesi halinde zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini belirtti. </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-egzama-uyarisi-belirtileri-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/uzmanlardan-egzama-uyarisi-belirtileri-ihmal-etmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="60500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kireçlenme nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kireclenme-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kireclenme-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kireçlenme, tıp dilindeki adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının zamanla aşınması ve yıpranması sonucu gelişen kronik bir eklem hastalığıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıkırdak dokunun incelmesiyle birlikte kemikler birbirine sürtünmeye başlar ve bu durum ağrı, hareket kısıtlılığı ile yaşam kalitesinde düşüşe yol açabilir.</p>

<p>İlerleyen yaş, fazla kilo, eklemlerin yoğun kullanımı ve genetik yatkınlık gibi faktörler kireçlenme riskini artırırken; hastalık en sık diz, kalça, bel, boyun ve el başparmak eklemlerinde görülür.</p>

<p><strong>Kireçlenme neden olur?</strong></p>

<p>Kireçlenme, eklemleri koruyan kıkırdak dokunun zaman içinde aşınması sonucu ortaya çıkar. Bu süreci hızlandıran başlıca nedenler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>İleri yaş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Obezite ve fazla kilo</p>
 </li>
 <li>
 <p>Spor yaralanmaları ve travmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eklemlerin uzun yıllar aşırı kullanılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Doğuştan gelen eklem yapısı bozuklukları</p>
 </li>
</ul>

<p>Uzmanlar, ideal kilonun korunmasının özellikle diz, kalça ve bel eklemlerindeki yükü azaltarak hastalığın gelişme riskini düşürdüğünü belirtiyor.</p>

<p><strong>Belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor</strong></p>

<p>Kireçlenme genellikle sinsi ilerleyen bir hastalık olarak biliniyor. Belirtiler zamanla artıyor ve hastalığın bulunduğu ekleme göre farklılık gösterebiliyor.</p>

<p>En sık görülen belirtiler şunlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hareket sırasında veya sonrasında eklem ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabahları ya da uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra sertlik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eklemlerde hassasiyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kabiliyetinde azalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eklem hareketlerinde çıtırtı veya gıcırdama sesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hafif şişlik</p>
 </li>
</ul>

<p>İlerleyen dönemlerde bu şikâyetler günlük yaşamı ve hareket etmeyi zorlaştırabiliyor.</p>

<p><strong>Vücudun hangi bölgelerinde görülür?</strong></p>

<p>Kireçlenme en çok yük taşıyan eklemleri etkiler. Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Diz</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kalça</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bel</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boyun</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayak bileği</p>
 </li>
</ul>

<p>yer alırken, omuz, dirsek, el bileği, el parmakları ve çene ekleminde de görülebiliyor.</p>

<p><strong>Tedaviyle şikâyetler azaltılabiliyor</strong></p>

<p>Kireçlenme tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olmasa da uygun tedaviyle ağrı kontrol altına alınabiliyor ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor.</p>

<p>Tedavi seçenekleri arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Krem ve losyon tedavileri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Fizik tedavi ve düzenli egzersiz</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kilo kontrolü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eklem koruyucu destek ürünleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uygun hastalarda eklem içi enjeksiyonlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda cerrahi tedavi ve eklem protezi ameliyatı</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor.</p>

<p><strong>Erken tanı önemli</strong></p>

<p>Uzmanlar, eklem ağrısı ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlerin uzun süre devam etmesi halinde vakit kaybetmeden bir ortopedi veya fizik tedavi uzmanına başvurulmasını öneriyor. Erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kireclenme-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/kireclenme-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri.webp" type="image/jpeg" length="50431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lejyoner hastalığına dikkat: Uzmanlardan klima uyarısı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/lejyoner-hastaligina-dikkat-uzmanlardan-klima-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/lejyoner-hastaligina-dikkat-uzmanlardan-klima-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte klima kullanımı da yaygınlaşırken, uzmanlar yanlış ve bakımsız klima kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, sıcak havalarda konfor sağlamak amacıyla kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması halinde insan sağlığını tehdit edebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>Lejyoner hastalığına dikkat</strong></p>

<p>Uzmanlara göre, klima kaynaklı en önemli rahatsızlıklardan biri halk arasında "klima hastalığı" olarak da bilinen lejyoner hastalığı.</p>

<p>Legionella pneumophila bakterisinin neden olduğu bu zatürre türünün, klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve sıcaklık koşullarında çoğalarak havaya yayıldığı ifade edildi. Hastalığın özellikle otel ve hastane gibi merkezi havalandırma sistemlerinin bulunduğu alanlarda görülebildiği, insandan insana bulaşmadığı belirtildi.</p>

<p>Bağışıklık sistemi zayıf kişiler, diyabet hastaları, kronik böbrek ve akciğer rahatsızlığı bulunanlar, kemoterapi gören hastalar ile sigara kullananların daha yüksek risk altında olduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bakımı yapılmayan klimalar alerjiyi tetikleyebilir</strong></p>

<p>Uzmanlar, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde oluşabilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astım gibi rahatsızlıklara da yol açabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Araç klimalarının yanlış kullanımının ise sinüzit, kulak iltihabı ve yüz felci gibi sağlık sorunlarını tetikleyebileceği belirtilirken, klima hava akımının doğrudan yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesinin bu riskleri azaltacağı ifade edildi.</p>

<p><strong>Düzenli bakım hayati önem taşıyor</strong></p>

<p>Uzmanlar, hem ev hem de araç klimalarında düzenli bakım ve filtre temizliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle yaz aylarında klimaların bilinçli kullanılmasının sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/lejyoner-hastaligina-dikkat-uzmanlardan-klima-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/07/lejyoner-hastaligina-dikkat-uzmanlardan-klima-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="55347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan aşırı sıcak uyarısı: Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayın]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-asiri-sicak-uyarisi-gunun-en-sicak-saatlerinde-disari-cikmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-asiri-sicak-uyarisi-gunun-en-sicak-saatlerinde-disari-cikmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte uzmanlar, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Sıcak havalarda sıvı tüketimi, güneşten korunma ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası nedeniyle uzmanlar, özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların dikkatli olması gerektiği uyarısı yapıyor.</p>

<p>Meteoroloji verilerine göre önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor.</p>

<p>Uzmanlar, aşırı sıcaklarda vücudun susuz kalmaması için gün içerisinde bol su tüketilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Yetersiz sıvı tüketiminin halsizlik, baş dönmesi ve yorgunluğa neden olabileceği belirtilirken, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>“11.00 ile 15.00 saatleri arasında dikkat edilmeli”</strong></p>

<p>Uzmanlar, güneş ışınlarının en etkili olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalınmaması gerektiğini belirterek, özellikle 11.00 ile 15.00 saatleri arasında gölgede kalınmasını öneriyor.</p>

<p>Sıcak havalarda açık renkli ve hafif kıyafetlerin tercih edilmesi, güneş koruyucu ürünlerin kullanılması ve şapka takılmasının da önemli olduğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>“Su oranı yüksek besinler tercih edilmeli”</strong></p>

<p>Uzmanlara göre yaz aylarında karpuz, kavun, salatalık ve çilek gibi su oranı yüksek besinlerin tüketilmesi vücudun sıvı ihtiyacına katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>“Kapalı alanların serin tutulması önemli”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havalarda yalnızca dış ortamda değil, ev ve kapalı alanlarda da serinliğin korunması gerektiği kaydediliyor.</p>

<p>Özellikle güneş alan odalarda perdelerin kapalı tutulmasının ortam sıcaklığını azaltabileceği belirtilirken, serin suyla duş almanın da vücudu rahatlatabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>“Uyku düzeni sıcak havadan etkileniyor”</strong></p>

<p>Uzmanlar, yüksek sıcaklıkların uyku kalitesini de olumsuz etkileyebildiğini belirterek ince kıyafetlerin tercih edilmesi, odanın havalandırılması ve gece geç saatlerde ağır yemeklerden kaçınılması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>“Sıcak çarpmasına karşı dikkatli olunmalı”</strong></p>

<p>Aşırı sıcakların sıcak çarpması riskini artırdığına dikkat çeken uzmanlar, aşırı terleme, baş dönmesi, mide bulantısı, halsizlik ve kas krampları gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Bilinç kaybı ve yüksek ateş gibi durumlarda ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>“<strong>Çocuklar ve hayvanlar araçta bırakılmamalı”</strong></p>

<p>Uzmanlar, sıcak havalarda kapalı araçların kısa sürede yüksek sıcaklıklara ulaştığını belirterek çocukların ve evcil hayvanların araç içinde bırakılmaması konusunda uyarıda bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-asiri-sicak-uyarisi-gunun-en-sicak-saatlerinde-disari-cikmayin</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/uzmanlardan-asiri-sicak-uyarisi-gunun-en-sicak-saatlerinde-disari-cikmayin.jpg" type="image/jpeg" length="27452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz ağrılarında nokta atışı tedavi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/omuz-agrilarinda-nokta-atisi-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/omuz-agrilarinda-nokta-atisi-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omuz ağrısının tek bir hastalık olmadığını, bu nedenle tedavinin de ağrının nedenine ve hastanın özelliklerine göre planlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve en sık görülen kas-iskelet sistemi sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, son yıllarda yaygınlaşan ultrason rehberliğinde girişimsel tedavilerin, ağrının kaynağına doğrudan ulaşılmasını sağlayarak daha hassas ve güvenli uygulamalara imkan tanıdığını belirtiyor.</p>

<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omuz ağrısının tek bir hastalık olmadığını, bu nedenle tedavinin de ağrının nedenine ve hastanın özelliklerine göre planlanması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, 'Omuz ağrısı, tendonlardan, Bursa'dan, eklemden veya çevre yumuşak dokulardan kaynaklanabilir. Ultrason rehberliğinde yapılan girişimsel uygulamalarda iğnenin ilerleyişini işlem boyunca anlık olarak izleyebiliyor, tedaviyi doğrudan hedef dokuya uygulayabiliyoruz. Bu yaklaşım, işlemin doğruluğunu artırırken çevre anatomik yapıların korunmasına da katkı sağlıyor' dedi.</p>

<p><strong>Nokta atışı tedavi hangi hastalıklarda uygulanıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Koca, ultrason eşliğinde gerçekleştirilen hedef odaklı girişimsel tedavilerin özellikle şu durumlarda kullanılabildiğini belirtti: Koca, 'Omuz sıkışma sendromu (impingement), Rotator manşet tendon hastalıkları, Bursit, Kalsifik tendinit, Biseps tendiniti, Uygun hastalarda donuk omuz (adheziv kapsülit)' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anatomik yapılar görüntüleniyor, güvenlik artıyor</strong></p>

<p>Ultrason teknolojisinin işlem sırasında damar, sinir ve diğer anatomik yapıların görüntülenmesine imkan sağladığını ifade eden Prof. Dr. Koca, bu sayede hedef bölgeye daha kontrollü şekilde ulaşılabildiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, 'Her omuz ağrısına aynı tedavi uygulanmaz. Öncelikle ağrının kaynağı doğru belirlenmeli, ardından hastaya özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Girişimsel tedaviler; egzersiz, rehabilitasyon ve diğer fizik tedavi uygulamalarıyla birlikte planlandığında daha başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Bu belirtiler varsa gecikmeyin'</strong></p>

<p>Prof. Dr. Koca, özellikle gece uykudan uyandıran, kol hareketlerini belirgin şekilde kısıtlayan veya haftalarca devam eden omuz ağrılarında vakit kaybetmeden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanına başvurulmasının önem taşıdığını belirterek, erken tanı ve uygun tedavinin kronikleşme riskini azaltabileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/omuz-agrilarinda-nokta-atisi-tedavi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/agency/iha/omuz-agrilarinda-nokta-atisi-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="34319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zihni açık, kasları tutsak eden hastalık: ALS hastalığı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/zihni-acik-kaslari-tutsak-eden-hastalik-als</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/zihni-acik-kaslari-tutsak-eden-hastalik-als" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya ALS Günü kapsamında uzmanlar, sinir sistemini etkileyen ve ilerleyici kas güçsüzlüğüne yol açan ALS hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Erken tanının ve hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>21 Haziran Dünya ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz) Günü dolayısıyla uzmanlar, hastalıkla ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Beyin ve omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen ALS'nin zamanla kaslarda güç kaybına neden olduğunu belirten uzmanlar, hastalığın ilerleyici bir seyir izlediğini ifade etti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzm. Cumali Çetiner, ALS hastalığının beynin kaslara hareket komutlarını taşıyan sinir hücrelerinin zamanla kaybıyla ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu söyledi.</p>

<p>Çetiner, "Hastalarda kol ve bacaklarda güçsüzlük, kas erimesi, kaslarda seyirme, konuşma ve yutma güçlüğüyle ilerleyen, ilerleyen dönemlerde ise solunum problemleri oluşturan bir hastalık. Dünyada milyonlarca insan ALS ile yaşam mücadelesi vermekte. Hastalık hareket kabiliyetini kademeli olarak kısıtlasa da birçok hastada düşünme, hissetme ve sevdikleriyle bağ kurma yeteneği uzun süre korunuyor. Bu nedenle ALS yalnızca hastayı değil, ailesini ve tüm toplumu ilgilendiren bir sağlık sorunu. Günümüzde ALS'nin kesin bir tedavisi ne yazık ki bulunmamakla beraber, erken tanı, düzenli takip, multidisipliner bakım ve bilimsel araştırmalar sayesinde hastaların yaşam kalitesini artırmak mümkün. ALS konusunda farkındalık oluşturmak, hastaların yalnız olmadıklarını hissettirmek ve bilimsel çalışmalara destek vermek hepimizin sorumluluğundadır. Unutmayalım; farkındalık, anlayış ve dayanışma ALS ile mücadelenin en güçlü araçlarıdır." dedi.</p>

<p><strong>60 yaş üzerinde risk artıyor</strong></p>

<p>Erkeklerde biraz daha sık görülmekle beraber, daha çok yaşlı hastalarda, 60 yaş üzerinde riskin attığını vurgulayan Çetiner, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>''Ancak 'Şu popülasyonda daha fazladır' dediğimiz belirli bir hasta grubu yok. Ama 60 yaş üzerindeki hastalarda, özellikle kas erimesi ve güçsüzlükle başlayan şikayetlerde mutlaka nörolojik muayene ile birlikte değerlendirip hastaya ona göre bir yol haritası çizmekte fayda var. ALS hastalığı daha çok kas güçsüzlüğü, kaslarda erime ve seyirme gibi bulgular veriyor. İlerleyen dönemlerde hastalarda solunum problemleri, konuşma güçlükleri ve yutma güçlükleri olabiliyor. Bunun için bu hastalara daha dikkatli davranmamız gerekiyor. Tıp etiği dediğimiz kavramda özellikle bazı tedaviler hastaya bırakılıyor. Hastanın kişisel tedavisi önemli. Zaten yasal olarak da kendi kararını verme yetisi bulunmakta. Ama biz olabildiğince hastaları ikna edip, özellikle solunum, yeme ve içme gibi sorunlara daha multidisipliner yaklaşarak onları biraz daha ikna edici olmaya çalışıyoruz.''</p>

<p>Hastalara ve ailelere öneri ve tavsiyelerde bulunan Çetiner, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>''En önemli önerim şu hastalara ve ailelerine, bu hastalarımız her şeyin farkında, her şeyi biliyorlar. Evet, kas kaybı var ama hastanın beyinsel fonksiyonları çok uzun süre korunuyor. Her şeyi hissediyorlar. Bunlara muhakkak empati kurarak onların yanında olduğumuzu göstermemiz gerekiyor. Hastalarda moral ve motivasyonun yüksek tutulması gerektiğini düşünüyorum. Ben tedavinin geleceğine dair umutluyum. Bunun için hastaları yakın takip edip kontrollerle tekrar değerlendirmek gerekiyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/zihni-acik-kaslari-tutsak-eden-hastalik-als</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/agency/iha/zihni-acik-kaslari-tutsak-eden-hastalik-als.jpg" type="image/jpeg" length="79953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Kahraman: Obezite bir sağlık sorunundan öte pandemi haline geldi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyetisyen-kahraman-obezite-bir-saglik-sorunundan-ote-pandemi-haline-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyetisyen-kahraman-obezite-bir-saglik-sorunundan-ote-pandemi-haline-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezitenin artık bireysel bir problemden çok toplumsal, hatta küresel bir sorun haline geldiğini söyleyen Dr. Diyetisyen Sevde Karaman, obezitenin bir sağlık sorunundan öte pandemi olarak nitelendirilmeye başlandığını, Avrupa'nın en şişman ülkesinin de maalesef Türkiye olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Obezite, boy ve kiloya dayalı vücut kitle indeksinin 30 veya daha yüksek değere sahip olduğu sağlık açısından da risk oluşturan vücutta yoğun yağ birikimidir.</span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/QpVq10HVIS0" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/QpVq10HVIS0"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/QpVq10HVIS0?wmode=transparent&amp;jqoemcache=OZViS" title="https://youtu.be/QpVq10HVIS0" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>Kalp hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, karaciğer hastalığı, uyku apnesi gibi hastalıklara da etki eden obezite; kimi durumlarda ilaç ve cerrahi müdahale gerektirse de büyük ölçüde fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve davranış değişiklikleri ile tedavi edilebilir bir hastalıktır.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/d035c4cf-4f08-4385-ac65-f6cf3a486427.jpg" width="1366" /></span></span></span></p>

<p><strong><em><span><span><span>Dr. Diyetisyen Sevde Kahraman</span></span></span></em></strong></p>

<p><span><span><span>Küresel bir sorun olan obezitenin sebepleri ve alınması gereken önlemlere ilişkin İLKHA muhabirine konuşan Dr. Diyetisyen Sevde Kahraman, "Obezite aslında artık bireysel bir problemden çok toplumsal ve dünya genelinde küresel bir problem haline geldi. Hatta biz bunu artık bir sağlık sorunundan öte bir pandemi olarak adlandırıyoruz. Özellikle Türkiye Avrupa'nın en şişman ülkesi olarak ne yazık ki bayrağı önde çekiyor. Yalnış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, uyku düzeni bozuklukları ve aslında da birçok doğru bilinen yanlışlar obeziteye sebep oluyor. Aslında bizi temel olarak yanlış beslenme alışkanlıklarına sürükleyen şey ev beslenmesinin azalıp dışarı beslenmesinin artması oldu. Geleneksel yiyeceklerin yerini ne yazık ki çok yüksek enerji içerikli, çok yüksek şeker içerikli, çok yüksek tuz ve baharat içerikli ve aynı zamanda telefon dakikada söyleyebileceğimiz yüksek enerjili yiyecekler almış durumda. Biz buna Batı tarzı diyet diyoruz. En azaltmamız gereken diyet bu ama ne yazık ki günümüzde yaygınlaşıyor. Bunun yanında büyüyen porsiyonlar da obeziteye sebep oluyor. Artık gözümüz doymuyor. Bunları yönetmek aslında bizim yanlış beslenme alışkanlıklarımızı tetikliyor." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>"Hiç kimse ne yediğinin, ne kadar şeker tükettiğinin farkında değil"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Öğün düzensizliklerinin de obeziteye yol açtığını kaydeden Kahraman, "Birçok birey günü yanlış başlatıyor ve yanlış sonlandırıyor. Kahvaltı yapmayarak güne başlıyor, işe güce koşturuyoruz. Sonra kan şekeri çok dengesiz gidiyor. Sürekli atıştırıyoruz. Ne yediğimizin farkında bile olmadan çok yüksek enerji alarak günü sürdürüyoruz ve sonrasında akşamleyin de oluyor doymuyoruz. Gün başında en hareketli saatlerde açlık yapıyoruz. Gün sonunda en hareketsiz saatlerde tokluk yapıyoruz. Çayın yanında atıştırıyor, öğün porsiyonlarımız büyüyor ve tabii ki bu obeziteyi tetikliyor. Bir diğer nokta kontrolsüz şeker tüketimi… Hiç kimse ne yediğinin, ne kadar şeker tükettiğinin farkında değil. Uyku bozuklukları da bir başka sebep… Çok yüksek uyaranımız var. Telefonu da çok vakit geçiriyoruz ve bu da uykuyu bozuyor. Yeterli uyuyamadığımızda sentezlediğimiz melatonin hormonu düşerken kortizol hormonu dediğimiz stres hormonumuz yüksek gidiyor. Bu da çok daha yoğun bir şekilde enerji açığı yaratıyor ve bizi daha çok yemeye itiyor." diye konuştu.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong>"Kilo almanın temel nedeni, alınan enerjinin harcanamamasıdır"</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Aktivite yetersizliği, hareketsiz yaşamın da obezitenin nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Kahraman, "Bizler daha fazla masa başında daha az kırlarda daha çok kentlerde yaşayan topluluk haline geldik. Bu da obezitenin temel sebeplerinden biri haline geldi. Bir başka neden fiziksel aktivitenin az olmasıdır. Fiziksel aktivite, bizi obeziteden koruyan temel etkenlerden biridir. Kilo almanın temel nedeni, alınan enerjinin harcanamamasıdır. Aldığımız enerji harcadınız enerjiden fazla ise kilo alınır. Dolayısıyla aldığınız enerji evet yüksek olabilir ama harcarsak kilo almayız. İnsanoğlunun uzun kasları var ve bu kaslar, 'yiyelim, hareket edelim' üzerine kuruludur. Ancak günümüzde yeriz ve otururuz, otururuz tekrar yeriz. Bu da tabii ki kilo alımını tetikleyicisidir. Hatta günümüzdeki sporlara baktığımızda daha çok kasların esnetilmesi, uzatılması adına plates yapılır. Yani durum o kadar kötü ki; gündelik hayattaki masa başı ve telefonun, temel olarak teknolojinin ele geçirdiği bir toplumda kısalan kaslarımızı yeniden esnetmek, uzatmak için spora ihtiyaç duyuluyor." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong>Obeziteden korunmak için neler yapılmalı?</strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span>Obeziteden korunmak adına alışkanlıkların tersine çevrilmesi gerektiğini vurgulayan Kahraman, son olarak şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bir kere beslenme alışkanlıklarımızı düzenleyeceğiz. Gündelik hayattaki temel enerjiyi sebzeden, meyveden ve tam tahıllardan almak durumundayız. Sebze bizi temel olarak doyurduğunda, gün içerisinde tükettiğimiz her şeyi daha kontrollü tüketiriz. Güne iyi bir kahvaltıyla, protein içeriği iyi olan bir kahvaltı ile başlamalıyız. Örneğin yumurta veya peynirle bir kahvaltı yapıldığında herkes fark edecek ki daha zinde, daha enerjik olunuyor. Gün içerisindeki o atıştırma ihtiyacı azalacaktır. Bir diğer nokta hareket etmektir. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi olan günlük on bin adım atılmalı. Lütfen! Telefonlarınızı bu yönde kullanalım ve hareket etmeye ağırlık verelim. Günlük en az on bin adım attığımızda sağlığımız daha yerinde olacak. 5 gün 30 dakika kadar yürüyüş öneriyoruz. Yani haftada en az 150 orta seviyede bir tempoda yürüyüşü mutlaka tavsiye ediyoruz. Bunun dışında tabii bugünü değil ama 20 yılı kurtaracak bir önerimiz daha var. Çocuklarımızın beslenmesini düzenlememiz lazım. Çocuklarımızı düzenlersek aslında toplumumuzu düzenleriz. Temel noktada okul beslenmesi, anne-baba olarak çocuklara iyi rol model olabilmek çok büyük sorumluluk… Toplumsal olarak da obeziteden korunmaya yönelik daha az gıda sektörünün ele geçirdiği reklam sistemi, daha fazla Sağlık Bakanlığının yer verdiği reklamlar ekranlarda yer almalıdır. Çünkü medya bu işte çok etkili… Şu an bu haberi yapıyoruz ve bunu okuyanlar çok daha bilinçli olacaklar. Dolayısıyla medyada biraz daha sağlık verilerinin yüksek olması toplum açısından çok önemlidir. Çünkü ne yazık ki Avrupa'nın en obez ülkesiyiz. Yapılması gereken bir başka eylem de masalardan tuzlukların kaldırılmasıdır. Bu çok önemli bir şey… Çünkü lezzet arttıkça tüketim de artıyor. Onun dışında parklarda, bahçelerde fiziksel aktivite ücretsiz yapabilecek aletlerin olması, fiziksel aktiviteyi arttıracak şekilde bir düzeneğin olması çok kıymetli. Halkımızın da bunun farkında olup küçük ödüllendirmelerle o aletleri belli bir saat kullananlara muhtarlıklarda ödüller verilebilir. Bu da obeziteyi önlemede önemli bir koruyucu önlem olacaktır."</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyetisyen-kahraman-obezite-bir-saglik-sorunundan-ote-pandemi-haline-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/diyetisyen-kahraman-obezite-bir-saglik-sorunundan-ote-pandemi-haline-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="79858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinüzit nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/sinuzit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/sinuzit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sinüzit, burun çevresinde bulunan sinüs adı verilen hava boşluklarını kaplayan dokuların iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, koyu renkli burun akıntısı, yüzde dolgunluk hissi ve koku alma bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterir.</p>

<p><strong>Sinüsler ne işe yarar?</strong></p>

<p>Sinüsler, yüz kemiklerinin içinde bulunan hava dolu boşluklardır. İnsanlarda beş çift sinüs bulunur:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yanak sinüsleri (maksiller sinüsler)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Alın sinüsleri (frontal sinüsler)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gözler arasındaki sinüsler (etmoid sinüsler)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Geniz bölgesindeki sinüsler (sfenoid sinüsler)</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu boşluklar mukus üretir ve solunan havanın temizlenmesine yardımcı olur.</p>

<p><strong>Sinüzit nasıl oluşur?</strong></p>

<p>Sinüslerin ürettiği mukus normal şartlarda buruna boşalır. Ancak bazı durumlarda bu sistem bozulur ve mukus sinüslerde birikmeye başlar. Biriken mukus içerisinde bakteriler çoğalarak enfeksiyona neden olabilir.</p>

<p>Sinüzite yol açan temel nedenler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sinüs kanallarının tıkanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mukusun taşınmasını sağlayan sistemin bozulması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mukusun kıvamının değişmesi</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sinüzit belirtileri nelerdir?</strong></p>

<p>Sinüzitin en sık görülen belirtileri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Burun tıkanıklığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sarı veya yeşil renkli koyu burun akıntısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Geniz akıntısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüzde basınç ve dolgunluk hissi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Koku alma duyusunda azalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağız kokusu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uzun süren öksürük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Horlama</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boğaz yanması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Uzun süre geçmeyen baş ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik ve yorgunluk</p>
 </li>
</ul>

<p>Toplumda yaygın olarak düşünüldüğünün aksine, sinüzitte baş ağrısı her zaman görülmeyebilir.</p>

<p><strong>Sinüzit neden olur?</strong></p>

<p>Sinüzitin en yaygın nedenleri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Üst solunum yolu enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Alerjik hastalıklar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun kemiği eğriliği (septum deviasyonu)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun polipleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun eti büyümesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Geniz eti büyümesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Basınç değişiklikleri (uçak yolculuğu, dalış ve yüzme gibi)</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sinüzit baş ağrısı nasıl olur?</strong></p>

<p>Sinüslerde oluşan basınç artışı veya hava dolaşımının bozulması ağrıya neden olabilir. Ağrı;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yanaklardan dişlere doğru yayılabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Alın bölgesinde hissedilebilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şakaklara vurabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ense ve başın arka kısmında görülebilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Özellikle sinüs ağızlarının tıkanması sonucu oluşan basınç değişiklikleri şiddetli baş ağrılarına yol açabilmektedir.</p>

<p><strong>Sinüzit tedavisi nasıl yapılır?</strong></p>

<p>Sinüzit tanısı genellikle kulak burun boğaz muayenesi, endoskopik inceleme ve görüntüleme yöntemleriyle konulur.</p>

<p>Tedavi yöntemleri hastalığın süresine göre değişir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Akut sinüzit:</strong> Genellikle ilaç tedavisiyle düzelir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Subakut sinüzit:</strong> Akut ve kronik dönem arasındaki geçiş evresidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kronik sinüzit:</strong> Üç aydan uzun sürer ve daha kapsamlı tedavi gerektirebilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Kronik vakalarda:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Antibiyotik tedavisi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun spreyleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Endoskopik sinüs cerrahisi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Balon sinoplasti yöntemi</p>
 </li>
</ul>

<p>uygulanabilmektedir.</p>

<p><strong>Tedavi edilmezse ne olur?</strong></p>

<p>Tedavi edilmeyen sinüzit bazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kronik farenjit</p>
 </li>
 <li>
 <p>Reflü ve mide problemleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göz çevresi enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Menenjit</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin apsesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle uzun süren belirtilerde mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulması önerilir.</p>

<p><strong>Sinüzitten korunmak için neler yapılmalı?</strong></p>

<p>Uzmanlar sinüzitten korunmak için şu önerilerde bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Grip ve nezle gibi enfeksiyonları ihmal etmemek,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burnun açık kalmasını sağlamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Islak saçla dışarı çıkmamak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Rüzgara doğrudan maruz kalmamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Alerji tedavisini aksatmamak,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Burun eğriliği ve burun eti büyümesi gibi sorunları tedavi ettirmek.</p>
 </li>
</ul>

<p>Sinüzit, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen ancak erken teşhis ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen yaygın bir hastalık olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/sinuzit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/sinuzit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri.jpg" type="image/jpeg" length="15996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda kusma ve ishal vakaları arttı: Uzmanlardan uyarı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/cocuklarda-kusma-ve-ishal-vakalari-artti-uzmanlardan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/cocuklarda-kusma-ve-ishal-vakalari-artti-uzmanlardan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde çocuklarda görülen kusma ve ishal vakalarında artış yaşanması üzerine uzmanlar aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle sıvı kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtilirken, hijyen ve beslenme konusunda hassasiyet çağrısı yapıldı.</p>

<p><strong>Hastanelerde başvuru artışı</strong></p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Kılıç, son dönemlerde çocuklarda kusma ve ishal şikâyetleriyle hastanelere başvurularda artış olduğunu söyledi. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte viral enfeksiyonlar ve gıda kaynaklı rahatsızlıkların daha sık görülebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Sıvı kaybı riski</strong></p>

<p>Kılıç, kusma ve ishalin çocuklarda kısa sürede ciddi sıvı kaybına yol açabileceğine dikkat çekti. Yüksek ateş, ağız kuruluğu, halsizlik, gözlerde çökme ve idrar miktarında azalma gibi belirtilerin önemli uyarı işaretleri olduğunu belirterek, bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hijyen ve beslenme uyarısı</strong></p>

<p>Uzman Dr. Kılıç, çocukların temiz su tüketimine dikkat edilmesi, el hijyeninin ihmal edilmemesi ve açıkta satılan gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyledi. Ayrıca ailelere bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmaları çağrısında bulunan Kılıç, erken müdahalenin olası komplikasyonları önlemede önemli rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/cocuklarda-kusma-ve-ishal-vakalari-artti-uzmanlardan-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/cocuklarda-kusma-ve-ishal-vakalari-artti-uzmanlardan-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="57441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvaltı yapmamak sanılandan daha büyük risk]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/kahvalti-yapmamak-sanilandan-daha-buyuk-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/kahvalti-yapmamak-sanilandan-daha-buyuk-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güne kahvaltı yapmadan başlamak birçok kişi için alışkanlık haline gelmiş olsa da bilimsel araştırmalar, sabah öğününün fiziksel ve zihinsel performans üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, özellikle çocuklar ve gençler için düzenli ve dengeli kahvaltının enerji seviyeleri, dikkat süresi ve öğrenme kapasitesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p><strong>Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri</strong></p>

<p>Beslenme uzmanlarına göre gece boyunca süren açlığın ardından vücudun enerji ihtiyacının karşılanması ve metabolizmanın sağlıklı çalışabilmesi için kahvaltı kritik bir rol üstleniyor. Yapılan araştırmalar, dengeli bir kahvaltının kan şekeri seviyelerinin daha istikrarlı seyretmesine yardımcı olduğunu, gün içerisinde aşırı açlık hissini azalttığını ve enerji düzeyinin korunmasını desteklediğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle tam tahıllar, protein kaynakları ve sağlıklı yağlardan oluşan kahvaltıların gün boyu daha dengeli enerji sağladığı ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Kahvaltıyı atlamak dikkat ve konsantrasyonu etkileyebiliyor</strong></p>

<p>Uzmanlar, düzenli olarak kahvaltı yapmayan bireylerde dikkat dağınıklığı, konsantrasyon eksikliği ve yorgunluk hissinin daha sık görülebildiğine dikkat çekiyor. Son yıllarda gerçekleştirilen araştırmalar, kahvaltı alışkanlığının yalnızca fiziksel sağlıkla değil, ruh hali ve yaşam memnuniyetiyle de bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Özellikle gençler üzerinde yapılan çalışmalarda, düzenli kahvaltı yapan bireylerin yaşam doyumu ve günlük performanslarının daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p><strong>Çocuklar ve gençlerde etkisi daha belirgin</strong></p>

<p>Bilim insanlarının üzerinde en çok durduğu konuların başında kahvaltının çocuklar ve ergenler üzerindeki etkileri geliyor. Yapılan araştırmalarda, düzenli ve kaliteli kahvaltı yapan öğrencilerin dikkat, hafıza ve problem çözme becerilerinde daha başarılı sonuçlar elde ettiği tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca geniş katılımlı uluslararası çalışmalarda, düzenli kahvaltı tüketen çocuk ve gençlerin yaşam memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmacılar, kahvaltının psikolojik iyilik hali üzerinde de olumlu etkileri bulunduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Sağlıklı bir kahvaltı nasıl olmalı?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre dengeli bir kahvaltının temelinde kompleks karbonhidratlar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlar yer almalı. Tam tahıllı ekmek, yulaf, yumurta, süt ürünleri, peynir, zeytin, ceviz, badem ve mevsim meyveleri kahvaltıda tercih edilebilecek besinler arasında bulunuyor.</p>

<p>Protein ve lif açısından zengin kahvaltıların daha uzun süre tokluk sağladığı, kan şekerindeki ani dalgalanmaları azaltarak gün boyunca daha dengeli enerji sunduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>Uzmanlardan önemli tavsiye</strong></p>

<p>Uzmanlar, yalnızca kahvaltı yapmanın değil, tüketilen besinlerin içeriğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Şeker oranı yüksek ve aşırı işlenmiş ürünler yerine protein, lif ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli bir kahvaltının tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Bilimsel veriler, düzenli kahvaltı alışkanlığının fiziksel sağlık, zihinsel performans ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ortaya koyarken, uzmanlar güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamanın uzun vadede daha sağlıklı bir yaşam için atılabilecek en etkili adımlardan biri olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/kahvalti-yapmamak-sanilandan-daha-buyuk-risk</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/06/kahvalti-yapmamak-sanilandan-daha-buyuk-risk.jpg" type="image/jpeg" length="89375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ebola-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ebola-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ebola, Ebola virüsünün neden olduğu, yüksek ateş, ciddi kanamalar ve organ yetmezliği ile seyredebilen, ölümcül olabilen bir viral enfeksiyondur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastalık ilk olarak 1970'li yıllarda Orta Afrika'da görülen salgınlarla dünya gündemine gelmiştir.</p>

<p><strong>Ebola nasıl bulaşır?</strong></p>

<p>Ebola virüsü insanlara enfekte hayvanların kanı veya vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaşabilir. Ayrıca enfekte kişilerin;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kanı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kusmuğu</p>
 </li>
 <li>
 <p>İdrarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dışkısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tükürüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gözyaşı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Anne sütü</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas edilmesi halinde insandan insana da geçebilir.</p>

<p>Bilim insanları, meyve yarasalarının virüsün doğal taşıyıcısı olabileceğini düşünmektedir. Ebola'nın sivrisinek ısırıklarıyla bulaştığına dair ise kanıt bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Belirtileri nelerdir?</strong></p>

<p>Virüs vücuda girdikten sonra belirtiler genellikle 2 ila 21 gün arasında ortaya çıkar.</p>

<p><strong>İlk belirtiler</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şiddetli baş ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kas ve eklem ağrıları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boğaz ağrısı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gözlerde kızarıklık</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>İleri evre belirtiler</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>İshal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cilt döküntüleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karaciğer ve böbrek fonksiyon bozuklukları</p>
 </li>
 <li>
 <p>İç ve dış kanamalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Organ yetmezlikleri</p>
 </li>
</ul>

<p>Ağır vakalarda şok tablosu gelişebilir ve ölüm riski oldukça yüksektir.</p>

<p><strong>Tanı nasıl konulur?</strong></p>

<p>Ebola'nın erken dönemde;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Sıtma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dang humması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sarı humma</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi hastalıklarla karışabilmesi nedeniyle tanı koymak zor olabilir.</p>

<p>Kesin tanı için hastadan alınan kan ve diğer örnekler, yüksek güvenlikli özel laboratuvarlarda incelenir. Şüpheli hastalar bulaşın önlenmesi amacıyla izolasyona alınır.</p>

<p><strong>Tedavisi var mı?</strong></p>

<p>Ebola için geçmişte tedavi seçenekleri çok sınırlıydı. Günümüzde bazı aşılar ve belirli Ebola türlerine karşı geliştirilen antikor temelli tedaviler kullanılabilse de hastalık hâlâ ciddi ve yüksek riskli enfeksiyonlar arasında kabul edilmektedir. Tedavide temel amaç hastanın yaşam fonksiyonlarını desteklemektir.</p>

<p><strong>Uygulanan destek tedavileri</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Yoğun bakım takibi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sıvı ve elektrolit desteği</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oksijen desteği</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kanama kontrolü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Organ yetmezliği gelişen hastalarda gerekli destek tedavileri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Böbrek yetmezliğinde diyaliz</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Korunma yolları</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Enfekte kişilerle doğrudan temastan kaçınmak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Koruyucu ekipman kullanmak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Enfekte hayvanlarla temas etmemek</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şüpheli vakaları hızla izole etmek</p>
 </li>
 <li>
 <p>Salgın bölgelerinde sağlık otoritelerinin uyarılarına uymak</p>
 </li>
</ul>

<p>Ebola, erken tanı ve sıkı enfeksiyon kontrol önlemleri gerektiren, yüksek ölüm oranına sahip ciddi bir viral hastalıktır. Ancak günümüzde salgınlara karşı gözetim, aşı uygulamaları ve destekleyici tedaviler sayesinde mücadele olanakları geçmişe göre daha gelişmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ebola-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/ebola-nedir-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir.JPG" type="image/jpeg" length="91894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ uyardı: Tütün her yıl 7 milyondan fazla can alıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/dso-uyardi-tutun-her-yil-7-milyondan-fazla-can-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/dso-uyardi-tutun-her-yil-7-milyondan-fazla-can-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, tütün kullanımının her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), “31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü” dolayısıyla yayımladığı yeni raporda tütün kullanımının küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini bildirdi.</p>

<p>Raporda, dünya genelinde 13-15 yaş grubundaki en az 40 milyon çocuğun tütün ürünü kullandığı belirtilirken, elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanımının özellikle gençler arasında hızla yaygınlaştığı ifade edildi.</p>

<p>DSÖ, hükümetlere yeni nesli tütün ve nikotin bağımlılığından korumak için daha güçlü önlemler alınması çağrısında bulundu.</p>

<p>Raporda, tütün ve nikotin şirketlerinin ürünlerini özellikle gençler için daha çekici ve bağımlılık yapıcı hale getirmek amacıyla tasarladığı vurgulandı. Nikotinin, gelişim çağındaki çocuklar ve gençler üzerinde ciddi bağımlılık riski oluşturduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DSÖ ayrıca aromalı ürünlerin yasaklanması, reklam ve sponsorluk faaliyetlerinin engellenmesi, kapalı alanların tamamen dumansız hale getirilmesi ve denetimlerin artırılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Piyasada en hızlı büyüyen nikotin ürünlerinden biri olarak gösterilen nikotin poşetlerine de dikkat çekilen raporda, sosyal medya fenomenleri aracılığıyla yoğun tanıtım kampanyaları yürütüldüğü ifade edildi.</p>

<p>Rapora göre dünya genelinde yaklaşık 160 ülkede nikotin poşetlerine yönelik özel bir yasal düzenleme bulunmuyor. Bu durumun milyonlarca insanı korumasız bıraktığı belirtildi.</p>

<p>DSÖ verilerine göre tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Tütünün; kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları ve 20’den fazla kanser türüyle doğrudan bağlantılı olduğu bildirildi.</p>

<p>Raporda ayrıca dünya genelinde 1 milyardan fazla kişinin tütün, elektronik sigara veya nikotin poşeti kullandığı belirtilerek, bağımlılıkla mücadele çağrısı yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/dso-uyardi-tutun-her-yil-7-milyondan-fazla-can-aliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/uzmanlar-uyardi-az-sigara-icmek-de-guvenli-degil.png" type="image/jpeg" length="56409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kurban kesimi ve eti saklama tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-kurban-kesimi-ve-eti-saklama-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-kurban-kesimi-ve-eti-saklama-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile Kalite Baş Denetçisi Kimya Y. Müh. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, Kurban Bayramı öncesinde özellikle acemi kasapların neden olduğu yaralanmalara ilişkin uyarılarda bulundu hem kesim güvenliği hem de kurban etinin doğru saklanması konusunda hayati öneriler paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda kesim yapan acemi kasapların kesici aletler ya da hayvan darbeleriyle yaralandığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "İş güvenliğinin en önemli unsurlarından biri işi, o işin uzmanı olan kişiye yaptırmaktır. Özellikle büyükbaş hayvan kesimini kasaplara yaptırmak kaza sayısını önemli oranda azaltır." dedi.</p>

<p>Kurban etinin saklanmasında plastik kapların kullanılmaması ve kurban etinin sıcakken poşetlere konulmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Kimya Y. Müh. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen ise "Kurban etleri en az 2 saat kadar soğumaya bıraktıktan sonra poşetler ile taşınmalı. Sızıntı yapmayacak, kalın poşetler kullanılmalı. Poşete koymadan tepsiler vasıtası ile taşınması daha da uygun olur." şeklinde bilgi verdi.</p>

<p>İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 2022 yılında İstanbul hariç 5 bin 102 kişinin kurban kesimi sırasında, kesici aletler ya da hayvan darbeleriyle yaralandığını hatırlattı.</p>

<p>Kurban kesimi öncesinde mutlaka kesim yerlerinin belirlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "Kesim yapılacak yerler önceden planlanmalı, belirlenmeli, standartları kontrol edilmeli ve yetkilendirilmeli. İl, ilçe ve diğer yerleşim birimlerinde, kesim standartlarına uygun mevcut hayvan kesim yerleri ve kesimhanelerin bayram süresince açık olması ve hizmet vermesi sağlanmalı. Hayvan kesim yerleri ya da kesimhane bulunmayan ilçe veya yerleşim birimlerinde yetkililer standartlara uygun mobil hayvan kesim yerleri ve kesimhaneler oluşturmalı. Kesim yapılan yerlerin ve çevresinin temizliği için önlemler alınmalı." dedi.</p>

<p><strong>Kurbanlıklar veteriner kontrolünden geçmiş olmalı!</strong></p>

<p>Kurbanlık alırken veteriner kontrolünden geçmiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "Hayvanlardan direkt insanlara geçen bulaşıcı hastalıklar bulunur. Kontrollü hayvan alarak bunu önlemiş olursunuz. Kulaklarındaki kontrol işaretleri bunu sağlar. Belediyelerce belirlenen alanları kullanın. Belediyeler hijyen kurallarına azami özen gösterir. Gerek kesim sırasında gerekse kesim sonrası hijyen kurallarına uyulmalı." diye konuştu.</p>

<p><strong>Kurban derisi nasıl saklanmalı?</strong></p>

<p>Kurban derisinin yaralamadan çıkarılmasını ve kaya tuzuyla ovularak saklanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "Ekonomiye katkı sağlamak adına bu işlem önem arz eder. Dolayısı ile hem ekonomik hem de güvenlik nedeniyle bu iş için de uzman kişilerin bulunması faydalı olacaktır" dedi.</p>

<p><strong>İşi, işin uzmanı yapmalı!</strong></p>

<p>Kurban kesiminin mutlaka uzman kasaplar tarafından yapılmasının önemini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, kesim sırasında yaşanacak olası kazaların önüne geçmek için işin uzmanlarından yardım alınması ve özellikle büyükbaş hayvanların kesiminin kasaplar tarafından yapılması önerisinde bulundu.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şu bilgileri verdi:</p>

<p>"İş güvenliğinin en önemli unsurlarından biri işi, o işin uzmanı olan kişiye yaptırmaktır. Özellikle büyükbaş hayvan kesimini kasaplara yaptırmak kaza sayısını önemli oranda azaltır. Aletler keskin ve temiz olmalı, kesim sırasında kullanacağınız kesici aletler tam olmalı. Bu aletler her sene bilenmeli. Ayrıca olası el kesilmelerine karşı, çelik örgülü ve bilekten kemerli kasap eldivenlerinin kullanılması gerekir. Bu eldivenin bıçak kullanılan ele değil, diğer ele takılması önemli. Bu şekilde kullanım, bıçak sapmasında eli korur. Kurban kesiminin mutlaka işi bilen kasaplar tarafından yapılmasının, özellikle büyükbaş hayvanların kesiminin kasaplar tarafından yapılması önerisinde bulunuyorum. Kesim mutlaka acemi kasap tarafından yapılacaksa bu sırada yaşanacak olası kazaların önüne geçmek için yakındaki kişilerle arasında en az 1 metre mesafe olması gerekmektedir."</p>

<p><strong>Aletler ne aşırı keskin ne de fazla kör olmalı!</strong></p>

<p>Kesim sırasında kullanılan tüm aletlerin hijyen olması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "Kesimde kullanılacak bıçakların ve tüm kesici aletlerin antiseptikle yıkanması ve temizlenmesi gerekir. En azından alkol ya da kolonya ile silinmeli. Aletler ne aşırı keskin ne de fazla kör olmalı. Çok keskin olduğunda yaralanmalar daha ağır şekilde sonuçlanabilir. Aletlerin keskin olmaması durumunda ise kurban eziyet çeker." dedi.</p>

<p><strong>Uzuv yaralanmalarında kesilen kurbanlardan gelebilecek riskler için hijyen önemli</strong></p>

<p>Kesilmeye karşı çelik örgülü eldiven kullanılması gerektiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, kasabın, çelik eldiveni bıçağı tuttuğu elin aksi eline takması gerektiğini de kaydetti.</p>

<p>Uzuv yaralanmalarında kesilen kurbanlardan gelebilecek biyolojik risklerin önlenebilmesi için önemli hijyen kurallarına uymak gerektiğini de vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, "Kesim sırasında kurban kanları ve kurbanın bağırsakları güvenli bir şekilde bertaraf edilmeli." diye bilgi verdi.</p>

<p><strong>Kurban eti nasıl saklanmalı? Sıcakken plastik kaplara ve poşetlere konulmamalı!</strong></p>

<p>Kimya Yüksek Mühendisi ve Kalite Baş Denetçisi Üsküdar Üniversitesi Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen de kurban etlerinin saklanması konusuna işaret ederek, kurban eti saklanmasında plastik kapların kullanılmaması ve yine kurban etinin sıcakken poşetlere konulmaması gerektiğini de kaydetti.</p>

<p>Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, plastiklerin içinde bulunan kimyasalların, gıda ile temas ettiğinde gıdaya geçtiğini belirterek, kurban etlerinin plastik poşet veya diğer plastik ürünlerle saklanmaması gerektiğinin altını çizdi. Öğr. Gör. Mustafa Cüneyt Gezen, şunları kaydetti:</p>

<p>"Sıcaklığın etkisiyle bu kimyasallar gıdaya geçer ve sıcaklık arttıkça zararlı maddelerin yiyeceğe geçişi daha kolay olur. Bu maddeler vücudumuzda östrojen benzeri şekilde metabolize olur ve erkeklerde ve kadınlarda kısırlığa, kadınlarda göğüs kanserine ve nöropsikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bu nedenle, yağlı ve sıcak gıdaların plastik kaplarda saklanması daha zararlıdır."</p>

<p><strong>Et, ancak soğuduktan sonra poşete konmalı!</strong></p>

<p>Kurban Bayramı'nda kesilen kurban etlerinin, dışarıda hiç dinlendirilmeden sıcak sıcak plastik poşetlere konularak paylaşılmasının da sakıncalı olduğunu belirten Gezen, şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Plastikte bulunan zehirli kimyasallar, sıcağın etkisiyle kurban etine bulaşır, buradan da insanlara geçer. Dolayısıyla kurban etleri en az 2 saat kadar soğumaya bıraktıktan sonra poşetler ile taşınmalı. Sızıntı yapmayacak, kalın poşetler kullanılmalı. Poşete koymadan tepsiler vasıtası ile taşınması daha da uygun olur. Bu süre zarfında etler soğur ve bakteri üretmesi durumu azalır. Et soğuduktan sonra yağlı kâğıda sarılarak buzdolabına konulmalı. Her bir kurban için kullanmak üzere büyük boy kasapların kullandığı yağlı kağıtlardan bulundurulmalıdır. Et soğuduktan sonra yağlı kâğıda sarılarak buzdolabına konulması sağlanmalıdır.</p>

<p>Hayvanın derisi iç-dış ters çevrilerek kalın tuzla önce iyice ovalanır ve daha sonra yine tuzlanır ve istenirse ilgili vakıf kurumlarına bağışlanır. Kurban eti aynı gün yenilecekse kavurma yapılması, şayet daha sonra yenilecekse soğuduktan sonra parçalara ayrılarak derin dondurucuda saklanması tavsiye olunur. Derin dondurucudan çıkarılan et, buzu çözüldükten sonra pişirilerek yenebilir. Pişirilmek istenen etler, porsiyonlar halinde dondurucudan çıkarılmalı, şayet pişirilmeyecekse yeniden dondurucuya bırakılmamalıdır. Bırakıldığı taktirde et üzerinde zararlı bakteriler oluşabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uzmanlardan-kurban-kesimi-ve-eti-saklama-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2025/06/kurban-bayraminda-altin-kural-eti-dinlendirmek.jpg" type="image/jpeg" length="56564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günaydın: Çocuksuz aile yapısı özendiriliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/gunaydin-cocuksuz-aile-yapisi-ozendiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/gunaydin-cocuksuz-aile-yapisi-ozendiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Danışmanı Psikolog Faruk Günaydın, Türkiye'de artan boşanma oranlarının toplum açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile Danışmanı Psikolog Faruk Günaydın, son yıllarda boşanma oranlarında ciddi artış yaşandığını belirterek, iletişim eksikliği, dijitalleşme, sosyal medya, diziler ve ekonomik sorunların aile yapısını olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p>İLKHA muhabirine konuşan Günaydın, boşanmaların toplum açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade ederek, sadece konuşmanın yeterli olmayacağını ve somut adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/5c410aa3-6f19-4bfd-ac3f-af584fa5c81a.jpg" width="1366" /></p>

<p>Boşanma oranlarındaki artışa dikkat çeken Günaydın "Boşanma oranlarında son yıllarda ciddi anlamda bir artış var. 2025 yılı istatistiklerine baktığımızda, Türkiye'de 194 bin çiftin boşandığını görüyoruz. Bunu güne vurduğumuzda, her gün 500 ailenin dağılması demektir. Yani Türkiye'de her gün 500'den fazla ailenin boşandığını ve dağıldığını söyleyebiliriz. Bu durum toplum için ciddi bir risk teşkil etmektedir. Bunu sadece konuşarak çözemeyiz; fiili adımların atılması lazımdır." dedi.</p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/QcQ7eeizeHM" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/QcQ7eeizeHM"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/QcQ7eeizeHM?wmode=transparent&amp;jqoemcache=ZoL3S" title="https://youtu.be/QcQ7eeizeHM" width="425"></iframe></div>

<p><strong>"Eşler anlaşamadıkları için değil, doğru iletişim kuramadıkları için boşanıyor"</strong></p>

<p>Boşanmaların temel nedenlerinden birinin iletişim eksikliği olduğunu belirten Günaydın "Bu çok ciddi bir konudur. Dolayısıyla üzerinde durmamız gereken en önemli hususlardan biri; buna sebebiyet veren etkenlerin, nedenlerin ve sebeplerin neler olduğudur. Eşlerin boşanmasının altında yatan en önemli etkenlerden biri iletişimdir. Bugün eşler anlaşamadıkları için değil, doğru iletişim kuramadıkları için boşanıyorlar. İletişimde empati ve duygu yoksa; aksine sürekli eleştiri ve savunma varsa bu durum eşler arasında duygusal kopukluğa neden olur ve eşleri birbirinden uzaklaştırır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Dijitalleşme eşler arasındaki kıyaslamaları artırıyor"</strong></p>

<p>Sosyal medya ve dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine değinen Günaydın, şöyle devam etti:</p>

<p>"Diğer önemli bir etki de dijitalleşme ve sosyal medyanın eşler üzerindeki etkisidir. Dijitalleşmeyle birlikte artık her şeye erişim oldukça kolaylaştı. Erişimin kolaylaşması, eşler arasındaki kıyaslamaları ciddi anlamda artırdı. İnsanlar sürekli daha iyisini görüyor ve daha iyisinin sonu gelmiyor. Dolayısıyla bir yerden sonra kişi, eşini yetersiz görmeye başlıyor."</p>

<p><strong>"Diziler çarpık ilişkileri özendiriyor"</strong></p>

<p>Televizyon dizilerinin aile yapısına olumsuz etkide bulunduğunu ifade eden Günaydın "Diğer bir husus ise özellikle dizilerdir. Şu anda Türkiye'nin ana gündemi aslında diziler olmalı; çünkü diziler çarpık ilişkileri ciddi anlamda özendirmeye çalışıyor. Danışmanlık alanında yaptığımız görüşmelerin yüzde 60, yüzde 70'i aldatma üzerine. Bu durum bize ciddi bir mesaj veriyor." dedi.</p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/ea6a4f81-47ea-494d-85f7-235633897712.jpg" width="1366" /></p>

<p><strong>"Parasızlık huzursuzluk getirebiliyor"</strong></p>

<p>Ekonomik sorunların da aile ilişkilerini etkilediğini belirten Günaydın "Tabii ki ekonomik nedenler de eşler arasındaki ilişkiyi kesinlikle etkiliyor. Ancak sadece paraya değil, paranın dönüştürdüğü şeye bakmamız lazım. Bugün para; güç dengesi, duygusal denge ve iletişim üzerinden eşleri etkiliyor. Para huzuru getirmeyebilir ama parasızlık huzursuzluk getirebiliyor. Ekonomik nedenler de yadsınamaz bir gerçek." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Çocuksuz aile yapısı özendirilmeye çalışılıyor"</strong></p>

<p>Geniş aile yapısının yerini çekirdek aileye bıraktığını kaydeden Günaydın, bazı çevrelerin çocuksuz aile modelini teşvik ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günaydın, şunları söyledi:</p>

<p>"Fakat tüm bunlardan önce, eşlerin birbirlerini ve fıtratlarını doğru bir şekilde analiz etmesi gerekiyor. Eskiden geniş aile yapısı yaygındı, günümüzde ise anne, baba ve çocuktan oluşan çekirdek aile yapısı hakim. Bazı çevreler bununla da yetinmeyip çocuksuz aileleri özendirmeye çalışıyor. Son günlerde bir beyaz eşya markasının yaptığı reklam filmi bunun en önemli göstergesidir. Devletin bu durumu görmesi gerekir. Ailenin altına dinamit koyuyorlar; ailenin altına dinamit koymak, toplumun altına dinamit koymak demektir. Bu noktada RTÜK, devlet, STK’lar ve kamuoyunun ciddi bir gündem oluşturması gerekmektedir."</p>

<p><strong>"Kadın ve erkeğin fıtratları farklıdır"</strong></p>

<p>Eşlerin birbirlerinin beklenti ve ihtiyaçlarını anlaması gerektiğini vurgulayan Günaydın, "Eşler bazında ise birbirlerinin fıtratlarını çok iyi analiz etmeleri gerekir. Kadın da erkek de aynı türün, insan türünün birer ferdidir; ancak istedikleri şeyler, ihtiyaçları, beklentileri ve ilgi duydukları unsurlar farklıdır. Bunu şu şekilde değerlendirebilirsiniz: Gül de kaktüs de birer çiçektir, aynı türdür; ancak ihtiyaçları farklıdır. Gül su isterken, kaktüs o kadar su istemeyebilir. Gülün fıtratına uygun yaklaştığınızda o size güzel bir görüntü ve koku verir. Eşler de birbirlerinin fıtratını analiz etmeli; 'Erkek fıtratı ne ister?', 'Kadın fıtratı ne ister?' soruları üzerinden birbirlerine yaklaşmalıdırlar." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Sürekli haklı çıkmaya çalışmak sorunları büyütüyor"</strong></p>

<p>Eşlerin birbirlerini anlamaya çalışması gerektiğini ifade eden Günaydın "Göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus, eşlerin sürekli haklı çıkmaya çalışmasıdır. Bu durum sorunları çözmez, aksine büyütür. Eşlerin birbirlerini anlamaya çalışmaları lazımdır. Anlayış olmadığı sürece sorunlar çözülmez." dedi.</p>

<p><strong>"Aynı evde ama farklı dünyalarda yaşıyorlar"</strong></p>

<p>Sosyal medya kullanımının ortak zaman kavramını zayıflattığını söyleyen Günaydın "Sosyal medya ve dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla eşler artık ortak zaman oluşturamıyorlar. Aynı evde ama farklı dünyalarda yaşıyorlar. Bu da duygusal ve fiziksel kopukluğa, hatta cinselliğe dahi olumsuz yansıyor. Bunlar eksik kaldığında eşler, evli oldukları halde bireysel yaşamaya başlıyorlar ve bu da boşanma oranlarını artırıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Sorunlar büyümeden destek alınmalı"</strong></p>

<p>Eşlerin yaşadıkları sorunları çözmek için destek almaktan çekinmemesi gerektiğini dile getiren Günaydın, şunları kaydetti:</p>

<p>"Sonuç olarak; devletin yapması gerekenler olduğu gibi eşlerin de üstlenmesi gereken sorumluluklar vardır. Bu sorumluluklar aksatıldığı için boşanmalar artıyor. Eşler çözemedikleri bir sorun olduğunda aile büyüklerine, yakın bir arkadaşa, komşuya veya güvendiği birine danışmalı, istişare etmelidir. Eğer çevrelerinde böyle kimseler yoksa, sorunlar büyümeden bir aile danışmanına başvurmalıdırlar."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/gunaydin-cocuksuz-aile-yapisi-ozendiriliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/gunaydin-cocuksuz-aile-yapisi-ozendiriliyor.jpg" type="image/jpeg" length="57072"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
