<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/saglik-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 17:32:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/saglik-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>"Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak, "Astım hastaları, alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler, ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Nelere dikkat edilmeli</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda açıklamalarda bulunarak,</p>

<p>"Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun. Maske kullanımı polen temasını azaltabilir. Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Tedavi ve takip önemli</strong></p>

<p>"Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir." diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>"Çocuklarda daha dikkatli olunmalı"</strong></p>

<p>Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, 'Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir' dedi.</p>

<p><strong>Ne zaman doktora başvurmalı</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, 'Nefes darlığında artış, gece uykudan uyandıran öksürük, inhaler ilaçlara rağmen rahatlamama, sık acil başvuru ihtiyacı' şeklinde konuştu.</p>

<p>Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, "Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/sippg.jpg" type="image/jpeg" length="67988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dövme yaptırmadan önce bir kez daha düşünün: Lenfoma kanseri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun-lenfoma-kanseri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun-lenfoma-kanseri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dövme yaptırmak son yıllarda hızla yaygınlaşırken, bilim dünyası bu uygulamanın insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha yakından incelemeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre dövme mürekkepleri yalnızca cilt yüzeyinde kalmıyor. Yapılan çalışmalar, pigmentlerin zamanla vücutta hareket ederek lenf düğümlerine kadar ulaşabildiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Mürekkeplerde ağır metaller bulunabiliyor</strong></p>

<p>Dövme mürekkeplerinin içeriğinde kurşun, krom ve arsenik gibi ağır metallerin yanı sıra çeşitli kimyasal bileşenler yer alabiliyor. Bu maddelerin, vücutta uzun vadede kronik iltihaplanma ve bağışıklık sistemi tepkilerine yol açabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Enfeksiyon riski göz ardı edilmemeli</strong></p>

<p>Dövme işlemi sırasında cildin delinmesi, enfeksiyon riskini de beraberinde getiriyor. Hijyen kurallarına uyulmayan ortamlarda yapılan dövmelerde bakteriyel enfeksiyonlar ve kan yoluyla bulaşan hastalıkların görülme ihtimali artıyor.</p>

<p><strong>Alerjik reaksiyonlar yıllar sonra ortaya çıkabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı kişilerde dövme mürekkeplerine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Bu reaksiyonlar kimi zaman yıllar sonra kaşıntı, şişlik ve cilt tahrişi şeklinde kendini gösterebiliyor.</p>

<p><strong>Kanser riski tartışılıyor</strong></p>

<p>Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri ise dövme ile kanser arasındaki olası ilişki. Bazı yeni araştırmalar, dövmeli bireylerde özellikle lenfoma riskinin daha yüksek olabileceğini öne sürüyor.</p>

<p><strong>Bağışıklık sistemi sürekli uyarılabilir</strong></p>

<p>Dövmenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri de araştırma konusu olmaya devam ediyor. Vücut, dövme mürekkebini yabancı bir madde olarak algıladığı için bağışıklık sistemi sürekli uyarılmış halde kalabiliyor. Bunun uzun vadede kronik inflamasyona yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>Farklı sağlık sorunları da görülebiliyor</strong></p>

<p>Dövme yaptıran kişilerde granülom oluşumu, keloid gelişimi ve bazı deri hastalıklarının tetiklenmesi gibi farklı sağlık sorunları da ortaya çıkabiliyor. Nadir durumlarda dövme yapılan bölgelerde tümör oluşumuna dair vakalar rapor edilirken, bazı kişiler MR çekimleri sırasında dövme bölgelerinde yanma hissi yaşayabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, tüm bu bulgular ışığında dövmenin tamamen zararsız bir işlem olmadığını vurgularken, işlem öncesinde bilinçli karar verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun-lenfoma-kanseri</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/05/dovme-yaptirmadan-once-bir-kez-daha-dusunun-lenfoma-kanseri.jpg" type="image/jpeg" length="57928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolog Günaydın: Dijital savaş oyunları ve mafya dizileri çocukları olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/psikolog-gunaydin-dijital-savas-oyunlari-ve-mafya-dizileri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/psikolog-gunaydin-dijital-savas-oyunlari-ve-mafya-dizileri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Danışmanı Psikolog Faruk Günaydın, dijital savaş oyunları ile mafya dizilerinin çocuklarda şiddeti normalleştirdiğini, empati duygusunu zayıflattığını ve saldırgan davranışları artırdığını belirterek aileler ile yetkililere önlem çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Son dönemde çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı sıkça tartışılan dijital savaş oyunları ile mafya temalı dizilerin, şiddeti normalleştirdiği, saldırgan davranışları artırdığı ve rol model algısını olumsuz yönde etkilediği belirtiliyor.</span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/2NxTH_9q04w" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/2NxTH_9q04w"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/2NxTH_9q04w?wmode=transparent&amp;jqoemcache=nIdNk" title="https://youtu.be/2NxTH_9q04w" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Aile Danışmanı Psikolog Faruk Günaydın, dijital savaş oyunları ile mafya dizilerinin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin İLKHA muhabirine önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Günaydın, son dönemde yaşanan acı olayların ardından çocukların maruz kaldığı içeriklerin yeniden sorgulanması gerektiğini belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Dijital savaş oyunları ile mafya dizilerinin çocuklarda şiddeti normalleştirdiğini, empati duygusunu zayıflattığını ve saldırgan davranışları artırdığını ifade eden Günaydın, değer odaklı eğitim sisteminin güçlendirilmesi, her okula rehber öğretmen atanması ve zararlı içeriklere yönelik denetimlerin artırılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong><span>"Acı olaylardan ders çıkarılması gerekiyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Son zamanlarda yaşanan olayların toplumda derin üzüntüye yol açtığını ifade eden Günaydın, şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Son zamanlarda yaşanan acı olaylar bizleri derinden üzüyor. Kahramanmaraş ve Urfa'daki olaylar adeta tüm ülkeye yas oldu. Tabii bu acı olaylar bizleri tekrardan bir sorgulamaya götürüyor, götürmesi de gerekiyor; çünkü bu acı olaylardan ders çıkarılması lazım. Bugün eğitim sistemindeki aksaklıklar ve eksikliklerin neler olduğu ciddi anlamda gözden geçirilmelidir."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Savaş temalı oyunlar şiddeti normalleştiriyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Çocukların karşı karşıya olduğu dijital tehlikelere dikkat çeken Günaydın, özellikle savaş içerikli oyunların yaygınlaştığını belirterek şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Tabii çocukların karşılaştığı tehlikeler de var; bunları da iyi bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. Özellikle günümüzde geleneksel oyunlar yerine çocuklarda dijital oyunlar daha çok yaygınlaşmış durumda. Bu dijital oyunlar içerisinde de özellikle savaş içerikli, savaş temalı oyunlar çocuklar arasında çok yaygın bir şekilde görülüyor. Bu oyunlar; sürekli öldürmeyi, yok etmeyi ve zarar vermeyi barındırdığı için şiddeti çocuklar arasında normalleştiriyor, adeta sıradanlaştırıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Empati yoksunluğu ve öfke problemleri artıyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Araştırmaların da bu etkileri ortaya koyduğunu dile getiren Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu konuda yapılan araştırmalar da mevcut. Özellikle savaş temalı oyunlarla haşır neşir olan çocuklarda şiddet normalleşiyor; bu çocuklarda sabırsızlık ve öfke problemleri gibi saldırgan davranışlar ciddi anlamda artıyor. Çocuk sürekli bunlara maruz kaldığı için ister istemez bir empati yoksunluğu da oluşmaya başlıyor; yani karşı tarafa merhamet geliştirme becerisi olumsuz yönde etkileniyor. Çünkü bu oyunlar; sürekli zarar vermeyi, yok etmeyi, yıkmayı ve yağmayı barındırıyor; çocukları gerçeklik algısından uzaklaştırıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Çocuk ölmeyi ve öldürmeyi oyun gibi algılıyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Dijital oyunların gerçeklik algısını bozduğunu vurgulayan Günaydın, şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Çocuk ölmeyi ve öldürmeyi bir oyun gibi algılıyor, öyle zannediyor. Bunun gerçek hayattaki sonucunu kavrayamıyor, farkına varamıyor. Dolayısıyla bu oyunların diğer bir olumsuz özelliği de çocuklarda bağımlılık meydana getirmesidir. Bu oyunlar bir ödül mekanizmasıyla çalışıyor. Çocuk burada haz aldığı için ki, bu ödül mekanizması oyunda seviye atlamak veya kazanma hissi olabilir, beyindeki limbik sistemi aktif hale getiriyor ve çocuk o oyuna bağımlı olmaya başlıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Sadece bilgi değil, değer odaklı eğitim sistemi gerekli"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Sorunun çözümü için yalnızca yasakların yeterli olmayacağını belirten Günaydın, eğitim sistemine dair şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Bu anlamda tabii ki bazı önlemler alınmalı. Sadece yasaklarla bunun önüne geçmemiz çok zor; çocuklara doğru bir dijital kullanımı aşılamamız lazım. Dolayısıyla bu konuya ciddi anlamda eğilmek gerekiyor. Eğitim sisteminde de aksaklıklar var. Bugün eğitim sistemi sadece bilgi öğreten bir sistem; halbuki eğitim demek ahlak, değer ve etik demektir. Bunlar çocuklara öğretilmediği zaman öğretilen bilginin hiçbir anlamı yoktur, hatta öğrenilen bilgiler topluma zarar bile verebilir. Dolayısıyla sadece bilgi ağırlıklı değil, değer odaklı da bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekiyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Her üç çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Okullardaki rehberlik hizmetlerinin önemine dikkat çeken Günaydın, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Baktığımızda Türkiye'de her üç çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor. Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığının ve devletin ciddi önlemler alması şart. Şu anda 25 bin okulda okul psikolojik danışmanı (rehber öğretmen) yok ve bu durum ciddi eksiklikler meydana getiriyor. Her okula en az bir rehber öğretmen ve okul psikolojik danışmanı atanmalıdır."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Mafya dizileri çocuklara suçluyu rol model olarak sunuyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Konunun yalnızca dijital oyunlarla sınırlı olmadığını belirten Günaydın, televizyon dizilerine de dikkat çekerek şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Tabii ki konuyu sadece bununla sınırlandırmak yanlış olur. Evet, dijital oyunların olumsuz bir etkisi var ancak değinmemiz gereken başka önemli bir nokta daha var: Mafya dizileri. Bugün neredeyse her kanalda bir mafya dizisine rastlıyoruz. Bu diziler toplumu kaosa sürüklüyor; çünkü güç, para ve saygınlık suçla beraber sunuluyor ve o suçlular dizilerde haklıymış gibi gösteriliyor. Çocuklar bu dizilerle çok sık karşılaştığı zaman rol model yoluyla öğreniyor; o mafya karakterini örnek alıyor ve onunla özdeşim kuruyor. Onun gibi konuşmaya, onun gibi davranmaya, onun gibi yürümeye ve sorunları onun gibi çözmeye çalışıyor."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Çocuk kendi adaletini güçle sağlamaya çalışıyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Mafya karakterlerinin çocuklar üzerinde olumsuz rol model etkisi oluşturduğunu vurgulayan Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Neden bu olaylarla karşılaştığımızın sebebi aslında çok açık ve net. Hem dijital içerikli oyunlar hem de mafya dizileri ciddi anlamda etkili. Dikkat edin, mafya karakterleri kendi adaletini kendisi sağlıyor. Çocuk onu rol model aldığı için okulda, dışarıda veya oyun parkında bir sorunla karşılaştığı zaman adeta o mafya karakterinin yaptığı gibi kendi adaletini kendi sağlamaya çalışıyor. Bunu da güçle, silahla, şiddetle ve yakıp yıkmakla çözmeye çalışıyor. Halbuki bu bir çözüm değildir. Bu anlamda RTÜK'ün ciddi bir düzenleme yapması ve denetimlerin artırılması gerekiyor. Gerekirse bu noktada yasaklar da etkili olabilir; bu durum göz ardı edilmemelidir."</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/psikolog-gunaydin-dijital-savas-oyunlari-ve-mafya-dizileri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/psikolog-gunaydin-dijital-savas-oyunlari-ve-mafya-dizileri-cocuklari-olumsuz-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="67929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş dönmesine neden olan 6 hastalık]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bas-donmesine-neden-olan-6-hastalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bas-donmesine-neden-olan-6-hastalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda yaygın görülen ve halk arasında “vertigo” olarak bilinen baş dönmesi, aslında tek başına bir hastalık değil; birçok farklı rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalara göre görülme oranı yüzde 20-30 arasında değişirken, kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla görülüyor.</p>

<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Deniz Tuna Edizer, baş dönmesine en sık neden olan hastalıkları ve dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p>

<p><strong>Kulak kristallerinin yerinden oynaması (BPPV)</strong></p>

<p>En yaygın vertigo nedenlerinden biri olan BPPV, baş hareketleriyle tetiklenen kısa süreli ama şiddetli baş dönmelerine yol açıyor. Özellikle eğilme, uzanma ya da ani hareketlerde ortaya çıkıyor. Tanı ve tedavisi genellikle basit manevralarla yapılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Denge siniri iltihabı (vestibüler nörit)</strong></p>

<p>Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen bu hastalık, günlerce sürebilen şiddetli baş dönmesine neden oluyor. Bulantı ve kusma sık görülürken, bazı hastalarda hastane takibi gerekebiliyor.</p>

<p><strong>Meniere hastalığı</strong></p>

<p>İç kulakta sıvı dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan bu hastalık, ataklar halinde baş dönmesi yapıyor. İşitme kaybı, kulakta çınlama ve dolgunluk hissi de eşlik edebiliyor.</p>

<p><strong>İç kulak iltihabı (labirentit)</strong></p>

<p>Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi ile birlikte işitme kaybı ve mide bulantısı görülebiliyor. Haftalar sürebilen etkileri nedeniyle bazı hastalarda kalıcı denge sorunları bırakabiliyor.</p>

<p><strong>Vestibüler migren</strong></p>

<p>Migren hastalarında baş ağrısı olmadan da baş dönmesi atakları görülebiliyor. Denge kaybı ve baş dönmesi ile kendini gösteren bu durum, migren tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor.</p>

<p><strong>Beyin damar hastalıkları</strong></p>

<p>Beyin damarlarında tıkanıklık gibi ciddi durumlar da baş dönmesine neden olabiliyor. Bu tür vakalarda baş dönmesine ek olarak farklı nörolojik belirtiler görülebiliyor ve acil müdahale gerekebiliyor.</p>

<p><strong>Baş dönmesi bir hastalık değil</strong></p>

<p>Uzmanlara göre baş dönmesi, vücudun denge sisteminde oluşan bir sorunun habercisi. İç kulak, gözler ve beynin birlikte çalışmasıyla sağlanan denge mekanizmasındaki herhangi bir aksaklık, kişinin hareket etmese bile dönüyormuş gibi hissetmesine yol açıyor.</p>

<p>Bu nedenle sık ve şiddetli baş dönmesi yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bas-donmesine-neden-olan-6-hastalik</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/bas-donmesine-neden-olan-6-hastalik.JPG" type="image/jpeg" length="26754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış beslenme ve uykusuzluk kalbi yıpratıyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/yanlis-beslenme-ve-uykusuzluk-kalbi-yipratiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/yanlis-beslenme-ve-uykusuzluk-kalbi-yipratiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hayri Alıcı, kalp sağlığının korunmasında erken yaşta yapılan önleyici kontrollerin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alıcı, Kalp ve damar hastalıklarının çoğunlukla 30'lu ve 40'lı yaşlardan itibaren gelişmeye başladığını vurguladı.</p>

<p>Kalbin, vücuda oksijen ve temel besinleri taşıyan hayati bir organ olduğunu belirten Dr. Alıcı "Kalp, kanı pompalayarak tüm organların sağlıklı çalışmasını sağlar. Bu nedenle kalp sağlığı, sadece kalbi değil; başta beyin, böbrek ve akciğer olmak üzere tüm vücut sistemini doğrudan etkiler." dedi.</p>

<p><strong>"Kalp krizi risk faktörlerine dikkat"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizinin, kalbe giden kan akışının aniden kesilmesi sonucu meydana geldiğini ifade eden Dr. Alıcı, ileri yaş, cinsiyet, en önemlisi genetik faktörler, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve obezitenin kalp ve damar hastalıklarını artıran başlıca risk faktörleri olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"Uyku kalitesi kalp sağlığını etkiliyor"</strong></p>

<p>Uyku düzeninin kalp sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Dr. Alıcı, 'Uykuya dalmada zorluk, uykuyu sürdürememe ya da kalitesiz uyku gibi problemler yaşayan bireylerde kalp ve damar hastalıklarına daha sık rastlıyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Gizli tehlike: işlenmiş ve paketli gıdalar"</strong></p>

<p>Günlük hayatta sıkça tüketilen bazı gıdaların uzun vadede kalp sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Dr. Alıcı, paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler, işlenmiş et ürünleri ve şekerli içeceklerin yüksek miktarda tuz, şeker ve doymuş yağ içerdiğini belirtti. Bu tür gıdaların zamanla damar yapısını bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>"Kalp sağlığını korumak mümkün"</strong></p>

<p>Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hayri Alıcı, kalp sağlığını korumanın mümkün olduğunu belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. Dr. Alıcı "Sağlıklı ve dengeli beslenme, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması, sigara ve alkolden uzak durulması, stresten kaçınılması ve düzenli doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi kalp sağlığının korunmasında büyük rol oynar." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/yanlis-beslenme-ve-uykusuzluk-kalbi-yipratiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/klp.jpg" type="image/jpeg" length="68707"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyaliz ve hemodiyaliz nedir? Diyaliz türleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyaliz-ve-hemodiyaliz-nedir-diyaliz-turleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyaliz-ve-hemodiyaliz-nedir-diyaliz-turleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyaliz, Böbrek yetmezliği olan hastalarda, böbreklerin yapamadığı kan temizleme ve sıvı dengesi sağlama görevini üstlenen hayati bir tedavi yöntemidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler yeterince çalışmadığında vücutta biriken zararlı maddeler ve fazla sıvı, diyaliz sayesinde uzaklaştırılır.</p>

<p><strong>Diyaliz nedir?</strong></p>

<p>Diyaliz; kandaki atık maddelerin, fazla tuzun ve sıvının yarı geçirgen bir zar (membran) aracılığıyla temizlenmesi işlemidir. Bu işlem sırasında zarın bir tarafında hasta kanı, diğer tarafında ise “diyalizat” adı verilen özel bir sıvı bulunur. Zar sayesinde zararlı maddeler temiz tarafa geçerek vücuttan atılır.</p>

<p>Diyaliz, böbreklerin tüm görevlerini tam olarak yerine getiremez. Bu nedenle hastaların tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve diyet de büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Diyaliz türleri</strong></p>

<p>Diyalizin iki temel türü vardır:</p>

<p><strong>Hemodiyaliz nedir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hemodiyaliz, kanın bir makine yardımıyla vücut dışında temizlenmesi işlemidir.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hastanın kanı bir cihazdan geçirilerek filtre edilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu işlem için damar yolu gerekir (kateter veya fistül)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genellikle haftada 3 gün, yaklaşık 4 saat uygulanır</p>
 </li>
 <li>
 <p>Özel filtre (diyalizör) sayesinde toksinler ve atık maddeler kandan ayrılır</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Periton diyalizi nedir?</strong></p>

<p>Periton diyalizi ise hastanın kendi karın zarının filtre olarak kullanıldığı yöntemdir.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Karın boşluğuna kateter yerleştirilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Diyaliz sıvısı karın içine verilir ve bir süre bekletilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Daha sonra sıvı geri alınır ve atık maddelerle birlikte vücuttan çıkar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Günde birkaç kez veya gece boyunca uygulanabilir</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Diyaliz nasıl çalışır?</strong></p>

<p>Diyalizin temelinde üç önemli bilimsel süreç yer alır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Difüzyon:</strong> Atık maddeler yoğunluk farkı nedeniyle kandan diyaliz sıvısına geçer</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ozmoz:</strong> Fazla su, yoğunluk farkı sayesinde vücuttan uzaklaştırılır</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ultrafiltrasyon:</strong> Basınç farkı kullanılarak sıvı çekilir</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı ileri tedavi yöntemlerinde ayrıca <strong>Konveksiyon</strong> ile toksinler daha etkili şekilde temizlenir.</p>

<p><strong>Diyaliz neden yapılır?</strong></p>

<p>Böbrekler yeterince çalışmadığında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Üre ve toksinler kanda birikir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vücutta ödem (şişlik) oluşur</p>
 </li>
 <li>
 <p>Elektrolit dengesi bozulur</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hayati risk ortaya çıkar</p>
 </li>
</ul>

<p>Diyaliz, bu sorunları kontrol altına alarak hastanın yaşamını sürdürmesini sağlar.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Diyaliz, böbrek yetmezliği olan hastalar için yaşamı sürdüren temel tedavi yöntemlerinden biridir. Hemodiyaliz ve periton diyalizi farklı şekillerde uygulanır ancak her ikisinin amacı da aynıdır: vücudu zararlı maddelerden arındırmak ve sıvı dengesini korumak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyaliz-ve-hemodiyaliz-nedir-diyaliz-turleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/diyaliz-ve-hemodiyaliz-nedir-diyaliz-turleri-nelerdir.JPG" type="image/jpeg" length="54863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Disleksi nedir? Nedenleri ve tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/disleksi-nedir-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/disleksi-nedir-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disleksi, bireyin zekâ düzeyi normal ya da normalin üzerinde olmasına rağmen okuma, yazma ve dil becerilerinde zorluk yaşamasına neden olan bir özel öğrenme bozukluğudur. Bu durum bir hastalık değil, doğuştan gelen nörolojik temelli bir farklılıktır ve doğru yöntemlerle yönetilebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Disleksi</strong>; özellikle okuma, yazma ve heceleme alanlarında ortaya çıkan bir öğrenme güçlüğüdür. Beynin dili işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanır. Bu nedenle disleksili bireyler harfleri, sesleri ve kelimeleri doğru şekilde eşleştirmekte zorlanabilir.</p>

<p>Zaman zaman “dahilerin hastalığı” olarak da anılsa da, disleksi zekâ ile ilgili değildir. Bu bireyler çoğu zaman yaratıcı, analitik ve farklı düşünme becerilerine sahiptir.</p>

<p><strong>Disleksi nedenleri</strong></p>

<p>Disleksinin kesin tek bir nedeni yoktur. Ancak araştırmalar bazı temel etkenleri ortaya koymaktadır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Genetik ve kalıtsal faktörler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beynin dil işleme bölgelerindeki farklılıklar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nörolojik gelişim farklılıkları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Görsel ve işitsel algılama sorunları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bellek ve dikkat süreçlerindeki farklılıklar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin yarımküreleri arasındaki iletişim sorunları</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu durum, çocuğun tembel ya da isteksiz olmasından değil, tamamen beyin yapısındaki farklılıktan kaynaklanır.</p>

<p><strong>Disleksi belirtileri</strong></p>

<p>Disleksi belirtileri kişiden kişiye değişse de en sık görülen işaretler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Okuma hızının yavaş olması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Harfleri ve sayıları karıştırma (b-d, 6-9 gibi)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kelimeleri eksik ya da yanlış okuma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yazarken harf sıralarını karıştırma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Okuduğunu anlamakta zorlanma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yazı yazmada güçlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yön ve zaman kavramlarını karıştırma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Organizasyon ve planlama sorunları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sıralı talimatları takip etmekte zorlanma</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı çocuklar “41” yerine “14” yazabilir veya “çini” kelimesini “için” şeklinde okuyabilir. Bu tür hatalar disleksinin tipik göstergelerindendir.</p>

<p><strong>Disleksi tanısı</strong></p>

<p>Disleksi tanısı, çocuğun okuma ve yazma performansının yaş grubuna göre belirgin şekilde düşük olmasıyla konur. Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda teşhis edilir.</p>

<p>Erken tanı, çocuğun eğitim hayatı ve psikolojik gelişimi açısından büyük önem taşır.</p>

<p><strong>Disleksi tedavisi ve yönetimi</strong></p>

<p>Disleksi tamamen ortadan kaldırılan bir durum değildir ancak doğru destekle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Tedavi sürecinde şunlar uygulanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Özel eğitim programları ve bireysel öğretim</p>
 </li>
 <li>
 <p>Okuma ve yazma becerilerini geliştiren çalışmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Öğretmen ve aile iş birliği</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gerekirse psikolojik destek</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dikkat eksikliği gibi ek durumlarda medikal tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>Ayrıca teknolojik araçlar da önemli destek sağlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Sesli kitaplar ve kayıtlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hatırlatma uygulamaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dijital not alma araçları</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sonuç olarak</strong></p>

<p>Disleksi bir engel değil, farklı bir öğrenme biçimidir. Doğru eğitim yöntemleri, sabır ve destekle disleksili bireyler başarılı bir eğitim ve kariyer hayatına sahip olabilir. Erken fark edilmesi ve uygun destek sağlanması, bu süreçte en kritik unsurdur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/disleksi-nedir-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/disleksi-nedir-nedenleri-ve-tedavi-yontemleri.JPG" type="image/jpeg" length="83093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutasyon nedir? Mutasyona uğrayan virüs daha mı tehlikeli?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/mutasyon-nedir-mutasyona-ugrayan-virus-daha-mi-tehlikeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/mutasyon-nedir-mutasyona-ugrayan-virus-daha-mi-tehlikeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutasyon, özellikle pandemi sürecinde sıkça duyulan kavramlardan biri haline geldi. Peki mutasyon tam olarak nedir ve virüsler mutasyona uğradığında daha mı tehlikeli olur?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mutasyon; bir canlının genetik materyalinde yani DNA veya RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişikliktir. Bu değişim, genlerin yapısını etkileyebilir ve canlıda farklı özelliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir.</p>

<p>Özellikle RNA virüslerinde (örneğin COVID-19’a neden olan virüs gibi) mutasyonlar daha hızlı ve sık gerçekleşir. Bunun nedeni, bu virüslerin çoğalırken daha fazla hata yapabilmesidir.</p>

<p><strong>Virüsler neden mutasyona uğrar?</strong></p>

<p>Virüsler çoğalırken genetik kopyalama hataları oluşur. Bu hatalar mutasyona yol açar. Mutasyonlar tamamen rastlantısaldır; yani önceden tahmin edilemez ve belirli bir amaca yönelik gerçekleşmez.</p>

<p><strong>Mutasyona uğrayan virüs daha tehlikeli mi?</strong></p>

<p>Her mutasyon virüsü daha tehlikeli yapmaz. Bu noktada üç ihtimal vardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Virüs daha bulaşıcı hale gelebilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Virüs daha ağır hastalık yapabilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ya da tam tersi, daha hafif etkili hale gelebilir</p>
 </li>
</ul>

<p>Uzmanlara göre bir virüsün daha hızlı yayılması, onun mutlaka daha ölümcül olduğu anlamına gelmez. Bazı mutasyonlar virüsü daha kolay bulaşır hale getirirken, hastalığın şiddetini azaltabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Önemli olan ne?</strong></p>

<p>Asıl önemli olan virüsün:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ölüm oranını artırıp artırmadığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastalığı ağır geçirten etkisinin olup olmadığıdır</p>
 </li>
</ul>

<p>Örneğin bir virüs çok kişiye bulaşabilir ama hafif atlatılabilir. Bu durumda toplumda bağışıklık artışı bile görülebilir.</p>

<p><strong>Vücut mutasyona nasıl tepki verir?</strong></p>

<p>Vücudun vereceği tepki, mutasyonun türüne bağlıdır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Eğer virüs daha zayıf hale geldiyse hastalık hafif geçer</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eğer daha güçlü hale geldiyse daha ağır tablo oluşabilir</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle her yeni varyant için ayrı değerlendirme yapılması gerekir.</p>

<p><strong>Aşılar mutasyonlara karşı etkili mi?</strong></p>

<p>Aşılar genellikle mevcut virüs tipine göre geliştirilir. Ancak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bazı mutasyonlara karşı koruma devam edebilir</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bazı durumlarda ise yeni varyantlara özel aşı güncellemeleri gerekebilir</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu durum, grip aşılarında da her yıl görülen bir süreçtir.</p>

<p><strong>Mutasyon korkulacak bir durum mu?</strong></p>

<p>Bilim insanlarına göre mutasyonlar doğaldır ve tüm virüslerde görülür. Bu nedenle tek başına mutasyon haberi panik nedeni değildir.</p>

<p>Hatta bazı durumlarda mutasyonlar virüsün etkisini azaltabilir. Örneğin geçmişte SARS virüsü mutasyon geçirerek zamanla etkisini kaybetmiştir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Mutasyon, virüslerin doğal bir parçasıdır. Her mutasyon tehlikeli değildir. Önemli olan, yeni oluşan varyantın:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Daha ölümcül olup olmadığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastalığı ağırlaştırıp ağırlaştırmadığıdır</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle bilimsel veriler ortaya çıkmadan yapılan yorumlara temkinli yaklaşmak gerekir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Kazım Şanlı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/mutasyon-nedir-mutasyona-ugrayan-virus-daha-mi-tehlikeli</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/mutasyon-nedir-mutasyona-ugrayan-virus-daha-mi-tehlikeli.jpg" type="image/jpeg" length="69159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pandemi nedir? Pandemik hastalıkların özellikleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/pandemi-nedir-pandemik-hastaliklarin-ozellikleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/pandemi-nedir-pandemik-hastaliklarin-ozellikleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pandemi, bir hastalığın yalnızca belli bir bölgeyle sınırlı kalmayıp kıtalar arası hatta tüm dünyaya yayılması durumunu ifade eder.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle bulaşıcı hastalıklar için kullanılan bu kavram, geniş kitleleri aynı anda etkileyen küresel salgınları tanımlar.</p>

<p><strong>Pandemi ne demek?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pandemi kelimesi, eski Yunancada “tüm” anlamına gelen <em>pan</em> ile “insan” anlamına gelen <em>demos</em> kelimelerinin birleşmesinden oluşur. En basit haliyle pandemi; <strong>dünya genelinde çok geniş bir alana yayılan ve çok sayıda insanı etkileyen bulaşıcı hastalık</strong> demektir.</p>

<p>Bu kavram, genellikle yerel salgın (epidemi) aşamasını aşarak küresel boyuta ulaşan hastalıklar için kullanılır.</p>

<p><strong>Pandemi ne zaman ilan edilir?</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bir hastalığın pandemi sayılması için üç temel şart bulunur:</p>

<ul>
 <li>
 <p>İnsanların daha önce karşılaşmadığı yeni bir hastalık olması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hastalığın insanlara bulaşarak ciddi sağlık sorunlarına yol açması</p>
 </li>
 <li>
 <p>İnsanlar arasında kolay ve sürekli şekilde yayılması</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle her yaygın hastalık pandemi olarak kabul edilmez. Örneğin kanser çok sayıda ölüme neden olsa da bulaşıcı olmadığı için pandemi sayılmaz.</p>

<p><strong>Pandemik hastalıkların özellikleri</strong></p>

<p>Pandemi olarak tanımlanan hastalıkların ortak özellikleri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Hızlı yayılma:</strong> Kısa sürede birçok ülkeye ulaşır</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bulaşıcılık:</strong> İnsanlar arasında kolayca geçer</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Geniş etki alanı:</strong> Yerel değil küresel ölçekte görülür</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yüksek vaka sayısı:</strong> Aynı anda çok sayıda kişiyi etkiler</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Toplumsal etki:</strong> Sağlık sistemleri, ekonomi ve günlük yaşam üzerinde ciddi etkiler oluşturur</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Örnek pandemiler</strong></p>

<p>Tarihte birçok pandemi yaşanmıştır. Bunlardan bazıları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kara veba</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kolera salgınları</p>
 </li>
 <li>
 <p>İspanyol gribi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hong Kong gribi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Domuz gribi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tifo</p>
 </li>
 <li>
 <p>COVID-19 pandemisi</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>COVID-19 örneği</strong></p>

<p>COVID-19, 2019 yılında ortaya çıkmış ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2020 tarihinde bu salgını pandemi ilan etmiştir. Bu süreç, pandeminin küresel etkisini en net gösteren örneklerden biri olmuştur.</p>

<p><strong>Pandemi hastanesi nedir?</strong></p>

<p>Pandemi hastaneleri; enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları ve iç hastalıkları uzmanlarının bulunduğu ve yoğun bakım kapasitesine sahip sağlık kuruluşlarıdır. Bu hastaneler, salgın dönemlerinde hastaların tedavisi için özel olarak görevlendirilir.</p>

<p>Kısacası pandemi; sadece yaygınlık değil, bulaşıcılık ve küresel etki anlamına gelir ve modern dünyada hem sağlık hem de sosyal yaşam üzerinde büyük sonuçlar doğurur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/pandemi-nedir-pandemik-hastaliklarin-ozellikleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/1-1139.jpg" type="image/jpeg" length="52850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Malatya'da 750 gramın altında doğan üç prematüre bebek sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/malatyada-750-gramin-altinda-dogan-uc-premature-bebek-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/malatyada-750-gramin-altinda-dogan-uc-premature-bebek-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 750 gramın altında dünyaya gelen 3 prematüre bebek, uzun ve titiz bir tedavi sürecinin ardından sağlıklı taburcu edildi. Taburcu edilen minik bebeklerin yapılan kontrollerinde de sağlıklı gelişim gösterdikleri bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde yürütülen titiz takip ve tedavi süreci, erken doğumun getirdiği hayati risklere rağmen umut verici sonuçlar ortaya koydu. Doğum ağırlıkları 700-750 gram civarında olan, hatta tedavi sürecinde 400 gramın altına kadar düşen bebekler; uygulanan ileri düzey bakım, beslenme desteği ve enfeksiyon kontrolü sayesinde hayata tutundu.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>MTÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nuriye Aslı Melekoğlu, sürecin yalnızca tıbbi müdahalelerle sınırlı olmadığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Melekoğlu, "Bugün bizim için çok özel bir gün. Uzun süredir takip ettiğimiz, gebeliğin oldukça riskli haftalarında doğan aşırı düşük kilolu bebeklerimizin sağlıklı şekilde taburcu edilmesi ve kontrollerde iyi durumda olduklarını görmek büyük bir mutluluk. Bu süreçte sadece tıbbi bakım değil, bebeklere sevgiyle yaklaşmak da son derece önemliydi." dedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong><span>"Prematüre bakımında ekip çalışması hayati önem taşıyor"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Melekoğlu, uygun ekipman ve personel desteğiyle daha büyük başarılara imza atabileceklerini belirterek, "Gelecekte de uygun ekipmanlarla ve personellerle desteklendiğimiz takdirde çok daha güzel başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Ünite olarak en az onlar kadar savaşçı ve başarılı olmalıyız. Biz gücümüzü onlardan alıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarımıza ve sabırla süreci yöneten ailelerimize teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Meral Alagöz ise prematüre bebek bakımının çok yönlü ve disiplinler arası bir süreç olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Alagöz, "25 hafta doğan üç bebeğimizi sağlıklı şekilde ayaktan izlem aşamasına getirdik. Prematüre bebeklerin takibi, doktorundan hemşiresine, yardımcı personelden aileye kadar herkesin aktif rol aldığı, yüksek sorumluluk gerektiren bir süreçtir. Ekip olarak büyük bir özveriyle çalıştık." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bebeklere anne şefkatiyle yaklaşıyoruz"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Yeni Doğan Yoğun Bakım 2. Basamak Sorumlu Hemşiresi İclal Belgen de bakım sürecinde hemşirelerin üstlendiği role vurgu yaptı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Belgen, "Bu bebekler çok hassas bir süreçten geçiyor. Ailelerinin yanlarında olamadığı zamanlarda onlara bir anne şefkatiyle yaklaşıyoruz. Beslenmelerinden bakımlarına kadar her aşamada büyük bir titizlik gösteriyoruz. Bu emeğin karşılığını sağlıklı taburculuklarla görmek bizim için en büyük mutluluk." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bebeğimin yaşaması bir mucize gibi"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Prematüre bebek annelerinden Semra Taş, riskli bir gebelik sürecinin ardından bebeğinin yaşama tutunmasını "mucize" olarak değerlendirdi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Taş, "Kanama ve su gelmesi nedeniyle hastaneye başvurdum. Bebeğimin durumu çok kötüydü. 700 gram doğdu, bir ara çok daha düşük kilolara indi. Şimdi 3 kiloya yaklaşmak üzere. Doktorlarımız ve sağlık çalışanları sayesinde çocuğumu kucağıma aldım. Hepsinden Allah razı olsun." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Bir diğer anne Fatma Buğday ise 25 haftalık doğan bebeğinin uzun süre yoğun bakımda kaldığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Buğday, "Bebeğim 750 gram doğdu, 490 grama kadar düştü. Enfeksiyon geçirdi ve yaklaşık 81 gün yoğun bakımda kaldı. Bu süreçte hem doktorlarımız hem de tüm ekip büyük bir özveriyle ilgilendi. Kendimizi her zaman güvende hissettik. Şimdi sağlıklı bir şekilde kontrollerimize geliyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Doç. Dr. Nuriye Aslı Melekoğlu, prematüre bebeklerin tedavi sürecinin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirterek, "Erken doğan bebeklerimizin sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesi ve gelişimlerinin iyi seyretmesi, hem ekip olarak bizler hem de ailelerimiz için en büyük mutluluk ve motivasyon kaynağıdır." dedi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/malatyada-750-gramin-altinda-dogan-uc-premature-bebek-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/malatyada-750-gramin-altinda-dogan-uc-premature-bebek-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="19400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkâri’ye 86 hekim kadrosu tahsis edildi]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/hakkariye-86-hekim-kadrosu-tahsis-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/hakkariye-86-hekim-kadrosu-tahsis-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkâri’ye 1 hematoloji yan dal uzmanı, 39 uzman hekim ve 46 pratisyen hekim olmak üzere toplam 86 hekim kadrosu verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla 127. Devlet Hizmet Yükümlülüğü kapsamında Hakkâri’ye toplam 86 hekim kadrosu tahsis edildi. Yapılan planlama doğrultusunda 1 hematoloji yan dal uzmanı, 39 uzman hekim ve 46 pratisyen hekim ilin sağlık teşkilatında görevlendirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman hekim kadroları arasında acil tıp, anesteziyoloji ve reanimasyon, çocuk sağlığı ve hastalıkları, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, ortopedi ve travmatoloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, kardiyoloji, nöroloji, göz hastalıkları, kulak burun boğaz, plastik cerrahi, üroloji ve tıbbi patoloji gibi birçok branş yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/hakkariye-86-hekim-kadrosu-tahsis-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/h-c-j-rpl8-w0-a-a-g3-yx.jpg" type="image/jpeg" length="30102"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan'da fazla hurma tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ramazanda-fazla-hurma-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ramazanda-fazla-hurma-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan'da hurma tüketimi hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Ümit Çınkır, ana yemeğe geçmeden önce 1-2 adet ile sınırlamanın uygun olacağını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ümit Çınkır, hurmanın doğal şeker içeriğinin yüksek olduğunu belirterek, 'Hurma lif, potasyum ve antioksidan açısından zengin bir meyvedir. Oruç sonrası kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ancak porsiyon kontrolü yapılmadığında kan şekerinde ani yükselmelere sebep olabilir' dedi.</p>

<p>Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişilerin hurma tüketiminde dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çınkır, 'Bir adet hurma ortalama 20-25 kalori içerir ve nispeten yüksek glisemik indekse sahiptir. İki ya da üç adetin üzerine çıkıldığında, özellikle yemek öncesi hızla yükselen kan şekeri düzeyleri görülebilir' uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>İftar ve sahur önerileri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan süresince sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yaparak, "İftarda hurmayı suyla birlikte, ana yemeğe geçmeden önce 1-2 adet ile sınırlamak, sahurda protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ederek kan şekerinin daha dengeli kalmasını sağlamak, aşırı tatlı ve şerbetli yiyecekler yerine doğal şeker kaynağı hurma gibi gıdalarla iftarı açmak, gün boyunca yeterli miktarda su tüketimine özen göstermek." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Risk gruplarına özel uyarı</strong></p>

<p>Dr. Ümit Çınkır, "Her bireyin metabolik profili farklıdır. Bu nedenle hurma tüketimi gibi beslenme unsurlarını kişiselleştirmek sağlık açısından daha doğru olacaktır. Ramazan'da hurma tüketimi tamamen yasak değil, ancak ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketilmesi hem kan şekeri kontrolü hem de genel metabolik sağlık açısından büyük önem taşıyor." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ramazanda-fazla-hurma-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/hurma-2.jpg" type="image/jpeg" length="72967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun eti büyümesi nasıl tedavi edilir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/burun-eti-buyumesi-nasil-tedavi-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/burun-eti-buyumesi-nasil-tedavi-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, burun eti ameliyatlarının modern teknikleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, "Burun tıkanıklığının en yaygın nedenlerinden biri olan burun eti (konka) büyümesi, hastalarda nefes alma güçlüğü, ağızdan nefes alma, horlama, uyku kalitesinde bozulma ve gün içinde yorgunluk gibi önemli şikayetlere yol açabiliyor. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda uygulanan burun eti küçültme ameliyatları, hastaların daha rahat nefes almasını ve yaşam kalitesinin artmasını sağlıyor. Ancak ameliyat sonrası dönemde hastaların en çok merak ettiği konuların başında burun etinin tekrar büyüyüp büyümeyeceği geliyor." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Aylin Gül, burun eti ameliyatlarının modern tekniklerle güvenli ve etkili şekilde uygulandığını belirterek, "Burun etleri, burun içindeki havayı nemlendiren, ısıtan ve filtreleyen normal anatomik yapılardır. Ancak alerji, kronik sinüzit, sigara kullanımı, hava kirliliği ve uzun süreli burun tıkanıklığı gibi nedenlerle büyüyerek nefes almayı zorlaştırabilir. Bu durumda ilaç tedavisi yeterli olmazsa cerrahi yöntemlerle burun etleri küçültülür. Günümüzde radyo frekans, mikrodebrider ve benzeri modern yöntemlerle yapılan ameliyatlar, burun dokusunu koruyarak hacmi azaltmayı hedefler." şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Aylin Gül, ameliyat sonrası tekrar büyümenin nadir de olsa görülebileceğini vurgulayarak, 'Burun eti ameliyatı sonrası hastaların büyük bölümünde uzun süreli rahatlama sağlanır. Ancak özellikle alerjik rinit hastalarında, sigara kullanan kişilerde, tozlu veya kirli ortamlarda çalışanlarda ve kronik enfeksiyonları devam eden bireylerde zaman içinde burun etlerinde yeniden büyüme görülebilir. Bunun temel nedeni, burun etinin tamamen alınmaması, fonksiyonunu koruyacak şekilde küçültülmesidir. Bu yaklaşım, burunun doğal savunma mekanizmasını korumak açısından önemlidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ameliyat sonrası dönemin tedavi başarısında belirleyici olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gül, 'Ameliyat sonrası verilen burun spreylerinin düzenli kullanılması, burun içinin nemli tutulması, alerji tedavisinin sürdürülmesi ve doktor kontrollerinin aksatılmaması tekrar büyüme riskini azaltır. Ayrıca sigara kullanımı burun mukozasını olumsuz etkilediği için iyileşmeyi geciktirebilir ve yeniden büyüme riskini artırabilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Burun eti büyümesinin tedavi edilmemesi durumunda ise kronik ağız solunumu, sık sinüzit atakları, horlama ve uyku kalitesinde ciddi bozulmalar görülebileceğini belirten Prof. Dr. Aylin Gül, uzun süren burun tıkanıklığı şikayeti olan kişilerin mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve düzenli takip ile burun eti ameliyatlarının yüksek başarı oranına sahip olduğunu ve hastaların genelinde kalıcı nefes rahatlığı sağladığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/burun-eti-buyumesi-nasil-tedavi-edilir</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/brn.jpg" type="image/jpeg" length="71385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karanlıkta telefon kullanımı göz sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/karanlikta-telefon-kullanimi-goz-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/karanlikta-telefon-kullanimi-goz-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, karanlık ortamda telefon kullanımının göz sağlığını olumsuz etkilediğini ve özellikle gençlerde göz numarasının ilerlemesine neden olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Sayar, akıllı telefonların günlük yaşamda yoğun şekilde kullanılmasının göz sağlığına yönelik riskleri artırdığını söyledi.</p>

<p><strong>Karanlık ortamda göz daha fazla zorlanıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Sayar, ışıklar kapalıyken parlak ekrana bakmanın gözün daha fazla efor sarf etmesine neden olduğunu vurguladı. Karanlık ortamda ekran ışığına maruz kalan gözün sürekli uyum sağlamak zorunda kaldığını ifade eden Sayar, bu durumun göz yorgunluğunu artırdığını ve uzun vadede miyopi riskini yükseltebileceğini belirtti. Özellikle çocuklar ve ergenlerin bu konuda daha hassas olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Mavi ışık uyku düzenini de bozuyor</strong></p>

<p>Mavi ışığın etkilerine de değinen Sayar, telefon ve tablet ekranlarından yayılan mavi ışığın karanlıkta daha yoğun algılandığını söyledi. Mavi ışığın göz kuruluğu, yanma, batma ve baş ağrısı gibi şikâyetlere yol açabildiğini belirten Sayar, aynı zamanda uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını baskılayarak uyku düzenini olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Göz sağlığı için alınabilecek önlemler</strong></p>

<p>Göz sağlığını korumak için bazı basit ama etkili önlemler alınabileceğini ifade eden Op. Dr. Akgün Sayar, karanlıkta telefon kullanımından kaçınılması, ekran parlaklığının ortam ışığına uygun şekilde ayarlanması ve özellikle gece saatlerinde ekran süresinin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca göz yorgunluğunu azaltmak için 20-20-20 kuralının uygulanmasının faydalı olduğunu hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/karanlikta-telefon-kullanimi-goz-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/karanlikta-telefon-kullanimi-goz-sagligini-tehdit-ediyor.webp" type="image/jpeg" length="45785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Egzama nedir, neden olur ve nasıl tedavi edilir?]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/egzama-nedir-neden-olur-ve-nasil-tedavi-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/egzama-nedir-neden-olur-ve-nasil-tedavi-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de oldukça yaygın görülen egzama (atopik dermatit), genellikle yoğun kaşıntı ile seyreden kronik bir cilt hastalığıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Deriden tırnaklara, genital bölgeden ağız çevresine kadar vücudun hemen her bölgesinde ortaya çıkabilen bu rahatsızlık, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Vatandaşlar en çok “Egzama nedir, kimlerde görülür, belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir?” sorularına yanıt arıyor.</p>

<p><strong>Egzama nedir?</strong></p>

<p>Egzama; deride kızarıklık, şişlik, su dolu küçük kabarcıklar (veziküller) ve şiddetli kaşıntı ile kendini gösteren kronik bir deri hastalığıdır. Akut ya da kronik seyredebilir ve alerjik, tahriş kaynaklı, stresle ilişkili, kuru, yağlı ya da varis bağlantılı gibi birçok farklı türü bulunur. Psikolojik etkenler de hastalığın alevlenmesinde önemli rol oynar.</p>

<p><strong>Egzama bulaşıcı mı?</strong></p>

<p>Egzama bulaşıcı değildir. Kişiden kişiye geçmez. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler, temas edilen maddeler ve stres gibi etkenlerle ortaya çıkar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Egzama neden olur?</strong></p>

<p>Egzama; bazı ilaçlar, kimyasal maddeler ve günlük hayatta sık temas edilen ürünler nedeniyle tetiklenebilir. Deterjanlar, çamaşır suyu, sabunlar, kozmetik ürünleri, saç boyaları, parfümler, sentetik kumaşlar ve metal aksesuarlar (özellikle nikel içerenler) yaygın nedenler arasındadır. Ayakkabı boyaları, yapıştırıcılar ve deri cilaları da ayak egzamalarına yol açabilir.</p>

<p><strong>Egzama türleri nelerdir?</strong></p>

<p>Kontakt egzama, cilde temas eden maddelerin yol açtığı en yaygın türlerden biridir. Seboreik dermatit ise kepek, kızarıklık ve kaşıntı ile kendini gösterir ve stresle artış gösterebilir. Strese bağlı egzama (nörodermatit), yoğun kaşıntı ve ciltte kalınlaşma ile seyreder. Staz egzaması, genellikle varisli bacaklarda görülür. Atopik egzama ise daha çok bebek ve çocuklarda ortaya çıkan, alerjik ve genetik geçişli bir türdür. Kasıklarda görülen kenarlı Hebra egzaması ise mantar kaynaklıdır.</p>

<p><strong>Egzama nasıl geçer?</strong></p>

<p>Egzama hayati risk oluşturan bir hastalık değildir ancak ciddi rahatsızlık verir. Erken tanı büyük önem taşır. Tanı genellikle dermatoloji uzmanı tarafından muayene ile konur, bazı durumlarda deri testleri yapılabilir. Tedavide nemlendiriciler, lokal kremler ve gerekli durumlarda ağızdan ilaçlar kullanılır. İlaçların mutlaka doktor kontrolünde uygulanması gerekir.</p>

<p>Düzenli uyku, stresten uzak durma, cildi nemli tutma ve tahriş edici maddelerden kaçınma tedavinin önemli parçalarıdır. Pamuklu giysiler tercih edilmeli, terletmeyen ayakkabılar giyilmeli ve doktorun önerdiği bakım ürünleri düzenli kullanılmalıdır. Stresle ilişkili egzamalarda psikolojik destek de sürece olumlu katkı sağlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ramazan Karaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/egzama-nedir-neden-olur-ve-nasil-tedavi-edilir</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/egzama-nedir-neden-olur-ve-nasil-tedavi-edilir.webp" type="image/jpeg" length="64349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek hastalıkları her 7 kişiden birini tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bobrek-hastaliklari-her-7-kisiden-birini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bobrek-hastaliklari-her-7-kisiden-birini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre her 7 kişiden birini tehdit eden böbrek hastalıkları, dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güncel verilere göre dünya çapında yaklaşık 850 milyon kişi böbrek hastalığıyla yaşıyor. Uzmanlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörler nedeniyle bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artacağı uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Ülkede yaklaşık 7,5 milyon kronik böbrek hastası bulunuyor. Bu da her 6–7 erişkinden birinde kronik böbrek hastalığı görüldüğü anlamına geliyor. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen hastalık, geç tanı nedeniyle böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor.</p>

<p><strong>Erken teşhis hayati önem taşıyor</strong></p>

<p>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, böbrek hastalıklarının erken dönemde fark edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin önemine dikkat çeken Uçar, sağlıklı beslenme, yeterli sıvı tüketimi, tuz kısıtlaması ve ilaçların hekim kontrolünde kullanılmasının böbrek sağlığını koruduğunu belirtti. Erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taramasının da önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Diyabet ve hipertansiyon başlıca nedenler</strong></p>

<p>Böbrek hasarının en yaygın nedeninin diyabet olduğunu belirten Uçar, tip 2 diyabet hastalarının yüzde 30–40’ında böbrek hasarı geliştiğini söyledi. Kontrolsüz hipertansiyonun ise kronik böbrek hastalığı riskini 3–4 kat artırdığını kaydetti.</p>

<p><strong>Aşırı tuz, obezite ve yanlış ürün kullanımı riski artırıyor</strong></p>

<p>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık 3 katı olduğuna dikkat çeken Uçar, aşırı tuzun tansiyonu yükselterek böbreklere zarar verdiğini belirtti. Obezitenin de böbrek hastalığı riskini 1,5–2 kat artırdığını, her 5 kiloluk kilo artışının kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde 20–30 oranında yükselttiğini aktardı.</p>

<p>Vitamin, protein ve kreatin gibi takviye ürünlerin kontrolsüz kullanımının da böbrek fonksiyonlarını bozabildiğini söyleyen Uçar, bu ürünlerin mutlaka hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı. Yaygın kullanılan ağrı kesicilerin ise uygun doz ve sürede alınmaması hâlinde böbrek yetmezliğine yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Sigara böbrekleri de vuruyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigaranın böbrek damarlarında yapısal ve işlevsel hasara neden olduğunu belirten Uçar, özellikle diyabet ve hipertansiyonu olan kişilerde sigaranın böbrek yetmezliği gelişimini hızlandırdığını söyledi.</p>

<p><strong>Düzenli kontrol çağrısı</strong></p>

<p>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, böbrek sağlığının korunması için sağlıklı beslenme, yeterli sıvı alımı, tuz kısıtlaması ve ilaçların hekim kontrolünde kullanılmasının önemini yineleyerek, erken teşhis amacıyla yılda bir kez düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Bilal Damar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık &amp; Yaşam</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bobrek-hastaliklari-her-7-kisiden-birini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/02/bbrk.jpg" type="image/jpeg" length="92665"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
