<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Amed Haber | Diyarbakır Haber | Diyarbakır Haberleri | Güncel | Siyasi | Ekonomi</title>
    <link>https://www.amedhaber.net</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.amedhaber.net/rss/roportaj" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 17 May 2026 00:17:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/rss/roportaj"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da yöresel ürünler ziyaretçilerle buluştu]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-yoresel-urunler-ziyaretcilerle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-yoresel-urunler-ziyaretcilerle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır 17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı kapsamında, Türkiye'nin farklı illerinden gelen esnaf yöresel ürünlerini sergiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır’da, 21-25 Nisan 2026 tarihleri arasında Mezopotamya Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen 17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/nlpHg5TdD1I?si=xkz8NuaUmC-HYQQe" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Fuar merkezinde<strong> </strong>stant açan esnafa mikrofon uzatarak satışa sundukları ürünler hakkında bilgi aldık. Esnaf, kendi yörelerine ait ürünleri tanıtarak ziyaretçileri stantlarına davet etti.</p>

<p>Trabzon'dan getirilen peynir çeşitlerinden Kahramanmaraş'a özgü baharatlara, Hatay künefesinden Diyarbakır çiğ köftesine kadar birçok yöresel ürün fuarda yer aldı. Esnaf, fuarın farklı bölgelerden ürünlerin bir arada sunulmasına imkân sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/i-m-g-7118.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Fuarın, yöresel ürünlerin tanıtımına katkı sunmasının yanı sıra esnaf ile vatandaş arasında doğrudan iletişim kurulmasına da olanak sağladığı kaydedildi.</p>

<p>Öte yandan, Diyarbakır'ın Eğil ilçesinden fuara katılan "Çiğköftelatta" standı da dikkat çeken ürünler arasında yer aldı. Klasik çiğ köfte ile çikolata birleşiminden oluşan bu ürün, tatlı bir alternatif olarak ziyaretçilere sunulurken, farklı lezzet arayışında olanların ilgisini çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-yoresel-urunler-ziyaretcilerle-bulustu</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/basliksiz-84.jpg" type="image/jpeg" length="24926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da pazar paradoxu: Fiyatlar halen yüksek]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-pazar-paradoxu-fiyatlar-halen-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-pazar-paradoxu-fiyatlar-halen-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır semt pazarlarında son haftalarda bazı sebze ve meyve fiyatlarında küçük düşüşler gözlense de vatandaşlar hâlâ yüksek fiyatlar karşısında geçim sıkıntısı yaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır semt pazarlarında alışveriş yapan vatandaşlar, fiyatlardaki düşüşün yaşam maliyetlerini rahatlatmaya yetmediğini söylüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pazara çıkanlar, sebze ve meyve fiyatlarının hâlâ yüksek olması nedeniyle bütçelerini zorlamak zorunda kaldıklarını belirtiyor.</p>

<p>Mikrofon uzattığımız vatandaşlar, geçim sıkıntısının günlük hayatlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/rjhntcqijEc?si=4VkjxKRjDzYI9v7S" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Vatandaşlar, "Bazı ürünler ucuzladı gibi görünüyor ama bütçemizi rahatlatacak seviyede değil. Maaşlarımızla sebze-meyve almak bile zorlaştı." şeklinde şikâyetlerini dile getirdi.</p>

<p>Bazı sebze ve meyve fiyatları, son günlerdeki düşüşe rağmen hâlâ geçen yıla göre yüksek seviyelerde seyrediyor. Pazarcılar ise ürün maliyetlerinin artması ve nakliye giderlerinin fiyatları yukarı çektiğini belirtiyor.</p>

<p>Vatandaşlar, asgari ücret ve emekli maaşı gibi gelirlerinin artırılmasını ve fiyatların daha kontrol edilebilir seviyelere çekilmesini talep ederken, pazarlardaki tablo ekonomik dalgalanmaların dar gelirli kesimler üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-pazar-paradoxu-fiyatlar-halen-yuksek</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/pazar-1.JPG" type="image/jpeg" length="49454"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da patlıcan fiyatları çakıldı: 300 TL'den 40 TL'ye düştü]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-patlican-fiyatlari-cakildi-300-tlden-40-tlye-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-patlican-fiyatlari-cakildi-300-tlden-40-tlye-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönem kilosu 300 TL'yi gören patlıcan, üretimin artmasıyla Diyarbakır pazarlarında 40-50 TL bandına kadar geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır'da geçtiğimiz haftalarda rekor seviyelere ulaşan patlıcan fiyatlarında dikkat çeken bir düşüş yaşandı. Özellikle kış aylarında üretimin sınırlı olması nedeniyle 250-300 TL bandına kadar çıkan fiyatlar, yerli ürünlerin piyasaya girmesiyle birlikte sert şekilde geriledi.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/mt3s2nEuGM4?si=B1GykXU2iGZzoz_r" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Pazarcı esnafı, fiyatlardaki düşüşün en önemli nedeninin üretim bölgelerinin genişlemesi olduğunu belirtti. Daha önce sadece Antalya'dan gelen patlıcanın fiyatı yukarı çekerken, Adana ve Çukurova bölgesinde de hasadın başlamasıyla birlikte piyasada ürün bolluğu oluştu.</p>

<p>Pazarcı esnafı yaptığımız röportajda şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Patlıcan iki haftaya göre biraz düşmüş durumda. Önceden sadece Antalya'da çıktığı için fiyatlar 250-300 bandına kadar yükseldi. Çukurova bölgesinde de ürün çıkınca fiyatlar biraz daha düştü. Şu an pazarda 50-60 lira bandında satılıyor. Kaliteye göre değişiyor ama ortalama bu seviyede."</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/i-m-g-5658.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Fiyatların düşüş eğiliminin devam edip etmeyeceğine ilişkin değerlendirmede bulunan esnaf, üretim ve hava şartlarına dikkat çekti:</p>

<p>"Mal bolluğu olursa, ekili alanlarda verim artarsa düşüş devam eder. Havalar ısındıkça verim artıyor, bu da fiyatları aşağı çeker."</p>

<p>Öte yandan fiyatlardaki gerilemeye rağmen vatandaşın alım gücünde ciddi bir düşüş yaşandığı ifade edildi. Esnaf, satışların geçen yıla göre yarı yarıya azaldığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>"Vatandaşın alım gücü geçen seneye göre yarı yarıya düştü. Geçen sene bu vakitlerde 300-350 kilo patlıcan satarken, şimdi 150 kiloya kadar düştük. Yani satışlar ciddi şekilde azaldı."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-patlican-fiyatlari-cakildi-300-tlden-40-tlye-dustu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/patlican.png" type="image/jpeg" length="68683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da domates almak lüks oldu: Salatalık ucuzladı!]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-domates-almak-luks-oldu-salatalik-ucuzladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-domates-almak-luks-oldu-salatalik-ucuzladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır pazarlarında domatesin kilosu 80 liraya dayandı; salatalık ise 30–40 liraya düşerek vatandaşın cebini rahatlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır pazarlarında domates ve salatalık fiyatlarındaki uçurum vatandaşın cebini zorluyor.</p>

<p>Savaş nedeniyle İran’a yapılan ihracatın durması, Türkiye’de domatesin daha çok iç piyasada ve ihracat için değerlendirilmesine yol açtı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="613" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/mpfgnYt6_9w" title="" width="1090"></iframe></p>

<p>Bunun üzerine son dönemde etkili olan yağışlar, seralarda ürünlerin su altında kalmasına sebep oldu ve domates arzı ciddi şekilde azaldı. Kilosu 80 liraya kadar çıkan domates, artık birçok aile için lüks ürün haline geldi.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/domatess.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Tersine, salatalıkta tam tersi bir tablo gözleniyor. Geçen hafta 80 liradan satılan salatalık, üretimdeki artış ve pazar arzının yükselmesiyle birlikte 30–40 lira bandına düştü. Böylece vatandaşlar pazar alışverişinde salatalığı daha rahat temin edebiliyor.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/diyarbakirda-domates-almak-luks-oldu-salatalik-ucuzladi-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Pazarcılar durumu şöyle özetliyor:</p>

<p>"Domates şu an yurt dışına gittiği için fiyat tavan yaptı. Seralar selden zarar gördü, yağış çok oldu, bu yüzden fiyatlar yüksek. Yurt dışı kapandığında belki düşer."</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/salatalik-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salatalıkta ise tam tersi bir tablo yaşanıyor. Bir esnaf, "Havaların ısınmasıyla salatalık biraz daha düştü. 80 lira bandındaydı, şimdi 40 liraya geldi. Vatandaş biraz nefes aldı." diyerek fiyat farkını vurguladı.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/04/diyarbakirda-domates-almak-luks-oldu-salatalik-ucuzladi-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Pazarcılar, benzin, mazot ve yem maliyetlerindeki artışların da domates fiyatlarını yükselten etkenler arasında olduğunu belirtti.</p>

<p>Diyarbakır pazarlarında fiyat farkının yaz sezonuna kadar devam etmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-domates-almak-luks-oldu-salatalik-ucuzladi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/04/kapak-49.jpg" type="image/jpeg" length="73548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şimşek: Bayramı hakkıyla ihya edelim, ziyaretle yaşayalım]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/simsek-bayrami-hakkiyla-ihya-edelim-ziyaretle-yasayalim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/simsek-bayrami-hakkiyla-ihya-edelim-ziyaretle-yasayalim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Şimşek, Müslümanları namaz, kabir ziyareti ve sıla-i rahimle bayramı ihya etmeye davet etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Beşir Şimşek, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan ayının sona ermesiyle birlikte bayramın manevi iklimine dikkat çekti.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Şimşek, konuşmasının başında Ramazan ayının tamamlanmasına değinerek, "Tüm kıymetli Müslümanlar, Allah'a hamdüsenalar olsun. Bu sene de mübarek Ramazan ayının sonuna geldik. İnşallah bu ayı en güzel şekilde değerlendirdik ve hayır bereketlerinden en güzel şekilde istifade ettik. Rabbim hepimizi Ramazan hürmetine bir yıllık günah kirlerinden temizlenenlerden eylesin inşallah." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bayramımızı inşallah taçlandıracağız"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Ramazanın ardından bayramın önemine vurgu yapan Şimşek, "Evet, şimdi Ramazanı bitirdik; fakat Ramazanımızı bayramla inşallah taçlandıracağız. Malumunuz bayram sevinç günleridir, ziyaret günleridir, sıla-i rahim günleridir. Bayram, Müslümanların birbirini ziyaret ettiği, hastaların hatırının sorulduğu ve dargınların barıştırıldığı günlerdir. Bayram, sıla-i rahimin bizzat yapıldığı özel zamanlardır." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bayramı 'bayram gibi' yaşayalım"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Bayramların son dönemde anlamından uzaklaştığına dikkat çeken Şimşek, "O yüzden bu bayramı da tıpkı Ramazan gibi en güzel şekilde değerlendirelim. Bayramı ‘bayram gibi’ yaşayalım. Maalesef son zamanlarda artık bayramlarımız sadece telefonla halledilir oldu. İnsanlar artık bayramları birer ‘uyku günü’ olarak görüyorlar. Oysa biz bu şekilde yapmamalıyız." şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bayram sabahına namazla başlayalım"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Bayramın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin tavsiyelerde bulunan Şimşek, "Bayram sabahına namazla başlayalım. Namazdan sonra kabirlerimizi ziyaret edip ölmüşlerimize dua edelim. Sonrasında ise başta anne ve babalarımız olmak üzere; yaşlılarımızı, akrabalarımızı ve komşularımızı ziyaret edelim. Biz onları ziyaret edelim ki Müslümanlar arasındaki o en çok muhtaç olduğumuz vahdet, sevgi, kardeşlik ve beraberlik duyguları pekişsin. Bu bayram tüm bunlar için bir vesile olsun." ifadelerini kaydetti.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Bayramımız mübarek olsun"</span></strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Açıklamasının sonunda dua ve temennilerde bulunan Şimşek, "İnşallah bunları en güzel şekilde yerine getiren Müslümanlardan oluruz. Allah-u Teala şimdiden hayırlı etsin. Bayramımız mübarek olsun, tüm Müslüman âlemi için hayırlara vesile olsun. Allah-u Teala hepinizden razı olsun." dedi.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/simsek-bayrami-hakkiyla-ihya-edelim-ziyaretle-yasayalim</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/simsek-bayrami-hakkiyla-ihya-edelim-ziyaretle-yasayalim.jpg" type="image/jpeg" length="60920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süresiz nafaka ve 6284 sayılı kanun yeniden düzenlenmeli]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/suresiz-nafaka-ve-6284-sayili-kanun-yeniden-duzenlenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/suresiz-nafaka-ve-6284-sayili-kanun-yeniden-duzenlenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süresiz nafaka ve 6284 sayılı kanununun mağduriyetlere yol açtığını ve mutlaka düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Enes Emrehan Akşit, yalnızca kadını önceleyen, kadından yana hüküm veren yasaların kadın ve erkeği eşit sayacak, daha adil bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesi ile düzenlenen "Süresiz Nafaka" ile 2012 yılından bu yana sözde "</span></span><span style="background-color:white"><span arial=""><span style="color:#0d1f0e">Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu<span style="text-align:start"><span><span><span><span>" olarak uygulanan </span></span></span></span></span><span><span>"6284" sayılı kanun yıllardır aileleri dağıtmaya, toplumsal bir sorun olmaya devam ediyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Süresiz nafaka, boşanma sürecinde uygulanan tedbir nafakası ve 628 sayılı kanunun oluşturduğu mağduriyete ilişkin İLKHA muhabirine konuşan Avukat Enes Emrehan Akşit, kadını önceleyen yasaların daha adil bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><strong><span><span>"Herkese adil davranılsın"</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>6284 sayılı kanunun aslında önceden de var olan bir yasanın devamı niteliğinde olduğunu belirten Akşit, "6284, erkek tarafında çok ciddi mağduriyetlere yol açan bir yasa haline geldi. Yanlış uygulama ve yorumlamalar edeniyle ailenin parçalanması sonucunu doğurdu. Bu yasanın nasıl düzeltilmesi, neler yapılabileceğine dair çalışmalar yapıyoruz. 6284'ün aileyi vuran asıl noktası, 'kadının beyanının esas sayılması' kısmıdır. Kadının beyanın esas olması, aslında adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geliyor. Normalde, 'kadın-erkek eşittir' diye her yerde naralar atan kesimler, kadının beyanının esas sayılması konusunda olaya kendi pencerelerinden bakarak ailenin parçalanmasına katkı sunuyorlar. Peki, bu ş nasıl düzelecek? Biz aslında 'kadınlara ayrıcalık tanınıyor, erkeklere de ayrıcalık tanınsın' demekten çok herkese eşit davranılmasından yanayız." dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong><span><span>"Süresiz nafaka kanundan çıkarılmalı"</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Akşit, "Yeni gelen adalet bakanımız da bu konuda çalışmalar yapıldığından bahsediyor ve gerek yargılamaların kısa sürmesi, gerekse süresiz nafaka ile ilgili yeni yargı paketinde yapılacak çalışmalardan bahsediyor. Biz de buna destek veriyoruz ama yeterli bulmuyoruz. Yeteli olabilmesi için nafakanın süresiz olması konusu tamamen yasadan çıkarılmalıdır. Nafakanın net bir süreye bağlanması tartışılabilir." diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong><span><span>Kadının talep etmesi yeterli… Tedbir nafakası delile bakılmaksızın bağlanıyor </span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Nafakanın yalnızca boşanma sonrası değil boşanma aşamasında da "Tedbir Nafakası" olarak ödendiğini, davaların yıllarca sürmesi nedeniyle bunun ayrıca mağduriyetlere yol açtığını söyleyen Akşit, ""Nafaka, Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde, yoksulluğa düşen tarafa süresiz olarak uygulanacağına dair net bir hüküm var. Bu hüküm, nafakanın tamamen mağduriyetlere yol açmasına sebep oluyor. Aslında nafaka sadece boşandıktan sonra değil boşanma aşamasında tedbir nafakası olarak da birçok mağduriyete yol açıyor. Bunun sebebi de davaların çok uzun sürmesidir. Bir davanın kesinleşmesi 6-7 yılı, bazen 10 yılı bulabiliyor. Kaldı ki 3 yılı bile bulsa bu süre bile tedbiren uygulanması bile çoktur. Tedbir nafakası değerlendirilirken, mahkemeler sanki bu önceden verilmiş bir hakmış gibi kabul ederek, kadının yalnızca talep etmesi halinde hiçbir delile bakılmaksızın tedbir nafakası bağlıyor. Boşanma gerçekleştiğinde de bu nafaka delile bakılmaksızın yoksulluk nafakası olarak devam ediyor."</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><strong><span><span>"Yoksulluğa düşen tarafa verilmesi gereken nafaka uygulamada yalnızca kadına veriliyor"</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Kanuna göre nafakanın yoksulluğa düşen tarafa verilmesi gerektiğini ancak kadının maddi durumu iyi olsa ve erkek yoksul olsa dahi uygulamada nafakanın kadına verildiğini belirten Akşit, son olarak şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>"Kanunda yoksulluğa düşen taraf olarak geçiyor ama 'kadın isterse nafakayı alır' şeklinde uygulanıyor. Bu da yıllardır yapılan baskılar sonucunda ortaya çıkan bir yanlıştır. Nafakanın bağlanabilmesi için tarafların ekonomik durumunun değerlendirildiği rapor dosyaya konulmalıdır. Bu raporlar gelede sözlü ifadelere dayanıyor. Bizim de taraf olduğumuz bazı dosyalarda, erkekler karşı tarafın varlıklı olduğunu, çalıştığını, kendisinin ise çalışmadığını, geliri olmadığını beyan etse de mahkemeler bunu dikkate almadan sırf kadın olduğu, karşı taraf da sırf erkek olduğu için 'zaten bir mağduriyete sebep olmuştur' ön yargısıyla nafaka bağlanılıyor." </span></span></span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/suresiz-nafaka-ve-6284-sayili-kanun-yeniden-duzenlenmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/suresiz-nafaka-ve-6284-sayili-kanun-yeniden-duzenlenmeli.JPG" type="image/jpeg" length="69267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan tavsiyeler: Bayramda sağlığınızı riske atmayın!]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uzmandan-tavsiyeler-bayramda-sagliginizi-riske-atmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uzmandan-tavsiyeler-bayramda-sagliginizi-riske-atmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani şeker ve yağ yüklemesinin vücutta ciddi dengesizliklere yol açabileceğini belirten Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, porsiyon kontrolü ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Ramazan ayının sona ermesine sayılı günler kala uzmanlardan bayramda sağlıklı beslenmeye yönelik önemli uyarılar gelmeye başladı. Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, Ramazan Bayramı’na geçiş sürecinde yapılan beslenme hatalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekerek, vatandaşların daha kontrollü hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/omVrTBqLCZ4" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/omVrTBqLCZ4"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/omVrTBqLCZ4?wmode=transparent&amp;jqoemcache=eID15" title="https://youtu.be/omVrTBqLCZ4" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><strong>“Sindirim sistemi bayram sabahı yorulmamalı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan süresince dinlenmeye geçen sindirim sistemine dikkat çeken Ertaş, “Oruç süresi boyunca dinlenmeye geçmiş olan sindirim sistemi bayram sabahı yorulmamalıdır. Ramazan boyunca değişen metabolizma ve öğün düzeni nedeniyle bayramda ve sonrasında beslenmeye kademeli ve kontrollü dönüş çok önemlidir.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Uzun süreli açlık sonrası bir anda ağır ve şekerli besinlere yüklenmenin sindirim sorunlarına, kan şekerinde dalgalanmalara ve kilo artışına neden olabileceğini belirten Ertaş, Ramazan sonrası metabolizmanın yavaşlayabileceğini ve insülin duyarlılığının değişebileceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Güne hafif kahvaltıyla başlanmalı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bayram sabahı yapılacak ilk öğünün önemine değinen Ertaş, “Güne hafif bir kahvaltı ile başlanmalıdır. Bayram ziyaretlerinde tatlı ikramı olacağından kahvaltıda reçel, bal, çikolata gibi aşırı şekerli kahvaltılıklardan uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Tatlı tüketiminde ölçü önemli”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Tatlı tercihine dikkat çeken Ertaş, “Şerbetli tatlılar yerine güllaç, muhallebi gibi sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Tatlı porsiyonları küçük tutulmalı, aynı gün içerisinde birden fazla kez tatlı tüketmemeye özen gösterilmelidir. Tatlıyı ana öğünden hemen sonra değil, 1-2 saat sonra tüketmek daha faydalı olacaktır.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Öğün düzenine bir anda yüklenmeyin”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan sonrası beslenme düzenine ani geçişlerin yanlış olduğunu belirten Ertaş, “Ramazan sonrası en sık yapılan hata 3 öğüne bir anda yüklenmektir. İlk günlerde özellikle 3 ana öğün ve 1 veya 2 ara öğün olacak şekilde bir beslenme modeli uygulanabilir. Bu dönemde porsiyonlarımızı küçük tutmalıyız. Zamanla porsiyon miktarımızı artırarak devam etmeliyiz.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Yağlı ve ağır yemeklerden uzak durulmalı”</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Midenin bu dönemde hassas olabileceğini ifade eden Ertaş, “Oruç döneminden çıkmış olan midemiz hassas olabilir. Ani yüklenmeler reflü ve şişkinlik yapabilmektedir. Aşırı yağlı yemekler ve kızartmalardan uzak durmalıyız. Özellikle Ramazan ayının hemen sonrasında et tüketiminde de artış görülmektedir. Bunu dengeleyebilmek adına yemeklerimizin yanına bol salata, sebzeli yemekler gibi lif açısından zengin besinleri de eklemeyi ihmal etmemeliyiz.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Su tüketimi artırılmalı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan’da azalan su tüketimine dikkat çeken Ertaş, “Ramazanda genellikle azalmış olan su tüketim miktarını bayram ve sonrasında artırmak önemlidir. Günlük 2-2,5 litre su tüketimini hedeflemeliyiz. Çay kahve tüketimi su yerine geçmez. Aşırı kafein alımı hem çarpıntıya hem de mide sorunlarının oluşmasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Hareketli bir bayram geçirin”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bayramda tamamen hareketsiz kalınmaması gerektiğini belirten Ertaş, “Hafif yürüyüşler hem sindirim sistemini destekler hem de kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur. Özellikle bayram ziyaretlerinde toplu taşıma kullanıyorsak 1-2 durak önceden inip hareket etmek, araç kullanıyorsak aracımızı varacağımız yere birkaç metre mesafenin öncesinde park edip yürüyerek ziyarette bulunmak gibi etkinlikler yaparak gün içerisindeki aktiviteyi artırabiliriz.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Şişkinlik ve kabızlığa dikkat”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bayramda sık görülen sorunlara değinen Ertaş, “Bu dönemde sık görülen problemlerin başında şişkinlik ve hazımsızlık gelir. Bunun önüne geçebilmek için yemekleri yavaş yemeliyiz. Gaz yapan yiyecekleri sınırlı tüketmeliyiz. Bunun dışında görülebilecek en büyük sıkıntılardan biri de kabızlıktır. Bunun önüne geçebilmek adına lifli besin tüketimi, su tüketimi ve hareket üçlüsüne dikkat etmek gerekmektedir.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Normal beslenmeye kademeli dönülmeli”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bayram sonrası sürece de değinen Ertaş, “Bayram sonrası 2-3 gün içerisinde normal beslenme düzenimize geçiş yapmaya başlayabiliriz. Bu dönemde protein, karbonhidrat ve yağ açısından dengeli tabaklar oluşturmaya özen göstermeliyiz. Lif açısından zengin beslenmeli ve düzenli öğün saatleri oluşturmalıyız.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span>Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, sözlerini “Şimdiden herkese iyi bayramlar diliyoruz.” diyerek tamamladı.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uzmandan-tavsiyeler-bayramda-sagliginizi-riske-atmayin</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/uzmandan-tavsiyeler-bayramda-sagliginizi-riske-atmayin.JPG" type="image/jpeg" length="63983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mardin'de tatlı bayram telaşı esnafın yüzünü güldürüyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/mardinde-tatli-bayram-telasi-esnafin-yuzunu-gulduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/mardinde-tatli-bayram-telasi-esnafin-yuzunu-gulduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihi Mardin Çarşısı'nda Ramazan Bayramı hazırlıkları sürerken esnaf ve vatandaşlar, bir yandan alışveriş yoğunluğunu yaşadıklarını, diğer yandan ise İslam coğrafyasında yaşanan savaşların hüznünü taşıdıklarını ifade ettiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span sans-serif="">Tarihi kent Mardin'de Ramazan Bayramı hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Çarşıda hareketlilik dikkat çekerken, esnaf ve vatandaşlar hem bayram telaşını hem de Orta Doğu'da süren savaşların oluşturduğu burukluğu bir arada yaşıyor.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Mardin Çarşısı'ndaki esnaf ve vatandaşlar, İLKHA mikrofonuna bayram hazırlıkları, ekonomik durum ve toplumsal değişimlere dair görüşlerini paylaştı.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"İslam ülkelerinde kardeşlerimiz ölüyor ve biz buna razı değiliz"</strong></span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Kuru yemiş esnafı İbrahim Akdoğan, bayram hazırlıklarının yoğun şekilde sürdüğünü belirterek, "Bayram hazırlığımız sürüyor. Şu an özellikle lokum, bayram şekeri ve badem şekerine yoğunluk yaşanıyor. Bayramı bekliyoruz. Malum olduğu üzere Orta Doğu'da bir savaş var. Hepimiz üzüntü içindeyiz. Elhamdülillah Müslümanız ve Müslüman kardeşlerimiz ölüyor. Bunun üzüntüsünü taşımakla birlikte buruk bir bayram geçireceğiz. Gazze'deki soykırım olsun, Lübnan'daki olsun, diğer İslam ülkelerinde kardeşlerimiz ölüyor ve biz buna razı değiliz. Gerçekten üzülüyoruz. Allah onların yar ve yardımcısı olsun. Bu ateşin sönmesini istiyoruz. Herkesin bayramını kutluyoruz." dedi.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Çarşıdaki hareketliliğe de değinen Akdoğan, turist sayısındaki düşüşe dikkat çekerek, "Mardin Çarşısı hareketli. Şu an turist sezonu olmadığı için turizm açısından hafif bir durgunluk var. Ancak yerli halkın yoğunluğu sürüyor. Bayram hazırlıkları arife gününün geç saatlerine kadar devam ediyor." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Savaşların ekonomik etkilerine de değinen Akdoğan, "Savaş birçok ürünün fiyatını etkiledi. Petrol fiyatlarının yüksek olması her şeye yansıyor. Bayramı bayram yapan unsurlardan biri de sabah yemeğidir. Mardin'de kaburga dolması, mumbar dolması gibi yemekler yapılır. Ailenin bir araya gelip bu yemekleri yemesi ve bayramlaşması bayramın en güzel taraflarından biridir. Sonrasında bayram şekeri ikram edilir. Ayrıca yöresel olarak badem şekeri de yemeklerin yanında sunulur." şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Yöresel ürün esnafı Musa Kavan, bu yılki Ramazan döneminin geçen yıla göre daha sakin geçtiğini söyleyerek, "Ramazan yoğunluğumuz geçen seneye göre bu yıl biraz daha sakin geçiyor. Bizim sektör tamamen turizmle ilgili. Turizm sezonumuz bayramın ilk gününde başlıyor ve herhangi bir olumsuzluk olmazsa kasım ayına kadar devam ediyor. Yöresel, etnik ve şile bezi tarzı ürünler satıyoruz. Yerli halkın yanı sıra tatil hazırlığı yapan kişiler de gelip buradan alışveriş yapıyor. Antalya, Bodrum, Aydın gibi yerlerde bu ürünlerin fiyatları daha yüksek olduğu için bizim ürünlerimiz daha cazip ve ekonomik geliyor." ifadelerini aktardı.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Mevsimsel değişimlerin satışlara etkisine de değinen Kavan, "3-4 yıl önce Ramazan Bayramı daha sıcak havalara denk geliyordu. Şu an ise kışa daha yakın olduğu için bizi etkiliyor. Kurban Bayramı bizim için daha avantajlı çünkü sattığımız ürünler yazlık. Hava ne kadar sıcak olursa satışlarımız o kadar artıyor. Bu nedenle yaz sezonunu bekliyoruz. İnşallah bu yıl güzel bir sezon olur." ifadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"Ramazan ayında fiyatların daha uygun olması gerekir"</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span sans-serif="">Ekonomik zorluklara da dikkat çeken Kavan, gıda fiyatlarının yüksekliğinden yakındı. Kavan, "Fiyatlar geçen seneye göre çok büyük fark göstermese de gıda ürünleri oldukça pahalı. Alım gücü düşük olan insanlar var. Ramazan ayında fiyatların daha uygun olması gerekir ki insanlar evine bir şey götürebilsin. Bu fırsatçılığa karşı yetkililerin müdahale etmesi gerekiyor. Gıda temel bir ihtiyaçtır. Bugün birçok insan kırmızı et alamıyor. Bu gerçekten kötü bir durum." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"Günümüzde bayramlaşma daha çok telefon veya mesaj üzerinden yapılıyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Vatandaş Mahmut Savaş ise bayramların eski coşkusunu kaybettiğini dile getirdi. Savaş, "Eskiden bayramlar çok daha güzeldi. Şimdi bayramların tadı kalmadı. Mardin'de bayramlar eskiden çok güzel geçerdi. Herkes birbirini ziyaret eder, yemekler yapılırdı. Hâlâ bu gelenek bazı yerlerde devam ediyor ancak günümüzde bayramlaşma daha çok telefon veya mesaj üzerinden yapılıyor. Bu da bayramlaşma geleneğini zayıflatıyor. Biz yine de büyüklerimizi ve akrabalarımızı ziyaret ediyoruz." şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Ekonomik durumun çarşıdaki yoğunluğu da etkilediğini belirten Savaş, "Çarşıda yoğunluk var ama eskisine göre daha düşük. Günümüzde ekonomik sıkıntılar var, pahalılık ortada. Ayrıca birçok İslam ülkesi ateş altında. Yüce Allah bu bayramda İslam ülkelerine barış ve huzur nasip etsin." diye belirtti.<strong> </strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/mardinde-tatli-bayram-telasi-esnafin-yuzunu-gulduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/mardinde-tatli-bayram-telasi-esnafin-yuzunu-gulduruyor.jpg" type="image/jpeg" length="31685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müftü Durmuş: Ramazan bir mekteptir, asıl olan sonrasını koruyabilmektir]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/muftu-durmus-ramazan-bir-mekteptir-asil-olan-sonrasini-koruyabilmektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/muftu-durmus-ramazan-bir-mekteptir-asil-olan-sonrasini-koruyabilmektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman İl Müftüsü Ahmet Durmuş, Ramazanda kazanılan ibadet ve manevi değerlerin bayram sonrasında da korunması gerektiğini vurgulayarak, "Asıl olan Ramazandan sonra da bu bilinçle yaşamaktır." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Batman İl Müftüsü Ahmet Durmuş, Ramazan ayının sadece bir ibadet dönemi değil, aynı zamanda hayatı şekillendiren bir eğitim süreci olduğunu belirterek, bu ayda kazanılan manevi değerlerin yılın geri kalanında da korunması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/XvQLDrWmBP8" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/XvQLDrWmBP8"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/XvQLDrWmBP8?wmode=transparent&amp;jqoemcache=K9L3J" title="https://youtu.be/XvQLDrWmBP8" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><span>İLKHA muhabirine konuşan Müftü Ahmet Durmuş, Ramazan ayının manevi kazanımlarına dikkat çekerek, bu kazanımların Ramazan sonrasında da sürdürülebilmesi gerektiğini vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>Durmuş, "Dolu dolu bir Ramazanı geçiriyoruz hamdolsun. Cenab-ı Allah bizlere sıhhat ve afiyet verdi. Ramazan orucumuzu tuttuk; teravihler, diğer namazlar, diğer taat ve ibadetler, zekât ve fitrelerimiz, infaklarımız… Cenab-ı Allah kabul eylesin. Tabii Ramazan bir mekteptir. Bizler Ramazandan sonra bu mektebin mezunları olacağız. Bu Ramazanda kazandıklarımızı ve elde ettiklerimizi, Ramazandan sonra muhafaza etmek suretiyle sevap hanelerimizde kayıt altına almamız gerekir." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Ramazan aslında Ramazandan sonra başlar"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Ramazan ayının gerçek anlamının, sonrasında ortaya çıktığını belirten Durmuş, "Meşhur bir söz vardır: ‘Namaz aslında camiden çıktıktan sonra başlar. Hacı, Mekke’den ayrıldıktan sonra hac başlar.’ Ramazan da Ramazanı uğurladıktan sonra başlar. Eğer Ramazanda kazandıklarımızı muhafaza edebilirsek, Cenab-ı Allah’ın Ramazanda uymamızı emrettiği kuralları Ramazandan sonra da hayatımızda tatbik edebilirsek, işte o zaman Ramazanı gerçekten tutmuş oluruz. Aslında Ramazanın bizi tutması gerekir; haramlardan, günahlardan ve Cenab-ı Allah’ın münker olarak belirlediği şeylerden bizi alıkoyması gerekir." dedi.</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Müflis, sevapları başkalarına dağıtılan kişidir"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Durmuş, Peygamber Efendimizin "müflis" hadisine de değinerek şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span><span><span>"Peygamber efendimiz bir gün sahabelerle otururken ‘Müflis kimdir?’ diye sormuştur. Sahabeler, ‘Ya Resulullah, borç altına girmiş ve malı borcunu karşılamayan kişi müflistir.’ demişlerdir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, ‘Hayır, benim ümmetimin müflisi bu değildir.’ buyurmuştur. ‘Benim ümmetimin müflisi, kıyamet gününde hesap meydanına yığın yığın sevapla gelen kimsedir. Namaz kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiştir. Fakat bunun yanında birinin kanını dökmüş, birine zulmetmiş, birine iftira etmiş, birinin malını yemiş, birine hakaret etmiştir. İşte o gün Cenab-ı Allah hak sahiplerini çağırır ve ‘Herkes gelsin, bundan hakkını alsın.’ buyurur. Kimisi gelir zekâtının sevabını alır gider. Kimisi gelir orucunun sevabını alır. Çünkü o kişi oruçluyken insanlara zulmetmiş, hakaret etmiş, onların kalbini kırmış, iftira etmiş ve gıybetlerini yapmıştır."</span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>"Kazandıklarımızı muhafaza etmeliyiz"</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Konuşmasının devamında Durmuş, "Bir başkası haccının sevabını alır. Çünkü o haccı yaptığı parayı haramdan kazanmış, başkalarının hak ve hukukuna tecavüz etmiştir. Dolayısıyla bu kazanımlarımızı muhafaza etmemiz gerekir ki Cenab-ı Allah’ın affına ve mağfiretine mazhar olabilelim. Cenab-ı Allah hepimizi muhafaza eylesin. Bir ay boyunca değil, bütün seneyi Cenab-ı Allah’ın rızasına uygun bir şekilde geçirmeyi hepimize nasip eylesin. Cenab-ı Allah’ın razı olduğu bir yaşamı hepimize nasip eylesin. Bu vesileyle Batmanlı hemşerilerimizin bayramını da canı gönülden tebrik ediyorum." şeklinde konuştu. </span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/muftu-durmus-ramazan-bir-mekteptir-asil-olan-sonrasini-koruyabilmektir</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/muftu-durmus-ramazan-bir-mekteptir-asil-olan-sonrasini-koruyabilmektir.jpg" type="image/jpeg" length="75667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da tatlı ustalarından bayram öncesi kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-tatli-ustalarindan-bayram-oncesi-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-tatli-ustalarindan-bayram-oncesi-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan Bayramı öncesi Diyarbakır'da tatlı alışverişi yoğunlaşırken, ustalar ucuz ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramı'na sayılı günler kala Diyarbakır'da tatlıcılarda yoğunluk yaşanıyor. Bayramın vazgeçilmezleri arasında yer alan tatlılar için vatandaşlar alışverişe yönelirken, ustalar da artan talebi karşılamak için yoğun mesai yapıyor.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/zdqPlobfNZo?si=xo0aIAS1MK0TGAI0" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayram denildiğinde akla ilk gelenin tatlı olduğunu belirten tatlı ustası Fırat Gözala, vatandaşların bu dönemde tatlıya olan ilgisinin daha da arttığını söyledi. Gözala, "Bayram deyince herkesin aklına tatlı geliyor. Misafirliğe gidildiğinde ya da misafir geldiğinde tatlı ikram edilmesi artık bir gelenek haline gelmiş durumda." dedi.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/tatli-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Diyarbakır'da en çok tercih edilen tatlılara da değinen Gözala, özellikle kadayıf ve baklavanın ön planda olduğunu ifade etti. "Diyarbakır'da en çok burma kadayıf seviliyor. Bunun yanında klasik kadayıf ve baklava da çok tercih ediliyor. Ancak herkesin damak tadı farklı, tercihler de buna göre değişiyor." diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/tatli-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Kaliteli bir tatlının üç temel unsura bağlı olduğunu vurgulayan Gözala, "İyi bir tatlı; kaliteli malzeme, doğru yağ ve usta işçiliğiyle ortaya çıkar. Bu üçü bir araya geldiğinde ortaya gerçekten lezzetli bir ürün çıkar. Malzeme iyi olup usta iyi değilse ya da usta iyi olup malzeme kalitesizse istenilen sonuç alınmaz." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/i-m-g-4508.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /><br />
<em><strong>Fırat Gözala</strong></em></p>

<p>Bayram öncesi vatandaşlara önemli uyarılarda da bulunan Gözala, özellikle ucuz ve kaynağı belirsiz ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti. "Tatlı alırken dikkat edilmeli. Her tatlı yenilmez. Ucuz diye alınan ürünlerin içeriği bilinmeyebilir. Sağlığını düşünen vatandaşlar kaliteli ve güvenilir yerleri tercih etmeli." dedi.</p>

<p>Kalitesiz ürünlerin sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Gözala, "Nasıl ki kalitesiz bir ürün alındığında çöpe gidiyorsa, tatlıda da kalitesiz ürünler insan sağlığına zarar verebilir. Bu yüzden bayram alışverişinde kaliteye öncelik verilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.</p>

<p>Kentte bayram hazırlıkları sürerken, tatlıcı esnafı yoğunluğun son günlerde daha da artmasını bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakirda-tatli-ustalarindan-bayram-oncesi-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/kapak-47.png" type="image/jpeg" length="26832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram öncesi Diyarbakır otogarında sessiz hareketlilik]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bayram-oncesi-diyarbakir-otogarinda-sessiz-hareketlilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bayram-oncesi-diyarbakir-otogarinda-sessiz-hareketlilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayram öncesi seyahat hazırlıklarının başlamasıyla birlikte Diyarbakır Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde de hareketlilik yaşanıyor. Otogar esnafı, otobüs şoförleri ve firma yetkilileri bayram dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayrama sayılı günler kala Diyarbakır Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde hareketlilik başladı. Otogar esnafı, otobüs şoförleri ve firma yetkilileri bayram dönemi yolcu yoğunluğu ve sektörün karşı karşıya kaldığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/m3jbrb-kLBk?si=_vhNaIZGuNUeqaOV" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Şoförler, bayram öncesinde yolcu hareketliliğinin tek taraflı olduğunu belirterek özellikle batı illerinden Diyarbakır, Batman ve Siirt gibi bölge illerine doğru gelişlerin dolu olduğunu, ancak bu şehirlerden yapılan gidişlerin çoğu zaman boş gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun otobüs firmaları için ciddi bir maliyet oluşturduğunu belirten şoförler, "Bizim yörede gidişler boş, gelişler dolu oluyor. Tek taraflı olduğu için çoğu şoför gidip gelmek istemez ama yine de kimseyi mağdur etmemek için seferlerimizi yapıyoruz." dedi.</p>

<p>Sektör temsilcileri, bu nedenle bayram öncesi ek sefer yapılmasının da zor olduğunu dile getirdi. Boş giden otobüslerin maliyeti karşılamadığını belirten şoförler, mevcut seferlerin bile firmalar için ciddi bir yük oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/aa-25.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Öte yandan otobüs işletmecileri artan yakıt fiyatlarının sektörü zorladığını vurguladı. İstanbul seferlerinde yaklaşık 950 litre yakıt tüketildiğini belirten şoförler, yakıtın litre fiyatının 60 liranın üzerinde olduğunu ve elde edilen gelirin büyük bölümünün akaryakıta gittiğini ifade etti.</p>

<p>Bazı şoförler ise son aylarda birçok firmanın zarar ettiğini dile getirerek, "Geçen yıl neredeyse hiç zarar ettiğimiz ay olmadı. Ancak son üç aydır bazı araçlar sürekli zarar ediyor. Masraflar çok arttı." şeklinde konuştu.</p>

<p>Otogar esnafı ayrıca bayram öncesi yoğunluğun geçmiş yıllara göre daha sakin olduğunu belirterek, bunun en önemli nedenlerinden birinin ekonomik şartlar olduğunu ifade etti. Artan maliyetlerin hem firmaları hem de yolcuları etkilediğini belirten sektör temsilcileri, bayrama kısa süre kalmasına rağmen eski yıllardaki yoğunluğun henüz oluşmadığını dile getirdi.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/adsiz-23.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bayram-oncesi-diyarbakir-otogarinda-sessiz-hareketlilik</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/k-a-p-a-k-7.jpg" type="image/jpeg" length="98339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazanın özellikle son 10 günü itikâf ve ibadetle geçirilmeli]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ramazanin-ozellikle-son-10-gunu-itikaf-ve-ibadetle-gecirilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ramazanin-ozellikle-son-10-gunu-itikaf-ve-ibadetle-gecirilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Mehmet Emin Bener, Ramazan ayının özellikle son 10 gününün Peygamber Efendimizin ibadet hayatında özel bir öneme sahip olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Mehmet Emin Bener, Ramazan ayının özellikle son 10 gününün Peygamber Efendimizin ibadet hayatında özel bir öneme sahip olduğunu belirterek, müminlerin bu günleri itikâf, nafile ibadet, Kur’an tilaveti ve hayırla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong>“Peygamber Efendimiz Ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bener, Ramazanın son 10 gününe dair şunları anlattı: </span></span><span><span>“Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) Ramazan ayının son on gününde itikâfa çekilirdi. Bu süre zarfında zamanının büyük kısmını ibadetle geçirirdi. Peygamber Efendimiz, bu hususta ‘Benim gözüm uyur, fakat kalbim uyumaz; kalbim Allah’ı zikretmeye devam eder.’ buyurarak, kalbin sürekli zikir hâlinde bulunduğunu ifade etmiştir. Nitekim o, hayatının her anında Yüce Allah’a yönelir, Kur’an okur ve namaz kılardı.”</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Ramazanda cömertliği daha da artardı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Peygamber Efendimizin özellikle Ramazan ayının son on gününde nafile ibadetlerini artırdığına dikkat çeken Bener, “İnfak ve sadaka hususunda daha cömert davranırdı. İbn Abbas’tan rivayet edilen bir hadiste, Peygamber Efendimizin zaten son derece cömert olduğu, ancak Ramazan ayında bu cömertliğinin daha da arttığı ifade edilmektedir. Hatta bu durum, ‘O, esen rüzgârdan bile daha cömertti.’ şeklinde tasvir edilmiştir. Nasıl ki rüzgâr estiğinde her tarafa serinlik ve ferahlık ulaştırırsa, Hz. Peygamber de Ramazan ayında cömertliğini bu şekilde ortaya koyar ve ümmetini de buna teşvik ederdi.” Şeklinde konuştu</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Aile fertlerini de ibadete teşvik ederdi”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ayrıca Peygamber Efendimizi Ramazanın son on gününde aile fertlerini de ibadete teşvik ettiğine dikkat çeken Bener, “Son günlerde hanımlarını uyandırarak onları ibadete yönlendirir ve bu mübarek zaman diliminin ihya edilmesini tavsiye ederdi.<strong> </strong>Ramazan ayı aynı zamanda sevgi ve muhabbet ayı olarak da nitelendirilebilir. Zira Allah Teâlâ bir ibadeti önce kullarına sevdirir, ardından onu emreder. Ramazan ayı da bu yönüyle müminler için özel bir anlam taşımaktadır. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: ‘Kim orucu Allah’a inanarak ve sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Ramazan gecelerinin ihyası büyük fazilettir”</strong></span></span></p>

<p><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/cca8ace2-b589-4ab8-8f04-8d565931ab9c.jfif" width="1366" /></p>

<p><span><span>Cemaatle namaz kılmanın önemine dikkat çeken Bener, “Başka bir hadis-i şerifte ise Ramazan gecelerinin ihyasına dikkat çekilerek şöyle buyrulmaktadır: ‘Kim Ramazan gecelerini ibadetle geçirirse, onun da geçmiş günahları bağışlanır.’ Bu bağlamda teravih namazı, Ramazan gecelerinin ihyasına vesile olan önemli ibadetlerden biridir. Nitekim Ramazan ayında müminler, yatsı ve teravih namazlarını çoğunlukla cemaatle eda etmektedirler. Peygamber Efendimiz de cemaatle namazın faziletine dikkat çekerek şu müjdeyi vermiştir: ‘Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar ibadet etmiş gibi sevap kazanır. Kim sabah namazını cemaatle kılarsa, bütün geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanır.” bilgisini paylaştı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Kur’an ve oruç kıyamet günü şefaatçi olacaktır”</strong></span></span></p>

<p><span><span>"Ramazan ayında özellikle üzerinde önemle durulması gereken ibadetlerden biri de Kur’an-ı Kerim okumaktır.” diyen Bener. "Peygamber Efendimiz bu ayda Kur’an tilavetine büyük önem vermiştir. Kur’an, özellikle Peygamber Efendimiz ’in Ramazan’da en çok rağbet ettiği ibadetlerden biridir. Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Kıyamette belki bizim çok şefaatçilerimiz olacaktır. Biz böyle umuyoruz inşallah. Ama iki şey vardır ki bunlar kendileri Allah Teâlâ’nın huzuruna çıkıp sahiplerine şefaatçi olmak isteyeceklerdir. Bunlardan bir tanesi Kur’an’dır, bir tanesi de oruçtur. Oruç diyecek ki: ‘Ya Rabbi, ben onu yemekten ve içmekten alıkoydum. Beni ona şefaatçi kıl.’ Kur’an da diyecek ki: ‘Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan ettim. O gece uyumadı, uzun zaman beni okumaya devam etti. Ya Rabbi, beni ona şefaatçi kıl.’ Rabbim bizlere bu orucu ve Kur’an’ı şefaatçi kılsın. İşte özellikle yöneleceğimiz, rağbet edeceğimiz ibadetlerden bir tanesi de Kur’an’dır. Yoksa Allah muhafaza şu sitemin muhatabı oluruz: ‘Ya Rabbim, kavmim bu Kur’an’a sırt döndü, Kur’an’ı terk etti.’ Allah’ın bize bir sitemi olmuş olur ki Rıza’yı ilâhîden bizi uzaklaştırır.” ifadelerini kullandı.<strong> </strong></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ramazanin-ozellikle-son-10-gunu-itikaf-ve-ibadetle-gecirilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/ramazanin-ozellikle-son-10-gunu-itikaf-ve-ibadetle-gecirilmeli.JPG" type="image/jpeg" length="48654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayrama sayılı günler kala şeker alışverişi çarşı pazarı canlandırdı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/bayrama-sayili-gunler-kala-seker-alisverisi-carsi-pazari-canlandirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/bayrama-sayili-gunler-kala-seker-alisverisi-carsi-pazari-canlandirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’da Ramazan Bayramı öncesi çarşı ve pazarlarda şeker tezgâhları renkli görüntüler oluşturdu. Çikolatalı şekerlerden klasik bayram şekerlerine kadar birçok ürün raflarda yerini aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span new="" roman="" times=""><span><span calibri="">Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala rengârenk bayram şekerleri tezgâhlardaki yerini aldı. Esnaf, son yıllarda olduğu gibi bu yıl da bayrama birkaç gün kala alışveriş yoğunluğunun arttığını belirterek vatandaşlara şeker alışverişini son güne bırakmamaları çağrısında bulundu. </span></span></span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/Awg_poJ8J7g" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/Awg_poJ8J7g"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/Awg_poJ8J7g?wmode=transparent&amp;jqoemcache=5Ck5S" title="https://youtu.be/Awg_poJ8J7g" width="425"></iframe></div>

<p><span><span new="" roman="" times=""><span><span calibri="">Bayramın yaklaşmasıyla birlikte özellikle şeker ve çikolata satışlarında gözle görülür bir artış yaşandığını belirten esnaf, vatandaşların bayram ziyaretleri için şimdiden hazırlık yaptığını dile getirdi.</span></span></span></span></p>

<p><span><span new="" roman="" times=""><span><span calibri="">Öte yandan kentte çarşı ve pazarlarda bayramlık şeker, lokum ve çikolata çeşitleri tezgâhlarda yerini alırken, esnaf da artan talebe karşı hazırlıklarını tamamladı.</span></span></span></span></p>

<p><span><span new="" roman="" times=""><span><span calibri="">İLKHA muhabirine konuşan </span></span><span><span calibri="">Tuzpazarı Çarşısı</span></span><span><span calibri=""> esnafı ise bayram yaklaştıkça alışveriş hareketliliğinin daha da artmasını beklediklerini ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"Vatandaşlar bayramlık şeker alırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var"</strong></span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Bayramların vazgeçilmezi şeker ve çikolataların tezgâhlarda yerini almaya başladığını belirten esnaf Orhan Çağlayan, "Vatandaşlar bayramlık şeker alırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Vatandaşlar, haftanın belirli günleri açık olan veya tekrar ulaşabilecekleri, şikâyet ve memnuniyetlerini iletebilecekleri yerlerden şekerlerini alırlarsa onlar için daha iyi olacaktır. Bugün var, yarın yok dediğimiz cadde köşeleri ve seyyar yerlerden şeker almamalarını tavsiye ediyoruz." dedi.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"Çikolata ve şeker fiyatları 200–250 ve 450 TL bandındadır"</strong></span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Şeker fiyatları geçen yılın fiyatlarıyla aynı olduğunu ifade eden Çağlayan, "Sadece maliyeti artan ürünlerde biraz yükseliş vardır. Marka şeker fiyatlarında bir artış söz konusudur. Çikolata ve şeker fiyatları 200–250 ve 450 TL bandındadır. 700–800 TL dediğimiz biraz daha markalı çikolatalar geçen sene 500 TL iken bu yıl maliyet sebebiyle arttı." diye belirtti. </span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""><strong>"Vatandaşlar şeker alışverişini genellikle son günlere bırakıyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span sans-serif="">Yoğunluğun bayramın belirli günleri yaklaştıkça daha çok artacağını düşündüklerini vurgulayan Çağlayan, "Vatandaşlar çocuklarıyla beraber kıyafet ve hediyeliklere önem veriyor. Vatandaşlar şeker alışverişini genellikle son günlere bırakıyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span sans-serif=""> </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/bayrama-sayili-gunler-kala-seker-alisverisi-carsi-pazari-canlandirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/bayrama-sayili-gunler-kala-seker-alisverisi-carsi-pazari-canlandirdi.jpg" type="image/jpeg" length="11691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fitre nasıl verilmeli? Vaiz Karanfil merak edilenleri açıkladı]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/fitre-nasil-verilmeli-vaiz-karanfil-merak-edilenleri-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/fitre-nasil-verilmeli-vaiz-karanfil-merak-edilenleri-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayının son günlerine girilmesiyle birlikte fitre ibadeti yeniden gündeme geldi. Medrese âlimi ve vaiz Mehmet Fatih Karanfil, fitre verirken dikkat edilmesi gereken hususları açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Ramazan’ın son 10 gününe girilmesiyle birlikte Müslümanların yerine getirdiği önemli ibadetlerden biri olan fitre konusunda vatandaşların aklındaki sorular da artıyor. Medrese âlimi ve vaiz Mehmet Fatih Karanfil, fitre verilirken dikkat edilmesi gereken hususlara değinerek özellikle kimler için fitre çıkarılacağı, fitrenin hangi durumlarda verilmesi gerektiği ve bu ibadetin ne zamana kadar yerine getirilmesi gerektiğine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</span></span></p>

<p><span><span>Karanfil, fitre verirken önce kimden başlanacağı konusunda, Peygamber Efendimiz’in “İlk önce kendi nefsinden başla” buyurduğunu hatırlattı. “Kişi önce kendi fitresini çıkarır. Daha sonra eşinin, küçük çocuklarının, anne ve babasının ve muhtaç olan büyük çocuklarının fitresini çıkarır. Ancak bu sıraya riayet edilmemesi durumunda da bir sakınca yoktur.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Ergenlik çağına ulaşan çocuklar için izin şart</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ergenlik çağına ulaşan çocuklar için fitre konusunda izin alınması gerektiğine dikkat çeken Karanfil, “Ergenlik çağına ulaşmış kız ve erkek çocuklardan mutlaka izin alınmalıdır. Onlardan izin alınmadan fitre çıkarılması doğru olmaz.” ifadelerini kullandı.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong>Anne karnındaki çocuk için fitre</strong></span></span></p>

<p><span><span>Anne karnındaki çocuk için fitre verilip verilmeyeceğini de açıklayan Karanfil, “Hazreti Osman döneminde hamile kadınların karnındaki bebekler için fitre çıkarılması tavsiye edilmiştir. Hanbeli Mezhebinde bu uygulama sünnet kabul edilir. Eğer çocuğun ismi konulmuşsa fitrenin o isim üzerinden çıkarılabilir. Niyet ederken ‘Bu fitre falancanın cenininin fitresidir’ denilebilir.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Fitre verirken niyet</strong></span></span></p>

<p><span><span>Fitre verirken niyetin önemine değinen Karanfil, “Allah rızası için bu seneki bedenimin zekâtı olan, başımın sadakası olan fitremi vermeye niyet ettim.” örneğini verdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Fitre başka yere gönderilebilir mi?</strong></span></span></p>

<p><span><span>Mezheplere göre fitrenin verileceği yer hakkında da açıklama yapan Karanfil, Şafii Mezhebine göre fitrenin başka bir yere gönderilmemesi gerektiğini belirtti. “Kişi nerede yaşıyor ve iftarını nerede yapıyorsa fitresini de orada vermelidir.” dedi. Hanefi Mezhebine göre ise fitre başka bir yere gönderilecekse orada ilim ehli bir kimse, bir akraba veya daha muhtaç bir kişi bulunmalıdır. Böyle bir durum yoksa fitre bulunduğu yerde verilmelidir.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Fitrenin birden fazla kişiye dağıtılması</strong></span></span></p>

<p><span><span>Karanfil, bir torba içinde birden fazla kişinin fitresi bulunabileceğini ve her biri için ayrı ayrı niyet gerekmediğini söyledi. “Torbadaki fitrelerin tamamı için toplu olarak niyet etmek yeterlidir. Bir kişinin fitresi birkaç kişiye verilebilir, birkaç kişinin fitresi de tek bir kişiye verilebilir.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Fitre ne zamana kadar verilmeli?</strong></span></span></p>

<p><span><span>Fitrenin verilme zamanı hakkında da açıklama yapan Karanfil, hem Şafii hem de Hanefi Mezhebine göre bayram namazından sonra fitre vermenin caiz olduğunu söyledi. “Bayram namazından önce fitre vermek sünnettir. Bayram akşamı fitre vacip olur. Bayram namazından sonrasını bırakmak mekruh, ertesi gününe bırakmak ise haramdır.” dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Kimler için fitre gerekmez?</strong></span></span></p>

<p><span><span>Fitrenin kimler için gerekmediğini açıklayan Karanfil, “Fitre vacip olması için kişinin hem Ramazan ayını hem de Şevval ayının ilk gecesini görmüş olması gerekir. Ramazan ayında yaşamış ancak bayram akşamına yetişmeden vefat eden kişi için fitre gerekmez. Aynı şekilde son gün akşam ezanından sonra dünyaya gelen çocuk için de fitre verilmez.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Bayramı başka yerde geçirmek fitreyi etkiler mi?</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bayramı başka yerde geçirmek fitreyi etkiler mi sorusuna Karanfil, “İmam Remli’ye göre yeniden fitre verilmesine gerek yoktur. İbn Hacer el-Heytemi’ye göre tekrar fitre verilmelidir. Bu iki görüşten biriyle amel edilebilir.” yanıtını verdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>Çocuklara ibadetleri öğretmek</strong></span></span></p>

<p><span><span>Karanfil, fitre ibadetinin eğitim yönüne de değinerek, “Gençlerimizi ve çocuklarımızı fitre verirken yanımıza götürelim. Bu ibadete onları da ortak edelim. Hz. İbrahim, Kâbe’yi inşa ederken Hz. İsmail ile birlikte çalıştı. İbadetler nesilden nesile aktarılmalıdır. Bir gün vefat ettiğimizde çocuklarımıza bu ibadetleri öğretmemişsek onlar da bu ibadetleri yapmayacaktır. Yapabildiğimiz fitreleri ve sadakaları Allah kabul eylesin.” dedi. </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/fitre-nasil-verilmeli-vaiz-karanfil-merak-edilenleri-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/fitre-nasil-verilmeli-vaiz-karanfil-merak-edilenleri-acikladi.JPG" type="image/jpeg" length="31289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müftü Çiçek: Ramazan fırsat ayıdır, gafletle geçirilmemeli]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/muftu-cicek-ramazan-firsat-ayidir-gafletle-gecirilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/muftu-cicek-ramazan-firsat-ayidir-gafletle-gecirilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa’nın Siverek İlçe Müftüsü Muhammed Çiçek, tevbenin bir müminin hayatındaki yeri, Ramazan ayının sunduğu fırsatlar, Kadir Gecesi’nin önemi ve itikâf ibadetinin anlamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Çiçek, Ramazan ayının müminler için tevbe, arınma ve ibadet bilincini güçlendiren önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Çiçek, yaptığı değerlendirmede özellikle Kadir Gecesi ve itikâf ibadetinin önemine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span><span>Çiçek, tevbe nedir? Ramazan ayında tevbe etmenin önemi nedir? Kimlerin tevbesi kabul olunur ve Kadir Gecesi ile itikâf nasıl anlaşılmalıdır? sorulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Ramazan ayının yalnızca oruç ibadetinden ibaret olmadığını, aynı zamanda tevbe, ibadet ve kulluk bilincinin güçlendiği bir dönem olduğunu belirten Çiçek, Ramazan ayının manevi iklimine dikkat çekerek bu ayın müminler için büyük bir fırsat sunduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Tevbe müminin günlük hayatının bir parçasıdır”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Dünyevi hayata kapılınca temel ibadetlerde zaafa düşüldüğünü dile getiren Çiçek, “Tevbe mevzusu kirlenen ruhumuzun Rabbimizle olan kırılan bağımızı düzeltmek için bir müminin gündelik hayatında sürekli yapması gereken bir durumdur. Bunun Resulullah (sav) diliyle gündelik hayatına yansıyan adı istiğfardır. Yani bırakın orucu veya Ramazan ayını veya belirli bir dönemi, bir müminin gündelik hayatının bir parçasıdır. Aslında tevbe bugün bizim memleketimiz Müslümanına ve bu modern dünyanın insanlarına baktığımızda, kendimizi gündelik hayatın içerisinde çok kaptırınca bazen Rabbimize karşı olan temel ibadetlerimizde zaafa düştüğümüz gibi bugün namazımızda problem oluşmuş, orucumuzda problem oluşmuş, diğer ibadet ve taatımızda problem oluşmuş. Böyle olunca hâliyle tevbe ve istiğfarda da geri durmuşuz. Hâlbuki Resulullah’ın hayatındaki ibadet ve taatın diğer dönemlere çok ciddi bir farkı yok. Bir gündelik orucu, gece ibadeti olarak da kıyamül leyl diye geçen ve bizim kültürde de teravih diye geçen bir ibadeti var. Sadece Resulullah (sav) o dönemde fazlaca cömert olurmuş. Fazlaca da hayır hasenatta bir çaba içine girermiş. Aslında Ramazan bir müminin gündelik hayat rutinine ilave olarak orucu katıyor. Yaşamın tümü bu şekilde gidecek. Bir mümin sadece Ramazanda günahtan uzak durmaz. Bir mümin hayatının her alanında helal nedir? Haram nedir? Bilecek. Allah’ın emri nedir? Yasakları nelerdir? Hepsini bilecek. Gününü ona göre dizayn edip programlayacak. Yılın bütün aylarında günlük rutininde hem ibadet hem haramdan kaçınma olacak. Resulullah istiğfar ile ilgili 'Ben günde 70 kere tevbe ederim.' buyurmuştur. Bazı kaynaklarda ise 100 kere tevbe ettiğini bildirmiştir. Resulullah bizi Rabbimize karşı sürekli bir acziyet içinde olmaya ve bunu sürekli dile getirmemizi istiyor. Hatalı olsa da veyahut olabilme ihtimaline karşı istiğfarda bulunmamız lazım.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“İstiğfar kulluğun bir göstergesidir”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan ayında edilen tevbenin önemine değinen Çiçek, “Peygamberimiz gelmiş ve geçmiş bütün günahları affolunmasına rağmen Cenab-ı Hakk’a karşı bırakın günah işlemeyi, hata bile diyebileceğimiz bazı fıkıh kitaplarımızda zelle diye tabir ettiğimiz en ufak kusuruna karşı acziyetini Rabbine karşı dile getirme biçimidir istiğfar. Yoksa günah üzere bina edilen bir şey değildir istiğfar. Haşa, Resulullah aleyhissalâtü vesselam bir günahkârdı, günahından tevbe ederdi şeklinde bir tevbe istiğfar değildi. Bir müminin günlük rutini olan tevbe de bir ibadettir. Tevbe birkaç şekilde bulunur. Tevbe ileyhi; biri günahtan tevbe etmektir. Bu biz kullar içindir. Diğeri de tevbe anhü; tevbe ile Rabbine yönelme olan tevbedir. Resulullah aleyhissalâtü vesselam ayakları şişene kadar kıyamda durunca Hazreti Aişe’nin dikkatini çeker ve 'Ey Allah’ın Resulü! Sen neden kendini bu kadar yıpratıyorsun? Senin gelmiş ve geçmiş bütün günahların affolunmasına rağmen.' der. Peygamberimiz de ona cevaben 'Ben Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?' diye cevap verir. Tevbe geri dönüştür, yönelmedir. Biz tevbeyi sadece günah bağlamında düşünüyoruz. Oysa tevbe bir kişinin gönderildiği hayatta Rabbine yönelmesi, O’na dönmesi, Rabbi ile olan bağını güçlü tutmasıdır.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Ramazan mümin için büyük bir fırsattır”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan ayındaki fırsatları kullanmayıp dünya işlerine daldığında sadece açlık çekmiş olunacağını belirten Çiçek, “Şeytanlar bağlanılır, rahmet kapıları açılır ve Allah-u Teâlâ bir mümin için fırsatların tümünü değerli kılar. Mümin lehine olacak şekilde bütün fırsatları mümine sunduğunu düşünün. Mümin için Ramazan orucu vardır, kıyamül leyl vardır. Yani bütün vaktini, gündüzünü gecesini ibadetle geçirme fırsatı varken, buna rağmen gafletle geçirmişse, Ramazan orucunun niyetini hâlis bir şekilde tutmamışsa, bir ay boyunca Allah-u Teâlâ’nın mağfiretini hak edecek bir amelde bulunmamışsa bu kişinin vay hâline. Ramazan fırsatlar dünyasıdır, fırsat zamanıdır. Allah-u Teâlâ senden şeytanı bile engelliyor. Normal zamanlarda günahın ağır bastığı bir süreçten geçerken Ramazanda bu olay tam tersine döner. Rahmetin daha çok olduğu, daha kapsayıcı olduğu, muvaffak olduğu bir aydır. Bütün güzellikler müminin lehinedir. Bu süreçte iyilikler için melekler seni zorluyor, teravihler seni zorluyor, sela seni zorluyor, ezan seni zorluyor. Bu süreçte tamamen rahmet yönü hâkim olur. Bu kadar fırsat ve imkân varken insan hâlâ Allah’ın rahmetine kavuşup kendini affettirmemişse o zaman Resulullah aleyhissalâtü vesselamın dediği gibi kişinin orucu o geçirdiği Ramazanda ona sadece açlık vermiştir. Diğer zamanda hayır ve şerrin eşit bir dönemde mücadele verirken ya da şer tarafı insanı günaha iten sebepler çok olurken Ramazan’da hayır ağır basar. Mümin bazen zaafa uğrayıp yenilebilir. Bir hadisle Peygamber aleyhissalâtü vesselam 'Bir mümin Allah’a yürürse Allah ona koşar, Allah’a bir adım atarsa Allah ona iki adım atar.' diye buyuruyor. Bu normal zamanda geçerli bir durumdur ama Ramazan ayında Allah’ın rahmetinin gazabından daha çok olduğu bir dönemdir.” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Kadir gecesi ve itikâfın hikmeti”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ramazan ayının gelmesiyle bilinç ve şuurun yükseldiğini söyleyen Çiçek, “Ramazanın diğer bir güzelliği de Kadir Gecesi’dir. Bu gece diğer tüm gecelere göre daha çok mana ve değer yüklemiştir. Nasıl yaşamımızda fırsat ve kampanya zamanı olursa Kadir Gecesi de bu şekilde bir fırsat kampanyasıdır. Allah-u Teâlâ bin aydan daha hayırlı bir gecede seni kapısına çağırıyor. Bizler de bugünü diğer bir gün gibi geçirirsek, bizim için bir anlam ifade etmezse, hadisin tabiriyle kınayacak tek kişi kendi nefsidir. Normal zamanlarda ibadet toplum içinde zayıflamışken Ramazan ayında toplumsal bilinç ve şuur yükseliyor. Muzip günahkârlar dahi Ramazan ayında kendine geliyor. Biraz da kendine dikkat ederek namaz kılmaya yöneliyor. Birçok insan zekâtını bile bu Ramazan döneminde veriyor. Ramazanda toplumsal bir dilin şuuru yüksek olduğu hâlde Ramazan’dan uzak durmak, Allah’a yönelmek ve yaptığı günahlardan uzak durmak daha da elverişli hâle geliyor. Bir kişi bu zaman diliminde bile her şey onun lehine olduğu hâlde kendisini affettirmemesi büyük bir talihsizliktir. Normal zamanlarda kişiyi tevbe edeyim dediği zaman insanlar onu kınayabiliyor. Özellikle Ramazanın içinde Kadir Gecesi’nin bulunması büyük bir hikmettir. Yirmi gün boyunca sanki antrenman yapılıyor sonra gidip itikâfa giriliyor. Ve itikâf ibadeti de ihmal edilmemesi gereken bir ibadettir. Resulullah Ramazanın son on gününde geceleri hanımlarıyla değil mescitte ibadetle geçirirdi. Ramazanda yaptığımız sahur, iftar, Kur’an okuma ve fazladan ibadet etme aslında insana bir niyet ve bilinç veriyor. Özellikle son günlerde resmen Allah’ın huzuruna çıkıyoruz. Kişi Rabbinden dolayı gün içinde şehvetten, yemeden içmeden Allah için vazgeçerek imsak gibi bir vakitte dahi Allah ile buluşma fırsatı elde ediyoruz. İtikâfın günlerinde daha temiz daha arınmış olmanın final gecesi de Kadir Gecesi’dir.” ifadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Tevbe kapısı her zaman açıktır”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Gençlerin daha gençsin tevbe kapısı açıktır, hayatını yaşa algısından kopması gerektiğini ifade eden Çiçek, “Allah-u Teâlâ Kadir Gecesi’nde mağfiret kapılarını açıyor. Belki herhangi bir günahımız olmasa dahi kişi Kadir Gecesi’nde bir taraftan arınırken bir taraftan tevbe ederek kendine yeniden bir yön belirliyor. Kadir Gecesi bazı rivayetlerde Ramazanın tümünde arayın, bazı rivayetlerde son on gününde arayın, bazı rivayetlerde ise tekli gecelerde arayın diye belirtiliyor. Nisa Suresi’nde Allah-u Teâlâ tevbenin hangi bilinçle ve nasıl yapılacağını bize bildiriyor. Günümüzde insanlarımızın düştüğü en büyük hatalardan birisi de 'Sen daha gençsin hayatını yaşa nasıl olsa tevbe kapısı açıktır.' yanılgısıdır. Günahın serbestiyetini yapan bir kişi hitamını tevbe ile yapmıyor. Sebebi kişi kendine günah işleyebilme fırsatı vermesidir. Ayet-i kerimede günahlarını biriktirip ne zaman ki can kıkırdak kemiğine dayandığı zaman tevbe ederim diyenlerin tevbesini kabul etmeyeceğini belirtiyor. Peki kimlere tevbe vardır? Bir müminin günlük hayatında Allah-u Teâlâ’ya karşı bir kusur eksiklik hissettiği anda Cenab-ı Hakk’a yönelme duygusudur. Kişi bir cahillikle nefsine yenilerek, arkadaşlarına yenilmesi, kaza olarak herhangi bir günaha girmişse hemen ardından tevbe ederse, pişman olursa bu kişinin tevbesi kabul edilir. Bir mümin günah işlediği zaman Allah-u Teâlâ meleklere hemen yazmamasını, akşama kadar beklemesini veyahut uyuyana kadar beklemesini ister. Veyahut geceleyin herhangi bir günah işlemiş ise meleğe hemen yazma, belki sabah tevbe eder diye mühlet veriyor. Tevbe sadece Ramazanla alakalı bir durum değildir. Ramazan ekstradan fırsat zamanıdır. Bir müminin Ramazan ayında tevbesiz çıkması onun için bir çöküştür. Ramazan ayı müminlerin hesabını Allah ile toparlama ayıdır. Bugüne kadar hesabını kiminle yaptın, niçin yaptın, niçin ibadet ettiğini bilerek bir hesap verme zamanıdır. Ve bütün bu amellerimizin hangi niyet üzerinde inşa edildiğini Allah’a sunma ayıdır. Ben bugüne kadar orucumu hangi amaçla tuttum? Kilo vermek için mi, ekonomi tasarrufu için mi, millet bana laf etmesin diye toplum içinde olduğum için mi oruç tuttum? Niyetlerimizin hâlis olması şuuruna varmamızdır. Tevbenin ana çerçevelerinden bir tanesi kişi kendi niyetinin sorgulamasıdır. Ve son güne kadar 'Allah’ım kendi kusurlarımı, ayıplarımla senin için bu amelleri yaptım.' diyerek hesabını senden umarak bütün amellerimize yaymaktır.” dedi. </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/muftu-cicek-ramazan-firsat-ayidir-gafletle-gecirilmemeli</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/muftu-cicek-ramazan-firsat-ayidir-gafletle-gecirilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="18539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özer: Müslümanlar, Kudüs'ün hürmetinin ihlal edilmesine karşı mutlaka ses vermeli]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ozer-muslumanlar-kudusun-hurmetinin-ihlal-edilmesine-karsi-mutlaka-ses-vermeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ozer-muslumanlar-kudusun-hurmetinin-ihlal-edilmesine-karsi-mutlaka-ses-vermeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatmasına dair konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Sekreteri Muhammed Özer, "Müslümanlar, Kudüs'ün hürmetinin ihlal edilmesine karşı mutlaka ses vermelidir. Eğer suskunluk devam ederse Yahudiler, zaten altını oyduğu Mescid-i Aksa'yı pervasız bir şekilde yıkarak yerine Süleyman Mabedi'ni inşa etmek için cesaret bulurlar." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>İşgal rejimi ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırıların ardından siyonistler, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ile El-Halil kentinde bulunan Harem-i İbrahim Camii'nin güvenlik gerekçesiyle ibadete kapattı.</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Yaşanan savaş durumu nedeniyle her ne kadar bu konu çok gündem olmasa da aslında işgalcilerin yıllardır hayalini kurduğu projelerini hayata geçirmek adına bir fırsat olarak görülüyor ve dünya Müslümanlarının bu meseleye mutlak manada tepki göstermeleri gerekiyor.</span></span></span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span><span><span>Bu durum, aynı zamanda 1967'de Kudüs'ün işgal edilmesinden bu yana ilk kez Ramazan ayında Mescid-i Aksa teravih namazı ve itikaf ibadetine kapatılmış oldu.</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasına ilişkin İLKHA muhabirine konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Sekreteri Muhammed Özer, "Siyonist rejim, Filistin topraklarını işgal ettiği günden itibaren hedefine Mescid-i Aksa'yı ve Kudüs'ü koymuştur. Orayı yıkmak ve yerine Süleyman Mabedi inşa etmek gibi bir amacı var. Bu amacını gerçekleştirmek için gün gün hedefine doğru yürüyor. Özellikle Aksa Tufanı sonrasında Kudüs'e yönelik ciddi hürmetsizlik, ihlaller yapıldı. Yahudiler avluya kadar girdi ve ara ara namaz kılınmasına engel olmaya çalıştılar ama tamamıyla engel olamadılar. Yahudilerin özellikle Mescid-i Aksa'nın sahasına girmesi, hürmetini ihlal etmeleri Aksa Tufanı sonrasından yoğun bir şekilde yaşandı. Son bir hafta 10 gündür ise tamamen ibadete kapatılmış durumda." diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>

<p><span><span><span><span><span>Özer, "Siyonist rejimin İran'a saldırısı bahane edilerek camiyi kapattı. Bu manada artık bu son noktadır. Müslümanların Yahudilerin saldırganlığına, Kudüs'ün hürmetinin ihlal edilmesine karşı mutlaka ses vermeli, karşı çıkmalıdır. Eğer suskunluk devam ederse Yahudiler, zaten altını oyduğu Mescid-i Aksa'yı pervasız bir şekilde yıkarak yerine Süleyman Mabedi'ni inşa etmek için cesaret bulurlar. Bu vesileyle; Müslümanların Dünya Kudüs Günü'nü vesile ederek bu konuda seslerini yükseltmeli, Yahudilerin işgaline karşı her fırsatı vesile ederek karşı çıkmaları gerekir." şeklinde konuştu</span></span>.</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ozer-muslumanlar-kudusun-hurmetinin-ihlal-edilmesine-karsi-mutlaka-ses-vermeli</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/ozer-muslumanlar-kudusun-hurmetinin-ihlal-edilmesine-karsi-mutlaka-ses-vermeli.JPG" type="image/jpeg" length="12858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukat Harmancı: Rıza dışı aşı uygulamaları anayasanın 17. maddesini ihlal ediyor]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/avukat-harmanci-riza-disi-asi-uygulamalari-anayasanin-17-maddesini-ihlal-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/avukat-harmanci-riza-disi-asi-uygulamalari-anayasanin-17-maddesini-ihlal-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde kamuoyunda tartışılan ‘topuk kanı’ uygulaması ve aşı konusunu hukuki boyutlarıyla değerlendiren Avukat Fatma Aba Harmancı, ebeveyn rızası olmadan yapılan tıbbi müdahalelerin anayasal haklar çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Şanlıurfa’da Avukat Fatma Aba Harmancı, yenidoğan bebeklerden alınan ‘topuk kanı’ uygulaması ve aşı tartışmalarına ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulundu.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Topuk kanının yenidoğan tarama programı kapsamında bebeklerden alınan birkaç damla kanla bazı hastalıkların erken teşhis edilmesini amaçlayan bir tarama testi olduğunu belirten Harmancı, bu kan örneğinin genellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk 48 saat içinde alındığını ve taburcu olduktan sonra sağlık kuruluşlarında tekrar alınabildiğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Son dönemde toplumda topuk kanı ve aşı uygulamalarına yönelik tartışmaların arttığını belirten Harmancı, bazı ailelerin bu uygulamaların gerekliliğini sorguladığını ve bu durumun sosyal medyada geniş bir tartışma alanı oluşturduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Anayasanın 17’nci maddesine dikkat çeken Harmancı, bireyin vücut bütünlüğünün korunmasının temel bir hak olduğunu belirterek “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmünün bulunduğunu hatırlattı.</span></span></p>

<p><span><span>Harmancı, ebeveynlerin bilgilendirilmesinin ve rızalarının alınmasının tıbbi müdahalelerde önemli bir hukuki unsur olduğunu belirterek, ailelerin bilgilendirilmesi sonrasında rıza göstermeleri durumunda tıbbi işlemlerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Toplumumuzun büyük bir kesimi artık aşıya olan güvenini yitirmiş durumda”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Aile rızası olmadan yapılan aşıların ve alınan topuk kanının hukuka aykırı olduğunu belirten Harmancı, “Topuk kanı bir tarama programıdır. Aslında bebekler ilk doğduğunda topuklarından alınan birkaç damla kan ile bazı hastalıkların olup olmayacağı ile alakalı yapılan bir tarama testidir. Bu kan, bebek ilk doğduğu anda 48 saat içerisinde alınması gereken bir kan örneğidir. Taburcu olduktan bir iki hafta sonra tekrar sağlık kuruluşuna getirilerek 2 topuk kanı örneği alınır. Son zamanlarda yapılan tartışmaların neticesinde topuk kanı alınmasına gerek var mı diye sorulmaya başlandı. Böyle bir soru karşısında aileler araştırmaya başlayınca buna gerek olmayacağını, yapılsa bile sonuçların sağlıklı olmayacağına kanaat getirdiler. Bu tepkiler çıktıkça bir kesim kendilerini aşı karşıtı olarak göstermeye başladı. Sosyal medyada da birçok topluluk kendini bu şekilde göstermeye başladı. Hal böyle olunca toplumumuzun büyük bir kesimi artık aşıya olan güvenini yitirmiş durumda. Durum böyle olunca sağlık çalışanları bu konuya fazlaca el atmaya başladı ve davalar açılmaya başlandı. Akabinde ise zorunlu aşı yapılması için kanun teklifleri sunuldu. Anayasanın 17. maddesi şöyle bir hükümle karşımıza çıkmaktadır: Her bireyin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığını korumaya ve geliştirmeye hakkının olduğu 1. fıkrada ifade edilmiştir. 2. fıkrada ise bu kanun metni daha fazla detaylandırılmış ve şöyle bir ibare eklenmiştir: ‘Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.’ Yani ebeveynin ve vasinin rızası olmadan hiçbir şekilde kan alınamaz, hiçbir şekilde tıbbi müdahalede bulunulamaz. Buradaki temel faktör rızanın alınmasıdır. Rızanın alınabilmesi için hekimlerin öncelikle bilgilendirme yapması lazım. Topuk kanını hangi sebeplerden dolayı aldıklarını ve uygulanan aşıları hangi sebeplerden dolayı uyguladıkları konusunda bilgilendirmesi gerekir. Bu konuda tatmin olan ebeveynler rıza gösterip onaylayabilir. Onay verildikten sonra kan alınır ve aşı yapılabilir. Bunun dışında yapılan bütün müdahaleler hukuka aykırı müdahale olarak kabul edilecektir.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Zorunlu olan tek aşı çiçek aşısıydı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Çiçek aşısı dışında diğer aşıların yapılmasında zorunluluk olmadığını belirten Harmancı, “Anayasanın 17. maddesinde belirtilen istisnai durumlar; tıbbi zorunluluk hâli ve kanuni hüküm ile kanuni zorunluluk hâlinin belirtildiği durumlardır. Topuk kanının alınmasına müsaade etmeyip dava açılan aileler için dayanak olarak gösterilen iki tane kanunumuz var. Bunlardan ilki 1930 yılında çıkartılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’dur. Fakat bu kanunda zorunlu olarak belirtilen aşı sadece çiçek aşısıdır ve şu anda bunun uygulanırlığı yoktur. Bunun dışındaki aşılar için zorunluluk arz edilmemektedir. 57. maddede aynı zamanda bildirim ve zorunlu hastalıklar sıralandırılmıştır. Bu hastalıklar bulaşıcı hastalık olarak tespit ediliyorsa ilgili mercilere bilgilendirme yapılması gerekir. Aynı zamanda bu hastalıkların 72. maddede nasıl tedavi edileceği de belirtilmiştir. Hasta olanlara ve hastalığa maruz kalanlara bir dizi tedavi uygulanacağı 72. maddede belirtilmektedir. Zorunlu olan tek aşı çiçek aşısıydı ve diğer zorunlu olarak gösterilen aşıların rıza gösterilmediği takdirde hiçbir şekilde yapılamayacağı maddede belirtilmiştir. Dayanak olarak Çocuk Koruma Kanunu gösterilmiştir. Bu da şu şekilde ifade edilmektedir: Bu kanun, korunmaya ihtiyacı olan çocukların korunması amacıyla mahkemeler tarafından alınabilecek çeşitli tedbirleri düzenlemektedir. Bu tedbirler arasında çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedbiri için gerekli rehabilitasyonunu içeren sağlık tedbiri bulunmaktadır. İl Sağlık Müdürlüğü topuk kanı alınmadığı için veya aşısı yapılmadığı için aileye dava açacaksa eğer, öncelikle tedbir uygulatması gerekir. Bu tedbir de Çocuk Koruma Kanunu’nda belirtilen sağlık tedbiridir.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Rıza dışı aşı uygulamaları anayasanın 17. maddesini ihlal ediyor”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Mahkeme’de emsal karar olarak gösterilecek iki kararın olduğunu dile getiren Harmancı, “Bu konuyla alakalı örnek olarak şöyle bir kararımız var: Anayasa Mahkemesinin yayımlamış olduğu ve bundan sonra yayımlanacak olan kararlarda emsal karar olarak gösterilebilecek Muhammed Ali Bayram kararı. Bu kararda sağlık tedbiri ifadesinin ebeveyn rızası olmadan çocuğun vücut bütünlüğüne müdahale edilebilecek durumların yeterince açık, belirli ve öngörülebilir bir şekilde tanımlanması açısından her zaman anayasanın aradığı kanunilik şartını karşılamayabileceği belirtilmiştir. Buna benzer bir Anayasa Mahkemesi kararı daha vardır: Halime Sare Aysel kararı. Bu iki kararda da aşılar için farklı bir değerlendirme, topuk kanı için farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Topuk kanı için şöyle ifade edilmektedir: Uygulamasının yasal temelini incelerken Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 3 ve 151. maddeleri ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun 3. maddesi gibi genel halk sağlığı ve çocuk sağlığını korumaya yönelik düzenlemeler yeterli bir kanuni temel olarak kabul edilmiş ve bu uygulamaların anayasanın 17. maddesini ihlal etmediği sonucuna varılmıştır. Bu aşıların ebeveyn rızası hilafına zorunlu olarak uygulanabilmesi için anayasanın aradığı açıklıkta bir kanuni dayanak sağlamadığı belirtilmiş ve bu nedenle rıza dışı aşı uygulamalarının anayasanın 17. maddesini ihlal ettiğine hükmedilmiştir. Yani topuk kanı için anayasanın 17. maddesi ihlal edilmiş olmuyor ama zorunlu aşılar için ihlal edilmiş kabul ediliyor. Anayasa Mahkemesi böyle iki ayrıma gitmiştir. Yine Yargıtay kararları da incelendiğinde bu iki karara atıfta bulunmaktadır.” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Uygulamada da bir sıkıntı olduğu görülüyor”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bilgilendirme amaçlı topuk kanı uygulamasını ve süreçte yaşanacakları anlatan Harmancı, “Bilgilendirme amaçlı anlatacak olursak Ahmet ile Fatma'nın bir bebeği oldu diyelim. Hastanedeler ve hemşire gelip ‘Bizim bebeğinizden topuk kanı almamız gerekiyor.’ diye bilgilendirmeye başladı. Ahmet ve Fatma buna rıza göstermedi ve itiraz etti. Dolayısıyla bu durum Aile Sağlık Merkezine bildirildi. Aile Sağlık Merkezi aileyle irtibata geçer ve topuk kanının alınması için gerekli bilgilendirmeyi yapar. Bu topuk kanının hangi hastalıkları teşhis edeceği, bulguların neler olacağı ve önemi hakkında aile bilgilendirilmeye çalışılıyor. Buna rağmen Ahmet ile Fatma itirazda bulundu ve topuk kanı reddinde bulundu. Bu durumda Aile Sağlık Merkezi durumu ilgili müdürlüklere bildirecek. Eğer ilgili müdürlük gerek duyarsa bu sefer durum yargıya intikal edecek. Bu konuyla alakalı özellikle medyaya yansıyan bir davamız vardı, hatırlarsanız Adana'da bir çocuğa kayyum atanmıştı ve aile fazlaca bu duruma sitem etmişti. Şu anda bu dava hâlâ devam ediyor. Öncelikle orada açılan davanın gerekçesine bakacak olursak Adana Cumhuriyet Başsavcılığı topuk kanı verilmemesini aile içi şiddet olarak değerlendiriyor. Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin 1. fıkrası gereği aileye karşı vazifelerin ihmal edilmesi olarak değerlendirmiş ve bu çerçevede 6. Sulh Hukuk Mahkemesinden çocuk için kayyumluk kararı istenmiştir. Aile de mecburen kendi ailesinden birini kayyum olarak atamıştır. Süreç biraz sancılı görünüyor. Aileler korkuyor; acaba yargıya taşınır mı, kayyum atanırsa ne olur, çocuklarımız ellerimizden alınır mı diye. Fakat böyle bir durum söz konusu değil. Bu durumda bundan önceki dönemlerde topuk kanı vermeyen veya aşı yaptırmayan ailelerin durumu ne olacak? Her an kapımız çalınıp bu konuyla alakalı dava açılacak korkusuyla mı yaşayacaklar? Yani uygulamada da bir sıkıntı olduğu görülüyor. Bazı ailelere dava açılırken bazı ailelere dava açılmadığı görülüyor veya aynı davanın bir mahkemenin verdiği kararı farklı bir mahkeme vermeyebiliyor. Uygulamada bu aksaklıklar sıkça görülmeye başlandı. Hal böyle olunca kanunilik ilkesine uygun bir şekilde bunu yasalaştırmak istediler.” ifadelerine yerverdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Topuk kanı vermek istemeyen ailelere baskı yapılıyor”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Meclise sunulan yeni bir yasa tasarısı olduğunu ve bu yasanın zorlayıcı olduğunu ifade eden Harmancı, “Yasa tasarısının ismi Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Koruma Kanunu teklifi. Bunun maddelerine baktığımız zaman gerçekten iç karartıcı ve zorlayıcı maddeler var. Özellikle bu maddelerden birkaç tanesine değinmek istiyorum. Bu kanunla beraber çocuklarımıza zorunlu aşı yaptırılacaktır; kullanılan ifade bu. İkinci madde olarak bu aşılarla ilgili çalışmaların Dünya Sağlık Örgütü ve kurul tavsiyeleri doğrultusunda bakanlık tarafından yürütüleceği belirtiliyor. Yaptırımlar bölümü gerçekten çok korkunç. Aşı yaptırılmayan çocuklar artık okula gidemeyecek. Aşı yaptırmayan çocukların ebeveynleri 150.000 TL idari para cezası ödeyecek. Burada en önemli maddelerden biri çocuğun eğitim hakkının elinden alınacak olmasıdır. Peki bu çocuk aşı yaptırılmadı ve sağlıklı bir çocuk; yine de aynı şey geçerli olacak mı? Bunun gibi açıklar kanunda var. O yüzden kabul edilmemesi gereken bir yasadır kesinlikle. Aşı itirazında bulunan ve topuk kanı vermek istemeyen ailelere baskı yapılıyor. Bununla alakalı ailelerin ret formu doldurması isteniliyor. Tıbbi bir müdahalede bulunulacaksa eğer öncelikle aydınlatılmış onam metni alınması gerekiyor. Aydınlatılmış onam metni; ‘Biz tıbbi bir müdahalede bulunacağız ve bu müdahalenin sonucunda şunlar şunlar olacak, bunun dahilinde gelişebilecek komplikasyonlar ve hastalığınız bunlardır.’ şeklinde bir dizi bilgilendirmeyi içerir. Eğer bunu kabul ediyorsanız biz bu tıbbi müdahaleyi uygulayalım şeklinde onaylı bir form veriliyor hastaya. Hasta bunu imzalamak zorunda değil. İmzaladığı takdirde bu, hekim açısından büyük bir ispat külfeti olur. Tıp hukukunda esas olan tüm müdahalelerin hukuka uygun olmasıdır. Hukuka uygunluk da yazılı belgelerin alınması ile olur. Ailelere bu yüklemeleri neden yapıyorlar? İleriki süreçte yaşanabilecek herhangi bir hukuki süreçte ellerinde sağlam bir belge olması için buna başvuruyorlar. Eğer bununla alakalı sağlık personelleri sizi rahatsız ediyorlarsa siz kendiniz aşı itirazında bulunduğunuza dair bir belge imzalayıp götürüp sunabilirsiniz.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Bu tarama testi kesin tanı yöntemi değildir”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Kesin tanı sunmayan uygulamaların zorla yaptırılmasının ne kadar mantıklı olduğunu soran Harmancı, “Önünüze sundukları form gerçekten çok tehlikeli. Bu formu doldurmak gibi bir zorunluluğunuz yok. Fakat formu doldurmak yerine kendiniz aşıyı ve topuk kanını kabul etmediğinizi belgeleyip imzalayıp sunabilirsiniz. Buna rağmen hâlâ sizi arayıp rahatsız ediyorlarsa bu durumda sükuneti bozma suçu gerçekleşiyor ve onları bundan dolayı dava edebiliyorsunuz. Aydınlatma formunda anlatılmayan ayrı bir husus daha var, özellikle buna değinmek istiyorum. Yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı bir formdur. Bu formun 15. sayfasında aile bilgilendirilirken anlatılması gereken hususlardan biri de şu olduğu ifade edilmektedir: Bilgilendirmede aileye söylenilmesi gerekenler nelerdir? Taranan hastalıkların adı, taranan hastalıkların bebek açısından önemi, neden kan örneği alınarak taramanın yapıldığı, tarama testinin hastalık kuşkusunu gösterdiği ve kesin tanı yöntemi olmadığının anlatılması gerekir. Bu tarama testi kesin tanı yöntemi değildir. Kesin tanı yöntemi olmayan bir şeyin zorlama bir şekilde yaptırılması sizce doğru mu ve bu kanun ilkesine uygun mu? Bu yüzden belirtilen ifadelere dikkat etmeniz gerekiyor ve formunuzu kendi elinizle hazırlamanız gerekiyor. Hiçbir sorumluluk kabul etmeyecek şekilde hazırlamanız gerekir; çünkü bütün sorumluluğu sizlere yüklüyorlar. Diyelim ki süreç içerisinde size karşı bir dava açıldı. Belirtmiş olduğumuz Anayasa Mahkemesinin düşüncesi nedir? İki tane Anayasa Mahkemesi örneğini ben sundum, bunları dosyalarınıza ekleyebilirsiniz. Bu süreçten hiç korkmayın. Madem sağlığı için bu sürece girdiniz, bu konuda rahatsız olacağınız bir boyut yaşamayacaksınız. Hiç kimse zorla çocuğunuzu elinizden alıp aşılatamaz, hiç kimse zorla çocuğunuzdan kan alıp örnekler ve testler yapamaz. Umarım devletimiz bu konuda yararlı ve olumlu düzenlemeler gerçekleştirir. Bu konuda umutluyum, inşallah.” dedi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/avukat-harmanci-riza-disi-asi-uygulamalari-anayasanin-17-maddesini-ihlal-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/avukat-harmanci-riza-disi-asi-uygulamalari-anayasanin-17-maddesini-ihlal-ediyor.JPG" type="image/jpeg" length="72206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından minik kalpleri bekleyen tehlikelere karşı önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/uzmanindan-minik-kalpleri-bekleyen-tehlikelere-karsi-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/uzmanindan-minik-kalpleri-bekleyen-tehlikelere-karsi-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de her yıl 15 ila 18 bin çocuğun kalp hastalığıyla doğduğunu belirten Prof. Dr. Özlem Elkıran, ailelerin çocuklardaki belirtilere karşı dikkatli olması gerektiğine dikkat çekerek, kalp hastalıklarında erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Elkıran, çocuklarda kalp hastalıklarının belirtileri, erken tanının önemi ve ailelerin dikkat etmesi gereken durumlar hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Her yıl 15 bin ile 18 bin çocuk kalp hastalığıyla doğuyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Çocuklarda kalp hastalıklarının sanılandan daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Özlem Elkıran, "Çocuklarda kalp hastalığı ülkemizde oldukça sık görülüyor. Her 100 canlı doğumdan bir tanesinde kalp hastalığı var. Yani bu ne demek? Ülkemizde her yıl 15 bin ile 18 bin çocuk kalp hastalığıyla doğuyor. Bu kalp hastalıklarının dörtte biri yani yaklaşık yüzde 25'i ciddi problemleri kapsıyor. Yani bu çocukların dörtte birinde yaşamın ilk haftaları ya da aylarında acil müdahale etmek gerekebiliyor. Bir kısmı ise zaman içinde yavaş yavaş bulgu verebiliyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Bazı kalp hastalıkları doğumdan sonra da ortaya çıkabiliyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bazı kalp hastalıklarının doğumdan sonra geçirilen enfeksiyonlarla da ortaya çıkabildiğini ifade eden Elkıran, "Bir kısmı da çocukların doğumdan sonra normal olabiliyor ama geçirilen bazı enfeksiyonlarla kalp kası hastalıkları, kalp kapak tutulumları olarak kalp hastalıkları gündeme gelebiliyor. Bu nedenle hem ailelerin hem de öğretmenlerin bu konuda oldukça dikkatli olması gerekiyor." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Morarma, hızlı nefes alma ve emmede zorluk önemli belirtiler"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Çocuklarda kalp hastalıklarının farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğinin altını çizen Elkıran, şu ifadeleri kullandı:</span></span></p>

<p><span><span>"Özellikle bazı bebekler ilk günlerden itibaren morarmayla, hızlı nefes alıp vermeyle, emmede zorlukla bulgular verebiliyorlar. Bazı çocuklar ise daha ileri yaşlarda bazı bulgularla karşımıza gelebiliyorlar. Örneğin bir çocukta beslenirken çabuk yorulma varsa, dili dudağı morarıyorsa, emerken çabuk yoruluyorsa, başı terliyorsa, göğüs ağrısı tarif ediyorsa özellikle oynarken, oyundan geri kalıyorsa arkadaşlarının yanında, bayılması varsa, göğüs ağrısına eşlik eden çarpıntı varsa, bunlara son derece dikkat etmemiz gerekiyor."</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Bazı belirtiler aileler tarafından gözden kaçabiliyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/28abd155-30b6-4cb9-8926-3f7d8047b2fe.jpg" width="1366" /></strong></span></span></p>

<p><span><span>Çocuklarda kalp hastalıklarının geç fark edilmesinin bazı nedenleri olduğunu belirten Elkıran, "Çocuklarda kalp hastalıkları geç fark edilmesinin birkaç nedeni var. Bir tanesi çocuklarda çok fazla ciddi kalp hastalığı olduğunu düşünmeyebiliyoruz. Bir de çocuklar çok enerjikler. Erişkinlere göre daha enerjileri fazla. Bu nedenle aileler bazen 'çocuktur çok koştu yoruldu' diyerek bu bulguları geçiştirebiliyor. En sık gözden kaçan belirtiler çabuk yorulma, çarpıntı, göz kararması, bayılacak gibi olma, bayılma, kilo almada gerilik, emerken çabuk yorulma gibi bulgulardır." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Şişlik, halsizlik ve gelişme geriliği de belirti olabilir"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Kalp hastalıklarının yeni doğan döneminden itibaren görülebileceğini ve bazı belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Elkıran, "Eğer yeni doğan bir bebek morarıyorsa, özellikle dilde ve dudakta morarma varsa, emerken çok çabuk yoruluyorsa, kilo alamıyorsa, sık sık zatürre ya da bronşit geçiriyorsa, göğüs ağrısı, çarpıntı veya bayılma varsa mutlaka bir çocuk kalp doktoruna başvurmak gerekiyor. Ayrıca gözlerde ya da bacaklarda şişlik, halsizlik, solukluk, gelişmenin yaşıtlarından geri kalması gibi durumlar da önemli belirtiler olabilir." diye konuştu.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><strong>"Çocuk kalbi erişkin kalbinin küçüğü değildir"</strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/18fbb046-1483-4c38-8748-0610a845dd94.jpg" width="1366" /></strong></span></span></p>

<p><span><span>Çocuk kardiyolojisinin ayrı bir uzmanlık alanı olduğuna dikkat çeken Elkıran, "Çocuk kalp uzmanlığı erişkin kalp uzmanlığından çok farklıdır. Bu ayrı bir ihtisas dalıdır. Çocuk kalbi büyük kalbinin küçük hali değildir. Çocuklardaki kalp hastalıkları erişkinlerden çok farklı olabilmektedir. O nedenle çocuklarımızda bu bulgular varsa mutlaka bir çocuk kalp hekimine götürülmesi gerekir." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Kalp üfürümlerinin çoğu masumdur"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Çocuklarda sık duyulan kalp üfürümleri hakkında da bilgi veren Elkıran, "Kalp üfürümü aslında çocuklarda çok sık duyulan bir bulgudur. Hekimler steteskopla çocukların kalbini dinledikleri zaman çoğu zaman üfürüm duyarlar. Bu üfürümlerin büyük bir kısmı masum üfürümdür. Yani kalpte herhangi bir sorun yoktur. Ancak bazı üfürümler ciddi kalp hastalıklarının belirtisi de olabilir. Bu nedenle üfürüm duyulan her hastanın mutlaka bir çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmesi gerekir." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Kalp hastalıkları anne karnında tespit edilebiliyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Günümüzde kalp hastalıklarının erken dönemde tespit edilebildiğini belirten Elkıran, "Fetal ekokardiyografi dediğimiz yöntemle anne karnında bebeğin kalbini ultrasonla inceleyerek 18. haftadan itibaren kalpte bir problem olup olmadığı değerlendirilebiliyor. Böylece doğum planlaması ve gerekli hazırlıklar önceden yapılabiliyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Ailede kalp hastalığı varsa risk artıyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ailede kalp hastalığı bulunmasının önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Elkıran, şu bilgileri paylaştı:</span></span></p>

<p><span><span>"Ailede kalp hastalığı olması çocuklarda kalp hastalığı gelişmesinde önemli bir risk faktörüdür. Annesinde, kardeşlerinde veya ailede kalp hastalığı olan çocuklarda risk normal topluma göre en az yüzde 15 artar. Bu nedenle bu çocukların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir."</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Spor yapan çocukların kalp taraması yapılmalı"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bazı kalp hastalıklarının egzersiz sırasında ortaya çıkabileceğini söyleyen Elkıran, "Spor yapan çocuklarda kalp taraması son derece önemlidir. Çünkü bazı kalp hastalıkları sporla ve egzersizle bulgu verir ve ani ölüme yol açabilir. Bu nedenle spor lisansı öncesinde çocukların mutlaka bir çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmesi gerekir." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Obezite çocuklarda kalp hastalıklarını artırıyor"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Günümüzde beslenme alışkanlıklarının değişmesinin kalp sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Elkıran, "Hareketsiz yaşam, paketli gıdalar, katkı maddeleri içeren besinler, enerji içecekleri ve gazlı içeceklerin tüketiminin artması kalp ritim bozukluklarına ve bazen ani ölümlere yol açabiliyor. Sedanter yaşam, tablet ve telefon bağımlılığı, fast food ve yüksek kalorili besinler obezite riskini artırıyor. Obeziteyle birlikte yüksek tansiyon, damar tıkanıklıkları ve kalp hastalıkları çocuklarda da görülmeye başladı." diye konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Erken tanı çocukların hayatını kurtarabilir"</strong></span></span></p>

<p><span><span><strong><img alt="" height="910" src="https://ilkha.com/upload/img/15842ad7-3ba5-45b3-b8af-9d6beba48de5.jpg" width="1366" /></strong></span></span></p>

<p><span><span>Kalp hastalıklarında erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Elkıran, "Çocukların kalp hastalıklarında tanıyı erken koymak son derece önemlidir. Çünkü bazen tanı geç konulursa geri dönüşümsüz sonuçlara yol açabiliyor. Ameliyat şansı kaçırılabiliyor veya çocuğun tüm hayatını etkileyen kalıcı problemler ortaya çıkabiliyor." dedi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>"Bu belirtiler varsa mutlaka doktora başvurun"</strong></span></span></p>

<p><span><span>Elkıran, son olarak ailelere şu uyarılarda bulundu:</span></span></p>

<p><span><span>"Eğer çocuğunuzda beslenme zorlukları, emerken yorulma, sık akciğer enfeksiyonu geçirme, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma, bayılacak gibi olma, oyundan geri kalma ve çok çabuk yorulma gibi bulgular varsa mutlaka bir çocuk hekimine başvurmanız gerekir. Ayrıca ailede kalp hastalığı, ani ölüm öyküsü veya kilo problemi olan çocukların da mutlaka çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmesi gereklidir."</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/uzmanindan-minik-kalpleri-bekleyen-tehlikelere-karsi-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/uzmanindan-minik-kalpleri-bekleyen-tehlikelere-karsi-onemli-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="79133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ziraat mühendislerinden çiftçilere kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/ziraat-muhendislerinden-ciftcilere-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/ziraat-muhendislerinden-ciftcilere-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa’da bu yıl etkili olan yoğun yağışların tarımsal üretime hem fayda hem de zarar getirebileceğini belirten ziraat mühendisleri, çiftçilere önemli uyarılarda bulundu. Uzmanlar, özellikle hububat tarlalarında hastalık riskine karşı bilinçli ilaçlama yapılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Bu sene yağışların yüksek olması tarım ürünlerine faydalı olmakla birlikte ciddi zararları da beraberinde getireceğini vurgulayan ziraat mühendisleri, dikkatli olunması konusunda çiftçileri uyardılar. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Yüksek Tarım Mühendisi Yakup Denizedalan ve Ziraat Mühendisi Ömer Denizedalan, kritik uyarılarda bulundu.</span></span></p>

<div class="embeddedContent oembed-provider- oembed-provider-youtube" data-align="none" data-oembed="https://youtu.be/wRlLA_BS5do" data-oembed_provider="youtube" data-resizetype="noresize" data-title="https://youtu.be/wRlLA_BS5do"><iframe allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" frameborder="0" height="349" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" scrolling="no" src="//www.youtube.com/embed/wRlLA_BS5do?wmode=transparent&amp;jqoemcache=XT4ry" title="https://youtu.be/wRlLA_BS5do" width="425"></iframe></div>

<p><span><span><strong>“Hububat ürünlerinde hastalık riski arttı”</strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Yüksek Ziraat Mühendisi Yakup Denizedalan, “Bu sene Allah’a çok şükür geçen yıla oranla bölgemizde yoğun bir şekilde yağış oldu. Bundan dolayı geçen yıla oranla bitki üzerinde arazi kontrolleri yaptığımızda farklı durumlara rastlıyoruz. Yağışların yüksek olması tarlaların su alma kapasitesinin de yüksek olduğunu gösterdi. Bundan dolayı arpa, buğday ve mercimek gibi hububat ürünlerinde kök çürüklüğü, septoria, pas, sarı pas ve kara pas gibi hastalıklara rastladık. Özellikle mercimeklerde kök çürüklüğü hastalığını gördük. Sıcakların artmasıyla birlikte ilerleyen süreçte mildiyö (küfleme) gibi hastalıklarla da karşılaşabiliriz. Bundan dolayı çiftçilerimize şu öneride bulunuyorum: Çiftçilerimiz genellikle bu ayda yabancı ot ilaçlaması yapıyorlar. Ancak bu sene bu ilaçlamayı yapmadan önce ziraat mühendislerine danışıp tarla kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Bitkilerde hastalık olup olmadığı kontrol edilerek ona göre ilaçlama yapılmalıdır.” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Hububatlar yağıştan sonra hastalıklara yakalanabilir”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Çiftçilerin bilinçli şekilde tarıma yönelmeleri konusunda uyaran Denizedalan, “Buğday, arpa ve mercimek gibi ekili hububat tarlalarında yoğun yağıştan sonra mantar hastalıklarına karşı fungusit ilaçlama yapılarak hastalıklı bitkiler iyileştirilmelidir. Daha sonra yabancı ot ilaçlaması yani herbisit uygulanmalıdır. Aksi takdirde yapılan yanlış ot ilaçlaması bitkileri sarartıp kurutabilir. Havaların soğuk olması nedeniyle yabancı ot ilaçları da etkili olmayabilir. Çiftçilerimize bilinçli bir şekilde tarıma yönelmelerini tavsiye ediyorum. Çiftçilerimiz ne kadar bilinçli olursa o kadar yüksek ve kaliteli verim elde eder. Bilinçsiz tarım politikaları ve yüksek maliyet ise daha düşük ürün elde edilmesine neden olur.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Yağışlar sulama ihtiyacını azalttı”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Ziraat Mühendisi Ömer Denizedalan, “Bu sene bölgemizde oluşan bereket üzerine konuşacağız. Maşallah çok güzel kar ve yağmur yağdı. Bunun tarım üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle bölgemizde çok yetiştirilen arpa, buğday ve mercimek gibi ürünler üzerindeki etkilerini değerlendirmek gerekir. Bol yağışların faydası olduğu kadar dezavantajları da olabiliyor. Bu yıl yağış miktarının artmasıyla birlikte tarlanın su tutma kapasitesi yani ‘telbis’ oldukça yükseldi. Bu durum arpa, buğday ve mercimek üretiminde önemli bir avantaj sağladı. Geçmiş yıllarda bazı bölgelerde çiftçiler bu ürünleri sulamak zorunda kalıyordu. Ancak bu sene yağışların fazla olması nedeniyle sulama ihtiyacı oldukça azaldı. Buna rağmen aşırı yağış ve toprağın su tutma kapasitesinin artmasıyla birlikte çiftçilerimizin özellikle kök çürüklüğü ve pas hastalıklarına karşı dikkatli olmaları gerekiyor. Çiftçilerimiz mühendis arkadaşlarımıza danışarak bu yağışları kendileri için faydalı hale getirebilirler.” ifadelerine yerverdi.</span></span></p>

<p><span><span><strong>“Bahçe bitkileri için de önemli fırsat”</strong></span></span></p>

<p><span><span>Bu yılki verimli yağış toprağı yumuşatıp elverişli hale getirdiğini belirten Ömer Denizedalan, “Bahçe bitkileri dediğimiz domates, biber, patlıcan; meyvelerden ise kavun, karpuz ve salatalık bölgemizde artık yoğun bir şekilde ekilmeye başlandı. Yağışlar özellikle bu ürünler için de önemli bir anlam ifade ediyor. Özellikle bu yıl yağan kar, toprağı yumuşatarak ürünler için elverişli bir hale getirdi. Toprağın su tutma kapasitesini artırarak önümüzdeki aylarda yapılacak tarla sürümü ve gübreleme için önemli bir fayda sağladı. Çiftçilerimizden isteğimiz, bilinçli tarıma yönelerek oluşan yağışın dezavantajlarını avantaja çevirmeleridir. Günümüzde tarım teknolojileri geliştiği için mühendislerle birlikte ürünlerine daha iyi bakarak yüksek verimler elde edebilirler. Çiftçilerimiz ürünlerini çok seviyor, biz de ziraat mühendisleri olarak çiftçilerimize değer veriyoruz.” dedi.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/ziraat-muhendislerinden-ciftcilere-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/ziraat-muhendislerinden-ciftcilere-kritik-uyarilar.jpeg" type="image/jpeg" length="54822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Diyarbakır Mega Endüstri Bölgeleri Projesi'ne dahil edilmeli"]]></title>
      <link>https://www.amedhaber.net/diyarbakir-mega-endustri-bolgeleri-projesine-dahil-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.amedhaber.net/diyarbakir-mega-endustri-bolgeleri-projesine-dahil-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan mega endüstri bölgeleri projesine Diyarbakır ve bölge şehirlerinin de dahil edilmesi gerektiğini belirten Selahaddin Güneş, bunun bölgesel kalkınma açısından önemli bir fırsat olacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından duyurulan mega endüstri bölgeleri projesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği (HAKSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Selahaddin Güneş, Diyarbakır ve bölge şehirlerinin de bu projeye dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın yıl başında yaptığı açıklamayla gündeme gelen mega endüstri bölgeleri projesinin Türkiye'nin sanayi yapılanmasında önemli bir dönüşüm hedeflediğini belirten Güneş, Anadolu'da toplam 16 mega endüstri bölgesinin kurulmasının planlandığını hatırlatarak şunları kaydetti:</p>

<p>"Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır 2026 yılı başında yaptığı açıklamada Türkiye'nin sanayi yapılanmasında önemli bir dönüşüm hedefleyen yeni bir projeyi duyurdu. Resmî Gazete'de yayımlanan karara göre Anadolu'da toplam 16 mega endüstri bölgesi kurulacak. Yaklaşık 59 bin hektarlık yatırım alanını kapsayan bu bölgelerin Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat gibi şehirlerde kurulması planlanıyor. Proje genel olarak Samsun–Mersin hattı üzerinde konumlandırılmış durumda. Bu girişimin temel amacı Türkiye'de uzun yıllardır tartışılan bir soruna çözüm üretmek, sanayinin aşırı şekilde Marmara Bölgesi'nde yoğunlaşması. Türkiye'de üretimin büyük bir bölümü Marmara çevresinde sıkışmış durumda bulunuyor. Bu durum hem lojistik hem de nüfus baskısı açısından sürdürülebilir görülmüyor. Bu nedenle hükümet, sanayiyi Anadolu'nun farklı şehirlerine yayarak hem üretim kapasitesini artırmayı hem de bölgesel kalkınmayı daha dengeli hale getirmeyi hedefliyor."</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/selahaddin-g.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /><em><strong>Selahaddin Güneş</strong></em></p>

<p><strong>"Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirleri</strong> <strong>Mega Endüstri Bölgeleri Projesine dahil değil"</strong></p>

<p>"Kurulması planlanan mega endüstri bölgeleri yalnızca klasik organize sanayi bölgeleri gibi düşünülmemelidir." diye belirten Güneş, "Projenin planlanan yapısına bakıldığında oldukça kapsamlı bir sanayi ekosistemi hedeflendiği görülmektedir. Bu bölgelerin demir yolu hatlarıyla limanlara bağlanması, güçlü lojistik altyapıların kurulması, çalışanlar için modern lojman alanlarının oluşturulması ve aileler için sosyal yaşam alanlarının geliştirilmesi planlanmaktadır. Ayrıca sanayiye yönelik mesleki eğitim sağlayacak teknoloji ve sanayi kolejleri ile nitelikli iş gücü yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Tüm bunların yanında üretimin yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir sanayi ilkeleri doğrultusunda yapılması da projenin önemli unsurlarından biri olarak belirtilmektedir. Bu yönleriyle bakıldığında mega endüstri bölgeleri projesi, Türkiye'nin üretim modelini dönüştürme potansiyeline sahip büyük bir kalkınma hamlesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu büyük projenin planlanmasında gözden kaçmaması gereken önemli bir nokta bulunmaktadır: Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinin bu süreçte yeterince yer almaması." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Diyarbakır böyle bir projede mutlaka değerlendirilmesi gereken şehirlerden biridir"</strong></p>

<p>Böylesine büyük bir sanayi hamlesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinin yeterince yer almamasının önemli bir eksiklik olabileceğini vurgulayan Güneş, özellikle Diyarbakır'ın bu projede değerlendirilmesi gereken şehirlerin başında geldiğini ifade etti.</p>

<p>Güneş, "Özellikle Diyarbakır bölgenin ekonomik, demografik ve stratejik yapısı açısından böyle bir projede mutlaka değerlendirilmesi gereken şehirlerden biridir. Diyarbakır sadece tarihî ve kültürel bir merkez değil, aynı zamanda Güneydoğu Anadolu'nun en büyük ekonomik ve ticari merkezlerinden biridir. Şehir, geniş ulaşım ağı, gelişen organize sanayi bölgeleri ve güçlü ticaret geleneği ile önemli bir üretim potansiyeline sahiptir." diye belirtti.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/photo-5877527444976242560-y.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>"Mega sanayi yatırımları, bölgedeki gençler için istihdam oluşturabilir"</strong></p>

<p>Bölgenin en büyük avantajlarından birinin genç nüfus olduğunu vurgulayan Güneş, "Diyarbakır'ın en büyük avantajlarından biri ise sahip olduğu genç nüfus potansiyelidir. Türkiye'nin birçok bölgesinde yaşlanan nüfus tartışılırken, Diyarbakır ve çevre illerde genç nüfus oldukça yüksektir. Bu durum doğru yatırımlar ve doğru sanayi politikaları ile birleştiğinde büyük bir ekonomik avantaja dönüşebilir. Mega sanayi yatırımları, bölgedeki gençler için istihdam oluşturabilir ve özellikle büyük şehirlere yönelen göçü önemli ölçüde azaltabilir." dedi.</p>

<p><strong>"Diyarbakır Ortadoğu pazarlarıyla bağlantı kurabilecek stratejik bir üretim merkezi olma potansiyeline sahiptir"</strong></p>

<p>Sanayi yatırımlarının sadece belirli bir Anadolu hattında yoğunlaşmasının bazı riskler doğurabileceğini dile getiren Güneş, "Sanayinin yalnızca belirli bir Anadolu hattında yoğunlaşması ise bazı riskleri beraberinde getirebilir. Eğer yatırım teşvikleri ve büyük sanayi projeleri sadece belirli şehirlerde toplanırsa, Diyarbakır ve çevresindeki yatırımcıların da bu avantajlardan yararlanmak için yatırımlarını o bölgelere taşıma ihtimali ortaya çıkacaktır. Böyle bir durum bölgedeki mevcut sanayi girişimlerinin zayıflamasına ve yerel ekonominin daralmasına yol açabilir. Oysa Diyarbakır'ın coğrafi konumu düşünüldüğünde, şehir sadece Türkiye için değil aynı zamanda Ortadoğu pazarlarıyla bağlantı kurabilecek stratejik bir üretim merkezi olma potansiyeline de sahiptir. Bölgenin lojistik olarak Irak, İran, Suriye ve diğer komşu pazarlara yakınlığı, sanayi yatırımları açısından ciddi bir avantaj sunmaktadır. Bu potansiyelin değerlendirilmesi, Türkiye'nin ihracat kapasitesine de katkı sağlayabilir." diye belirtti.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://amedhabernet.teimg.com/amedhaber-net/uploads/2026/03/ds-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>"Bölgenin sanayi potansiyelini ortaya koyan kapsamlı projeler hazırlanmalı"</strong></p>

<p>Güneş, sözlerinin devamında şunları söyledi:</p>

<p>"Bu nedenle Diyarbakır'ın mega endüstri bölgeleri projesi kapsamında değerlendirilmesi yalnızca bölgesel bir talep değil, aynı zamanda ulusal kalkınma stratejisi açısından da rasyonel bir yaklaşım olacaktır. Böyle bir adım hem bölgesel eşitsizlikleri azaltacak hem de Türkiye'nin üretim kapasitesini daha dengeli bir şekilde yayacaktır.</p>

<p>Bu noktada önemli bir sorumluluk da bölgenin yerel aktörlerine düşmektedir. Diyarbakır'daki yerel yönetimler, ticaret ve sanayi odaları, bölge milletvekilleri ve mülki idare amirleri ortak bir vizyon ortaya koyarak Ankara ile güçlü bir iletişim kurmalıdır. Bölgenin sanayi potansiyelini ortaya koyan kapsamlı projeler hazırlanmalı ve mega endüstri bölgeleri planlamasına dahil edilmesi için aktif girişimlerde bulunulmalıdır."</p>

<p><strong>"Kalkınma politikaları ülkenin tüm bölgelerini kapsamalı"</strong></p>

<p>Güneş, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sonuç olarak Türkiye'nin sanayi yatırımlarını Anadolu'ya yayma hedefi son derece doğru ve stratejik bir yaklaşımdır. Ancak bu yaklaşımın gerçek anlamda başarıya ulaşabilmesi için kalkınma politikalarının ülkenin tüm bölgelerini kapsaması gerekir. Diyarbakır ve çevre illerin de mega endüstri bölgeleri projesine dahil edilmesi, yalnızca bölgesel kalkınma açısından değil Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik dengesi açısından da önemli bir adım olacaktır. Böylece hem yerel yatırımcılar kendi şehirlerinde üretimlerini büyütecek hem de genç nüfusun üretime katılımı artarak bölgesel kalkınma daha güçlü bir şekilde desteklenecektir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hamza Zeren</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Söz Sizde</category>
      <guid>https://www.amedhaber.net/diyarbakir-mega-endustri-bolgeleri-projesine-dahil-edilmeli</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://amedhabernet.teimg.com/crop/1280x720/amedhaber-net/uploads/2026/03/selahaddin-g.png" type="image/jpeg" length="72412"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
